Garibe'nin yaşamı direnen kadınların tarihinin somut hali 2021-12-13 11:40:45     Medya Üren- Derya Ren   MARDİN - Sokağa çıkma yasakları döneminde tutuklanan ve 5 buçuk yılda 7 kez sürgün edilen Garibe Gezer, tutsaklığı boyunca sistematik işkenceye, tacize ve tecavüze uğradı. Cezaevi yönetiminin tüm engellemelerine rağmen yaşadıklarını kamuoyuna duyurmayı başaran Garibe, tutulduğu hücrede şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Garibe, baskı ve işkenceye karşı direnen yüzlerce kadından biriydi.   Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan ve daha önce gardiyanlar tarafından tecavüze uğrayarak sistematik işkence gören Garibe Gezer, 9 Aralık’ta tutulduğu hücrede şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Garibe’nin yaşamını yitirmesi, cezaevlerindeki tecrit ve işkence sistemini, buna direnenlerin ise nasıl hedef alındığını bir kez daha gösterdi.   Garibe kimdir   Garibe Gezer, Mardin’in Dargeçit (Kerboran) ilçesinde 1990 yılının Ocak ayında 11 çocuklu ailenin 6’ncı çocuğu olarak dünyaya gelir. Çocuk yaşlarında devlet ve erkek sisteminin baskısı ile karşı karşıya kalan Garibe, Kürt özgürlük mücadelesiyle de küçük yaşlarda tanışır ve sempati duyar. Ancak koşullar ve imkansızlıklar nedeniyle aktif çalışmalara katılamaz.  Henüz ilkokul 4’üncü sınıftayken “Ben bunca şey yaşanırken okul okuyamam” diyerek, okuldan ayrılan Garibe, mevsimlik tarım işlerinde çalışmak üzere farklı şehirlere gider.   Garibe, Kürt halkının mücadelesine ve yaşatılan baskılara karşı sessiz kalamayarak, Barış ve Demokrasi Partisi’ne (BDP) gidiş gelişlerine başlar. 2014 yılında kurulan Demokratik Bölgeler Partisi’nde (DBP) aktif rol alarak, yönetiminde yer alan Garibe, bu kapsamda Dargeçit’te çalışmalar yürütür.   Aynı dönemde abisi Bilal Gezer de Batman’da işyeri açarak oraya yerleşir. Kobanê ve Şengal’e saldırıların artmasıyla beraber Bilal, Kobanê’ye gitmek ister ancak açtığı işyeri ve ailesinin durumu nedeniyle bu isteği gerçekleşmez. 7 Ekim’de Garibe’nin evleneceği gün Bilal ve yanında bulunan arkadaşı Sinan Toprak, polis karakolundan ateş açılarak katledilir. Katliamın ardından kardeşinin faillerini sormak için karakola giden Garibe’nin abisi Mehmet Emin Gezer de polis kurşunu ile vurularak felç kalır.   ‘Öcalan’a özgürlük’ yürüyüşü   Garibe, abisi Bilal’in yaşamını yitirmesi ve diğer abisi Mehmet Emin’in felç kalmasının ardından büyüyen öfkesiyle mücadeleye daha çok bağlanır. 14 Mart 2015 tarihinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için Şırnak’ın Cizre ilçesinde Hakların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın da yer aldığı “Öcalan’a özgürlük” yürüyüşüne katılır Garibe. Yapılan büyük yürüyüş 7 gün sürer ve 21 Mart’ta Diyarbakır Newrozu’na "Botan ber bi azadiya Reber Apo ve dimeşe" yazılı pankart açılarak katılım sağlanır.   Gözaltına alınır ve tutuklanır   Özyönetim sürecinin başlamasıyla beraber Garibe, çalışmalarda daha aktif rol almaya başlar. Hakkında arama kararının çıkmasıyla beraber önce İzmir, İstanbul, Antalya ve son olarak Kütahya’ya gelir. Orada kısa bir zaman kaldıktan sonra 3 Mart 2016 tarihinde gözaltına alınır ve tutuklanır. Kütahya’da yaklaşık 1 ay kaldıktan sonra Midyat Cezaevi’ne sürgün edilen Garibe, ancak Midyat Cezaevi’nde siyasi koğuş bulunmadığı gerekçesiyle Mardin E Tipi Cezaevi’ne gönderilir. Orada bir süre kalan Garibe’nin ablası Asya Gezer de tutuklanır. Birkaç ay beraber kalan Garibe ve Asya, Midyat Cezaevi'ne sürgün edilir. Orada birkaç ayını dolduran Asya tahliye edilirken, Garibe bu kez de İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilir.   Sürgünle geçen bir tutsaklık   Yaklaşık 1 buçuk yıl Şakran’da kalan Garibe, burada hücrede tutulur. Kendisine yönelik baskıları kabul etmez, durumu sloganlar ve bakanlıklara yazdığı dilekçeler ile protesto eder, protestolarının sonucunda Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilir. Tarsus Cezaevi’nde siyasi koğuşa giden Garibe, ardından tekrar tekli hücreye alınır. Tek başına kalmayı kabul etmeyen Garibe, cezaevi yönetimi tarafından Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgüne gönderilir.   