ICAVI Sözcüsü Rouhi Shafii: Cesaretimizi ve ellerimizi birleştirelim 2021-11-22 09:05:41   Gökçe Akgöl   ANKARA - Ortadoğu'daki baskıcı rejimleri değerlendiren ICAVI Sözcüsü Rouhi Shafii, dünyanın her yerinde kadınların bir araya gelerek mücadelelerini büyütmeleri gerektiğine dikkat çekiyor: “Umutsuzluğa kapılmamalıyız. Cesaretimiz kırılmamalıdır. Bence ellerimizi birleştirerek bu konuda bir şeyler yapabiliriz. Artık kadınlar ve mücadeleleri her yerde.”   Baskıcı yönetim anlayışının kendini örgütlediği Ortadoğu’da, bu baskının ilk yöneldiği kesim kadınlar oluyor. Adı savaşlarla anılan Ortadoğu’da kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini en derinden yaşayan kesimlerin başında geliyor. Rejimlerin kendilerine dayattığı yaşamı kabul etmeyen kadınlar, en ağır cezalara mahkum ediliyor, cezalara karşı boyun eğmeyenler ise katlediliyor. İran’da kadınlara dönük rejimin baskıcı uygulamasına direnen binlerce kadın da aynı uygulamalar ile ya katledildi ya da göç etmek zorunda kaldı. İran’da Ayetullah Humeyni’nin getirdiği başörtüsü yasasını protesto eden ve mücadelesinden kaynaklı İran’da kalamayanlardan biri de Rouhi Shafii. 35 yıldır İngiltere’de yaşayan Rouhi 2010 yılında birkaç kadın aktivist ile “İran’da Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyonu” (ICAVI) kurdu.   İran’da Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyon’un Sözcüsü olan Rouhi Shafii ile İran’daki kadın mücadelesinin geldiği noktayı, Ortadoğu’da yükselen mücadeleyi ve Türkiye’deki kadın hareketini konuştuk.   “Ben en başından beri İran’da birbiriyle bağlantılı iki tür sorunun olduğunu düşünüyorum. Biri İslam Cumhuriyeti kanunları. Ancak kadınlar en başından beri bu kanunlara karşı mücadele etti, etmeye de devam ediyor. Bir diğeri de başörtüsü sorunu. Çünkü biz o dönem başörtüsüne alışkın değildik ve iktidar değiştiğinde başörtüsünü kadınlara dayatmıştı.”   * İran’daki kadın mücadelesini sormak istiyorum. İran’da son süreçte kadın mücadelesinin durumunu nasıl değerlendiriyorsun?   Öncelikle İran'da örgütlü bir kadın örgütümüz yok. İran’daki hükümet tüm kadın aktivistleri hapse atmaya çalıştı. 2009 seçimlerinden sonra İran’daki kadın aktivistlerin çoğu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. İran’da kadın haklarını konuşabilmek, tartışabilmek için bir platformumuz yok ancak örgütlü olmasak da bireysel olarak, haklarını bilen geniş bir kadın yelpazesinin olduğunu söylemek mümkün. Ben en başından beri İran’da birbiriyle bağlantılı iki tür sorunun olduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri İslam Cumhuriyeti kanunları. Ancak kadınlar en başından beri bu kanunlara karşı mücadele etti, etmeye de devam ediyor. Bir diğer sorun da başörtüsü sorunu. Çünkü biz o dönem başörtüsüne alışkın değildik ve iktidar değiştiğinde başörtüsünü kadınlara dayatmıştı.  O zamanlar ben de İran’da yaşıyordum. İran tarihinin en büyük gösterileri o zaman yaşanmıştı. Biz kadınların zorunlu olduğu için başörtüsüne karşı çıktığı gösterilerdi. O gün gibi bugün de başörtüsü dayatmasına karşıyım. Başörtü sorunu kadınlar, erkekler ve hükümet arasında kavga olmaya devam ediyor. Ancak bu durum artık pratikte değişti. Çünkü İranlı genç kadınlar onlarla savaşıyor ve bu dayatmaya karşı çıkıyor.   