Ebru Günay: Bu iktidar savaş hükümeti 2021-10-14 12:11:53   ANKARA - Gündeme dair gelişmeleri değerlendiren HDP Sözcüsü Ebru Günay, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik savaş tehdidini hatırlatarak, “Putin İdlib meselesinde ültimatom veriyor onlar Kuzey Doğu Suriye’ye karşı savaş tehdidinde bulunuyor. Biden’le görüşecekler Kuzey Doğu Suriye’ye karşı savaş tehdidinde bulunuyorlar. Bu iktidar tam bir savaş hükümetidir” dedi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkez binasında düzenlediği haftalık basın toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi.    ‘Kararlı bir parti olarak yola çıktık’   Partilerinin 9’uncu kuruluş yıl dönümüne dair konuşan Ebru, büyük bir kıvanç ve gururla partilerinin kuruluş yıldönümlerini karşıladıklarını kaydetti. Ebru, “Bundan tam 9 yıl önce bu toprakların önemli mücadele geleneklerinin bir araya gelmesiyle, halklarımıza nefes aldırmaya, Kürt sorununu demokratik zeminde çözmeye, demokratik siyaseti inşa etmeye, toplumsal barış umutlarını yeşertmeye ve kadın mücadelemize yeni bir ivme kazandırmaya kararlı bir parti olarak yola çıktık” dedi.   ‘Halkımızı seçeneceksiz bırakmaya çalıştılar’    HDP’nin kurulduğu günden bugüne ülkenin siyasetinde köklü değişimler yarattığını ve hayata geçirdiği demokratik siyaset ile halkları nefessiz bırakan, çözümsüzlük dayatan, savaş ve ranttan  beslenen Saray ittifakının karşısında temel bir güç ve vazgeçilmez bir alternatif bir haline geldiğini belirten Ebru, “Partimizi durdurmaya, siyasetimizi tasfiye etmeye ve halkımızı alternatifsiz ve seçeneksiz bırakmaya çalıştılar. Hala da saldırıyorlar, hala da bizi yolumuzdan çevirmeye, Türkiye’yi kendi politikalarına mahkûm etmeye çalışıyorlar” diye belirtti.    Ebru’nun konuşmasından satır başlıkları şöyle;    “HDP’yi yok etmeyi hedefleyenler, bugün bütün suçlarıyla beraber açığa çıkmış ve çürüyüp yok olmaya başlamıştır. Geçtiğimiz 9 yıl içinde çok büyük saldırı dalgasıyla mücadele eden partimiz, hem bu saldırıları bertaraf etmeyi başardı hem de tekçi yapıların dağılma sürecine girmesini sağladı. Girdiğimiz her seçimde istisnasız seçim süreçlerinin en çok konuşulan partisi olduk, ülkedeki siyasal hatları belirledik. Halklara umut olduk, olmaz denileni olur kıldık, iktidarın kaybedebileceğini, yeni bir siyasi atmosferin doğabileceğini 7 Haziran’da, 31 Mart’ta mücadelemizle ve uyguladığımız strateji ile kanıtladık. Bugün de partimiz kurucu ve belirleyici rolünü koruyor, umudu büyütüyor, yepyeni bir geleceği müjdeliyor.    Umudun partisi özgür bir geleceğin adresi biziz   HDP varoldukça faşizmi kalıcılaştıramayacaklarını biliyorlar, HDP varoldukça umudu bitiremeyeceklerinin farkındalar. Türkiye’de hala barıştan, özgür ve umutlu bir gelecekten söz edebiliyorsak bu HDP’nin ve HDP siyasetinin toplumsallaşmasından kaynaklıdır. HDP’nin varlığı bu yüzden topluma nefes aldıran en önemli güvencedir. Bu yüzden umudun partisi, özgür bir geleceğin adresi biziz. HDP bu ülkede bütün ezilenlerin, emekçilerin, gençlerin, geleceksiz bırakılmak istenenlerin, özgürce yaşamak isteyen inançların, alın terine sahip çıkan esnafın, çiftçinin, işçinin, yaşamı aydınlık yarınlara taşıyacak olan öğrencinin partisidir.    HDP bu ülkenin binbir çiçekli bahçesidir    Yaratılmak istenen tekçiliğe, karanlığa, renksizliğe karşı HDP bu ülkenin gerçeğini yansıtan binbir çiçekli bahçesidir. HDP halkların partisidir, dili yok sayılanların, kimliği inkar edilenlerin, yani özgürlüğün ve eşitliğin partisidir.   