'Erkekler eğitilmeli' 2021-11-24 09:03:33       Melike Aydın    İZMİR - Erkek devlet şiddetine karşı önleyici bir sistemin işlemediğine, bunda iktidarın yanı sıra medyanın da rolü olduğuna dikkat çeken kadınlar, şiddet karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı. Kadınlar, erkeklerin eğitilmesi gerektiğini söyledi.   25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne sayılı günler kala, kadınlar şiddetin her boyutuna dikkat çekmeye devam ediyor. Türkiye ve bölge kentlerinde günler öncesinde alanlara çıkmaya başlayan kadınlar, erkek devlet şiddetine karşı direnişini sürdürmekte kararlı.    İzmir’de mikrofonumuza konuşan kadınlar, iktidarın şiddete karşı sorumluluğunu yerine getirmediğine işaret ederken, yaşamın her alanında şiddetle karşı karşıya kaldıklarını dile getiriyor. Kadınlar şiddete karşı dayanışmanın önemine dikkat çekiyor.    ‘Şiddet çevreden de öğrenilebiliyor’   Türkiye’de kadınların özgür olmadığını söyleyen adını vermek istemeyen emekli işçi, şiddetin sadece fiziksel olarak algılandığına dikkat çekerek, “Hal ve hareketi ile bakışlarıyla bile şiddet uygulanabiliyor. Eşim vefat etti oğlumla yaşıyorum. Ben oğlumdan bile bu şekilde şiddet görüyorum. Oysa ona şiddet göstermedim hiç, ama çevreden öğrendi” diyerek maruz kaldığı şiddeti dile getirdi.   ‘Kadınlar tacize karşı mücadeleden yılmamalı’   Emekli öğretmen Nesrin Kadı ise, sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde kadınların en fazla evli olduğu erkek tarafından şiddete uğradığını söyledi. Nesrin, “İşyerlerimizde amirler, işverenler taciz ve mobbing uyguluyor. Erkeğe de yapılıyor ama kadına daha çeşitleniyor, tacize kadar varıyor. Bunlar her tarafta görülebiliyor. Ben de işyerinde mobbinge maruz kaldım ama üstesinden geldim. Gerekli mercilere başvurdum, başardım. Kadınlara mücadele versinler, sessiz kalmasınlar, eşe karşı da mücadele versinler” diye çağrıda bulundu.    ‘Yolda yürürken güvende hissetmiyoruz’   Kadına yönelik şiddete ilişkin “havuz” medyasında yer alan haberlere dikkat çeken emekli öğretmen Remziye Emektar da, bu tarz haberlerin şiddeti gerekçelendirdiğine işaret etti. Remziye şöyle dedi: “Mesela ‘açık giydi, kısa giydi’ tarzında ifade edildiğinde hoşuma gitmiyor. Veriliş şekli yanlış. Ana akım medya kimi zaman kadını suçlayarak veriyor. ‘Kadın teşhirci oldu ki, erkek bunu yaptı’ gibi veriyor. Bu adil değil, bu da bir şiddettir. Kadına yönelik şiddet aynı zamanda kamuya yönelik. Kadını hedef gösteriyor. Ne yapılabilir bilemiyorum. Erkeklerin, içinde barındırdıkları kötü duyguların eğitimden geçirilmesi gerekiyor. Devletin yaptırım gücünü cezanın uygulanması gerekir. Kurallar uygulansa dört dörtlük olurdu. Yargılamada, uygulamada, sıkıntı var. Hak edene cezası verilmiyor. Yanına kar kalıyor. Bunların hepsi baştan aşağı yanlış. Yolda yürürken bile güvenli hissetmiyoruz.”    ‘Mobbinge maruz kalmamak için çaba sarf ediyorum’   Ataerkil sistemin kadınların iş alanlarında mobbinge maruz kalmalarına neden olduğunu kaydeden aşçı Yağmur Güler ise, “Kadın aşçılara mobbing uygulanıyor. Mutfakta da erkeklerin dominasyonu var. Kendim mobbinge maruz kalmadım ama kalmamak için çok çaba sarf ediyorum. Çok fazla kadın mobbinge maruz kalıyor. Birbirine destek olmak çok önemli. Kadınların desteği çok değerli, bu şekilde engellenebilir. Fiziksel şiddetin yanı sıra sözlü şiddet. Bakışlarla bile maaş konusunda inanılmaz şiddet uygulanıyor” diye belirtti.    ‘Kadınlar şiddetin farkında değil’   Kadınların çoğunun karşı karşıya kaldığı şiddetin farkında olmadığını söyleyen memur Filiz Önel ise şu ifadeleri kullandı: “Kadınların bu konularla ilgili yerel yönetimlerden itibaren bilgilendirilmesi gerekiyor. Kadın kollarının çalışmaları sözde kalmamalı. Eğitimli eğitimsiz fark etmiyor. Kimisi farkında. Sonuç alamayacağını düşünerek geri duruyor. Kimisi de farkında değil. Çoğu kadın aile birliğini ayakta tutmak ya da çocuklarını başkalarına emanet etmemek adına sessiz kalıyor. Örnekleri çok. Ben de şiddete maruz kaldım. Kadın olduğumuz için şiddeti her yerde yaşıyoruz. Aile içinde ‘sana uygun davranış değil’ denmesi bile şiddet. Ama eskiye nazaran güçleniyoruz. Bunda kadınların iş hayatına atılması etkili. Birkaç gün önce eşinin şiddeti kanıtlanmasına rağmen, anneye 15 yıl ceza verildi. Hukuk içinde boşluklar varsa kadın kendini savunmak adına katil oluyorsa bunun sonucunda da cezaevine giriyorsa ‘çocuklarım ne olacak’ diyecektir. Bu olayı gören kadınlar, kendi hayatından çok çocuklarını tercih eder ve sineye çeker. İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, erkeklerin eli güçlendi. İstanbul Sözleşmesi yaşatır.”   ‘Şiddete yeteri kadar tepki verilmiyor’   Kadınlar olarak şiddetin farkında olduklarını ama görmek istemediklerini ifade eden işçi ve öğrenci Leman Çakır, “İş alanında kadınlardansa erkekler el üstünde tutuluyor. Bu, psikolojik bir şiddettir. Buna çok maruz kaldım. En yakınımızdakilere de yapılıyor. Onlara yapılırken, biz de aynı şiddete maruz kalıyoruz. Şiddet uygulayan erkekler hukuken de yeterli cezayı almıyor. Şiddete yeteri kadar tepki verilmiyor. Buna cesaret etmek gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına tepkimiz var. Yeniden yürürlüğe konmalı ve uygulanmalı” diye konuştu.