Nejla Kurul: Deklarasyon siyasette önemli bir hamle 2021-10-03 09:05:04     Sevim Sütcü   ANKARA - HDP’nin deklarasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, “Demokrasiyi, barışı ve adaleti ön plana alan, adaletsizliği, yoksulluğu, işsizliği yok etmeyi hedefleyen deklarasyonlar önemli ve bunların hayata geçirilmesi ise daha önemli. Tüm bu ilkeleri kuşkusuz hep birlikte hayata geçireceğiz” dedi.   Hakların Demokratik Partisi (HDP),  27 Eylül’de “Demokrasiye, Adalete ve Barışa Çağrı”  başlıklı 11 maddeden oluşan deklarasyonunu açıkladı. Aynı zamanda bir tutum belgesi olduğu da belirtilen deklarasyondaki maddelerde Türkiye’de yaşanan sorunlara ve çözümlerine dikkat çekildi. Deklarasyonda yer alan başlıklar, hem siyasi kesimler hem de sivil toplum örgütleri ve sendikalar tarafından tartışılmaya devam ediyor.    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Nejla Kurul, deklarasyondaki maddelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.    'Deklarasyon toplumun sorunlarını ortaya koyuyor'   Türkiye toplumunun adaletsizliklerle karşı karşıya olduğunu kaydeden, Nejla, son süreçte neredeyse demokrasi fikrinin ortadan kalktığını, barışın ise kenarda bir kavram olarak kaldığına dikkat çekti. Nejla, “Aslında deklarasyon, Türkiye toplumunun sorunlarını gerçek anlamda ortaya koyan bir deklarasyondur. Deklarasyon maddelerinin başlıkları oldukça anlamlı. Biz bu tarz deklarasyonu tüm muhalefet partilerinin yan yana gelerek birlikte oluşturmalarını, kamuoyuna birlikte görüntü vermelerini ve HDP’nin de içinde yer aldığı bir uzlaşı zemininde birlikte paylaşmalarını çok isterdik. Çünkü HDP’nin bu büyük muhalefet cephesi içerisinde var olmasının gerekliliğini ortaya koymak için genel anlamda toplumda çarpma, çıkarma ve toplama yapmayı bilmek yeterlidir. Her şey çok açık ve yan yana geldiğimizde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ortadan kaldırılması için gerçek bir demokrasi, adalet ve barış için çok şey yapılabilirdi ama bu olmadı. HDP, demokrasi bloğunun, Millet İttifakı’nın dışında tutulmaya çalışıldı ama son günlerde yan yana olmanın önemini çeşitli açıklamalarda görüyoruz. Bunu olumlu olarak değerlendirmek mümkün” diye belirtti.   ‘Gelin önce ilkelerde uzlaşalım’   Deklarasyondaki 11 maddenin de Türkiye'nin sorunlarına işaret ettiğini vurgulayan Nejla şöyle devam etti: “Deklarasyon ana başlıklarla verilmiş ve çok spesifikleştirilmese de genel ilkesel düzeyde ifade edilmiş. Toplumun çerçevesini çizen bir yaklaşımının ön plana çıkıyor olması önemli. ‘Cumhurbaşkanı kim olacak?’ sorusundan çok, asıl olan gelecekte nasıl bir toplumda yaşayacağımızdır. Asıl rota ne olacak? Yani sürücüler değişebilir ama o rotanın Türkiye’yi demokrasiye, adalete, barışa, eşitliğe ve özgürlüklere götüren bir rotanın olması son derece önemli. O yüzden bu hamle, siyasette çok değerli ve önemli bir hamle. Ancak kişiyi sonra tartışırız. Gelin önce ilkelerde uzlaşalım. Türkiye’nin en kadim en çözülmesi gereken sorunlarını birlikte tartışalım ve bu sorunlar için ilkesel bazlı bir uzlaşı sergileyelim. Ondan sonra da kimin ne olacağına daha kolay bir biçimde karar veririz. Liderliğe değil, ilkelere vurgu yapan bir yaklaşım son derece önemli.”   ‘Güçlü demokrasi öylesine bir yerden gelip ülkeye konmaz’   “ ‘Güçlü demokrasi’ demek yetmez” diyen Nejla, taban hareketliliği sağlayacak, yurttaşları güçlendirecek yaklaşımın çok önemli olduğunun altını çizen Nejla, “Demokratik yeni bir anayasa aslında çok şey ifade edebilir. Ama asıl olan taban hareketlenmelidir. Tabandaki yurttaşların daha güçlendirilmiş ve daha güçlü hale getirilmesi için sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinde, kooperatiflerde, meclislerde, çok çeşitli platformlarda daha etkin olmalarını sağlayacak pratikte somut önerilerin getirilmesi gerekir. O yüzden ‘güçlü demokrasi’ öylesine bir yerden gelip ülkeye konmaz. Gündelik hayatın içinde pratik yapılarak oluşur” dedi.   ‘Kürt sorununu anlamak mümkün mü?’   Kürt sorununun demokratik çözümü için Türkiye’nin çok uzun yıllar beklediğini, şiddetle hiçbir yere varılamayacağını ifade eden Nejla şöyle konuştu: “Kürt sorununu, Türkiye’nin her kesimine ‘Nedir bu sorun, Kürt sorununu anlamak mümkün mü?’ veya ‘Nasıl birlikte tüm farklılıklarımızla bunları yaşayabiliriz?’ gibi sorular sormak gerekir. ‘İnsanların anadillerini konuşmasını engelliyormuşuz, yok sayıyormuşuz’ diye yaptıklarının yanlış olduğunu kabul etmeleri gerekiyor. Türkiye’deki seçmenlerin de yurttaşların da bu konuda duyarlılığı, kendini geliştirmesi çok önemli. Siyasetçiler, kararlar verse bile toplumun da buna ikna olması önemli. ‘Bu mesele ekonomik anlamda, sosyal olarak bizi nasıl etkiliyor, demokratik bağlamda bize bu sorunun etkisi nedir, bu sorunun şiddetle ilişkisi nedir?’ Tüm bunlar yeniden düşünülmesi ve tartışılması gereken sorular. Kürt sorununun çözümünün barışçıl yollarla çözülmesini değerli buluyoruz. Özellikle anadil meselesini, HDP’den ziyade diğer siyasi partilerin de gündemleştirmesini bekliyorum. Çünkü Türkiye’de anadili Kürtçe olan milyonlarca yurttaşımız var. Yine bu ülkede farklı dilleri konuşan milyonlarca mülteci var. Türkiye öncekinden çok daha kültürlü. Bu bağlamda hem Kürt sorununu hem de mülteci sorununu göre eğitim konusunu da tartışmamız lazım. ‘Anadilde eğitim ve öğretim Diyarbakır’da nasıl olacak, İstanbul’da, Ankara’da nasıl yapabiliriz?’ gibi sorular sorarak çözüme gidilmeli. Biz Eğitim Sen olarak anadilde eğitim yapılmasını savunuyoruz.”   ‘Eğitimde olan sıkıntıları ‘çarpıklıklar’ sözü yeterince anlatmıyor’   Deklarasyonda gençlere dikkat çekilmesinin de önemli olduğunu kaydeden Nejla, bu konuda ise şöyle dedi: “Gençlere ve çocuklara onurlu bir gelecek bırakmanın yolu, evin içinde, okulda, üniversitede, sokakta, gençlerimize siyasette alan açan, onları güçlendiren çalışmalar yapmaktır. Oysa Türkiye’de sokağa çıkan ‘Barınamıyorum’ diyen gençler bugün ‘terörize’ ediliyor. En masum gözüken hak taleplerinde bile insanlar ‘terörist’ olmakla ilişkilendirilerek iktidar tarafından olumsuz bir algı yaratılıyor. Eğitim