İHD: Roboski Katliamı aydınlatılmadıkça demokratikleşme olmayacak 2021-08-28 14:02:26   ANKARA - Roboski Katliamı’nın 116’ncı ayında açıklama gerçekleştiren İHD Ankara Şubesi, katliamın sorumlularının henüz açığa çıkmadığına işaret ederek, “Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır” dedi.    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, 28 Aralık 2011 yılında 19’u çocuk 34 sivil insanın katledildiği Roboski Katliamı’nın 116’ncı ayına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı. Basın metni İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut okudu.    ‘Katliamın gerçekliğine rağmen kulaklar sağır ve gözler kör’   Roboski Katliamı’nın yapıldığı günden sonra Roboskili aileler için yas ve hak mücadelesinin kesintisiz olarak başladığını vurgulayan Sevil, “Ancak ne devlet bu sesi duyuyor ne de uluslararası mekanizmalar. Bir katliamın tüm gerçekliğine rağmen kulaklar sağır ve gözler kör. Ve biz yine ısrarla 3 bin 532’nci günde adaletin sağlanması için sesleniyoruz. Yoksulluk, devletlerin halklara yaşattığı acımasızlıktır. İnsanların, yaşamak için geçimlerini sağlamak amacıyla çıktıkları yollar, onların ölümlerinin de yaşatıldığı yollar oluyor. Türkiye’ye yaşamak için gelen yoksulluktan, şiddetten ve savaşlardan kaçan insanlar başka bir acımasızlığın, yok sayılmanın ve sömürünün içine düşüyor. İnsanların katledildiği düzen, savaş düzenidir, sömürü düzenidir” dedi.    ‘Nefret suçları devamlılık kazanıyor’   “Gittikçe yükselen ırkçı ve ayrımcı nefret söylemler dün de ve ne yazık ki bugün de halkları hedef almaya devam ediyor ve insanlar şiddete uğruyor, katlediliyor, kitlesel linçe maruz kalıyor, pogrom dehşeti yaşatılıyor” diyen Sevil, Konya’da aynı aileden 7 kişinin  katledildiğini hatırlattı. Sevil, “İç Anadolu illerinde Kürtlere ve başka etnik gruplara ırkçı saldırılar yapıldı ve en son olarak da Ankara Altındağ’da Suriyeli mültecilere dönük kitlesel saldırı meydana geldi. Tüm bu saldırılar için ne yazık ki etkili bir soruşturma yürütülmüyor, failler cezalandırılmıyor ve nefret suçları devamlılık kazanıyor. Saldırıya uğrayanlar, tedirginlik ve korku içinde yaşamaya maruz bırakılıyor” diye ekledi.    ‘İktidarlar, korku iklimini ortadan kaldırmakla yükümlüdür’   Cezasızlığın nefret suçunu körüklediğinin altını çizen Sevil, siyasetçilerin söylem ve tutumlarının buna neden olduğuna işaret etti. Sevil, katliamlara ve suçlara zemin olan savaş politikasının durdurulması gerektiği, acıların sağaltılması ve yüzleşmenin gerçekleştirilmesi çağrısında bulundu. Savcıları harekete geçmeye çağıran Sevil, “Geçmişte yaşanan tüm faili meçhullerin failleri yargılanmalıdır. Devletin en temel görevi tüm vatandaşlarının ve bu topraklarda yaşayan herkesin yaşam hakkını mutlak olarak korumaktır. Yaşanmış her katliamın, her cinayetin sorumluluğu geçmiş yönetimlere havale edilemez. İktidarlar geçmişte yaşansa da tüm suçların faillerini ortaya çıkarmak, korku iklimini ortadan kaldırmak, cezasızlık politikasını yok etmekle yükümlüdür” hatırlatmasında bulundu.    ‘Dün de bugün de adalet sağlanmıyor’   Roboski Katliamı’nın ardından aradan geçen on yıllık süre içerisinde; ailelerin, sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinin, hukukçuların olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele ettiğini söyleyen Sevil, 34 insanın bombalarla katledildiği, her kesim tarafından da kabul görüldüğünü, bu kanıtlanmasına rağmen, yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadığını vurguladı. Sevil, “Cezasızlığın her köşe başına yerleştiği bu topraklarda, failler hala yargılanmadı. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok sayma, derin korumacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bir katliamın cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatı Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile yaşam hakkının yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır” diye ifade etti.   ‘Roboski'ye adalet gelmeden Türkiye'ye adalet gelmeyecektir’   Sevil, Roboski'ye adalet gelmeden Türkiye'ye de adalet gelmeyeceğinin altını çizerek, son olarak şunları ifade etti: “Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır. Biz, adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28’inci günü sesleneceğiz, hatırlayacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz. Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘barış ve adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.”