Kürtçe baskı ve saldırıların hedefinde 2021-11-16 12:50:35   Dilan Babat    ANKARA - Sanatçı Mem Ararat’ın Ankara’da yapacağı konser Keçiören Belediyesi tarafından, “Kürtçe şarkı söyleneceğini bilmiyorduk” gerekçesiyle yasaklandı. Özellikle son yıllarda Kürtçe’ye yönelik baskıcı politikaların sistematikleşmesine ilişkin konuşan Dilbilimci Necmiye Alpay, “Bu yasakları koyanlar her seferinde faşizan sıfatını biraz daha hak etmiş oluyorlar” dedi.    Türkiye’de Kürt sorunun çözümsüzlüğü ve Kürtlere yönelik sürdürülen imha ve inkar politikalarıyla beraber Kürtçeye yönelik tahammülsüzlük her geçen gün artıyor. Kürtler katliamlara, gözaltılara ve tutuklamalara maruz kalırken bir yandan da dili ve kültürü inkar ediliyor. Sanatçı Mem Ararat’ın 4 Aralık tarihinde Ankara’da Keçiören Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde vereceği konser “Kürtçe şarkı söyleneceğini bilmiyorduk” denilerek AKP’li Keçiören Belediyesi tarafından iptal edildi. Geçtiğimiz günlerde Batman’a gelen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kürtçe pankartlar ve ezgiler eşliğinde karşılanması ise Kürtçenin yalnızca "propaganda malzemesi" olarak iktidar elitleri tarafından kullanıldığını, halka ise yasaklandığını kanıtlıyor.    Medyanın Kürtçe tahammülsüzlüğü   Geçtiğimiz aylarda bir televizyon kanalında sunuculuk yapan Didem Arslan Yılmaz’ın programına bağlanan ve Kürtçe konuşan bir kadını yayından alması, ırkçı ve nefret söylemlerinde bulunması uzun süre kamuoyunda konuşulmuş ve tepkilere neden olmuştu. Meclis’te “bilinmeyen dil”, eğitimde “pedagojiye uygun değil”, sokakta ve yaşamın her alanında ırkçı saldırı gerekçesi, cezaevlerinde ise soruşturma konusu olan Kürtçe üzerindeki baskı, AKP-MHP iktidarının söylemleri ile birlikte her geçen gün derinleşiyor.   Kürtçeye yönelik saldırılar yıllardır, her dönem biçim değiştirerek devam ediyor. Özellikle 2016 yılında darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte Kürt kurumları ve Kürtçenin yaygınlaştırılması için faaliyet gösteren birçok dernek ve kurum Kanun Hükmünde Kararname ( KHK) ile kapatıldı.    Kürtçe yayın yapan Özgür Gün TV, Denge TV, Jiyan TV, Van TV, Azadiya Welat gibi televizyon ve gazeteler, Kürtçenin korunup geliştirilmesi amacıyla faaliyet yürüten Mezopotamya Kültür Merkezi, İstanbul Kürt Enstitüsü, Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (Kurdî Der), Ahmede Xanî Dil Akademisi, Ferzad Kemanger İlkokulu, Kürt Yazarlar Derneği gibi birçok kurum ile DBP’li belediyelerin bünyesinde Kürtçe faaliyet gösteren kreşler kapatıldı. Aynı şekilde okullarda seçmeli olarak verilen Kürtçe derslerin önüne de birçok engel çıkarıldı.   Kürtçe şarkı ‘örgüt propagandası’ sayıldı   Van’da 21 Mart’ta gerçekleştirilen Newroz kutlamasında sahne alan Aryen Kültür Sanat ve Araştırma Derneği’nde faaliyet yürüten Koma Awaza Azad sanatçıları hakkında, Hozan Serhat’ın “Mizgina leheng” şarkısını söyledikleri gerekçesiyle “örgüt propagandası” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Yine Batman’da 14 Ağustos günü Newroz alanında düzenlenen mitingde sahneden çalınan Şivan Perwer’e ait “Serhildan jiyane” şarkısı eşliğinde halay çeken 13 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.    