Elbette İran’da hala çok başka sorunlarımız var. Örneğin kadına yönelik şiddet. Sizin de bildiğiniz gibi Türkiye’de ve diğer birçok ülkede aile içi şiddet erkekler tarafından yapılıyor. Sokakta, işte, evde; bazen sözlü, bazen fiziksel bir biçimde gerçekleşiyor. Kadınlar her zaman bu tür şiddete karşı mücadele etse de kadına yönelik şiddeti önleyecek yasalar olmadığı için sorun hala devam ediyor. Bir diğer sorun da ‘namus’ cinayetleri. Namus meselesinde kadınları erkekler öldürüyor, muhtemelen Türkiye’de de aynı sorun var. Namus cinayetlerini durdurmak için yaklaşık iki yıl önce dev bir kampanya başlattık. Örgütlü bir mücadeleye ihtiyacımız var, bir kadın derneğimizin olmaması çok büyük eksiklik. Avrupa’nın içinde kadınları örgütlüyoruz ama sosyal medyayı kullanan milyonlarca kadın, haklarının daha çok farkındalar, bireysel ya da küçük gruplar halinde haklarını almaya çalışıyorlar.   “Mahmud Ahmedinejad’ın Cumhurbaşkanı seçildiği 2009 seçimlerine tepkiliydik. Çünkü bu bizim için bir seçim darbesiydi. Tahran’da çok büyük gösteriler yaşandı ve biz şiddeti sokaklarda, evlerimizde yaşadık. Kim bilir kaç kişi o gösterilerde öldü ya da yaralandı. Bu gösterilerden sonra İran'daki kadınların sesi olmak için daha organize bir şekilde birlikte çalışmaya başladık”   * İran’da Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyon’u (ICAVI) kurdun. ICAVI hangi amaçla kuruldu?    İran’da Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyon’u küçük bir grupla Londra ve Viyana’da kurduk. Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı seçildiği 2009 seçimlerine tepkiliydik. Çünkü bu bizim için bir seçim darbesiydi. Tahran’da çok büyük gösteriler yaşandı ve biz şiddeti sokaklarda, evlerimizde yaşadık. Kim bilir kaç kişi o gösterilerde öldü ya da yaralandı. Bu gösterilerden sonra İran'daki kadınların sesi olmak için daha organize bir şekilde birlikte çalışmaya başladık. Kadınlara ve erkeklere yönelik yaygın şiddet olgusunu aynı şekilde ele almamız gerektiğini anladık ve bu örgütü ‘İran'da Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyon’u (ICAVI) kurduk. Çok büyük bir organizasyon olduğunu söyleyemem, ancak küçük ve etkili olduğunu düşünüyorum. Kadınlara ve erkeklere yönelik yaygın şiddet olgusu konusunu ele alıyoruz. ‘Kadınlara karşı neden bu kadar şiddet söylemi var’, ‘Devlet neden kendi halkına bu kadar şiddet uyguluyor’ gibi sorularla bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Çoğunlukla Avrupa’da ve Londra’da yıllık ya da uluslararası konferanslar düzenliyoruz. İran'daki şiddetin boyutunu vurgulamak için bu konferansları tek bir ekiple yapıyoruz. Konferansları kadın veya erkekle sınırlı tutmuyoruz. Şiddetin ne boyutta olduğunu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Başka ülkelerdeki kız kardeşlerimiz bu şiddeti gerçekten ortaya çıkarmak ve bize bir çözüm sunmak için ne yapabilir diye düşünüyoruz. Konferanslar aracılığıyla, İran'daki şiddetin doğası hakkında konuşmaya ve sonra onu azaltmak için bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. En temelde yaptığımız şey bu diyebilirim.   “Kendimiz için bir şey yapmadıkça kimsenin bizim için bir şey yapmayacağını anlıyoruz. İran’dan Suriye’ye, Afganistan’dan Türkiye’ye kadınlarla bir araya gelip sorunlarımızı konuşabiliriz. Çünkü sorunlarımız birbirine çok benziyor ve ortak bir yol bulmak zor değil.”   *Suriye’de kadınlar DAİŞ tarafından köle pazarlarında satıldı ve binlerce kadın katledildi. Bugün Afganistan’da Taliban’ın gelmesiyle kadınların birçok hakkı engellendi.  Baskıcı rejimlere rağmen dünyanın her yerinde kadınlar bulundukları alanlarda dayanışma içerisinde olmaya çalıştı. Sence bu dayanışma yeterli mi? Kadınların Ortadoğu’daki dayanışmasını nasıl değerlendiriyorsun?   Türkiye'de öğrendiğim kadarıyla büyük bir kadın hareketi var. Her bölgeden, her coğrafyadan kadınlarla acilen dayanışmaya ihtiyacımız var. Batı ülkelerinin sessiz kaldığını biliyoruz, yakın zamanda bunu Afganistan’da gördük. Biz kendimiz için bir şey yapmadıkça kimsenin bizim için bir şey yapmayacağını anlıyoruz. Dolayısıyla bu tür bir dayanışmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İran’dan Suriye’ye, Afganistan’dan Türkiye’ye kadınlarla bir araya gelip sorunlarımızı konuşabiliriz. Çünkü sorunlarımız birbirine çok benziyor ve ortak bir yol bulmak zor değil. Afganistan’ın Taliban tarafından ele geçirilmesi sonrası Afganistan'daki kadınlara daha yakınız. Afganistan'da arkadaşlarımız var. Bu yüzden onlarla daha çok iletişim halindeyiz. Londra Üniversitesi'nde Afganistan’daki insanların durumu hakkında 4 saat süren bir konferans düzenledik. Ben de konferansın düzenleyicilerinden biri olarak oradaydım. Dolayısı ile birbirimize çok yakınız ve umarım, bir gün bir araya gelebiliriz.   “İran’da kadınlar,  kendilerine saldıran veya onlara şiddet uygulayan bir erkeği öldürdüklerinde erkeklerden daha ağır cezalar alıyor. Hükümetin ve ülkenin yasaları erkeklere ve kadınlara farklı bakıyor.”   * Kadınlar ölmemek ve yaşamlarına sahip çıkmak için kendilerini öldürmek isteyen erkeklere karşı özsavunmada bulunuyor. Türkiye’de Çilem Doğan bunun en son örneği oldu. Çilem, kendisine sistematik şiddet uygulayan erkeği öldürdüğü için 15 yıl ceza alırken, erkekler bu kadar ceza almıyor. Türkiye ve İran’da kadınların daha ağır cezalar almasının nedeni nedir?   En temelde her iki ülkede de hukukun İslam hukukundan türetilmesi bunun nedenlerinden biri. Hayatı düzgün yaşamak için konuşmaya hakkı olan hep erkektir, kadın değil. İran’da kadınlar,  kendilerine saldıran veya onlara şiddet uygulayan bir erkeği öldürdüklerinde erkeklerden daha ağır cezalar alıyor. Hükümetin ve ülkenin yasaları erkeklere ve kadınlara farklı bakıyor. Daha önce bahsettiğim gibi, İran’da çok sayıda namus cinayeti var. Size bir örnek vermek istiyorum. Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce bir adam, 14 yaşındaki kızını öldürdü. Bu İran’da çok büyük yankı uyandırdı. Şimdi soruyorum, sence bu erkek kaç yıl ceza aldı? Yalnızca 8 yıl. Bir kız çocuğu öldürdüğü için sadece 8 yıl. Daha geçen yıl içinde 500'den fazla kadın cinayeti vakamız var ve erkekler bu cinayetleri işlediği için 5, 10 yıl ceza aldı. Hatta bazıları iki ay sonra serbest bırakıldı.    