Kadın direnişinin simgesiyiz   Kadın düşmanı politikaların yükseldiği, kadın kazanımlarının gasp edildiği bir dönemde, siyasetin rengini kadın rengine dönüştüren HDP, güçlü bir kadın partisidir. Kadınların hak ve özgürlükleri mücadelesinde hiçbir tehdit ve baskıya boyun eğmeyecektir. HDP, kadın mücadelesinin yüzlerce yıllık mirasını sahiplenen, “bu topraklarda kadınlar vardır ve kadınlar özgürleşecektir” diyen tüm kadınların da bir araya geldiği, en çok da biz kadınların var ettiği bir partidir.Partimiz sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de en fazla kadın temsiliyeti olan, kadınların özgün, özerk örgütlenmesini esas alan, kadının sözünün güçlü olduğu partilerin başındadır. Kadınlar için hiçbir şey yapmayan, aksine kazanımlarını gasp eden, İstanbul Sözleşmesini feshederek kadın iradesini teslim almaya çalışan bu iktidara karşı direnişin simgesidir HDP.   Gelecek HDP’dir   HDP, bir siyasi parti olmanın ötesinde fikir ve yaklaşımıyla yeni bir yaşam alternatifidir. Geride bıraktığımız 9 yılda daha da büyüyerek, direniş ve umudu çoğaltarak, dayanışarak artık çok daha güçlü olduğumuz bir ufka vardık. Biz HDP olarak diyoruz ki bu toprakların geleceği barıştadır, kaynakların hakça bölüşülmesindedir, ekolojinin korunmasındadır, kadınların özgürleşmesindedir, inançların ve halkların özgürce birlikteliğindedir. Yani gelecek HDP’dedir. Bizim kararlı bir şekilde geleceğe yürüyüşümüz devam ediyor, devam edecek. Biz dün bu iktidarın kaybedebileceğini yeni bir siyasi iklimin kurulabileceğini gösterdik, 7 Haziran’da, 31 Mart’ta başardık bugün de başaracağız. O yüzden diyoruz ki Yaşasın HDP, yaşasın halklarımızın ortak yaşam hayali ve geleceği.    Üçüncü seçeneği örgütleyeceğiz   Açıkladığımız tutum belgesi ile ilgili doğrudan tartışmalar yürütmek ve ilk ağızdan aktarımını yapmak için geçen hafta muhalefet partileriyle görüşmelerimiz oldu. Oldukça verimli geçen bu görüşmelerimizde temel hedefimiz karşılıklı düşünce alışverişinde bulunmaktı. Heyetimiz muhalefet partileriyle faydalı görüşmeler gerçekleştirmiştir. Ayrıca biliyorsunuz biz HDP olarak açıkladığımız çözüm deklarasyonunda açık bir şekilde tüm ülkede üçüncü seçeneği örgütleyeceğimizi Türkiye kamuoyuyla paylaştık. Şimdi diyoruz ki artık pratik adım atma zamanı…    Bu kapsamda önümüzdeki hafta da mücadele birliği içinde bulunduğumuz, birlikte yol yürüyeceğimize inandığımız ve bugüne kadar doğal ittifaklarımız olarak gördüğümüz siyasi parti ve toplumsal mücadele güçlerini ziyaret edeceğiz ve ortak mücadele hattını nasıl pratikleştireceğimizi değerlendireceğiz. Ayrıca Kürdistani partiler ile bu kapsamda temaslarımız olacak. Özünde bir ittifak partisi olduğumuz gerçeğinden hareketle demokrasi ittifakı kapsamında bütün toplumsal mücadele alanlarıyla buluşmayı hedefliyoruz. Amacımız tüm demokrasi ve devrimci güçler ile bir araya gelmektir.    İktidar yeniden savaş siyasetine sarılıyor   Biz bu umut ve coşkuyla yolumuza devam ederken, mücadeleyi büyütürken, iktidar da boş durmuyor. Siyaseten tükenmiş ömrünü savaşla, talanla, rantla uzatmaya çalışıyor. Yalan, çarpıtma ve şatafattan ibaret politik halüsünasyonlar ile ayakta kalmanın çabasını verirken son bir umutla tekrar savaş çığırtkanlığına başladı. İktidar da krizleri derinleşince, can çekişmeye başlayınca hemen savaş tehdidine sarılıyor. Ekonomik kriz var, öğrenciler sokaklarda yatıyor,  kâğıt atıklarından geçimini sağlayanlara bile savaş açılmış, kadın cinayetleri durmak bilmiyor, her gün üst düzey bir IŞİD’linin ülkede yakalandığı, dünya suç indeksinde Avrupa’da birinciliğe, dünyada ise 193 ülke arasında 12. sıraya yükselmiş, paramiliter yapılar cirit atıyor bir ülkeye dönüştük, iktidar ise yeniden savaş siyasetine sarılıyor.   