Birçok kentte komplo ve tecride öfke 2021-10-09 13:45:57   HABER MERKEZİ - PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik uluslararası komplonun başlangıcının 23'üncü yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamalarda, "Tecridi kırmak için vicdan ve sorumluluk sahibi, demokrasi ve barış kaygısı olan her kesime çağrıda bulunuyoruz” denildi.    PKK Lİderi Abdullah Öcalan'a yönelik Suriye'den çıkmak zorunda bırakıldığı uluslararası komplonun başlangıcı olan 9 Ekim uluslararası komplonun 23'üncü yıldönümü dolayısıyla Şırnak, Diyarbakır, Hakkari, Mersin ve daha birçok kentte basın açıklaması, sinevizyon gösterimi ve panel gerçekleştirildi.    Şırnak    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Cizre İlçe Örgütü, partisinin ilçe binası önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Em qomploya navneteyî bi tûndî şermezar dikin” pankartının yer aldığı açıklamaya, HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, TJA aktivisleri, il ve ilçe örgütleri ile çok sayıda kişi katıldı. Siyah kıyafetlerin giyildiği açıklamada, basın metnini HDP Cizre İlçe Yöneticisi Botan Em okudu.    ‘9 Ekim tarihsel dönemin başlangıcıdır’   Botan, 9 Ekim 1998 yılında başlatılan uluslararası komplonun Abdullah Öcalan şahsında başta Kürt halkı olmak üzere Ortadoğu halklarının geleceğine dönük yapılan büyük bir müdahalenin de başlangıç tarihi olduğunu belirtti. Botan, “Ekim ayının ilk yarısı başta Kürt halkı olmak üzere bütün bölge halkları açısından son derece önemli ve kritik bir tarihsel dönemin başlangıcıdır. 9 Ekim 1998 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir planla Suriye’den çıkarılması sadece Kürtler açısından değil bütün Ortadoğu toplumu için büyük acıların, kayıpların yaşandığı derin oyunların sahnelendiği bir tarihin başlangıcı oldu. Bu planın içerideki işbirlikçileri Türkiye’yi savaş bataklığına sürükledi. Kürtlere karşı düşmanlığı dış ve iç politikanın esası haline getirdi. Bunun sonucunda Türkiye’yi sürükledikleri durum ortada. Üzerinden 23 yıl geçmiş olmasına rağmen çözüm isteyen güçlerle, halklara ölüm ve kaos dayatan güçler arasında çatışma ve çelişki keskinleşerek devam ediyor. Halkların özgürlük ve eşitlik taleplerine pranga vuran bu girişim ile kaybeden Ortadoğu’nun mazlum halkları, kültürleri olmuştur” dedi   ‘Her türlü hukukun kara deliğidir’   Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride dikkat çeken Botan, “İmralı sistemi; hukukun, yasaların, Anayasa’nın ve evrensel ilkelerin askıya alındığı bir sistemdir, her türlü hukukun kara deliğidir. İmralı tecrit rejiminin hukuki, ahlaki, vicdani bir karşılığı yoktur. Tecrit, çözüme karşı geliştirilen uluslararası bir dayatmadır ve AKP komplocu güçler adına bu politikayı üstlenmeye, yürütmeye ve derinleştirmeye gönüllü olmuştur. Toplumsal yaşamın her alanına sirayet eden tecrit sistemi, Kürt sorununa ilişkin demokratik ve barışçıl çözümü hedeflemiştir ve Türkiye’yi karanlığa mahkûm etmeyi amaçlamaktadır. Adaletsizlik ve hukuksuzluk İmralı karasularını aşmış; muhalefeti susturmaya, kayyım rejimini dalga dalga yaymaya, yoksullar ve emekçilerin insanca yaşam taleplerine saldırılarla karşılık vermeye, üniversiteleri kelepçelemeye, öğrencileri susturmaya yönelen ve herkesi hedef alan bir saldırı dalgasına dönüşmüştür. Bu haliyle Türkiye bir tecrit ve kayyım rejimine dönüşmüştür. Tecride karşı çıkmak, bununla mücadele etmek aynı zamanda Türkiye’nin krizlerden ve darboğazdan çıkması için verilen mücadeledir. Kürt meselesinin sulh yoluyla çözümü için çaba harcayan, bunun için dört duvar arasında barışı kurmaya çalışan Sayın Öcalan’ı mutlak tecrit altında tutmak toplumu savunmasız bırakmak, demokrasiyi baltalamak anlamına gelmektedir. İmralı’daki mutlak tecrit, esasen toplumun tamamına uygulanıyor”  ifadelerini kullandı.   ‘Tecridi kıralım barışın sesini halklarla buluşturalım’   Botan devamında, “Tecrit, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye ve Ortadoğu halklarının demokratik bir gelecek oluşturması mücadelesidir. Tecridi kırmak için vicdan ve sorumluluk sahibi, demokrasi ve barış kaygısı olan her kesime çağrıda bulunuyoruz. Gelin hep beraber mutlak tecridi kıralım, barışın sesini halklar ile buluşturalım” çağrısında bulundu.   Açıklama alkışlarla son buldu.    Kitle daha sonra ilçe binasına geçerek komploya ilişkin hazırlanan sinevizyonu izledi. Program, “Bijî Serok Apo” sloganı ile sona erdi.    Diyarbakır    HDP Bağlar İlçe Örgütü de, sinevizyon gösterimi yaptı. Programa, HDP Diyarbakır milletvekilleri Remziye Tosun, Dersim Dağ, Semra Güzel, İmam Taşçıer, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği’ne (MEBYA-DER), Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP),  Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri katıldı.    ‘Sayın Öcalan serbest bırakılmalı’   Programda konuşan İmam, Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen komplonun tüm Kürt halkına dönük olduğunu söyledi. Türkiye’nin var olduğundan bu yana Kürtlerin varlığını yok saymakla ve inkar edilen bir zihniyetle yol aldığını kaydeden İmam, “Fakat Sayın Öcalan ailesi ve avukatlarıyla iletişim kurmasını engelliyorlar. İktidar Kürt sorunun çözümüne engel koymaya çalışıyor. Kürt sorununun çözümünde Abdullah Öcalan'ın aldığı kararlar önemli ve iktidar buna yönelik adım atması gerekiyor. Kürt sorunu demokrat, eşit ilkelerle ilerlemesi için Sayın Öcalan serbest bırakılmalı” dedi.   ‘İktidarlar savaş dedikçe Sayın Öcalan barış eli uzattı’   Ardından söz alan TUHAY-DER Eşbaşkanı Emin Güzel, komplonun amacının Kürt ve Türkler arasında kaos yaratmak olduğunu dile getirdi. Abdullah Öcalan'ın bu komployu bozduğunu ifade eden Emin, “Birçok iktidar geldi geçti fakat Kürt önderini teslim alamadılar. İktidarlar savaş dedikçe Sayın Öcalan barış eli uzattı” diye konuştu.   ‘Sonuna kadar mücadele’    HDP İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan ise konuşmasında Kürt mücadelesinin yüz yıllardır sürdüğünü ifade etti. Zeyyat,  Kürt halkının irade ve statü sahibi olmak için birçok zorluğa karşı mücadele ettiğini vurguladı. 9 Ekim komplosunun iktidarlar eliyle Kürtleri geriye götürmeye yönelik olduğunu söyleyen  Zeyat, “Fakat bu planları tutmadı. Sayın Öcalan tüm dünyadaki Kürtlerin uyanmasını sağladı. Kürtler irade ve inisiyatif sahibi oldu. Eşitlik ve özgürlük yolunu açtı. Biz de Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için elimizden gelen mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz” dedi.    Hakkari    HDP Çukurca İlçe Örgütü de, 23 yıldır devam eden komploya karşı sinevizyon etkinliği düzenledi. etkinliğe, “9 Ekim uluslararası komployu lanetliyoruz” yazılı pankartın asıldığı ilçe binasında düzenlenen etkinliğe, HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, HDP Ankara İl Eşbaşkanı Vezir Parlak, Hakkari, Yüksekova, Şemdinli il ve ilçe örgütleri, eşbaşkanlar ve yöneticiler, Barış Anneleri Meclisi üyelerinin yanı çok sayıda partili katıldı. Etkinlikte, Abdullah Öcalan’ın 1998 yılında Suriye’den çıkarılması ardından yaşanan sürece dikkat çekildi.    'Tek bir isteği vardı o da barıştı'   Burada kısa bir konuşma yapan Sait Dede, "Sayın Öcalan 125 günden 15 Şubat komplosuna kadar ülke ülke dolaştı. Tek bir isteği vardı, o da barıştı. Yaşanan savaşın daha da körüklenmesini istemiyor ve Kürt sorunun çözüme kavuşmasını talep ediyordu. Halklar üzerinde savaşlar devam ettikçe iktidarlar ömürlerini sürdürürler. 