Deniz Poyraz’ın katledildiği saldırının sorumluları hakkında dilekçe 2021-12-02 18:18:37   İZMİR - HDP İzmir İl Örgütü, Deniz Poyraz’ın katledilmesiyle sonuçlanan parti binalarına yönelik saldırıda sorumluluğu olan emniyetin de aralarında bulunduğu yetkililer hakkında şikayet dilekçesi verdi.    Halkların Demokratik Partisi İzmir İl Örgütü, parti binalarına yönelik 30 Haziran’da saldıran Onur Gencer’in parti çalışanı Deniz Poyraz’ı katletmesine dair yaşanan olaydan sorumlu olanlar hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet dilekçesi verdi.    Dilekçeye dair yapılan açıklamada,  Türkiye’nin uzunca bir süre gündeminde olan saldırıya dair sorumluluğu olanlar hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığı belirtildi. Açıklamada, “Yaşanan olayda gerek istihbarat zafiyetine yol açan gerekse güvenlik tedbirlerini almakta yetersiz kalan ilgili ve görevlilerin tespiti ile haklarında kapsamlı bir soruşturma yürütülerek cezalandırılmaları istemiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığın'a şikayet dilekçesi verilmiştir” denildi.    HDP’nin, Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve MHP’nin yanı sıra birçok siyasetçinin söylemleriyle hedef gösterildiği ve saldırılara daha açık hale getirildiği ifade edilen açıklamada, birçok yerde HDP binalarına yönelik sayısız fiili ve sözlü saldırının gerçekleştiği kaydedildi.    Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:    “Saldırıyı gerçekleştiren katilin ifadeleri de değerlendirildiğinde, iktidar güçlerince söylenen bu sözlerin, saldırılması meşru gösterilen bir partiye ve taraftarlarına yönelik gerçekleştirilmesi, kamu gücünü de arkalayanlar bakımından daha kolay hale gelmektedir. Bütün bu söylemlerin somut bir karşılığının olmaması düşünülemeyeceği gibi, kamu görevlileri üzerinde yaratacağı olumsuz etki muhakkaktır. Böylece iktidar yetkilileri ve onların atamış olduğu benzer siyasi düşüncelerdeki kamu görevlilerinin, HDP’yi diğer partiler gibi koruması mümkün görünmemektedir.    Araştırılmalı    Öyle ki, HDP İzmir İl yöneticilerinin, can güvenliklerinin olmadığı, örgütlenme ve siyaset yapma haklarının engellendiği yönündeki defaten yaptıkları ikazlarına rağmen, İzmir Valiliği ve kolluk güçleri hiçbir önlem alınmadıkları gibi, parti binası önündeki çadırın kaldırılması taleplerini her seferinde geri çevirmişlerdir. O nedenle böylesi bir saldırıdan önceden haber alınarak önlenememiş olması, kasıt yoksa ciddi bir zafiyettir. Haber alınmış ve buna rağmen önlenememiş olunması hali ise kastın varlığını kuşkusuzca ortaya koyacaktır. Ancak bu süreç hakkında herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşmaktaki zorluğumuz nedeniyle bunları tespit etme olanağımız şimdilik yoktur. Bu soruşturmada bu hususun araştırılması özel önem arz etmektedir    Polise olağanüstü yetkiler    Emniyet Genel Müdürlüğü ve ona bağlı İstihbarat Daire başkanlığının temel görevi, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde istihbarat faaliyetlerinde bulunmak ve bu görevi yerine getirirken devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapmaktır. Kolluk güçlerine bu görevin yerine getirilmesi konusunda olağanüstü yetkiler tanınmıştır.     Önlem alınmadı    Katliamı önlemekle yükümlü kolluk ve istihbarat görevlileri, Anayasa ve yasalardan kaynaklanan görevlerini yerine getirmemişler, kendilerine sağlanan olağanüstü yasal yetkileri ve teknik olanakları kullanmamışlardır. Söz konusu tehlikeyi veya saldırıyı önlemek için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip olunan yetki ve görevler kapsamında alınması gereken önlemler asgari düzeyde dahi alınmamıştır.   