ATO: İnfaz erteleme ile ilgili en büyük sorumluluk ATK’de 2021-11-30 13:52:27     ANKARA - ATO İnsan Hakları Komisyonu, cezaevlerinde bulunan ağır hasta tutsaklara ilişkin yaptığı açıklamada, ATK’nin siyasallaştığını belirterek, “Bu durumun tıbbi, hukuki ve vicdani açıdan ayrı ayrı ağır sorumluluğu bulunmaktadır. Yasa incelendiğinde infaz erteleme ile ilgili en büyük sorumluluk Adli Tıp Kurumuna bırakılmıştır” dedi.    Ankara Tabip Odası (ATO) İnsan Hakları Komisyonu, cezaevlerinde “kronik hastalık nedenli infaz ertelemelerinin yapılması” talebi ile ATO’da basın toplantısı düzenledi. Toplantının olacağı salona “Cezaevlerinde kronik hastalık nedeni ile infaz ertelemeleri bir an önce yapılmalıdır” pankartı asılırken, toplantıya İnsan Hakları Derneği(İHD) Ankara Şubesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü ile çok sayıda doktor katıldı. Açıklamayı ATO İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayşe Ülker yaptı.   Hasta tutsakların durumu    Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde bulunan Kuddusi Okkır’a 2007 yılında cezaevindeyken akciğer kanseri teşhisi konulduğunu hatırlatan Ayşe, Kuddusi’nin ailesinin yaptığı her tahliye başvurusunun ise reddedildiğini belirtti. Ayşe, “En sonunda tahliye kararı çıktı. Fakat her şey için çok geçti. Kuddusi Okkır, tahliye olduktan 5 gün sonra hayatını kaybetti. Ayşe Özdoğan 9 yıl 4 ay hüküm giyen, nadir görülen ilerleyici bir tümör tanısı alması sonucu ameliyat olup yüzünün sol yarısının önemli bir kısmı alınmış, doku ve platin nakli yapılmış, ameliyatın hemen sonrasındaki süreci cezaevinde geçirmiş ve hastalığı nedeniyle görme, işitme, konuşma ve hatta yutma yetilerini ciddi oranda kaybetmiş, yüzde 70 engelli olduğuna ve bakımını kendi başına sürdüremeyeceğine dair raporu olan bir mahpus. Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı tarafından oy birliğiyle Ayşe Özdoğan’ın tetkiklerinde nüks veya metastaz bulgusuna rastlanmadığı ve cezasının infazına cezaevinde devam edebileceği sonucuna varıldı. Ayşe Özdoğan 2 Ekim 2021 tarihinde cezaevine götürüldü” dedi.   Hasta tutsak Mehmet Emin Özkan    Yüzde 87 engelli raporuna rağmen tahliye edilmeyen Mehmet Emin Özkan’ın durumuna da dikkat çeken Ayşe, “Uzun yıllardır hücrede kalmasının da etkisiyle işitme kaybı, sindirim ve solunum rahatsızlıkları, unutkanlık gibi birçok kronik hastalığı bulunuyor. Cezaevinde kalp krizi geçirmiş olduğu ifade edildi. Hastalıklarından dolayı kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor, yardımsız yürüyemiyor, ayakta duramıyor. Mehmet Emin Özkan son olarak medyaya,  elleri kelepçeli bir şekilde hastaneye götürülürken zorlukla yürüdüğü videosuyla yansıdı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Özkan hakkında pek çok kez ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi” vurgusu yaptı.   ‘En büyük sorumluluk ATK’de’   Ayşe, “terminal dönem”de (yaşamsal fonksiyonların belirli bir süre içinde sonlanmasının beklendiği süre) infazların ertelenmesi için ölümlerin beklenmemesi gerektiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı: “Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 6. Maddesi çerçevesinde yaptığı yorum üzerinden verdiği raporlar sonucu birçok mahpus ya cezaevinde ya da infaz erteleme kararı sonucu tahliyesinden çok kısa zaman sonra hayatını kaybetmektedir. Bu durumun tıbbi, hukuki ve vicdani açıdan ayrı ayrı ağır sorumluluğu bulunmaktadır. Yasa incelendiğinde infaz erteleme ile ilgili en büyük sorumluluk Adli Tıp Kurumu’na