Tek dertleri herkesi savaşa alet etmek   Açık şekilde savaş suçları işlenerek girilen Suriye siyasetinden dersler çıkarmak yerine, bu hafta önce Erdoğan, sonra Çavuşoğlu yeniden Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırı tehdidinde bulundu. Diplomasi deyince akıllarına ilk savaş geliyor. Putin İdlib meselesinde ültimatom veriyor onlar Kuzey Doğu Suriye’ye karşı savaş tehdidinde bulunuyor. Biden’le görüşecekler Kuzey Doğu Suriye’ye karşı savaş tehdidinde bulunuyorlar.Bu iktidar tam bir savaş hükümetidir. Tek dertleri herkesi bu savaşa alet etmektir. Bu iktidar Türkiye’ye kaybettiriyor. Her kaybın bedelini demokratik kamuoyuna ödeterek, yanlışlarına ortak etme derdindedir. Bu iktidar, uluslararası siyasette attığı her adımın, kurduğu her cümlenin yanlışlığına sarılarak, pazarlık gücünün tesisini savaş ile elde etmeye çalışan tekçi bir rejimdir.   Ülkeyi ateşe atma pahasına iktidarlarını sürdürmek   Halk aş iş istiyor, iktidar savaş diyor. Gençler gelecek istiyor, iktidar savaş diyor.    Öğrenciler eğitim istiyor, iktidar savaş diyor. Toplum hak-hukuk-adalet talebinde bulunuyor iktidar  yine savaş diyor. Ellerinde kalan tek şey, zorbalık ve şiddet. Umdukları tek şey ülkeyi ateşe atma pahasına iktidarlarını sürdürmek. Bu zihniyete izin ve geçit vermeyeceğimizi tekrar ifade ediyoruz. Halkımız bu manipülasyonlara, gündem çarpıtmalarına asla kanmamalıdır. Gerçek ve yakıcı olan gündemlerin üzerinin örtülmesine izin vermemelidir. Savaş asla bir çözüm değildir, tüm kaynakları savaşa harcamak bir devlet politikası olamaz, olmamalıdır. İktidar yeni bir macera ile, iç kamuoyundan gelecek tepkileri bastırmak ve halkı zapturapt altına almak için güvenlikçi politikaları dayatıyor.    Savaş adımları muhalefete kumpas kurmak içindir   Bu adımlar, bu savaş tamtamları en çok siyaseti boğmak, muhalefete kumpas kurmak içindir. Eleştirdiğimiz, hak aradığımız, emek mücadelesi verdiğimiz tüm hakikatlerin üzerini örtme amaçlı adımlardır. Savaş deyip daha sonra vatan ve beka adı altında sembolik ve söylem şiddeti uygulayarak siyaseti aynı hizaya çekmek bu ülkeye sürekli kaybettirdi, yıllarca geriye götürdü. Cesaret ile bu sorunların ve yanlışların üzerine gitmek siyasetin gerçek görevidir. Bu bağlamda sağduyu ve eleştiriye duyarlı bir refleks beklentimiz bakidir. Çözüm tam da iktidarın bu savaş aklına ve arzusuna karşı direnmektir, barış siyasetini örmektir.   İktidara mesaj: Gidicisiniz ülkeyi daha fazla ateşe atmayın   İktidara da hatırlatmak istiyorum, siz gidicisiniz, sizi hiçbir savaş, hiçbir macera kurtaramaz. İşlediğiniz suçları daha fazla ağırlaştırmayın, bu ülkeyi daha fazla ateşe atmayın, evlatlarımızın yaşamını yitirmesine daha fazla sebep olmayın. Son günlerce siyasi cinayetler meselesi yeniden tartışılıyor. Biz bu tür söylentileri ve uyarıları ciddiye alıyor ve vahim görüyoruz. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında bu ülkede ne tür çılgınlıklara kalkışıldığını ne büyük suçlar işlendiğini gördük. Bunun önüne geçmenin yolu da savaş siyasetine karşı çıkmaktan geçiyor, ortak mücadeleden geçiyor.   