Dedeoğulları ailesi avukatı: Katliamın ırkçı saiklerle olduğu kanıtlandı 2021-10-15 19:09:51     KONYA - Konya’da Kürt ailenin katledilmesi dosyasına ilişkin gelişmeleri aktaran ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, elde edilen belgeler doğrultusunda katliamın ırkçı saiklerle işlendiğinin kanıtlandığını ifade etti.   Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz’da katledilen Dedeoğulları ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, katliam soruşturmasına eklenen yeni gelişmeleri paylaşmak üzere hukuk bürosunda basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da katıldı.   ‘Korkunç bir nefreti yansıtan bir katliam’   “Üzücü ve korkunç bir nefreti yansıtan bir katliamı konuştuklarını” kaydeden Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Etnik ayrımcılığı gösteren bir katliamdı. Gelişmeleri takip etmeye devam ettik ve Meclis’te bunu gündeme getirdik. Parti olarak Kürt meselesine yaklaşımımız oldukça hassas. Sorunun sona ermesi gerektiğini söylüyoruz. HDP olarak takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.   Irkçı saik   Soruşturmanın geldiği son aşamaya dair konuşan Abdurrahman Karabulut da “Katliamdan önce müvekkillerime yönelik 12 Mayıs’ta gerçekleşen saldırının ırkçı saiklerle işlendiğini söyledik. Müvekkillerimin ifade tutanaklarına dayanarak saldırının ırkçı bir aile tarafından gerçekleştiğini söyledik. Saldırın ardından yeni tutuklamalar talep ederken tahliyeler gerçekleşti. Biz bu konuda koruma talebinde bulunmuştuk, ancak bu talebimiz yerine getirilmedi ve 30 Temmuz’da beklenen gün gelerek katliam gerçekleşti” şeklinde konuştu.   ‘Irkçı saik değil de nedir’   Dosya kapsamında şüphelilerin WhatsApp yazışmaları, 12 Mayıs saldırısının ardından kurulan “Mahkeme” isimli WhatsApp grubu yazışmaları ve aralarındaki telefon görüşmeleri sonucunda katliamın ırkçı saiklerle işlendiğinin kanıtlanmış olduğunu vurgulayan Abdurrahman, 12 Mayıs saldırısının ardından tutuklanan Veli Keleş’in, oğlu Ali Keleş ile yaptığı telefon görüşmesinde ırkçı saiklerin ortaya çıktığını söyledi. Abdurrahman ajansımızın ulaştığı telefon görüşmelerini dinleterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Böyle bir anlayış ırkçı saik değil de nedir? Artık bu tartışmasız bir şekilde katliamın ırkçı saiklerle işlendiğini kanıtlamış oldu. Müvekkillerimi korkutmaya çalışıyorlar. Katliamın ilk saatlerinden itibaren savcılık, Valilik, İçişleri Bakanlığı’nın bunun bir ırkçı katliam olmadığını söylemesi kabul edilebilir bir durum değil. Savcılık, İçişleri Bakanlığı, Valilik saldırganların avukatlığını yaparcasına açıklamalar yaptı. Bu açıklamayı yapanların, başta kamuoyu olmak üzere müvekkillerimden özür dilemeliler” dedi.   TCK’de “mala, şerefe, cana karşı yapılan saldırılarda siyasal, etnik ve benzeri saldırılar söz konusu olduğunda cezayı artırma durumunun söz konusu olmadığını” kaydeden Abdurrahman, bu konuda bir yasal yeniliğin olması gerektiğinin altını çizdi.   Meclis’e yasa teklifi verildi   Abdurrahman’ın açıklaması sırasında bilgi veren Ömer Faruk Gergerlioğlu, bu konuda Meclis’e bir yasa teklifi sunduklarını aktararak, “Olayın ırkçı saiklerle yapıldığında cezanın artmasına yönelik cezanın artırılması konusunda bir yasa teklifimiz var. Yasa teklifimiz hala yasalaşmadı. Mustafa Şentop da yasanın olmadığını ve yapabilecekleri bir şey olmadığını söyledi. Yargılanan insanlar çok az bir cezayla kurtulabilir. Ama biz yasal önlemi almak istiyoruz. Meclis bunu görüşmeli ve yasalaşmalı. Bu şekilde nefret ve linç kültürünü önleyebiliriz. Bunlar toplumun sinir uçlarıyla ilgili sorunlar. Bunlar üzücü, ayrımcılıkları gösteren durumlar. Ciddilerse bu teklif yasalaşsın” ifadelerini kullandı.   ‘Derhal yasal düzenlemeler çıkarılmalı’   Abdurrahman konuşmasına şöyle devam etti: “Burada devlet yetkililerinin yapması gereken derhal yasal düzenlemeler çıkarmaları. 11 yıldır devam eden Keleş, Çalık ve Altun ailesi tarafından müvekkillerime bir saldırı söz konusuydu. WhatsApp yazışmalarında saldırgan ailenin müvekkillerimin canına kast ederek onların arazilerine el koyma, onları göç ettirmeleri gibi bir durum söz konusu. Tetikçi ile aralarındaki bağlantıyı hala araştırıyoruz.   Geliyorum diyen bir katliam vardı   Devletin ihmali söz konusu. Müvekkillerimin devlet yetkililerine ulaşma çabası var. Müvekkillerimin can havliyle devlet yetkililerinden yardım istediği çok açıktır. Metin Dedeoğulları, Instagram hesabından Cumhurbaşkanı’na 4 Temmuz’da yazdığı yazıda, “Ben bir Kürdüm ve ülkücüler tarafından darp ediliyorum. Yaralı olduğum için işimi bile yapamıyorum” demişti. Barış ve Serpil Dedeoğulları’nın da devlet yetkililerine yazdığı yazışmaları var. Geliyorum diyen bir katliam vardı. Saldırıları devlet yetkililerine her fırsatta dile getirmişlerdir. Bu katliam geliyorum diyen bir katliamdı. Devlet yetkilileri bunu seyretmekle de suça ortak olmuştur.   Devlet yetkilileri bu suça ortak oldu   12 Mayıs saldırısının ardından koruma talebinde bulunduk ve yeni tutuklamaların yapılmasını talep ettik ancak bunlar karşılanmadı. Devlet yetkilileri bunu yaparak bu suça ortak olmuştur. Sulh Ceza, HSYK, Meram İlçe Emniyet Müdürlüğü ve tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduk ve bununla ilgili sürecimiz devam ediyor. Sessiz kalan savcının kusurunu çok iyi biliyorum. Bu kusurdan dolayı Konya Valisine yazı yazdık. Gelen yanıtta, koruma taleplerinin olmadığı, taraflarına ulaşmadığı yazılıyordu. Meram Kaymakamlığında da aynı şekilde resmi bir talebin olmadığı belirtilmiştir. Bize göre bu katliama iştirak olmaktır. Gelen saldırı engellenmedi. Suç duyurusunda bulunduk bu konularda da.     CİMER ve BİMER kayıtlarını istedik   Daha taleplerimiz var ve olacak. Müvekkillerimin CİMER’e başvuru yaptığını düşünüyoruz. Bu nedenle CİMER ve BİMER kayıtlarını istedik. Bunun hesabını yetkililer vermek zorunda. Başsavcı ‘Ben savcımı harcatmam’ demişti. Ben 7 cenazemi harcatmam. Etkin soruşturma yürütülüp yürütülmediği konusunda şüphelerimiz var. Saldırıdan hemen sonra açıklama yapan yetkilerin açıklamasının ardından katliamın husumet olduğu iddia edildi. Bizler bunları suçüstü yakaladık ve hesabını verecekler.   55 gün boyunca kayıtlar bize verilmedi   30 kişiden oluşan bir savunma grubumuz var. Biz bunların hesabını sormaya devam edeceğiz. Irkçı saik olduğu tartışmasızken her talebimizde sürekli olarak oyalandık. 55 gün boyunca kayıtlar bize verilmedi. Soruşturma yürüten savcı Adalet Bakanına bir yazı yazmış ve ‘yetki belgesi sunulan avukatlara bilgi ve belge verelim mi vermeyelim mi’ diye sormuş. Var olan bir gerçeği örtbas etme çabasındalar. Adalet Bakanı ise verdiği cevapta, yargı yetkisinin olduğu noktalarda bilgi verme yetkisinin olmadığını söylemiş.   Daha kaç canımız gidecek   İnsanım diyen herkesin bu lanet duyguların karşısında durması gerekir. Daha kaç can vereceğiz? Daha kaç canımız gidecek? İnsanlık namına insanım diyen herkesin bu duyguya karşı çıkması ve aileye sahip çıkmasını istiyoruz.”