51 tutsağa ‘halay çekme’ cezası 2021-12-04 09:14:42   Öznur Değer    ANKARA - Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde aralarında TJA aktivisti Ayla Akat Ata’nın da bulunduğu 51 kadın tutsak hakkında Kürtçe şarkı söyleyip halay çektikleri için disiplin soruşturması başlatıldı.   Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde aralarında Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Ayla Akat Ata’nın da bulunduğu 51 tutsak kadın hakkında 15 Ağustos’ta halay çektikleri ve Kürtçe şarkı söyledikleri için “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” iddiasıyla disiplin soruşturması başlattı.   Başlatılan disiplin soruşturması sonucunda ‘iyi halli’ olan tutsaklara 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 43’ncü maddesinin 2’nci fıkrasının c bendinde yer alan “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” iddiasıyla “bir ay haberleşme ve iletişim araçlarından (mektup, telefon, fax) yoksun bırakma veya kısıtlama”, ‘iyi halli’ olmayan tutsaklara ise aynı kanunun 48’ncü maddesi kapsamında “bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” yönünde disiplin cezası verildi.   Tutanaklara ‘sözde kutlama’ olarak geçti   Cezaevi idaresi tarafından hazırlanan soruşturma tutanağında, tutsakların sosyal aktivite amacıyla yaptıkları kutlama, “örgütsel” olarak yorumlanırken, yine tutanağa “sözde kutlama” olarak yansıtılması dikkat çekti.   Tanık gardiyanlar suçlama oluşturamadı   Tanıklıklarına başvurulan gardiyanlardan T. A ile F. E., tutsakların yüksek sesle Kürtçe metin okuduklarını söyledi. Ancak ne okunduğuna dair ifade tutanağında bir bilgiye yer verilmedi.   ‘Hak ve hukuk yoksa cezadan söz edilemez’   Tutsaklar başlatılan disiplin soruşturmasına ilişkin cezaevi idaresine verdikleri ifadede, 1 Mart 2020 tarihinden bu yana devam eden pandemi koşulları gerekçe gösterilerek ellerinden alınan sosyal aktivite haklarına dikkat çekti. Uzun bir zamandır hiçbir sosyal, kültürel, eğitsel faaliyetlere katılmadıklarını, kütüphane, spor sahası, bahçe gibi alandan yararlanamadıklarını, aile görüşünü de nadiren ve kapalı olarak yapabildiklerini, bu nedenle ağır bir tecrit altında olduklarını vurgulayan tutsaklar, “İnsan tür olarak sosyal bir varlıktır. İnsanı kendi varoluşu dışında başka bir şekilde yaşamaya zorlayınca zulüm edilmiş olunur. Cezaların zulme dönüşmesi tutuklu ve hükümlülerin haklarının tanınmasıyla engellenebilir. Hak ve hukuk yoksa cezadan söz edilemez” dedi.   Emsal kararlar   Koğuş havalandırmasında toplanarak şarkı söylemenin, halay çekmenin suç sayılamayacağını, yine slogan atmanın da suç olmadığını, bu fiillerin suç sayılabilmesi için başkaca koşulların oluşması gerektiğine dair üst mahkemelerin kararlarının bulunduğunu aktaran tutsaklar, AYM, Yargıtay ve AİHM kararlarını emsal olarak gösterdi.     