Kayıp yakınları: Adalet istiyoruz 2021-12-11 14:52:47   DİYARBAKIR - Kayıp yakınları ve İHD, 670’inci haftada Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde katledilen ve faili meçhul bırakılan Ramazan Yüce’nin faillerini sorarak, “Adalet istiyoruz” dedi.   Diyarbakır'da kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Şube üyeleri, İnsan Hakları Haftası'nda bir kez daha Koşuyolu Parkı'ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. 670’inci haftasında "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" sloganıyla yapılan eyleme Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Tabip Odası yöneticileri ve üyeleri destek verdi.   Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, kayıp yakınlarının 90'lı yıllardan bu yana yakınlarını bulmak için mücadele ettiğini belirterek, kayıpların bulunması için onlarla mücadele etmeye devam edeceklerini dile getirdi.   Ardından konuşan Eğitim Sen Diyarbakır 1 No'lu Şube Başkanı Emine Akşahin ise kaçırmaların, katletmelerin, işkencelerin iktidarın 90'lı yıllarda uyguladığı olağan politikaları olduğuna vurgu yaptı. Kaçırılmaların yaşandığı o dönemde 170 eğitim emekçisinin kaydedildiğini hatırlatan Emine, "Failleri belliydi" dedi. Açıklama metnini İHD Şube Kayıp Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz okudu.    ‘Mezar yerleri bilinmiyor’   Fırat, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilişinin 73’üncü yılında olduklarını hatırlatarak, bildirgenin insanlık için büyük bir kazanım olduğunu belirtti.  Fırat, kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları olarak, beyannamenin 73’üncü yıldönümünü buruk karşıladıklarını dile getirerek, “Geçen yıllara rağmen kayıplarımız için ‘bir mezar’ talebimiz, kaybedildikleri günden bu yana halen devam etmektedir. Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda çoğunluğu 90’lı yıllarda olmak üzere, devletin resmi ve yarı resmi paramiliter güçleri tarafından sayısız faili meçhul cinayet, yargısız infaz, gözaltında kayıp ve zorla kaybetme yaşandı. Kaybedilen binlerce insanın akıbeti tam olarak bilinmediği gibi, yaşamını yitirdiği düşünülenlerin de mezar yerleri dahi bilinmiyor” dedi.   ‘İnsanlık için koca bir utanç’   Annelerin çeyrek asırdır evlatlarının akıbetini öğrenmek için mücadele ettiklerini söyleyen Fırat, şunları kaydetti: “Cumartesi Anneleri’nin ‘Evlatlarımızı sağ aldınız, onları sağ istiyoruz’ sloganı ile başlatmış olduğu oturma eylemi bugün İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 872. hafta, Koşuyolu Parkı’nda ise 670. haftasına girmiş bulunmakta. Birçok kez kolluk kuvvetlerinin gaz bombalarına maruz kalan, yerlerde sürüklenen, gözaltına alınan ve her seferinde haklarında yargılama yapılan kayıp yakınları, her türlü baskı ve saldırılara rağmen mücadelelerini kararlılıkla bugünlere taşımayı sürdürmüştür. İnsanlığın ilk erdemlerinden biri olan mezar hakkı şüphesiz insanlığın en büyük kazanımlarından biri olmuştur. Ama maalesef 21’inci yüzyılın 2022 arifesinde kayıp yakınlarının halen kendi evlatlarının kemiklerinin arayışı içerisinde olmaları insanlık için koca bir utanç olarak ortada duruyor.”   30 yıldan uzun bir süre evladı için mücadele eden ve Cumartesi Anneleri’nin simge yüzlerinden olan Berfo anayı da anan Fırat, “Berfo ana ‘Oğlumu gömmeden ölmeyeceğim’ dese de, Cemil’ine kavuşmadan gözü açık bir şekilde bu dünyadan sessizce göçüp gitti ve ona verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı” dedi.   Açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi:   “Eylül ayında yaşamını yitiren Hayriye anayı da saygıyla anıyorum. Bugün yaşam hakkı anıtı önünde onun yokluğunda adalet ve hakikat mücadelesini veren insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak onun mücadelesini bıraktığı yerden sürdürüyoruz. İnsan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak, bizler değil çeyrek asır; asırlar geçse de kendi kayıp arama mücadelemizi sürdürmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Son kaybımızın kemiklerini bulana dek bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Çünkü bu mücadeleyi bugünlere taşıyan ve bugün aramızda olmayan Berfo ana, Hayriye ana, Elmas ana ve diğer tüm kayıplarımıza olan vefa borcumuzdur.   Yüzleşme sürecinin başlaması vurgusu   Biz insan hakları savunucuları ve kayıp yakınları olarak, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası’nda buradan bir kez daha sesleniyoruz; her şeyden önce toplumsal bir barışın hayata geçirilmesi için derhal bir çatışmasızlık sürecine girilmesi gerektiğinin çağrısını bir kez daha yineliyoruz. Zorla kaybettirilenlerin akıbetleri ortaya çıkarılmalı ve zorla kaybedilenlerin bulunması, faili meçhul cinayetler sonucu katledilenlerin faillerinin ortaya çıkarılması için devletin tüm arşivlerini açması, tüm yetkili kişi ve kurumların hakikatle yüzleşme sürecini başlatması gerekmektedir. Hükümeti, ‘BM Kişilerin Gözaltında Kayıptan Korunmaları ile İlgili Uluslararası Sözleşme’yi imzalamaya ve sözleşme gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Yargı mensuplarını, sistematik cezasızlık politikasından vazgeçmeye ve uluslararası belgelere göre insanlık suçu olan tüm kayıp vakaları konusunda etkin bir yargılama yürütmeye, uluslararası sözleşmeler uyarınca bu suçlar için zamanaşımı hükümlerini dikkate almamaya çağırıyoruz.”   Eylemde bu hafta 29 Haziran 1992 yılında katledilen ve faili meçhul bırakılan Ramazan Yüce’nin failleri soruldu. Ramazan’ın hikayesini İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu üyesi Derya Yıldırım paylaştı.   1991-1997 yılları arasında Silvan ilçesinde faili meçhul cinayetlerin yoğun yaşandığını dile getiren Derya, şöyle devam etti: “Hizbullah o dönemde devletin sınırsız desteğini arkasına alarak özellikle ilçe merkezinde sivil halka yönelik yüzlerce faili meçhul cinayete karıştı. Bu cinayetler sonucu katledilenlerden biri de Silvan Yatılı Bölge Okulu’nda hizmetli kadrosunda görev yapan evli ve 7 çocuk babası Ramazan Yüce’ydi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra gözaltına alınıp, yoğun işkencelerden geçirilen Yüce, sonraki yıllarda da defalarca gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Yüce’nin büyük kızı da o dönem Hizbullah saldırısından ağır yaralı olarak kurtulmuştu. Yüce’nin ailesi sürekli baskı ve tehdit altında oldu. 29 Haziran 1992 tarihinde Ramazan Yüce dışarıdan liseyi bitirme sınavı için Diyarbakır’a gider. O sabah eşine ‘Ben gidiyorum ama kötü rüyalar gördüm. Bana bir şey olursa nişanlı olan kızımı evlendirin’ der ve evden çıkar. Diyarbakır'dan Silvan’a gelmek üzereyken Lalebey Sokak’ta silahlı saldırıya uğrar. Ramazan Yüce orada hayatını kaybeder. Cenazesi Silvan ilçe merkezine kaldırılarak orada defnedilir. Taziyenin yoğun kalabalık geçmesinden dolayı yine o dönemin karanlık güçleri tarafından cenaze törenine saldırı gerçekleşir. Yüce’nin cinayeti faili meçhul olarak kayıtlara geçer.”   ‘Adalet istiyoruz’   Sorumluların tespit edilip yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmasını istediklerini söyleyen Derya, “Bundan tam 29 yıl önce bu kentin dar sokaklarından birinde katledilen Ramazan Yüce için adalet istiyoruz” dedi.   Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları Ramazan Yüce ile diğer tüm kayıp ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban gidenler için oturma eyleminde bulundu.    Oturma eyleminin ardından açıklama sona erdi.