Merkez Bankası'na müdahale doları 9.15’e çıkardı   Erdoğan Merkez Bankası'nda son akıl dışı faiz kararına muhalefet ettiği söylenen üç kişiyi daha bir gece yarısı kararnamesiyle görevden aldı. Dolar 9.15'in üzerine çıktı. Merkez Bankasını da Ziraat Bankası gibi, Vakıfbank gibi hatta Varlık Fonu gibi yönet bu halkın da çilesine son ver diyoruz. Yönetim Kurullarına eşi dostu yandaşı ata Kendini değiştirilemez başkan olarak ilan et, gece yarısı mesaisine gerek kalmasın! Her gece acaba dış borç Kaç milyar dolar daha artacak diye kimse telaşlanmasın. Hep beraber bunun sonuçlarını zve ülkeyi getireceği durumu görelim.    AKP hayvancılığın cenazesini kaldırdı   Bu iktidar savaşla, talanla ömrünü uzatmaya çalışırken Türkiye halklarının en önemli gündemi ekonomik kriz ve onun yarattığı geçim sıkıntısıdır. Elektrik, doğalgaz, gıda ürünleri, giyecek, içecek, yakıt gibi 'ihtiyaca hâsıl her şey' ateş pahası durumdadır. Türk lirası pul oldu.Hani diyordu ya bu kardeşinize yetkiyi verin kurla nasıl mücadele edileceğini göstereyim diye. Aldı yetkiyi ve işte sonuç ortada. AKP iktidarı tarımın, hayvancılığın cenazesini kaldırdı. Her şey ithal ve dövizle satın alınıyor, çiftçi elinde pul olmuş TL olduğu için üretim yapamıyor, borcunu ödeyemiyor. AKP iktidarı her kışı ‘kara kış’, “bitmeyen mevsim” haline getirdi. Çünkü doğalgaz ithal, elektrik ithal, elektrik üretmek için dahi doğalgazın kullanıldığı sanayi tesisleri varken, zamlar bir heyula gibi her alana yayılıyor. Sadece 2021 yılında elektrik ve doğalgaza yüzde 100’ün üzerinde bir zam gerçekleştirildi. Buna karşın emekliye yüzde 5, memura yüzde 5 zam verilecek.   Büyüyen ekonomi değil işsizlik, zamlar ve döviz kurlarıdır   Asgari ücretle çalışan milyonlarca emekçinin geliri açlık sınırının altında, gıda fiyatlarına yapılan zamlar yüzde 80’in üzerinde, kira fiyatları tırmanışta, enflasyon yüzde 45’in üzerinde. Ekonomistim ben diyen Erdoğan, gerçek dünya ile bağını koparmış, Türkiye’den bihaber, sorulan her soruya “kem küm” ile cevap verme gayretindedir. Büyüyoruz, uçuyoruz diyen iktidar cenahına yalanlarla sarmaladıkları ve artık gerçek sandıkları dalavere rüyasından uyanmalarını salık veriyoruz.    Büyüyen ekonomi değil, sanayi değil, tarım değil, üretim değil, gelir değil. Büyüyen işsizlik, yoksulluk, borçlar, enflasyon, zamlar ve büyüyen iş bilmezliğinizden kaynaklı döviz kurlarıdır. Üretiminin para birimi, ödenen faizlerin para birimi, yandaş şirketlere verilen garanti ödemelerinin para birimi ve en önemlisi Erdoğan’ın ve yakın çevresinin banka hesaplarının para birimi dolar olduğu için doların artışını dert etmiyorlar.   Bütçeyi halkla beraber yapacağız   HDP 2022 yılı bütçesinden başlayarak; barınamıyoruz diyen gençlerin, geçinemiyoruz diyen emekçilerin, ‘eskiden kilo ile sattığım peyniri şimdi gram gram satıyorum, geçinemiyorum’ diyen esnafın, ‘AKP iktidara gelmeden önce 1 kilo etle 3-4 çuval yem alınırdı ama şimdi 1 tane bile alamıyoruz’ diyen çiftçinin hakkını teslim edeceğiz. Bizler bütçeyi halkla beraber yapacağız, toplumun her kesimine eşit bir şekilde dağıtacağız. Şeffaf ve denetlenebilir bir sistemle halkın vergileri ile toplanan bütçeyi halkın gözetimine sunacağız.    Bölgesel kutlamalar   Ebru son olarak, açıkladıkları deklarasyon kapsamında 18 Ekim’de HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla, Ağrı’da bir mitingi düzenleyeceklerini ve 24 Ekim’de Antalya’da miting yapılacağını belirtti. Ebru kuruluşlarının yıl dönümüne ilişkin il ve ilçe örgütlerinin bulunduğu alanlarda  kuruluş yıldönümlerini kutlayacaklarını ve bütçe buluşmalarına devam edeceklerini de sözlerine ekledi.