alanları gerçekten zorlu bir süreçten geçiyor. Pandemi karşısında önlem alamayarak çocukları ve gençleri mağdur eden adeta eğitim hakkını ortadan kaldıran bir süreç var. Biz sendika olarak bunun üzerinde çok çalışıyoruz ama siyaseten HDP'nin bunu görmesi çok önemli. Deklarasyonda eğitim vurgusunu biraz daha artırmak yerinde olurdu diye düşünüyorum. Çünkü eğitimde olan sıkıntıları ‘çarpıklıklar’ sözü yeterince anlatmıyor. Eğitimde çok ciddi eşitsizlikler var. Geniş bir grup olan mülteci çocuklar, özel durumu olan çocuklar, anadili farklı olan çocuklar, çalışan çocuklar gibi eğitim alanında ciddi sorunlar var. Özellikle İstanbul Sözleşmesi feshiyle de ilişkili olarak kız çocuklarını zayıflatan, onlara geleneksel aile psikolojisi içinde bir eğitim vermeye çalışan bir süreç var.”   ‘Sözleşme, yaşamının bir parçası’   Kadın özgürlüğü ve eşitliği ile İstanbul Sözleşmesi’nin deklarasyonda geçmesini de değerlendiren Nejla, İstanbul Sözleşmesi’nin yaşamın bir parçası olması gerektiğinin altını çizdi. Nejla, “Kadınları korumak yetmez, güçlendirilmesi ve geliştirilmesi için de nelerin yapılabileceği vurgusu önümüzdeki günlerde daha da incelenerek, kamuoyunda tartışılarak hayata geçirilebilir” dedi.     ‘Dünyanın efendisi bizmişiz gibi davranıyoruz’    Nejla, deklarasyonda pandemiye kısaca değinildiğine işaret ederek, “Oysa pandemi ve kapitalizm o kadar ilişkili bir olgu ki, anti-kapitalist bir mücadelenin örülmesi, yeni pandemilerden kurtulmak için doğaya ve ekolojiye saygı için bir mücadelenin altını çizmek önemli. İçinde yer aldığımız, kapitalist üretim yordamının bir sonucu olarak biz saygısızca girdiğimiz diğer canlıların alanlarında sanki dünyanın efendisi bizmişiz gibi davranıyoruz, bunlarla karşılaşıyoruz. O yüzden doğaya saygılı doğayı gözeten bir yaşam biçimi son derece önemli” diye belirtti.   ‘Bu ilkeleri hep birlikte hayata geçireceğiz’   Adil ve güvenceli bir ekonomi olması gerektiğini altını çizen Nejla, sözlerini söyle sonlandırdı: “HDP’nin temel geliri ilkesel olarak kabul ettiğini biliyoruz ama deklarasyon metninde temel gelir güvencesini görmedik. Temel gelir, hem 18 yaşını doldurmuş gençleri hem de işsiz kadınları güçlendirecektir. ‘İşim yok, en azından gelir güvencem var’ diyecekler. Hali hazırda temel gelir güvencesi kadınları güçlendirecek ve geliştirecektir. Bunun vurgusu yapılsaydı iyi olurdu. Sonraki metinlerde bu açılımların olabileceğine inanıyorum. Bir diğeri de laiklik ilkesi deklarasyonda yok gibi ama bunun düşünüldüğünü var sayıyorum. Diliyorum ki diğer siyasi partiler de benzer biçimde kendi ilkelerini ortaya koyacaklar. Bu ilkelerin zemini üzerinde uzlaşabilirler. Bu ilkeler, ülkeyi biraz daha ileri, gelişkin bir demokrasiye, barışa ve adalete ulaştırabilecektir. Çok sorun var ve çözülmesi gerekiyor. O yüzden demokrasiyi, barışı ve adaleti ön plana alan, adaletsizliği, yoksulluğu, işsizliği yok etmeyi hedefleyen deklarasyonlar önemli ve bunların hayata geçirilmesi ise daha önemli. Tüm bu ilkeleri kuşkusuz hep birlikte hayata geçireceğiz.”