Provakatif eylemler engellenmedi   İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından 7 gün 24 saat çok sayıda resmi ve sivil polis HDP İzmir İl Örgütü binası önünde görevlendirilmesine rağmen, bu güçlerin, HDP İl binasını ve HDP'lileri korumak, onlara karşı işlenmesi muhtemel saldırıları önlemek için değil, aksine HDP’ye gelen gidenler ve HDP'lilerle ilgili istihbari bilgi toplamak, HDP çalışmalarını kontrol etmek için görevlendirildikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle de HDP önünde yapılan provakatif hiçbir eylem ve etkinlik kolluk tarafından engellenmemiştir.    Hiçbir müdahale yapılmadı    HDP'ye yönelik bugüne kadar gerçekleştirilen provakatif eylem ve etkinlikler engellenmediği gibi silahlı saldırıda kolluk güçleri tarafından önlenmemiş ve engellenmemiştir. Saldırgan Onur Gencer ifadelerinde, saldırıyı aylar öncesinden planladığını ve tasarladığını, buna göre hazırlık hareketlerini gerçekleştirdiğini söylemesine rağmen emniyet birimlerinin olaydan habersiz olması mümkün görülmemektedir. Emniyet ve istihbarat birimleri bu olağanüstü koşullarda olağan önlemleri dahi almamışlar, önleyici takip ve yakalama yapmamışlardır. Adeta kolluğun gözetim ve denetimi altında bir saldırı ve öldürme eylemi gerçekleştirilmiştir. Kolluk güçleri, İl binasında bulunan Deniz Poyraz’ın yaşam hakkını korunmak için hiçbir adım atmamıştır. Saldırı gerçekleşmeden önce İl binası önünde resmi ve sivil polis olmasına rağmen saldırgan katil elini kolunu sallayarak binadan içeri girmiştir. Kolluk tarafından silah sesleri gelmeden saldırganın HDP İl binasında olduğu bilinmesine rağmen yakalamak için hiçbir müdahale yapılmamıştır.    Polis üç dakikalık mesafeye 40 dakikada vardı   Terörle Mücadele Şubesi’nin HDP İl binasına yürüyerek iki-üç dakikalık mesafede olmasına, Emniyet Müdürlüğü ve Güvenlik Şube’nin araçla neredeyse üç-dört dakikalık mesafede olduğu yerlerden müdahale edeceği varsayılan kolluk güçlerinin saldırının olduğu yere gelmeleri yaklaşık 30-40 dakikayı bulmuştur. Gelen müdahale ekibi buna rağmen İl binasına çıkarak saldırganı yakalamak yerine, adeta işini bitirmesini beklemişler, daha sonra iş merkezinin dış kapısı önüne gelen saldırgan hakkında samimi görüntüler içeren bir yakalama işlemi yapmışlardır.  Kamu görevlilerinin bu olayın istihbaratı, önlenmesi ve olay anında hareketsiz kalmaları nedeniyle neredeyse kasta varacak düzeyde davranışlarının olduğu açık ve net bir biçimde ortaya çıkmaktadır.   Faile samimi davranışlar   Güvenlik görevlilerinin saldırı anındaki davranışları ve tutumları saldırının sonuçlarını ağırlaştırmıştır. Somut olayda devletin yaşamı koruma yükümlülüğü yerine getirilmediği gibi; güvenlik görevlilerinin, saldırı devam ettiği sırada saldırgana bir an olsun müdahale dahi etmeyerek aşağıda bina dışında beklemeleri, yukarı çıkmak isteyen partilileri de engelleme çabaları, saldırı sonuçlarının ağırlaşmasına yol açmıştır. Nitekim saldırganın saldırıyı bitirip aşağı inmesi beklenmiş, aşağı inen saldırgana babacan tavırlar gösterilmiş, bütün bunlar basına ve kamuoyuna yansımıştır. Bu görüntü eğer bir kasıt taşımıyorsa, en basit tanımıyla bir güvenlik zafiyetine karşılık gelmektedir. Neredeyse tüm gün önünde kolluk güçlerinin beklediği bir parti binasına yapılan saldırıyı engellemeyen kolluk güçleri, saldırıyı engellemeye çalışanlara da engel olarak, belki yaşama ihtimali olabilecek olan Deniz Poyraz’ın ölümünü kolaylaştırmakta rol oynamıştır.   Devlet saldırı ve sonuçlarından sorumludur   Tüm bu olay zinciri takip edildiğinde devlet yaşam hakkını ve örgütlenme özgürlüğünü korumak adına ne pozitif ne de negatif yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Dolayısıyla devlet, saldırı ve sonuçlarından birinci derecede sorumludur.   Sorumluluğu olanlar yargı önüne çıkarılmalı    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin belirlediği kriterlere uygun olarak etkili soruşturma yapmasını, sorumluluğu olan emniyet güçlerinin tespit edilerek yargı önüne çıkarmasını beklediğimizi ifade etmek isteriz.”