Şiddetle mücadelede yasama, yürütme, yargıya çağrı 2021-11-24 12:40:29     DİYARBAKIR - Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin, 25 Kasım’a ilişkin yaptığı açıklamada konuşan avukat Diren Elif Vurgun, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi. Elif, şiddete karşı mücadelede yasama, yürütme ve yargıyı görevlerini yerine getirmeye çağırdı.    Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısı ile baro hizmet binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. "İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır" pankartının açıldığı toplantıda Kürtçe metni avukat Çiğdem Sevimli, Türkçe metni ise avukat Diren Elif Vurgun okudu.   ‘İktidarın şiddeti önlemede hiçbir çabası yok’   25 Kasım’ın kadınlar için bir direniş nişanesi olduğunu söyleyen Diren, dünya tarihinde kadına karşı uygulanan devlet ve erkek şiddetinin sembolleri haline gelen Mirabal Kardeşleri andı. Mirabel Kardeşler’in tecavüz ve işkencelerle katledildiği 25 Kasım 1960'tan bu yana kadınlar olarak öfkelerinin hiç soğumadığını belirten Diren, “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadının insan haklarına yönelik saldırıların bu denli yoğunlaştığı, sistematikleştiği ve sıradanlaştığı bu dönemde, bir yandan yeni mücadele yollarını arıyor, öte yandan ise kazanılmış haklarımıza yönelen saldırılarla mücadele ediyoruz. Kadın cinayetlerinin bir cins kırımı boyutuna ulaştığı bu günlerde şiddetle mücadelede etkin rol alması gereken iktidarın hiçbir çabası, girişimi ve hatta vaadinin olmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Haksız gözaltı ve tutuklamalara itiraz ediyoruz’   Diren, tüm kesimleri İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya çağırarak, “Kadına yönelik şiddete karşı gittikçe derinleşen cezasızlık politikasına, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulamasındaki eksiklik ve özensizliklere, boşanma sonrası kadınları güvencesiz bırakmaya dönük olan nafaka saldırılarına, kadına yönelik sistematik şiddetin yargı makamlarınca eziyet suçu kapsamında değerlendirilmeyişine, kadına yönelik şiddet suçlarında yapılan uzlaştırma ve olası arabuluculuk uygulamalarına, medyanın şiddeti normalleştiren ve kanıksayan diline, kadın aktivistlere dönük operasyonlara ve haksız gözaltı uygulamalarına bu mücadele gününde bir kez daha itiraz ediyoruz” dedi.   ‘Mücadelemiz daim olacaktır’   Siyasette hüküm süren ve şiddeti körükleyen dilin derhal terk edilmesi gerektiğini ifade eden Diren, şöyle dedi: “Hukuk uygulayıcıların eşitsizliği derinleştiren ve besleyen uygulama örneklerine son vermesini talep ediyoruz. Yaşamın her alanında her türlü ayrımcı uygulamaya son verilmesi için tüm aktörleri göreve çağırıyoruz. Siyasal partileri, sendikaları ve sivil toplum örgütlerini bu alanda daha yüksek sesle mücadele etmeye ve politika geliştirmeye davet ediyoruz. Şiddetle mücadelede yasama, yürütme ve yargıyı görevini yapmaya çağırıyoruz.  Toplumun her kesimini şiddetsiz bir yaşam için dayanışmaya ve birlikte mücadele etmeye davet ederek; Şiddetin son bulacağı, koşulsuz eşitliğin sağlanacağı o güne dek, mücadelemizin daim olacaktır.”