Ağır hasta tutsak Ayfer Ayçiçek: İnandığımız değerler için mücadele edeceğiz 2021-11-26 09:03:29   Marta Sömek   İSTANBUL - 13 yıldır cezaevinde tutulan ağır hasta tutsak Ayfer Ayçiçek ajansımıza gönderdiği mesajda, “İstedikleri kadar ağırlaştırılmış tecridi bize dayatsalar da, inandığımız değerler noktasında bu gerçeklerden vazgeçmeyeceğiz, biz hep bunun da ardılı olacağız” vurgusunu yaptı.   Adana’da 2007 yılında gözaltına alınan ve tutuklanan Ayfer Ayçiçek, İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre Marmara cezaevlerinde tutulan ağır hasta tutsaklardan biri. “Örgüt üyeliği” iddiası ile yargılanan ve 22 yıl 11 ay hapis cezası alan Ayfer, şu an Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Ayfer, cezaevinde kaldığı süre boyunca çıplak aramaya, birçok kez de cezaevi memurlarınca sözlü tacize maruz bırakıldı. 8 ay boyunca tek kişilik hücrede kalan ve birçok cezaevine sürgün edilen Ayfer, gittiği her yerde farklı farklı hak ihlallerine maruz bırakıldı.   ‘Kamu malına zarar vermek’ten dava açıldı   Cezaevi koşullarından kaynaklı psikolojik rahatsızlıklar yaşayan Ayfer hakkında sağlık durumu yerinde değilken Alanya Cezaevi’nde kaldığı süreçte, “kamu malına zarar vermek” gerekçesiyle dava açıldı. Ardından Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Ayfer, bir buçuk ay boyunca Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gördü. Ayfer, burada da çok fazla ihlal yaşadı. Çokça psikolojik baskı ve işkenceye maruz kalan Ayfer, ilaçlarını kullanmaya bir süre daha devam etmek zorunda olsa da koğuşta kaldığı kadın tutsaklardan aldığı destek ile moral ve motivasyonunu korudu.   Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Elif Taşdöğen, ağır hasta tutsak Ayfer'in durumuna ilişkin  ajansımıza konuştu.   ‘Baskılar ağırlaştırılmış tecridin yansıması’   Elif, şu an Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve yönetim tarafından yine son süreçte de psikolojik baskı, sözlü taciz, işkence ve tahakküm gören Ayfer'in, pandemiyle beraber yaşanan hak ihlallerinin iyice ayyuka çıkmasını, ağırlaştırılmış tecridin yansıması olarak yorumladı.   Gittiği her yerde farklı muamelelerle karşılaştı   “2008 yılında tutuklanarak cezaevine gönderilen hasta tutsak Ayfer Ayçiçek, tutuklandığı ilk süreçte 8 ay boyunca tek kişilik hücrede kaldı” bilgisini veren Elif, soruşturma evresi bittikten sonra cezaevine gönderildiğinde çıplak aramanın dayatıldığını aktardı. Ayfer’in bu süreçte cezaevi memurları tarafından sözlü tacize uğradığını söyleyen Elif, tüm zorlu koşullara rağmen çıplak aramayı kabul etmediğini ifade etti. Elif, Ayfer’in yaşadıklarını şöyle aktardı: “Ayfer çok büyük bir dayatılma olduğunu, psikolojik bir baskı kurulduğunu özellikle aktardı. 8 ay tek başına hücrede kaldıktan sonra koğuşa alındı, çok yer değiştirdi. Alanya’da bulundu, Gebze dahil olmak üzere Bakırköy’den birçok cezaevine gönderildi ve sürekli farklı muamelelerle karşı karşıya kaldı. Mahpus olan bir kişinin işlediği suç ne olursa olsun yargılama süreci bittiği anda o suçla bağı kesilir ama Ayfer, cezaevi idaresinin bunu çok göz önünde bulundurmadan yargılandığı suçtan kaynaklı sürekli yargıladıklarını aktarmıştı bana.”   ‘Hastalığı cezaevi koşullarında nüksetti’   Ayfer’in cezaevi koşullarıyla beraber gün yüzüne çıkan, sonradan meydana gelen bir hastalığı başlar. Elif, Ayfer’in hastalığının cezaevi koşullarından dolayı nüksettiğini, Alanya Cezaevi’nde kaldığı dönemlerde çok fazla zorluk çektiğini kaydetti. Ayfer’e, sağlık durumu yerinde değilken, “kamu malına zarar vermek” gerekçesiyle dava açıldığını belirten Elif, yaşananları şu cümlelerle anlattı: “Ayfer, çok zor koşullarda olduğunu ve o an akıl sağlığı yerinde olmadığı için bir an sinir krizi geçirip cezaevi koğuşunun camlarını kırdığını dile getirmişti. Ama zaten o anki ruh haline bakıldığında çok kendinde olmadan yaptığını ve sonrasında hastaneye kaldırıldığında doktorlar ilk müdahalesinde sinir krizi geçirdiğini dile getiriyor. Ve sinir krizi geçiren bir insanın da akıl sağlığı yerinde olarak ele alınmaz ama o dönem Alanya Cezaevi idaresi, ‘kamu malına zarar vermek’ gerekçesiyle kendisine dava açıp ceza vermiş. Ayfer’in o anki sağlık durumu da yerinde olmadığı için yapılan hiçbir işleme itiraz edemedi. Bu şekilde kesinleşiyor ve ceza onanıyor.”   ‘Hukukta yeri olmayan şekilde tutuluyor’   Ayfer’in hasta tutsak olduğunu vurgulayan Elif, o an yapmış olduğu hiçbir eylemden sorumlu tutulamayacağını ve bunun hem hukukta hem de sağlıkta düzenlenmiş bir gerçeklik olduğunu aktardı. Yine sağlıklı düşünemediği için de yapılan yargılama boyunca Ayfer’in itirazda bulunamadığını ifade eden Elif, “İtirazda bulunmadığı için cezası kesinleşiyor Ayfer’in ve aslında cezası kısmen bitmiş ama ‘kamu malına zarar vermekten’ cezaevinde şu an. Ayfer itiraz etmediği ve bu göz ardı edildiği için hukukta yeri olmayan bir şekilde cezaevinde tutuluyor. İdarenin de iyi niyetli yaklaşmadığını buradan ele alabiliriz. Çünkü Ayfer’in aktardığı durumu göz önünde bulundurduğumuzda, itiraz edebilecek durumda değildi zaten” diye konuştu.   Hastanede de kötü muamele   Elif, şöyle devam etti: “Çok hukuki olmayacak bir şekilde işleyişi sağlanmış ve ne yazık ki hem ailesiyle hem de avukatıyla iletişimi söz konusu olmadığı için gereken hiçbir itiraz da yapılmadı. 13 yıldır cezaevinde, kişiye özel bir muamele de söz konusu olduğu için ayrıca zorlu geçtiğini aktardı Ayfer.” Yapılan tebliğ işlemlerinin geçerli olmamasına rağmen onanmış bir “cezanın” olduğunu belirten Elif, Ayfer’in bir buçuk ay boyunca Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kaldığını ve burada da çok fazla kötü muameleye maruz bırakıldığını paylaştı. Elif, Ayfer’in hastanede yaşadıklarına ilişkin ise “Cezaevi koşulları hiç iyi değildi ama ben o hastaneye gittikten sonra buradaki koşullarımızı arar oldum” dediği bilgisini verdi.   ‘Tecrit uygulaması’   Ayfer’in uzun bir süre özellikle cezaevi memurları tarafından hakaretlere maruz kaldığının bilgisini de veren Elif, şunları dile getirdi: “Ayfer, geçen 13 yılın yanında pandeminin de baş göstermesiyle beraber yaşanan hak ihlallerinin çok fazla ayyuka çıktığını söyledi. Normalleşme süreci başladı fakat cezaevlerinde işlemedi. Ayfer, hala izole olan insanların ortak alana dahi çıkmadığını aktardı. Yine kendisi ve beraber kaldığı tutsakların aileleriyle pandemi sürecinden beridir açık görüş yapamadıklarını aktararak, ‘Herkes normal hayatını yaşıyorken bize yapılan bu uygulamanın tamamıyla tecrit olduğunu düşünüyoruz’ dedi.”   Güveni olmadığı için ATK’ye başvurmadı   İki buçuk yıldır Ayfer’in düzenli olarak antidepresan ile beraber dört farklı ağır ilaç kullandığını paylaşan Elif, “Ağır ilaçlar bunlar ve bu ilaçlar idarenin belirli alanlarından geçerek temin ediliyor. Aslında idare de Ayfer’in sağlık durumunu biliyor, durumundan haberdarlar” vurgusunu yaptı. Elif, Ayfer’in daha önce neden Adli Tıp Kurumu’na (ATK) başvurmadığı sorusuna şu yanıtı verdiğini ifade etti: “Hiç başvuruda bulunmayı düşünmedim. Niye başvurayım ki, şu anki hasta tutsaklara bakıldığında bu kadar ağır hastalar varken, tek başına yaşamını idame edemeyecek insanlar tahliye olmuyorken, beni mi tahliye edecekler diye başvurmayı hiç düşünmedim.”   ‘Günümüz Türkiye’sinin adalete olan güveni…’   Ayfer’in ATK raporuna yönelik verdiği cevabın, günümüz Türkiye’sinin adalete olan güvenini somut olarak göstermiş olduğunu vurgulayan Elif, “Cezaevinde olan bir insan bunu söylüyorsa, dışarıdaki insanları artık düşünemiyorum. Cezaevi görünmeyen bir alan olduğu için yaşanan hak ihlalleri çok fazla oluyor, ne yazık ki görünmüyor ve sesleri çok fazla duyulmuyor. Bu anlamda bir ses olunabilecekse, bir kamuoyu oluşturulabilecekse özellikle hasta tutsaklar için, sesi duyurulmayan onca mahpus söz konusuyken bu duyarlılığın olması gerektiğinin altını tekrar tekrar çiziyorum” çağrısında bulundu.    Arkadaşları ona nefes oldu   Ayfer’in hastalığı nedeniyle tek başına kalmasının var olan durumu daha da ağırlaştıracağını belirten Elif, şu anda Gebze’de koğuş sistemi olduğu için Ayfer’in bulunduğu koğuştaki tutsaklarla beraber bir iletişim ve ilişki içerisinde olduklarını paylaştı. Ayfer aktardığı mesajda, koğuşta beraber kaldıkları arkadaşlarının birbirlerine destek olduklarını ve komünal bir yaşam sürdürdüklerini illeti. Bu anlamda koğuş arkadaşlarının kendisine yardımcı olduklarını belirten Ayfer, psikolojik olarak yaşamış olduğu hastalıktan kaynaklı çok ciddi zorluklar çektiğini de sözlerine ekledi. “Tek başıma kalsaydım çok çok daha zorlanırdım” diyen Ayfer, ”Yanımda başka nefesler olduğu için bir şekilde yaşamımı idame ettirebiliyorum” diye ekledi.   ‘Adaletsizlikler ortadan kalkacak’   Elif ise Ayfer’in hastalığına sahip olan tutsakların cezaevinde bulunmaması gerektiğini dile getirdi. Öte yandan fiziki olarak Ayfer’in çok sağlıklı bir yapıda olmadığını aktaran Elif, ödem birikmesi ve vücudunda çok fazla şişme mevcut olsa da tüm bu olumsuzluklara rağmen çok güçlü göründüğünü ve moralli olduğunu paylaştı. Elif, ayrıca Ayfer’in “Türkiye’nin adaletine güvenim yok ama biliyorum ki bu böyle devam etmeyecek, bir şekilde bu hukuksuzluk son bulacak, adaletsizlikler ortadan kalkacak” diye seslendiğini de ekledi.   ‘Psikolojik şiddet ve işkence uygulanıyor’   Ayfer’in ilaçlarını bir süre daha kullanacağının bilgisini aktaran Elif, bunun yanında tüm olumsuzluklara rağmen de var olmaya, kendini yaşamdan koparmamaya ve mücadelesini sürdürmeye çalıştığını söyledi. Ayfer’in televizyon kanalında hedef gösterildiğine de değinen Elif, “Psikolojik şiddet ve işkence uygulanıyor kendisine çünkü en son aktardığı bilgilere göre 5-6 ay önce ‘TRT World’ diye bir kanalda belgesel niteliğinde bir program yayınlanıyor ve o programın içeriğinde Ayfer ve aynı durumda olan birkaç kişinin ismi açık bir şekilde verilerek hedef haline getirilmiş. Ayfer farklı bir durum gelişmediği takdirde iki sene sonra tahliye olacak ama iki sene sonra çıkacak bir kişinin aleni bir şekilde ‘TRT World’ gibi bir kanalda belgesel niteliğinde kara propagandasını yapmak çok ahlaki bir durum değil. Açık bir şekilde hedef haline getirmektir bu, kişi var olan infazını bitirmiş, hükmedilen ceza her ne ise bitirmiş durumda, çıkacak ama siz niye gidip onun açık kimliğiyle bütün bilgilerini verip, Ayfer’i belgesele konu ediyorsunuz” diye tepki gösterdi.   ‘Ayfer tedirgin’   Elif, Ayfer’in hedef gösterilmesine dair tedirginlik duyduğunun altını çizerek, “Ben dışarı çıkarken tedirgin olacağım, kimlik bilgilerim, nerede kaldığımın hepsi paylaşılmış. Ben cezaevinden çıktığımda günümüz Türkiye’sinde yarın öbür gün ne olacağı belli değilken beni bu kadar aleni bir şekilde hedef haline getirmeyi çok masumane düşünemiyorum, bende çok olumsuz bir tepki yaratıyor” değerlendirmesini yaptığını ifade etti. Ayfer’in cezasının bitmek üzere olduğunu anımsatan Elif, “Niye hala bu insanlarla uğraşıyorsunuz, bir insanı nasıl bu kadar rahat bir şekilde hedef haline getirebiliyorsunuz ve bu kadın şu an psikolojik işkence altında. Bu kadar psikolojik işkence uygulamak ne vicdana sığar ne de ahlaka” diye konuştu.   ‘Sesimize ses olmaya çalışıyorsunuz’   Elif, Ayfer’in ajansımıza gönderdiği mesajın devamını şöyle aktardı: “Ayfer JINNEWS’e özellikle teşekkür ediyordu. Hasta mahpuslar nezdinde özellikle kadın tutsaklara gösterdikleri bu duyarlılıktan kaynaklı teşekkürlerini iletti. Gerçekten çok da mutlu oldu ilk gittiğimde. ‘En azından bir nebze de olsa birileri ilgileniyor ve sesimize ses olmaya çalışıyor’ dedi kendisi. En başından beri çok fazla olumsuzluklara maruz kalmış ve o zaman da çok sesini duyuramamış ne yazık ki. O şekilde peyderpey var olan ihlalleri yaşamaya devam etmiş ama bütün bu olumsuzluklara rağmen morali yerindeydi. Ayfer ayrıca ‘Bir şekilde inandığımız değerler ölçüsünde varlığımızı sürdüreceğiz, bizi kabul etsinler veya etmesinler’ dedi.”   Ağırlaştırılmış tecride karşı mücadelede ısrarcılık   Ayfer, ağırlaştırılmış tecridin yansımalarını gördüklerini ifade etse de mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerinin de altını çizdi. Ayfer ayrıca, “İstedikleri kadar bu ağırlaştırılmış tecridi bize de her ne kadar yansıtmaya çalışıyorlarsa çalışsınlar inandığımız değerler noktasında bu gerçeklerden vazgeçmeyeceğiz, insani olarak yaşama talebimiz söz konusu, biz hep bunun da ardılı olacağız” diye seslendi.