ÖHD’li Elif Taşdöğen: Garibe’nin hatırasına saygısızca yaklaşıldı! 2021-12-13 09:05:19     Marta Sömek   İSTANBUL - Garibe Gezer’i intihara sürükleyen nedenler üzerinde tek tek durulması gerektiğini vurgulayan ÖHD’li avukat Elif Taşdöğen, Garibe’nin tecritte kaldığını, cezaevinin ihmalkarlığı sonucunda bile bile intihara sürüklendiğini ve eşyalarını almaya gittiklerinde de anısına saygısızlık yapıldığını aktardı.   Kocaeli 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından tecavüze uğrayan ve tecrit altında tutulan tutsak Garibe Gezer, 9 Kasım günü hücrede şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Garibe, daha önce defalarca sesini duyurmak istemiş ve tutulduğu hücreden çıkarılması talebinde bulunmuştu. Garibe’nin bu isteği cezaevi idaresi tarafından yerine getirilmemiş aksine tek başına tutulduğu koğuşta hücre cezalarına da çarptırılmıştı. Garibe yaşamını yitirdikten sonra da cenazesine adeta eziyet çektirildi. Avukatları olmadan otopsisi alındı, cenazesini almaya gelen kadınlar darp edildi, hakaretlere maruz kaldı ve memleketi Mardin’de ambulansa dahi konulmasına izin verilmeyerek ailenin kendi imkanları ile cenazeyi taşıması istendi. Bununla da yetinilmeyerek mezarlığa sınırlı sayıda kişi alınarak son yolculuğunda dahi ‘yalnız bırakılmak’ istendi ama yüzlerce kadın Garibe’yi omuzlarında taşıyarak son yolculuğuna uğurladı.   Garibe’nin yaşamını yitirdiğinin duyulması üzerine İstanbul’dan Kocaeli’ne giden avukatlar arasında yer alan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Elif Taşdöğen, izlenimlerini ajansımız ile paylaştı.   Avukatlar olay yeri incelemeye alınmadı!   Garibe’nin dosyasını almak için daha önce Kocaeli Adliyesi’nde savcı ile görüşme talepleri olmasına rağmen savcının yerinde olmadığını belirten Elif, ancak nöbetçi savcı ile görüştükten sonra dosyayı alabildiklerini söyledi. Elif, Garibe’nin eşyalarını almak için cezaevine gittiklerinde olay yeri inceleme ekibi ile karşılaştıklarını ve incelemeye katılma talepleri olmasına rağmen “Bir anlam ifade etmeyecek” denilerek ikinci incelemeye de alınmadıklarını aktardı.   Garibe’nin eşyaları darmadağın teslim edildi   Cezaevi idaresinin inceleme yapıldığı gerekçesiyle ilk etapta Garibe’nin eşyalarını kendilerine teslim etmediğini kaydeden Elif, şunları aktardı: “Ben görüşmelerimi sağlarken görevli bir infaz memuru geldi eşyaları vereceklerini söyledi. Tutanakları imzaladıktan sonra eşyaları almak için çıktım. Zaten en can alıcı nokta da buydu. Çok özensizce toplanmıştı eşyalar. Her şey her şeyin içindeydi. Sonuç itibariyle bir kişinin yaşamının geri kalan kısmını oradan alıyorsunuz. Bu kadar da özensiz davranılmaması gerekiyordu. Aslında oradan bir kişinin geri kalan yaşamını almış olduk. İntihar ettiği iddiası olan bir insandan bahsediyoruz, mutlaka geride bir yazı, iki kelam bırakmıştır düşüncesi uyanıyor insanlarda. Ama mektup ya da farklı bir şey yoktu. Cezaevinde ölünün hatırasına saygısızca yaklaşıldığını gördüm.”   ‘Memurlar Garibe’ye müdahale etmedi!’   Garibe’nin ölüm haberinden sonra yaşananlara da dikkat çeken Elif, savcının kendilerini otopsiye almadığını hatırlattı. Gece geç saatte ancak diğer müvekkilleri ile görüşme sağlayabildiklerini dile getiren Elif, cenazeyi aldıkları gün de cezaevinde Garibe’nin arkadaşları olan tutsaklar ile görüşmeler gerçekleştirip bilgi aldıklarını ifade etti. Elif, tutsaklar ile yaptıkları görüşmelere dair şu bilgileri paylaştı: “Bir mahpusun şu söylemi çok ilginçti, memurlar içeriye girdiğinde Garibe’yi o şekilde gördüklerinde müdahale etmediklerini aktardı, sadece ‘kamera gelmeden dokunmayız’ söyleminde bulunmuşlar. Bu çok farklı, insani bir durum, onu yapmayabilirdiniz ama bacağından tutup o şekilde bekletebilirdiniz. Birçok mahpus ihmalkar davrandıklarının altını çizdi. İntihar dahi olsa onu buna sürükleyen nedenler ve var olan ihmaller üzerinde durmak gerekiyor.”   ‘Bile bile intihara sürüklendi!’   Tutsakların özellikle acil durum butonunun çalışmadığı ve “memurların rahatsız oldukları” gerekçesiyle devre dışı bıraktıkları üzerinde durduğunu belirten Elif, butonun daha önce de çalışmadığı, adli bir tutuklunun da birkaç hafta önce intihar ettiği ve tutukluların farklı biçimlerde seslerini duyurmaya çalıştıkları bilgisini edindiklerini dile getirdi. Garibe’nin ölümünde bu ihmallerin söz konusu olduğunu kaydeden Elif, “Görüştüğümüz her bir mahpusun altını çizdiği nokta, bile bile ses çıkarılmaması ve intihara sürüklendiğiydi. İdarenin ihmalkarlığı, yaklaşımı ile görevlilerin ihmalkarlıklarının altı çizildi hep. F tipi üzerine çok yoğunlaştılar. Sistemin çok kötü olduğunu ve idarenin keyfi yaklaşımı sonucunda böyle durumların olması onlara çok ağır geldi. Bir cezaevinden cenaze çıkarttık, bunun bir telafisi yok. Garibe’nin vekillere yazdığı mektupta, avukatlarla yaptığı en son görüşmede hayata umut dolu bakan bir profil çiziyordu. İnsan çok farklı bir ruh halindeyse bu yola sürüklenir ve bunu bir şekilde yansıtır. Herkeste şok etkisi yaratmasının sebebi de hayata pozitif bakan, geleceğe dair umudu olan bir insanın intihar iddiasının olması” ifadelerini kullandı.   ‘Tecritte tutuluyordu’   Garibe intihar etmiş olsa da onu bu duruma sürükleyen sebeplerin tek tek sorgulanması gerektiğinin altını çizen Elif, “Garibe sesini duyurmak için bağırdı, çığlık attı, ‘beni duyun, beni görün, sesime ses olun’ diye çaba sarf ediyordu. F tipinde tek başına kalıyordu, bunun yanında tecrit de uygulanıyordu. Tecrit her anlamıyla insanlık suçudur. Tecrit insanı kendi içinde öldüren bir sistemdir. Geçmişte yaşadığı sorunlar mevcuttu, böyle bir kadının hala tek başına kalması, ki öncesinde de intihar girişimi mevcuttu. Hepsini topladığımızda söyleyebileceğimiz tek şey ihmal. İhmallerin sonucunun çıkarmış olduğu bir neticedir” dedi.