bırakılmıştır. Kurumun raporu sonucu, hükümlünün infazının ertelenmesine veya ertelenmemesine karar verilmektedir. Bunun için Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen veya Adalet Bakanlığı’nın belirlediği tam teşekküllü bir hastaneden düzenlenmiş ve Adli Tıp Kurumu’nca onaylanmış rapor gerekmektedir. Birçok hasta mahpus tam teşekküllü bir hastaneden ‘Cezaevinde yaşamını sürdüremez’ raporu almasına rağmen Adli Tıp Kurumu tarafından onaylanmaması nedeniyle tahliye olamamakta ve sonuçta tedavi olamamaktadır.”   ’13 mahpus yaşamını kaybetti’   Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 2013 yılında ATK tarafından bin 330 kişinin ağır hastalık raporunun onaylanmadığına vurgu yapan Ayşe, “İnsan Hakları Derneği’nin 2021 tarihli açıklamasına göre Türkiye’de 300 bin civarında tutuklu ve hükümlü mahpus bulunmaktadır. Bunların 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunmaktadır. İnsan Hakları Derneği sadece 2021 yılının ilk 3 ayını kapsayan verilerine göre 2’si ağır 13 mahpus yaşamını kaybetti. En son 28 yıldır kan kanseri olan 70 yaşındaki Mehmet Ali Çelebi sağlık sorunlarının ağırlaşması üzerine 25 Ağustos 2021 tarihinde tahliye edildi. 4 Eylül 2021 tarihinde yaşamını kaybetti” sözlerini kullandı.   Ayşe, öneri ve taleplerini şöyle sıraladı:   “*Devlet, sağlık hizmetini vermekle, ortaya çıkan hastalıkların tedavisini üstlenmekle yükümlü olup cezaevi yönetimi ve kurum hekimi gibi görevlilerle işbirliği halinde olmalıdır.   *Sağlığa erişim sürecinde, cezaevi personeli ve kolluk kuvvetlerinin görev tanımı dışı davranışlarına engel olunmalı, hizmete erişmeyi kesintiye uğratmaları engellenmelidir.    *Cezaevi hekiminin bağımsızlığı konusunda özen gösterilmeli, periodik sağlık denetimleri,  önlem alınması gereken hastalıklar ile sağlık koşulları yönünden alınması gereken çabalarına engel olunmamalıdır.   *Cezaevlerinde, yeni teknolojilerin kullanımı ve uzmanlaşmış sağlık bakım hizmetlerinin sunulabilmesi ve tıbbi bakım standartlarının sağlanması ve nitelikli sağlık çalışanı sağlanması için çaba gösterilmelidir.    *Hükümlü veya tutuklunun hastaneye sevkini gerektirecek bir durum varsa kurum hekimi bunu cezaevi yönetimine hemen bildirmeli, konsültasyon, gerekirse nakil ve izlem için yazılı protokoller hazırlanmalı, sağlık personelinin nakil istedikleri durumlarda kullanılacak araç ve personel hazır bulundurulmalıdır.    *F tipi cezaevlerinde tecrit ve izolasyon ortamı, insan ruh ve beden sağlığına zararlıdır. Bu ortamlar kanser ve diğer kronik hastalıkların ilerlemesine ve nüks etmesine zemin hazırlar. F tipi cezaevi yapmaktan vazgeçilmelidir.   *Cezaevi personelinin  ekonomik-özlük hakları iyileştirilmeli, çalışma saatleri düzenlenmeli, hizmet içi eğitim ve moral-motivasyona yönelik  çabalar arttırılmalıdır.   *Bütün bunlara ek olarak cezaevleri kapalı bir kutu, gizli ve özel bir alan olmaktan çıkarılarak bağımsız izleme kurulları, sivil toplum örgütleri, bağımsız araştırmacılar, akademisyenler ve meslek örgütleri üzerinden kamuoyunun denetimine açılmalıdır.   ‘ATK siyasallaşmış durumda’   Ayşe son olarak,  yıllardır cezaevlerini gezdiklerini ama bu dönem kadar sorun ve sıkıntı ile karşılaşmadıklarını belirterek, şöyle konuştu: “Cezaevinde binlerce kişiye ‘cezaevinde kalamaz’ raporu gönderirdik ve ATK bizim raporlarımıza güvenirdi. Şimdi hastaneden gelen rapora değil, yukarıdan gelen emirlerle ATK siyasallaşmış durumda. Bu da hasta mahpusların ölmeden önce tahliye olmaları ya da cezaevinde ölümleri getiriyor.”