Enise Malbat: Afganistan’ın durumu karşısında kadın mücadelesi globalleşmeli 2021-08-23 09:04:30     Habibe Eren   İSTANBUL - Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesiyle birlikte kadınların tedirginliklerin arttığını söyleyen gazeteci Enise Malbat, “Kadınlar 20 yıl önceki uygulamaların geri gelmesinden endişe duyuyorlar, şu anda dışarı çıkamıyorlar. Buna karşı kadın mücadelesinin globalleştirilmesi ve erkeklerin aradan çekilmesi gerekiyor” dedi.   Afganistan’da 20 yıldır süren ABD işgali sonrası askerlerin geri çekilmesi ile Taliban yönetimi ele geçirdi. Cumhurbaşkanı Eşref Gani ülkeyi terk ederken örgüt ülkede çatışmaların sona erdiğini ve savaşın bittiğini açıkladı. Tüm bu yaşananların yanı sıra Taliban yönetimi altında yaşamak istemeyen çok sayıda Afgan Kabil'deki Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı'na akın ederek ülkeyi terk etmeye çalıştı ve bu sırada çok sayıda kişi yaşamını yitirdi.   AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Kabil düşmeden önce yaptığı bir açıklamada Taliban’ın inanç noktasında ters bir yanı olmadığını ve daha iyi anlaşabileceklerini söyledi. Ülkeyi ele geçiren Taliban ise ilk açıklamasında Afganistan’ın demokrasi ile değil şeriat ile yönetileceğini savundu. Özellikle kadınlar açısından 20 yıldır devam eden Taliban tehdidi ülkenin ele geçirilmesi ile birlikte yakıcı şekilde kendisini hissettirdi. Taliban yönetimi ele geçirdiği andan itibaren kadınları kamusal alanda çalışmasını, okula gitmesini engelledi. Kuaför ve güzellik merkezleri ve dükkanlarda yer alan kadın fotoğrafları kapatıldı.   Taliban 1990'larda Afganistan’da kendisine biat etmeyen kadınları cezaevine attı, işkence etti ve katletti. Kadınların kırbaçlanması veya cezalarının meydanlarda infazı gibi cezalandırmalar kamuya açık şekilde yapıldı. Kadınlar aynı uygulamaları yaşamanın tedirginliğini duysa da çok sayıda araç ile seslerini duyurmaya ve mücadele etmeye çalışıyor.     Afganistan’ı ve “barış sürecini” yakından takip eden gazeteci Enise Malbat yaşanan son gelişmeleri ve kadınlar açısından Taliban’ın etkisini değerlendirdi.   “Afgan hükümeti ve ordusunun birlikte bir direniş cephesi kuramaması ve ABD’nin askerlerini aceleyle çekmesi nedeniyle Afganistan resmen Taliban’a teslim oldu. Bu olaylardan sonra bütün Afganistan’ın hem şehir hem kırsal merkezlerinde ciddi bir kaos hakim. Şu anda Afganistan’da yaşayan insanların resmi olarak bir devleti yok.”   * Ortadoğu’da kadınlar başta olmak üzere herkes Afganistan’daki süreci yakından takip ediyor. Uzun yıllardır Afganistan ile ilgili çalışmalar yürütmüş bir gazetecisiniz. Şu anda orada neler yaşanıyor. Taliban’ın tekrar yönetime geçmesiyle Afganistan’da ne değişti?   Taliban neredeyse Afganistan’ın tamamını ele geçirdi. Afgan hükümeti ve ordusunun birlikte bir direniş cephesi kuramaması ve ABD’nin askerlerini aceleyle çekmesi nedeniyle Afganistan resmen Taliban’a teslim oldu. Bu olaylardan sonra bütün Afganistan’ın hem şehir hem kırsal merkezlerinde ciddi bir kaos hakim. Şu anda Afganistan’da yaşayan insanların resmi olarak bir devleti yok. Cumhurbaşkanı önce Tacikistan’a kaçtı daha sonra Umman’a gitti şu an Birleşik Arap Emirlikleri’ne gittiği söyleniyor. Mevcut durumda devleti temsil edecek bir kurum, kişi; güvenliği tesis edecek herhangi bir kolluk kuvveti mevcut değil. Bu faaliyetleri askeri olarak ele geçirmiş olan Taliban fiilen üstlenmiş durumda. Dolayısıyla herkesin şu anda endişe ettiği durum; Taliban mevcut koşullarda 20 yıl önceki uygulamaları geri getirecek mi?   