‘Cezaevleri hukuksuzluk ve baskıların merkezi oldu' 2021-10-30 14:47:05   DİYARBAKIR - ÖHD ve MED TUHAD-FED, 57 cezaevine gerçekleştirdiği ziyaretler sonucu hazırladığı raporda cezaevlerinin hukuksuzlukların ve baskıların merkezi haline getirildiği belirtildi.    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Cezaevi Komisyonu'nun 6 aylık birleştirilmiş hak ihlalleri raporu ÖHD Diyarbakır şube binasında açıklandı. Açıklamaya ÖHD ve Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) katıldı. ÖHD ve MED TUHAD-FED’in ortak olarak 57 cezaevine yaptığı ziyarette Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayına ilişkin hazırlanan rapor paylaşıldı. Raporun açıklama kısmını ÖHD Genel Merkez Cezaevi Komisyonu Sekretaryası avukatı Ekin Yeter okudu.   ‘Tecrit ve baskıya karşı açlık grevi eylemi başlatıldı’   Ekin, cezaevlerinin gelinen son süreçte hukuksuzlukların ve baskıların merkezi olarak karşılarına çıktıklarını söyledi. Ekin, özelde İmralı Adası’nda genelde de tüm cezaevlerinde derinleşen anti-demokratik tecrit politikası ile birlikte; 27 Kasım 2020’den bu yana Türkiye’nin birçok cezaevinde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde süreklileşen tecridin sonlandırılması ve tutsakların kendilerine yönelik salgın sürecinde artan hak ihlallerini de protesto amacıyla süresiz dönüşümlü açlık grevi başlattıklarını ve 12 Eylül’de sonlandırdıklarını kaydetti.   ‘İyi hal kurulu ile hak ihlallerine yenisi ekleniyor’   Bu sorunların yanı sıra cezaevlerinde “iyi hal kurulu” denen bir kurul ile hukuksuzluklara ve hak ihlallerine yenilerinin eklendiğine dikkat çeken Ekin, problemli olan iyi halli olma şartı daha da problemli bir hale geldiğini ifade etti. Ekin, cezaevlerinde haksız bir uygulamaya tepki gösterdiği, açlık grevine girdiği, çıplak aramaya direndiği gibi haksız gerekçelerle “iyi halli değildir” raporu ve kimi zaman da bu durumların hiçbirinin yaşanmamasına rağmen siyasi görüş sebebiyle olumsuz rapor verildiğini söyledi.   Ekin açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi: “Yasal ve uluslararası mevzuat evrensel hukuk ilkeleri ile birlikte göz önüne alındığında; kurumlarımıza gelen başvurular sonucunda tespit edilen ifade özgürlüğü, işkence yasağı, kötü muamele yasağı ihlallerinin sebebi olan hapishane idaresi ve personeli uygulamalarının ve eylemlerinin sonlandırılması ve idarenin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Ailelerinden uzak bölgelere sürgün edilen mahpusların öncelikle ailelere yakın hapishanelere getirilmeli ve her halükarda mahpuslara daha fazla telefon hakkı sağlanmalı ve en azından ziyaretçi listesindeki herkesle telefon ile görüşebilme imkânı sağlanmalıdır. Mahpusların açık görüşlerinin yaptırılmaması pandemi koşullarında anlaşılabilir. Fakat  kapalı görüşlerde kişi sınırlaması uygulanmasının, 40 dakikalık açık görüşlerin yerine sadece 10 dakikalık ek telefon hakkı tanınmasının ve bu telefon hakkının da açık/kapalı görüş yapılabilecek kişilerle değil de sadece telefon numarası verilen kişi ile sınırlı tutulması mahpusların aile ve özel hayatına saygı hakkını ihlaline son verilmelidir.   Dergi ve gazete yasaklanmasına son verilmelidir   Mahpusların dış dünya ile iletişim kurması, toplumdan tamamen kopmadan, meydana gelen gelişmeleri takip edebilmesi için en önemli iletişim araçlarının başında süreli ve süresiz yayınlar gelmektedir. Mahpuslar kitaplar sayesinde birçok konuda kendilerini geliştirirken gazete ve dergiler sayesinde toplumda yaşanan gelişmeleri takip edebilmektedir. Bu durum tecridin mahpuslar üzerindeki etkilerinin bir parça olsun azalmasına neden olmaktadır. Ancak hapishanelerde kitaplara getirilen kısıtlamalar ile dergi ve gazetelere getirilen yasaklamalara derhal son verilmelidir. Ağır hasta mahpusların bir an evvel infazları durdurulmalıdır. Sağlık hakkına erişimin önünde çift kelepçe, kelepçeli muayene başta olmak üzere tüm hukuksuzluklardan vazgeçilmelidir.   1 Ocak’ta yürürlüğe giren ‘Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik’ ile birlikte denetimli serbestlik, koşullu salıverilme gibi mahpus lehine olan uygulamalarda  ‘iyi halin’ belirlenmesi için oluşturulan gözlem kurulu uygulamasına son verilmelidir.”   Ardından raporu ve sonucu ÖHD Cezaevi Komisyonu üyesi avukat Yusuf Çakas şu şekilde paylaştı: “Son dönemlerde muhaliflere yönelik artan baskılar nedeniyle tutuklamalar daha da artmış, hapishanelerdeki mahpus sayısı kapasitenin çok üzerine çıkmıştır. Bununla doğru orantılı olarak mahpusların maruz kaldığı hak ihlalleri de artmıştır. Bu ihlallerin başında ise işkence yasağının ihlali gelmektedir. Hem ulusal hem de uluslararası hukukta işkence ve kötü muamele açıkça yasaklanmıştır. Bir başka deyişle hiçbir hal ve durumda, hiç kimseye işkence yapılamaz. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de hapishanelerde yapılan çıplak aramalara ilişkin başvuruları işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen İHAS’nin 3. maddesi bağlamında değerlendirmektedir. Buna rağmen hapishanelerde çıplak aramanın hukuka aykırı bir şekilde hâlâ yaygın bir uygulama olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte mahpusların hastane ve adliye sevklerinde çift kelepçe uygulamasına maruz bırakılması, hapishanelerdeki hücre ve koğuşların fiziki koşulları da insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalardan olup işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında kalmaktadır.   Çıplak arama ve çift kelepçe uygulamasına son verilmeli   Devletler, taraf oldukları sözleşmelerde yer verilen işkence yasağını da göz önünde bulundurarak, çıplak arama, çift kelepçe gibi uygulamalara tamamen son vermeli ve hapishanelerde işkencenin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalıdır. Yine mahpusların kaldığı hücrelerin ve koğuşların fiziki koğuşları iyileştirilmelidir. Bu husus, devletlerin işkence ve diğer insan hakları ihlallerinin önlenmesine dair aktif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Ortaya bir hak ihlali çıktığında, bu hususun etkin soruşturulması ve sorumluların yaptırımla karşı karşıya bırakılacağı yargılama süreçlerinin gerçekleştirilmesi de söz konusu aktif yükümlülüğün bir parçasıdır.”   http://ozgurlukicinhukukcular.org/tr  http://www.medtuhadfed.org/