Kadın örgütleri isyan ve öfkeleriyle Taksim Tünel’de olacak 2021-11-23 09:06:09   Nişmiye Güler   İSTANBUL - Kırkyama Kadın Dayanışması ve Mor Dayanışma 25 Kasım çalışmalarını aralıksız sürdürürken, Taksim Tünel’de yapılacak olan buluşma için kadınlara erkek-devlet şiddetine karşı meydanlara çıkma çağrısı yapıyor.   Dominik Cumhuriyeti’nde Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı verdikleri mücadele nedeniyle 25 Kasım 1960 günü katledilen Mirabal Kardeşler kadın mücadelesinin sembol isimleri arasında yer alıyor. Dünyada ve Türkiye’de kadınlar bu yıl da 25 Kasım’a öfke ve isyanları ile gidiyor. 25 Kasım etkinliklerinin en yoğun geçtiği şehirlerden olan İstanbul’da kadın örgütleri dört bir koldan 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde Taksim Tünel’de buluşmaya hazırlanıyor.   Kadın örgütlerinden Mor Dayanışma ve Kırkyama Kadın Dayanışması da özgün etkinliklerinin yanında 25 Kasım günü Taksim Tünel’de yapılacak olan büyük buluşmanın hazırlıklarını sürdürüyor. Sokak sokak kadınları Taksim Tünel’e çağıran dayanışma üyeleri ajansımıza konuştu.     Mahalle ve ilçelerde buluşmalar düzenlendi   Mirabal Kardeşlerin katledildiği gün olan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nün kadınlar açısından önemine dikkat çeken Kırkyama Dayanışması’ndan Tülay Korkutan, 25 Kasım’a “Eşitlik, özgürlük ve birbirimiz için 25 Kasım’da sokaklardayız” şiarı ile hazırlandıklarını aktardı. Tülay çalışmaları hakkında, “25 Kasım Kadın Platformu’nun bileşeniyiz. Taksim Tünel’de saat 19.30’da buluşacağız. Çalışmaları hem platform üzerinden hem de Kırkyama Dayanışması olarak bulunduğumuz mahalle ve ilçelerde yürütüyoruz. Birçok ilçede buluşmalar düzenledik, önümüzdeki günlerde de buluşmalarımız devam edecek. Ev içi şiddeti konu alan film gösterimimiz oldu, pankart hazırlıkları, grafiti çalışmaları ve kadınların 25 Kasım mesajı gönderdikleri video çalışmaları olacak” bilgisini verdi.   ‘Kazanımlarımıza dönük çok ciddi saldırılar oldu’   Bu 25 Kasım’ı farklı kılan faktörlerin olduğunu söyleyen Tülay, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine işaret etti. Tülay, “Kazanımlarımıza dönük çok ciddi saldırılar oldu. Onun dışında kadınlar, LGBT+, göçmen kadınlara ırkçılık politikaları üzerinden taciz saldırılar söz konusu. Pandemi sürecinde kadınlara çok daha fazla yük bindiği bir dönem de 25 Kasım’a doğru gidiyoruz. Bizler için diğer 25 Kasımlardan ayıran çok devasa farkındalıklar yok çünkü erkek şiddeti, patriarkal şiddet her zaman vardı” şeklinde konuştu.      ‘Bu seneki isyanımız büyük olacak’   Kadınları ve hayatlarını savunan kadınların iktidar tarafından cezalandırıldıklarının altını çizen Tülay, “Çilem Doğan, Yasemin Çakal, hayatlarını savundukları için cezalandırıldılar. Kadın mücadelesi içerisinde olan Ayşe Gökkan gibi arkadaşlarımız 30 yıllarla yargılandı. Hiçbir zaman sokakları terk etmedik bu dinamik sürekli büyüyor. Bu saydığım nedenlerden kaynaklı bu seneki isyanımız gerçekten de büyük olacak. Biz kadınlar hayatımız, haklarımız, özgürlüğümüz için şiddetin olmadığı, eşit özgür yaşayacağımız dünyanın yaratılması için her zaman sokakta olup mücadelenin izinde devam edeceğiz. Başka şansımız yok çünkü artık yaşamlarımızla tehdit ediliyoruz. Yaşam güvencemiz yok. O yüzden var olan siyasi iktidar ve patriarkaldan korkmadığımızı, susmadığımızı, isyanımızı büyüteceğimizi bir kez daha bulunduğumuz her yerden haykıracağız”  ifadelerini kullandı.   ‘25 Kasım’da meydanlara’   Tülay, 25 Kasım için şöyle seslendi: “Bütün kadınları, kendi yaşamları ve birbirimiz için eşitlik, özgürlük için 25 Kasım’da sokaklara, alanlara davet ediyorum. Sokağa çıkma durumu olmayanların da bulundukları yerlerde 25 Kasım ruhunu yaşamaya ve erkek şiddetine karşı mücadeleyi anlatmaya davet ediyorum.” Mor Dayanışma’dan özsavunma atölyeleri   Mor Dayanışma da bu sene 25 Kasım’a “Erkek, devlet şiddetine karşı isyanda, yan yana, sokaklarda, örgütlü mücadele ile her yerdeyiz” şiarı ile gidiyor. Bu kapsamda İstanbul’un pek çok noktasında el bildirileri dağıtan ve bilgilendirme çalışmaları yapan dayanışma üyeleri, kadınları 25 Kasım’da haklarını savunmak için Taksim Tünel’e çağırıyor. Yine özgün etkinlikleri kapsamında da kadınlar ile  “Mor masa buluşmaları” ile bir araya gelen dayanışma üyeleri, görüş alış verişinde bulunarak kadın mücadelesini ortaklaştırmayı hedefliyor. Bu yılki 25 Kasım çalışmaları hakkında bilgi veren Mor Dayanışma üyesi Ezgi Gürer, fiziksel-ekonomik şiddetin artmasının yanı sıra İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile iktidar tarafından kadına yönelik şiddet halinin arttığı bir dönemde 25 Kasım’ın ayrıca bir öneminin olduğunu vurguladı. Ezgi, “Karakola gittiğimizde, bir şikayet başvurusunda bulunduğumuzda geri çevrilme halinde bize tek çare kendimizi savunmak kalıyor. Mor Dayanışma olarak öz savunma atölyeleri yapıyoruz. Özsavunmanın amacını ve pratiğini öğrendiğimiz atölyeler yapıyoruz. Atölyeleri yapmayı da önemsiyoruz. Bütün kadın kurumlarının nezdinde de özsavunma atölyelerinin de ayrıca bir önemimin olması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Bu şiddet halini nasıl engelleyeceğiz?’   İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ile birlikte kadınların birçok haklarının  ellerinden alındığını söyleyen Ezgi, “Herhangi bir saldırı halinde de devlet olarak bizim herhangi bir yükümlülüğümüz yok hükmü aslında bizi apaçık şiddetle karşı karşıya getirdi. Biz bu şiddet halini nasıl engelleyeceğiz o zaman?  25 Kasım’da bu şiddet dilini kırabilme adına her yıl 25 Kasım’da sokaklardayken, İstanbul Sözleşmesi kadınların ve LGBT+ hayatlarını haklarını koruyan bir yerde dururken, Türkiye'nin buradan çekilme kararı aslında bizi apaçık şiddetle karşı karşıya getiriyor” yorumunda bulundu.   Öz savunmanın önemi   Ezgi kadınların öz savunma atölyelerine katılımlarının önemli olduğunun altını çizerek, “Teknik olarak bir saldırı anında ölüm ile burun burunasınız. Herhangi bir bahane ya da canı istediği için öldürülebiliyorsunuz. Biz bu öldürülme halini engelleyebilmek adına kendimizi savunmalıyız. Kadınların kendilerini savunma mekanizmalarını geliştirebilmelerini önemsiyoruz” dedi.