Sultangazi'de kadın yürüyüşü: Sesimizi meydanlara taşıracağız 2021-11-21 16:46:07     İSTANBUL - Gazi Mahallesi'nde yürüyüş gerçekleştiren Sultangazi Kadın Dayanışması, “Haklarımızı alacağımız yer sokaklar” diyerek tüm kadınları 25 Kasım’a çağırdı.   İstanbul'da Sultangazi Kadın Dayanışması, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında kadın katliamlarına, kadına yönelik şiddete tepki göstermek ve 25 Kasım’a çağrı yapmak için Sultangazi ilçesine bağlı Gazi Mahallesi'nde yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş öncesi polis kadınların yürüyüşe başlayacakları eski Karakol Meydanı’nı ablukaya alarak engel olmaya çalıştı. Kadınlar ablukaya aldırış etmeden “Jin jiyan azadî”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadınlar birlikte birlikte güçlü” sloganları, alkış ve zılgıtlar eşliğinde Gazi Cemevi'ne yürüyüşe geçti.   Kadınların yürüyüşüne yurttaşlardan destek   Polisin kadınların yürüyüşünü engellemeye çalıştığı sırada çevredeki yurttaşlar kadınlara alkışlar ve kornalar ile destek verdi. Yürüyüşü cemevi önünde sonlandıran kadınlar burada basın açıklaması  gerçekleştirdi. Açıklamada, “Krizsiz, şiddetsiz, savaşsız, eşit ve özgür bir dünyada yaşamak istiyoruz” pankartı açılırken, “İstanbul Sözleşmesi uygulansın”, “Kadınları değil erkek şiddetini engelle”, “Haklarımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok” ve “Hayatlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz” yazılı dövizleri taşındı. Açıklamayı kadınlar adına  Sultangazi Kadın Dayanışması üyesi Filiz Ok okudu.   ‘Kadına yönelik şiddet politiktir’   Kadınları şiddete karşı savunmasız bırakmak için nafaka hakkının gasp edildiğini ve arabuluculuk sistemi ile boşanmaların engellenmeye çalışıldığını dile getiren Filiz, devletin olanaklarının şiddeti önlemek için kullanılması gerekirken infaz düzenlemeleri ile faillerin koşullarının iyileştirildiğini ifade etti. Filiz, “Kadınları şiddete karşı koruyan yasalar esnetiliyor, sığınma evlerine erişim zorlaştırılıyor. Kayyumlar marifetiyle gasp edilen belediyelerin kadın birimleri kapatılıyor. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 gibi yaşam güvencemiz sayılabilecek kazanımlarımız yok edilmek isteniyor” şeklinde konuştu.   ‘Kazanımlarımıza sahip çıkmalıyız’   Pandemi ile birlikte kadın kazanımlarının yok edilmeye çalışıldığını ve kadım emeği üzerindeki sömürünün katmerleştiğini vurgulayan Filiz, “Ev içinde artan iş yükü cinsiyetçi iş bölümünü belirginleştirirken kadınları koruyan ve güçlendiren uygulamalar yerine esnek çalışma modeliyle bizi düşük ücretlerle güvencesiz, örgütsüz çalıştırmanın, ücretli-ücretsiz emeğimizi daha da değersizleştirmenin yolları aranıyor. Bunlar kazanımlarımıza ve mücadelemize her zaman olduğundan daha çok sahip çıkmamız gerektiğini gösteriyor” dedi.   ‘Kadınların sesini meydanlara taşıyoruz’   Filiz, cezasızlık politikasının günden güne arttığını ancak kadınların hesap sormaktan vazgeçmeyeceğini kaydederken, “Rabia Naz’a, Nadira Kadirova’ya, Gülistan Doku’ya, şüpheli kadın cinayetlerinde yaşamını yitirenleri sormaya devam edeceğiz. İpek Er’in ölümüne neden olan tecavüzcü uzman çavuş Musa Orhan önce tutuklanıp sonra neden serbest bırakıldı? Biz yaşamak için öz savunma hakkı tanınmayarak ceza verilen Nevin Yıldırım’a Hülya Halaçkay’a, Çilem Doğan’a yönelik bu kararları tanımıyoruz ve seslerini meydanlara taşıyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Özgür ve eşit bir yaşam istiyoruz’   Ucuz, esnek ve kayıt dışı şekilde en güvencesiz işlerde çalıştırılan, ayrımcılık ve ırkçılık nedeniyle sokakta, iş yerlerinde her daim şiddete uğrayan göçmen kadınların yok sayıldığına işaret eden Filiz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eşit, özgür ve insanca yaşamak istiyoruz! LGBTİ+’lar ve her türlü kimlik ve yönelimdeki kadınlar ayrımcılık, nefret ve şiddetten uzak; eşit ve özgür bir yaşam istiyor! Çünkü kadınların emeği ve hayatı üzerindeki bu baskılarla erkek şiddetine mahkum edilmek istenmesi arasında çok açık bir ilişki var.”   Kadınlar açıklamanın sonunda tüm kadınları 25 Kasım’da yapılacak eyleme çağırdı.