Taliban askeri olarak Afganistan’ı ele geçirmiş olsa da şu an sistem yerleştirebilmiş değil. Şu anda ciddi anlamda kamu düzensizliği söz konusu. Kabil’in düşmesinden sonra ilk günde herkesin endişe ettiği şeylerden biri yağma oldu. Özellikle kadınlar 20 yıl önceki uygulamaların geri gelmesinden endişe duyuyorlar. Taliban bazı vaatlerde bulundu. Bu vaatlerin henüz ne kadarını gerçekleştireceğine dair bir veri yok. Kadınlar şu anda dışarı çıkamıyorlar. Öyle bir kaos ortamı var ki kimin kime şiddet uyguladığı anlaşılamıyor. Erkekler bile dışarı çıkmaktan endişe ediyorlar.   * Afganistan’da kadınlar çok uzun yıllar mücadele verdiler ve de çok cüzi olsa da haklarını elde ettiler. Bundan sonra kadınların durumu ne olur? Bir gazeteci olarak Afganistan’ın öncesini de bilen biri olarak öngörünüz nedir?   Son bir haftadır kadınlardan yükselen tepkinin öncelikli olarak batıya yönelik olduğunu fark ettim. 20 yıldır Amerikan destekli bir hükümet Afganistan’ı yönetiyor. Bu kapsamda milyarlarca dolarlık fonlar sağlandı bu fonların önemli bir kısmının kadın ve kız çocukları için projelere aktarılması gerekiyordu ancak Afganistan hükümeti yolsuzlukla da tanınıyor. Bu kapsamda verilen fonların büyük oranını Kabil’deki yolsuzluk şebekeleri aralarında paylaştı. 2001 yılında ABD işgali sırasında kız çocukların okula gitmesi Taliban tarafından yasaklanmış olsa bile sonrasında çok iyi iyileştirme yapıldı. 2009 yılında kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yasa çıkarıldı. Bu yasa kapsamında aile müdahale birimleri özel savcılıklar hatta kadın hakimlerin bulunduğu özel mahkemeler kuruldu. Kadın hakimlerin bulunduğu mahkemeler tabi ki Afganistan toplumunun değerleri kapsamında kadınların kendini rahat ifade edebilmesi için sağlandı. Bu yasa en son Cumhurbaşkanı Gani tarafından da onaylandı ve yasa kapsamında tecavüz, zorla evlendirme, kadınların mülk edinme hakkını engelleme veya bir çocuğun, kadının eğitim hakkının engellenmesi adli suç olarak tanımlandı. Ancak bu yasa ile adalet sistemi içerisindeki bazı çevreler tarafından tepki gördü. Ama tabi ki bu durum büyük oranda engellenebildi. Afgan kadınlarının mücadelesinde gerçekten önemli bir yere sahip oldu. Şöyle de bir durum var ki, kadın örgütleri ve uluslararası hak örgütleri şimdiye kadar bu yasanın uygulanmadığına dair ciddi eleştiriler sundu.   Afganistan'da son 20 yılda kadınların iş hayatındaki, eğitim hayatındaki, medyadaki görünürlüğü daha fazla arttı. Ancak kadına yönelik şiddet konusunda kadınların hak mücadelelerin yasal çerçeve içerisinde uygulanabilme noktasında çok büyük eksikler vardı. 2008’de namus cinayeti suç olarak kabul edildi. Bu çok tartışıldı ama bu namus cinayetlerinin cinayet olarak kabul edilmesini kırsal kesimlerde soruşturma açması gereken savcılar ve mahkemeler örtbas ettiler.  Buna dair çok büyük kampanyalar yapıldı.   Taliban konusuna gelirsek; açıklamalarına baktığımız zaman şu anda eğitime olanak tanıyacaklarını belirtiyorlar. Ancak insan hakları izleme raporunda belirtildiği gibi Taliban komutanları ve sözcüleri arasında büyük bir uçurum var.   Sosyal medyada Afganistan'da kadınların mini etekli olduğu bir fotoğraf var, 1960’lı yıllara ait. Afgan kadınlarının özgür kaldıkları zaman istedikleri gibi yaşadıklarını, tercihlerinin ne kadar farklı olabileceğini gösteriyor. Bir de şöyle bir durum var: O bahsedilen dönemde sadece Kabil Üniversitesi'nde kadınlara eğitim hakkı tanınıyordu ve sadece üç fakültede sadece kadınlar için ayrılmış özel sınıflarda okuyabiliyorlardı. Afganistan'da kadınların eğitimine ve şiddete karşı uygulama ve politikalar kültürel referanslara dayandırılıyor. Bu sosyalist iktidar döneminde de böyleydi, Amerika destekli hükümet döneminde de böyleydi. Ama şimdi farkı şu; en azından kamuoyuna hesap verme durumuna sahipti. Taliban'ın böyle bir kaygısı yok. Maalesef tanıma ihtimali bulunan ülkelerin ajandalarında birinci ve ikinci maddeler arasında kadınlara yönelik uygulamalar var.   “Taliban’la Türkiye’nin fikir ayrılığının olmaması trajik bir durum olurdu. Ne mezhepsel olarak ne dini hassasiyetler olarak ne de şimdiye dek uygulamalar konusunda Türkiye’de onaylanabilmesi, kabul görmesi mümkün değil.”   * Taliban’ın içerisinde farklı ülkelerden ve farklı gruplardan militanların varlığını biliyoruz. Ulus devletlerin Taliban'a karşı stratejilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?   Taliban'ın içinde yabancı militanlar da söz konusu. Bunların çoğunluğu da Orta Asya ülkelerinden geliyor. Rusya ve Çin Taliban’ın tanıma konusunda değerlendirmelerinde kendi ulusal güvenlik stratejilerini önemsiyorlar ama daha uzak olan Fransa ve AB gibi kuruluşlardan gelen açıklamalarda kadın hakları ve kadına yönelik uygulamaların daha öncelikli tutulduğunu görüyoruz. Türkiye’den bu konuda karışık sinyaller geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabil düşmeden önce Taliban’la fikir ayrılığımız yok dedi. Bu korkunç bir açıklama. Taliban’la Türkiye’nin fikir ayrılığının olmaması trajik bir durum olurdu. Ne mezhepsel olarak ne dini hassasiyetler olarak ne de şimdiye dek uygulamalar konusunda Türkiye’de onaylanabilmesi kabul görmesi mümkün değil.   * Kimi çevreler, özellikle ABD’nin Afganistan’ı Taliban’a bırakmasındaki hamlenin aslında sıranın İran’a geldiği şeklinde yorumlanıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?   Biden yönetiminin İran’a karşı Trump’a nazaran daha sert olması bekleniyordu ama şu an öyle bir şey gerçekleşmedi. İran’a yönelik bir müdahale durumunda veya herhangi bir baskıda ABD’nin kullanacağı ilk üs Afganistan olurdu ama şu anda Afganistan'da hem askeri hem istihbari olarak ABD güçleri yok. ABD’nin Afganistan’da varlığı süresince en çok kullandığı istihbarat Afganistan’dı. Çünkü Asya’daki en önemli noktalarından biriydi. ABD askeri çekilme sürecinde terör tehdidine karşı Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan ve Pakistan ile askeri olarak olmasa bile en azından istihbarat üssü konusunda kendilerine bir yer sağlanması ve Afganistan'daki durumu izleyebilmek için belirli noktalara sahip olmaları konusunda irtibata geçti. Ancak bu ülkelerin hepsi çeşitli gerekçelerle ABD’nin bu talebini reddetti. Afganistan’da böyle bir varlığa sahipken bunu yapmayan ABD’nin şu aşamada İran’a müdahale edeceğinden emin değilim ama tabi ki baskıları artıracaktır. Ama askeri bir müdahale olabileceğini düşünmüyorum.   * Taliban gibi IŞİD zihniyetini kadınlar Rojava’da yendi. Bu direnişi Şengal’de Kobanê’de gördük. Bundan sonra kadınlar ne yapmalı. Dünya kadınları Afganistan kadınları için nasıl mücadele etmeli?   Birbirimizi kendi dilimizden duyabilmemiz gerekiyor. Doğrudan birbirimizle temas kurmamız gerekiyor. Araya aracılar girdiği zaman çok farklı ajandalar, ideolojiler farklılıklar ve erkek bakışı devreye giriyor. Biz birbirimizin bazı hassasiyetlerini ve önceliklerini farklı ajandalara göre şekillendirerek duyuyoruz ve birbirimizi aslında anlayamıyoruz. Afganistan'da olan ve çıkmaya çalışan Afgan kadın arkadaşlarım var. Onlarla konuştuğum zaman yıllardır gerçekleşen ilgisizliğe çok büyük öfkeliler. Bu ilgisizlik bizim şu anda onları duymamızı engelliyor. Mesela Barış Antlaşması’ndan sonra Taliban mahkumlarının serbest bırakılması için ABD bir günde Afganistan’a yönelik yardımları kesti. Aynı baskı kadınlara yönelik şiddete ve yasaların uygulanmasına dair baskı oluşsaydı bugün çok farklı bir Afganistan’dan bahsetmiş olacaktı. Kadın mücadelesinin globalleştirilmesi ve erkeklerin aradan çekilmesi gerekiyor.