Bu, kadın ve erkeğin farklı şekilde, erkeklerin istediklerini yapmalarına izin verildiğini ancak kadınların her istediğini yapmasına izin verilmediğini söyleyen yasalar arasındaki dengesizliktir. Ben bütün cinayetlere karşıyım ama konu kadın ve erkek olunca, kanun sadece farklı görüyor ve farklı davranıyor. Bu tüm ülkelerde olan bir gerçek.   “İslam kanunları ile yönetilmek genel olarak pek umut verici değil ama bence umutsuzluğa kapılmamalıyız. Cesaretimiz kırılmamalıdır. Bence ellerimizi birleştirerek bu konuda bir şeyler yapabiliriz”   *Türkiye’de kadın kazanımlarına yönelik saldırılar devam ediyor. Son olarak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi yürürlükten kaldırıldı. Ancak kadınlar hala sokakta. Türkiye’deki kadın mücadelesini oradan nasıl görüyorsunuz?   Türkiye’de, duyduklarımıza ve okuduklarımıza göre kadınlar ve kadın örgütleri çok aktif ve cesurlar. Türkiye'de büyük bir kadın hareketi ya da kadın mücadelesi var ki bu, umut verici. Türkiye'de haklarına sahip çıkan çok kadın var, durumun farkındalar. Çok umut verici olduğunu düşünüyorum. Mücadelelerimizi birleştirirsek, elimizi birleştirirsek çok şey yapabileceğimize inanıyorum. Bundan çok daha fazlasını yapabiliriz. Çünkü özellikle İslami köktenciliğin bölgeyi ele geçirdiği bu zamanlarda, İran'daki İslam Cumhuriyeti hakkında bir şeyler yapabileceğimizi umuyorduk. Sonra Afganistan'a Taliban geldi ve sonra sizin durumunuz… İslam kanunları ile yönetilmek genel olarak pek umut verici değil ama bence umutsuzluğa kapılmamalıyız. Cesaretimiz kırılmamalıdır. Bence ellerimizi birleştirerek bu konuda bir şeyler yapabiliriz.   “Bir şey biliyorsan, bir pencere açılır ve dışarıyı görürsün, pencere kapansa bile görürsün ki dışarıda bir şey vardır, yani artık kadınlar ve mücadeleleri her yerde, bunu bilin. Taliban’ın Afganistan’ı kontrolü ele almasıyla Afganistan’daki kadınların verdiği mücadeleye bakın”   * Tüm dünyada kadın mücadelesindeki yükselişin sebebi ne? Kadınlar ne talep ediyor?   Bence kadın mücadelesi yeni değil, 60'larda ve 70'lerde başladı. Özellikle Batı'da kadınlar 60’larda gösterilere başladılar, sokağa çıkmaya başladılar. Hatta sütyenlerini çıkarıp yakmaya başladılar. Milyonlarca kadın bu mücadelelerle istediği haklara kavuştu, milyonlarca makale yazdı. Avrupa'nın ve Amerika'nın her yerinde kadın araştırmaları ve toplumsal cinsiyet araştırmaları başladı. Kadın hareketi 80'lerde bizim ülkelerimize de yayılmıştı. Böylece ülkelerimizdeki kadınlar yavaş yavaş haklarını talep etmeye başladı. Örneğin İran'da 1960'ların başında kadınlar oy kullanma hakkına kavuştu. İran, bölgede kadınlara oy hakkı veren ilk ülkeydi. Ardından İran'da aile hukuku onaylandı ve kadınlara birçok hak verildi. Ne yazık ki, İslam Cumhuriyeti'nden sonra İran’da bu hakların birçoğu geri alındı. Ancak kadın mücadelesi Avrupa ve Amerika'dan Ortadoğu'ya, Afrika'ya, Asya'ya kaydı. Kadınlar daha önce bilmedikleri birçok şeyin farkına birbirleriyle vardı. Bir şey biliyorsan, bir pencere açılır ve dışarıyı görürsün, pencere kapansa bile görürsün ki dışarıda bir şey vardır, yani artık kadınlar ve mücadeleleri her yerde, bunu bilin. Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele almasıyla Afganistan’daki kadınların verdiği mücadeleye bakın. Afganistanlı kadınların Taliban’a karşı verdiği mücadele harika.