Türk Telekom’da Arapça var Kürtçe yok   Sadece medyada değil, kamusal alanda da söz konusu yasakçı politikalar gün geçtikçe çoğalıyor. 19 Ağustos 2020 tarihinde Batman’da yaşayan Fevziye Başaran’ın Türk Telekom’da aldığı hattın kapatılmasına ilişkin, aradığı Türk Telekom Müşteri Temsilcisi, Fevziye’nin Türkçe bilmemesinden kaynaklı talebini Türkçe ya da Arapça vermesini istedi. Kürtçeden başka bir dil bilmeyen Fevziye’nin talebi dikkate alınmazken, Türk Telekom duruma tepki gösteren aile bireylerine, “Türkiye’nin anadili Türkçedir. Türkçe konuşup Türkçe anlaşıyoruz” diyerek, Kürtçeye yönelik nefret ve yok saymanın gündelik yaşamda sistematikleştiğini bir kez daha gösterdi.   Kamu düzenini bozan 'Berû'   İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, 21 Eylül’de salgın nedeniyle zor günler geçiren özel tiyatrolar için yeni sezon programında 50 özel tiyatro oyununa yer verme kararı almıştı. Şehir tiyatroları sahnesinde sahnelenmesi planlanan oyunlardan biri de Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) tiyatro grubunun "Berû" oyunu oldu. Oyuna saatler kala Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı “kamu düzeninin bozulabileceği” iddiasıyla oyunu yasakladı.   Dawiya Dawî oyununa da yasak   Yine geçtiğimiz günlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Gençlik Meclisi’nin “Bağımlılığı kıralım yeni yaşamı kuralım” kampanyası kapsamında Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde düzenleyeceği “Dawiya Dawî” stand up gösterimi, Fatih Kaymakamlığı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden yasaklandı.    Son yıllarda Kürtçeye dönük nefret ve yasakçı uygulamaların bazıları şöyle:    * 2013’te İstanbul’da servis aracında Kürtçe konuşan Rıdvan İşler bir grup ırkçının saldırısına uğradı.     * 13 Mart 2015'te Erzurum'un Karayazı ilçesinde 6'ncı sınıf öğrencisi A.Ö., Kürtçe konuştuğu için öğretmeni tarafından darp edildi ve okuldan uzaklaştırıldı.    * 24 Ekim 2015'te İstanbul Avcılar’da 3 çocuk babası olan Selim Serhed, Kürtçe şarkı söylediği için ırkçı saldırganlar tarafından katledildi.     * 8 Eylül 2015'te İstanbul Kağıthane’de Sedat Akbaş (21), cep telefonuyla Kürtçe konuştuğu sırada saldırıya uğradı ve sonrasında yaşamını yitirdi.     * 26 Nisan 2016'da Uşak'ta inşaat işçisi olan Eren Sömer (26) ve Ufuk Çelik (28), Kürtçe konuştukları için ırkçı bir grubun bıçaklı saldırısına maruz kaldı.     * 14 Mayıs 2016'da Aydın'ın Nazilli ilçesindeki bir yurtta kalan üniversite öğrencisi Pınar Çetinkaya, ailesiyle telefonda Kürtçe konuştuğu için “örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla yurttan atıldı.   * 2017 yılında Dicle Üniversitesi öğrencileri “ıslıkla Kürtçe marş çaldıkları” gerekçesiyle polisler tarafından darp edildi. Gözaltına alınıp bırakılan öğrenciler hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı “örgüt propagandası yapmak”, “silahlı örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla soruşturma başlatmış, öğrenciler hakkında, 27,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.   * 10 Şubat 2018'de Sivas’ta bir inşaat işçisi, Kürtçe konuştuğu için ırkçılar tarafından darp edildi.    * 10 Kasım 2018’de Ağrı’da zorunlu askerlik yapan Fikret Aydemir, Kürtçe konuştuğu için bir grup ırkçı askerin saldırısına uğradı.     * 16 Aralık 2018’de Sakarya’nın Hendek ilçesinde Kürtçe konuşan Kadir Sakçı ve oğlu Burhan Sakçı, "Kürdüz" demeleri sonrası silahlı saldırıya uğradı. Kadir Sakçı kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.     * 28 Aralık 2018'de İstanbul Gaziosmanpaşa'da Sinan Encü, Kürtçe konuştuğu için tellakın sert müdahalesine maruz kaldı.   * 13 Ekim 2019'da Sakarya’da Şirin Tosun (19), Kürtçe konuştuğu için önce 6 kişi tarafından linç edildi, daha sonra silahla vurularak katledildi.   * 16 Ekim 2019'da Çanakkale'de göz ameliyatı olan eşi Bedriye Yaşlı (71) ile Kürtçe konuşan Ekrem Yaşlı (74), başka bir hasta refakatçisi tarafından ırkçı saldırıya uğradı.   * 1 Haziran 2020’de Ankara Etimesgut ilçesinde 20 yaşındaki Barış Çakan, Kürtçe müzik dinlediği için 3 kişilik bir grubun bıçaklı saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.     * 12 Aralık 2020’de İsmet Tuna, Kocaeli’nde otobüste annesi ile Kürtçe konuştuğu için otobüs muavini tarafından saldırıya maruz kaldı.     * 12 Aralık 2020’de Adana’da askerlik yaptığı sırada Kürtçe bir şarkıyı kendi tarzıyla söyleyerek sosyal medyada paylaşan Fırat Polat, soruşturmaya tabi tutuldu.   *3 Kasım 2021’de açlık grevine girdiği gerekçesiyle  “örgüt üyeliği”nden  yargılanan tutsak Mukaddes Kabak’ın kimlik tespitini Kürtçe vermesi üzerine mahkeme başkanı Kürtçenin tutanaklara “farklı bir dil” olarak geçirilmesini istedi.   ‘Faşizan sıfatını hak ediyorlar’   Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtçe üzerinden yasakların bitmediğini söyleyen Dilbilimci Necmiye Alpay, bu tutumun bilime, cumhuriyete ve demokrasiye aykırı olduğunu belirtti. Bu yasakları ortaya koyan insanların söz konusu kavramlara karşı tavır aldığını vurgulayan Necmiye, “İnsanın anadili ve kültürü bir madalyonun iki yüzü gibidir. Bu yasakları koyanlar her seferinde 'faşizan' sıfatını biraz daha hak etmiş oluyorlar” dedi.   ‘Bir halkın kültürü ortadaysa ‘Kürtlük’ yoktur denilemez’   Geçtiğimiz günlerde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Batman ziyaretinde Kürtçe şarkılar eşliğinde karşılandığını anımsatan Necmiye, şöyle konuştu: “Erdoğan ve genel olarak iktidar çevreleri seçimler yaklaştıkça Kürt sorunu daha gerçekçiymiş gibi yaklaşıyorlar. Sembolik birkaç işaret veriyorlar. Bu insanlar çözüm sürecinin bir zamanlar aktörleriydi. Çözüm sürecini kapattıktan sonra ‘Kürt sorunu yok’ demeye başladılar. Bir halkın müziği, kültürü ortadaysa Kürtlük ‘yoktur’ denilmesi saçma bir durum. Seçimler yaklaştıkça Erdoğan Kürtçe ve Kürt sorununa dönük ılımlı yaklaşıyor ama bizler onun dışında bir şey duymuyoruz. İktidardan haklı özgürlükler yönünde bir işaret görmüyoruz. Batman’da ve Kürt illerinde karşılandığı ve yasaklamadığı Kürtçe şarkılarla durumu ve oylarını kurtarmaya çalışıyor.”