2013 yılında sayın Öcalan sayesinde yapılan çözüm sürecinde, Başur’dan tutun Rojava’ya kadar ortadoğu’da huzur ortamı sağlanmıştı taaki, çözüm süreci sonra erene kadar. Eğer Sayın Öcalan’la temaslar olursa barış da olur, Sayın Öcalan’la müzakerelerin önü kesildiği gibi savaşlar çatışmalar kıyametler yaşandı” dedi.    Etkinlik, sinevizyon gösterimi ile sona erdi.    Mersin    Komploya dikkat çekmek için HDP Mersin il binasında panel düzenledi. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi ve Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) öncülüğünde  düzenlenen panele, ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı avukat Hoşyar Sarıyıldız, Çukurova TUHAY-DER Sekreteri Ergin Altuntaş ve Barış Anneleri İnisayitifi’nden Nafiye Çoban’ın konuşmacı olarak katıldı. TJA aktivisleri, HDP Parti Meclisi (PM) üyeleri, HDP il ve ilçe yöneticileri, belediye meclis üyelerinin yanı sıra birçok kişi panelde yer aldı.    ‘Şiddet artmış durumda’   Panelde konuşan Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Nafiye Çoban,  Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi hatırlatarak, “Başta Sayın Öcalan olmak üzere tüm tutuklular özgür olmasını istiyoruz. Çocuklarımız özgür bırakılsın. Sayın Öcalan üzerindeki baskı ve şiddet giderek artıyor. Cezaevlerinde baskı ve şiddet artmış durumda. Akşam uyuyamıyoruz, Sayın Öcalan şahsında cezaevlerinde uygulananları kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan başta olmak üzere tüm tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Halklara verilen gözdağıdır’   Ardından söz hakkı alan Hoşyar ise, aradan geçen uzun yıllara rağmen komplonun yarattığı travma, askeri, ekonomik, siyasi ve hukuki sorunların ilk günkü gibi devam ettiğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın toplumsal huzurun ve barışın anahtarı olduğuna dikkat çeken Hoşyar, “Kürt sorunun demokratik çözümü önündeki engellerin kaldırılması ve hukuki altyapı sağlandıktan sonra Sayın Öcalan’ın müzakere masasına oturtulmalıdır. Tecrit insanlık suçudur. Tecrit de sistematik işkence yöntemi olduğundan gerek uluslararası hukuk gerekse de yerel hukuk kurallı gereği son verilmesi gereken bir infaz uygulamasıdır. Öcalan’a uygulanana tecrit Kürt halkı başta olmak üzere Türkiye’de özgürlük ve demokrasi talebinde bulunana bütün halklara verilen bir gözdağıdır” dedi.   Abdullah Öcalan’ın avukatları ve aile bireyleri ile görüşmesi gerektiğini söyleyen Hoşyar, “Türkiye, AİHM kararlarına rağmen sudan sebeplerle tecridi devam ettirmekte ve uluslararası hukuku ayaklar altına almaktadır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit bir an önce sonlandırılmalıdır ve demokratik müzakere masasına geçilmesi gerekir” diye konuştu.   ‘Komplo boşa çıkarıldı’   Komplonun gelişme sürecini anlatan Ergin, “Kapitalist modernite ile demokratik modernitenin çatışması olduğu bir süreçte, Ortadoğu yeniden bir şekillenmeye gidildi. Kürtler, Suriye, Irak, İran ve Türkiye tarafından atıl duruma bırakılmaya çalışıldı. Kürtlerin yükselmesi bu ülkeler tarafından tehlike olarak görüldü. Bundan kaynaklı da Sayın Öcalan şahsında Kürtlerin mücadelesi dağıtılmak istendi. Ancak, komplo boşa çıkarıldı. Halklar, birbirine karşı getirilmek istendi. Ancak, sayın Öcalan buna engel oldu. Peygamberler döneminde bile yaşanmayan böylesi eylemler, Sayın Öcalan etrafında ‘Güneşimizi karartamazsınız’ şiarıyla yapıldı” diye konuştu.   Ergin, tecride ilişkin ise şöyle dedi: “23 yıldır Sayın Öcalan’ın verdiği mesajla halkları hayatta tuttu. Kürtler, bugün dünyada kendini ifade edebiliyorsa Sayın Öcalan’ın sayesindedir. Sayın Öcalan, uluslararası güçleri hala tehlike olarak görüyor. Bu tehlike hala geçmiş değildir. Bundan kaynaklı da tecrit hala sürüyor.”   Panel, soru cevap şeklinde sona erdi.