Savunma yapabilmek için para isteniyor   Cezaevi idaresinin disiplin cezası kararına itiraz eden tutsaklar kararı bir üst merci olan İnfaz Hakimliği’ne taşıdı. Ankara Batı 2’nci İnfaz Hakimliği tutsakların itirazına karşı 23 Kasım’da kararı değerlendirmek ve tutsakların savunmalarını almak üzere duruşma gerçekleştirdi. Ankara Batı 2’nci İnfaz Hakimliği’ne Sincan Cezaevi Kampüsü duruşma salonundan bağlanan tutsaklar, anadilleri olan Kürtçe savunma yapabilmek için savunma talebinde bulundu. Tutsakların Türkçe bilmelerini gerekçe gösteren hakimlik, tercüman ücretinin tutsaklar tarafından karşılanması suretiyle tercüman atayacağını belirtti. Tutsaklar anadillerinde savunma yapmanın yasal hakları olduğunu belirterek tercüman ücreti ödemeyi reddetti.   Tutsaklar şarkı söylemenin ve halay çekmenin eğlence amacıyla yapılan aktiviteler olduğunu belirterek, “Pandemi nedeniyle çoğu haklarımız kısıtlandı, şarkı söylemek halay çekmek suç değildir. İdarenin yapmış olduğu soruşturma ve uygulama keyfi bir durumdur, slogan atmış olsak dahi bu ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir” diye belirtti.   İhlallere dikkat çekildi   Tutsaklardan Zeynep Bingöl ve Simanur Pamuk rahatsızlıkları nedeniyle hastaneye gittikleri için karantina koğuşunda bulunduklarını ve havalandırma kapısının üzerlerine kilitli olduğunu, dolayısıyla eylemi gerçekleştirmelerinin söz konusu olamayacağını kaydetti. Zeynep, “Bu, yapılan işlemin adaletsiz ve çelişkilerle dolu olduğunu göstermektedir, yapılan bu işlemler nedeniyle tekrar tekrar cezalandırılmaktayız, tahliyesi gelen arkadaşlar tahliye edilmiyor, bunlar tutanağın ezbere tutulduğunu göstermektedir, sürekli bu şekilde muamelelere tabi tutuluyoruz” sözlerine yer verdi.   ‘Kopyala-yapıştır’ soruşturma   Yine ‘iyi halli’ olmadığı öne sürülen bazı tutsakların verdikleri ifade çerçevesinde iyi halli oldukları ve eyleme katılmayan tutsakların da idare tarafından eyleme isimlerinin geçtiği görüldü. Tutsaklar, soruşturmanın ezbere, kopyala-yapıştır ibarelerle düzensizce hazırlandığını belirterek cezanın reddine karar verilmesini istedi.   Tutsakların tahliyesi engellendi   Tutsaklar, yine mevcut soruşturma gerekçe gösterilerek tutsak olan Hanım Yıldırım, Jiyan Ateş ve Rojdan Erez’in cezaları bitmesine rağmen tahliye edilmemesine dikkat çekti.   Tercüman getirilmeme ısrarına karşı Kürtçe konuşmak istediklerini belirten tutsaklardan Dilber Tanrıkulu, “Daha önceki mahkemelerde tercüman vardı. Tercüman sizin için gerekmektedir, sizin anlamanız için gelecekti, biz Kürdüz katledilsek de ceza yesek de anadilimizin Kürtçe olduğunu söylemeye devam edeceğiz, ayrıca soruşturma aşamasında tutanakta, bizim savunma vermediğimiz yazılmış, bu doğru değildir. Bir saat bekledik, mesaiden sonra savunmamızı alacaklarını söylediler, biz de ertesi gün vermek istediğimizi söyledik. Ertesi gün defalarca butona bastık savunmamızın alınacağı söylendi, ancak savunmamız alınmadan soruşturma yapıldı. Bu sebeple ceza infaz kurumundan şikayetçiyim” diye belirtti.   ‘Abdullah Öcalan'ın bu sürece katkısının olacağına inanıyorum’   Ayla Akat Ata ise ifadesinde tecride değinerek, “Üzerimizde var olan tecridi kırmak için haftada bir iki defa tek başımıza havalandırmada türkü söylüyoruz. Ben her akşam söylüyorum, o gün de aynı şekilde türkü söyledim. Saat 16.00 civarıydı onların belirttiği saatte değildi. O gün ‘Biji serok Apo’, ‘Bê serok jiyan nabe’ şeklinde sloganları söyledim. Bu sloganları öncesinde de sonrasında da söylüyoruz. Demokratik bir çözüm sürecinin olacağını ve Abdullah Öcalan'ın bu sürece katkısının olacağına inanıyorum” dedi.     ‘Savunma hakları kısıtlanmıştır’   Ardından savunma yapan avukatlar Şevin Kaya, Hülya Yıldırım ve Çiğdem Kozan usul yönünde itirazları olduklarını söyledi. Dilber Tanrıkulu, Arjin Yüksekbağ ve Mukaddes Kabak'ın soruşturma aşamasında savunmalarının alınmadığını kaydeden avukatlar, “Cezaevi hükümlü tutukluların yaşam alanıdır, her saat savunma verebilecekleri anlamına gelmez, zira bu hükümlü tutuklular ertesi gün mesai saatlerinde savunma vermek istediklerini bildirdiklerine rağmen savunmaları alınmadan ceza verilmiştir, bu sebeple verilen ceza, usulüne uygun değildir. Hükümlü ve tutuklulara cezaya gerekçe gösterilen tutanaklar tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle savunma hakları kısıtlanmıştır. Bu da tek başına işlemin iptali için yeterli bir gerekçedir. Bir kısım hükümlü tutukluya iyi halli olmadıklarından dolayı bir üst ceza uygulanmıştır, ancak üst ceza verilirken hangi sebeple iyi halli olmadıklarını gösterir herhangi bir bilgi ve belgeye değinilmemiştir. Dosya kapsamında gereksiz marş söylemek ve slogan atmak hususlarında kanunilik ilkesi uygulanmamıştır, bu Anayasa Mahkemesi'nin 38. maddesine aykırıdır” şeklinde konuştu.   Gardiyanların dinlenmesine karar verildi   Ardından İnfaz Hakimliği, Özlem Demir'in SEGBİS ile savunma vermek istediğini bildirmesi nedeniyle savunmasının alınması, hazır edilmesi için ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına, soruşturma aşamasında beyanları alınan iki infaz koruma memurunun tanık olarak dinlenmesine, Zerrin Yılmaz'ın kesinleşmiş ve kaldırılmamış disiplin cezalarını gösterir disiplin sicil özetinin ceza infaz kurumundan istenilmesine ve belirtilen tarihlerde ceza infaz kurumunda tekli koğuşta kalıp kalmadığının bildirilmesinin de istenilmesine, Simanur Pamuk'un hastaneye gitmesi nedeniyle belirtilen tarihte karantina odasında olup olmadığının bildirilmesi için ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar verdi.   Tutsaklar İnfaz Hakimliği’nin cezayı bozmaması halinde bir üst mahkeme olan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuracak.   51 tutsak   Disiplin cezası verilen tutsakların isimleri şöyle: Alev Yarar, Ayşe Topçu, Fatma Aslan, Leyla Uyanık, Mahide Şahin, Mehtap Kıyar, Nevroz Müçel, Nilüfer Şahin, Sariye Taikesen, Simanur Pamuk, Zerrin Yılmaz, Zeynep Sipcik, Arjin Yüksekbağ, Ayla Akat Ata, Dilan Aslan, Ayşe Yağcı, Berin Sarı, Bermal Birtek, Bircan Yorulmaz, Demet Resuloğlu, Dilan Oynaş, Dilber Tanrıkulu, Dilek Hatipoğlu, Dilek Yağlı, Elif Çetinbaş, Gülşan Adet, Hanım Yıldırım, Hicran Binici, Jiyan Ateş, Melike Kaya, Melike Göksu, Meryem Adıbelli, Mukaddes Kubilay, Mukaddes Kabak, Necla Yıldız, Nedime Yaklav, Nuriye Adet, Pervin Oduncu, Pınar Tikit, Rihan Kavak Özbek, Rojdan Erez, Rozerin Kurt, Saadet Akın, Sabite Ekinci, Sedef Demir, Selver İspir, Şermin Demirdağ, Özlem Demir, Süheyla Taş, Zeynep Bingöl, Servin Karakoç.