Kobanê Davası'nda yargılanan kadınlar için ortak açıklama 2021-11-27 14:21:56     İSTANBUL -  Siyasetçi, hak savunucuları ve hukuk örgütleri tarafından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında, Kobanê Davası’nda yargılanan kadın siyasetçiler için dayanışma ve 29 Kasım’da Sincan’da görülecek olan duruşmaya katılım çağrısı yapıldı.     Kobanê Davası’nda yargılanan kadın siyasetçiler için Taksim'de bulunan bir otelde siyasetçi, hukuk örgütleri ve hak savunucuları tarafından ortak basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu, HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın avukatı Ezgi Güngördü, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Adalet İçin Hukukçular üyesi avukat Yelda Koçak, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Yağmur Kavak ile Çağdaş Avukatlar Grubu üyesi avukat İlke Çandırbay katıldı. Toplantının yapıldığı salona, “Kadın Mücadelesi Yargılanamaz” pankartı asıldı.   Yargı eli ile devlet şiddeti   İlk olarak konuşan ÖHD İstanbul Şube Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yaşamını yitiren tüm kadınları anarak konuşmasına başladı. Ardından basın metnini okuyan Arzu, 25 Kasım’da erkek devlet şiddetine karşı alanlarda olduklarını hatırlattı. Arzu, Türkiye’de uzun süredir, kadına karşı şiddet, sömürü ve eşitsizlik uygulamalarına karşı mücadele eden ve her türlü konuda kadınlarla dayanışan kurumların yargı eli ile baskı altına alınmaya çalışıldığının altını çizdi. Arzu, devamında şunları kaydetti: “Kadınların muhalefetine rağmen İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmış, kadınlara ve LGBTİ+'lara yönelik şiddet aile içinde, çalışma yaşamında, siyasette ve yaşamın her alanında giderek artmıştır. Kadınlara yönelik bu baskılardan biri de son dönemde Kobanê Davası’nda gerçekleşmektedir. Kadın mücadelesinde yer alan kişiler başkaca yargılamalarda olduğu bu davada da, yargı eli ile devlet şiddeti uygulanarak sindirilmeye çalışılmaktadır. 6 senedir süren bir soruşturmada herhangi bir gözaltı işlemi uygulanmamış iken, dosyada bir anda gizlilik kararı alınmış ve bir siyasi operasyon ile toplu olarak birçok kişi gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınıp tutuklananlar arasında kadın mücadelesi yürüten, kadın hakları aktivistliği yapan birçok kadın bulunmaktadır.”   Duruşmaya katılım çağrısı   Kadınların siyasete katılımının güvencesi olan eşbaşkanlık sisteminin yargılandığını vurgulayan Arzu,   kadın mücadelesinin tüm baskılara rağmen kazanacağını söyledi. Arzu son olarak, “Bizler kadın özgürlük mücadelesi veren arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu belirterek, 29 Kasım’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde devam edecek duruşmalara katılma ve dayanışma çağrısı yapıyoruz. Kadın dayanışması yaşatır. Biz kadınlar birlikte güçlüyüz” çağrısını yaptı.   ‘Suçlamalar kastidir’   Ardından söz alan ÖHD üyesi ve Figen Yüksekdağ’ın avukat Ezgi Güngördü, “Biz biliyoruz ki kadınlara yönelik bu suçlamalar kastidir, o yüzden HDP kumpas davası bu anlamda önemlidir. Pazartesi günü görülecek olan davaya bütün hukukçu arkadaşlarımızı dayanışmaya davet ediyoruz” sözleriyle seslendi.   ‘Aysel Tuğluk hastalığına rağmen siyasi rehine’   İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de, kadınların yaşamın her alanında çeşitli şekillerde şiddete maruz kaldığını belirterek, şiddetin kaldırılmasıyla kadınların özgürlüğe erişebileceğine değindi. Gülseren devamında hasta tutsakların durumuna dikkat çekerek şu cümleleri kullandı: “Aysel Tuğluk, uzun yıllar boyunca mücadelesini aktif bir şekilde sürdürdü. Bugün bir siyasi rehine olarak tutukluluğu sürdürülüyor. Yakalandığı bir hastalık var ve Kocaeli Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından verilen ‘hapishanede kalamaz’ raporuyla serbest bırakılmamakta. Şiddet sadece yargılayıp tutuklamakla sınırlanmamış durumda, bu da ayrıca farklı bir şiddet türü olarak tartışmamız gereken bir nokta.”     Gülseren ayrıca, kadınlara yönelik siyasi operasyonlar, hak ihlalleri ve şiddetin devam ediyor olmasının aynı zamanda giderek otoriterleşen rejimin de kadınlar üzerindeki baskıyı arttırdığını dile getirdi. “Bu uygulamalar devam ettiği sürece bizim de karşı çıkışlarımız devam edecek” diyen Gülseren, kadınlar özgürleşinceye dek mücadelelerini sürdüreceklerinin mesajını verdi.   ‘Adalet mücadelesi yürütmek suç değildir!’   Adalet İçin Hukukçular üyesi avukat Yelda Koçak ise, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı çıkıldığını hatırlatarak konuşmasına başladı. Yelda, “Kadınlar sokak ortasında samuray kılıcıyla katledilirken saray rejimi kadına yönelik şiddetle mücadele için milyonların sesi olan kadın siyasetçileri de yargı yoluyla cezalandırmaya çalışıyor” dedi. Adalet mücadelesi yürütmenin suç olmadığının altını çizen Yelda, “Bir suç varsa o da kadınların anayasal haklarını gasp edenlerdir” diye vurguladı.   ‘HDP’li kadınların yanındayız’   Daha sonra söz alan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukat Yağmur Kavak da, “AKP-MHP iktidarı feminist örgütlere, kadınlara şiddet ve baskı uygularken, sözleşmeyi kaldırarak kadın katilleri, tecavüzcüler ve tacizcilerin sırtlarını sıvazlayarak bir ödüllendirme politikası uygulamış oldu” dedi. Yağmur, kadın mücadelesine saldırı politikasının bir diğer ayağının ise sokaklarda ve seslerini duyurmaya çalışan kadın siyasetçiler olduğunu aktardı. Onlarca kadın siyasetçinin hukuksuz yere tutuklandığını ifade eden Yağmur, “HDP özelindeki baskı politikalarını ve HDP’li kadın siyasetçilere yönelik bilinçli siyaseti ve saldırıları tesadüfi görmüyoruz. 25 Kasım’da sokaklarda kadınlara saldıran polis şiddetiyle, kadın siyasetçilere yönelik saldırıların tamamen aynı ayaktan ilerlediğini düşünüyoruz” diye konuştu.   Yağmur son olarak, kadın siyasetçilerin yanlarında olduklarını belirterek, “HDP’li kadınların yanındayız, yan yana yürüyoruz, ÇHD olarak görülecek olan davada da yanlarında olacağız” dedi.   ‘Yargı hiçbir zaman kadınlardan yana olmadı’   HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm de, asıl meselenin kadın özgürlük mücadelesinin gücü, dinamiği ve hiçbir zaman meydanlardan, siyasetten çekilmemiş olan kadınlar olduğunu ifade etti. Züleyha, erkek yargının hiçbir zaman kadınlardan yana ve yasaları kullanan bir yargı olmadığına değinerek, “Özellikle Kobanê Davası nezdinde tüm davalara baktığımızda sesimizin kesilmek istendiğini çok net görüyoruz, susturulmak isteniyoruz. Buna karşı susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz ve özgürlük mücadelemizde ısrarlı olacağız diyoruz” ifadelerini kullandı.    Leyla Güven’e verilen ceza   Züleyha son olarak da şu değerlendirmelerde bulundu: “Leyla Güven Kürt kadın özgürlük hareketinde yer aldığı için 22 yıl gibi bir ceza ile yargılanmıştı. Dün de yine talimatlı yargı eliyle 5 yıl gibi bir cezayla karşı karşıya kaldı. Bunun hukuki bir karşılığı olmadığını biliyoruz. İktidar yargı ile Leyla Güven’i susturmaya çalışıyor ama şunu bilsinler hiçbir kadın arkadaşımız susmayacak mücadelede ısrarlı, kararlı olacak.”   Konuşmaların ardından toplantı sona erdi.