Hücreyi ateşe verir   Bünyan Cezaevi’nde de tekli, hücreye alınan Garibe gardiyanlar tarafından darp edilir. Durumu protesto etmek amacıyla kaldığı hücreyi ateşe verir. Bu süre zarfında ailesi ile yaptığı telefon görüşmelerinde “Yoğun baskıya maruz bırakılıyorum. Tekli hücreye kapatıyorlar beni, tecrit uyguluyorlar” sözleriyle kendisine dönük tecrit ve işkence sistemini anlatır. Konuya dair Adalet Bakanlığı’na birçok kez kapalı zarf gönderen Garibe’nin, yaptığı hiçbir başvuru kabul edilmez ve sonuç olarak Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edilir.   Yetkililerden herhangi bir açıklama yapılmadı   Orada da tekli hücreye alınan Garibe’ye şiddet devam eder ve ardından süngerli odaya yarı çıplak bir şekilde alınarak darp edilir. Yaşadıklarını anlattığı mektuplar sansürlenirken, göndermek istediği dilekçelere el konulur. Yaşadıklarına tepki gösteren Garibe, gardiyanların tecavüz ve tacizine, sistematik işkencesine maruz kalır. Yaşadıklarını ailesine anlatmasıyla beraber basına yansıyan haberlerin ardından, cezaevi yönetiminin de bir süre önce değiştiği ortaya çıkar. Ancak cezaevinde yaşananlara dair başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, sorumlular tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı.   Şüpheli şekilde yaşamını yitirir   Garibe’nin, ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde cezaevlerinde yaşananları anlatması ardından Ceza İnfaz Hakimliği tarafından kendisine ayrı suçlamalardan toplamda 40 güne yakın hücre cezası verildi. 16 Kasım’da son yaptığı telefon görüşmesinde yeğenleri ve ailesinin fotoğraflarını isteyen Garibe, daha sonra hücreye götürülmesi nedeniyle ailesi ile bir daha iletişime geçemez. Yaklaşık 23 gün boyunca ailesiyle iletişim kuramazken, 9 Aralık’ta gardiyanlar aileyi arayarak Garibe’nin “intihar ederek yaşamını yitirdiği” iddiasında bulunur. Garibe’nin annesi Halime Gezer, gardiyanların verdiği bilgilere inanmadı, ancak daha sonra avukatların araması üzerine Garibe’nin yaşamını yitirdiği kesinleşti.   Cenazeye tahammülsüzlük   Garibe’nin ön otopsi işlemi için avukatları Jiyan Tosun ve Jiyan Kaya Kocaeli’ye gitti. Ancak Garibe’nin Kocaeli Adli Tıp Kurumu’nda ön otopsisi “avukatları olmadan” yapıldıktan sonra cenazesi memleketi Mardin’in Dargeçit ilçesine gönderilmek üzere kadınların omzunda taşındı. Bu sırada polisler, kadınların “Şehîd namirin” sloganları atmasından rahatsız olarak, “Kim öldürdü de şehit diyorsunuz, alın cenazenizi ve gidin” söylemlerinde bulundu. Daha sonra İstanbul Yeni Havalimanı’na getirilen cenaze Mardin’e gönderildi.   ‘Gerekirse cenazeyi sırtımızda taşırız’   Mardin Havalimanı’na Garibe’nin cenazesini almak için onlarca kadın gelirken, polisler cenazeyi almak için gelen cenaze aracını geri gönderdi. Bunun üzerine orada bekleyen Garibe’nin ailesi ve kadınlar, “Gerekirse cenazeyi omzumuzda taşıyarak Kerboran’a götürürüz” diye tepki gösterdi. Yaşananların ardından kadınların kendi imkanları ile getirdiği cenaze aracına, Garibe’nin cenazesi bindirilerek onlarca araçlık konvoy halinde Dargeçit’e doğru yola çıkıldı.   Garibe’nin cenazesi defnedildi   Dargeçit girişinde yüzlerce kişi cenazeyi karşılarken, Garibe’nin annesi Halime, “Yeter kimse ağlamasın. Ben kızımla gurur duyuyorum. Onun ardından ağlamayın zılgıt çekin. O direndiği için katledildi. Benim kızım diğerlerinden iyi değildi, onun yolu buydu" sözlerini haykırdı. Bunun üzerine cenazeyi defnetmek için bekleyen kitle “Ey şehîd xwîna te li erdê namîne”, “Şehîd namirin” sloganları attı. Dini vecibelerinin ardından Garibe’nin cenazesi “Bûka Kurdîstanê” şarkısı eşliğinde kadınların omzunda taşınarak, mezarlığa getirilerek defnedildi.   Garibe’nin taziyesini her gün yüzlerce kişi ziyaret ederken, annesi Halime, taziyede şu ağıdı yaktı:   “Yadê rebenê min Xerîba xwe Bibra ser çiyayê Kurdîstanê kesk, sor û zer xemlanda Kezep yadê, kezêp yadê Xerîba xwe dewland Xerîba min hat qetilkirin bû bûka Kurdistanê. Xerîba min êsîre hepsû zindana bu Xerîba minê Êsîra îşkenceya bû Xerîba mine…”   (Garibe’mi Kürdistan dağlarına çıkarıp Sarı kırmızı yeşillerle sarsaydım. Yüreğim yanıyor, yüreğim. Garibem katledildi, Kürdistan’ın gelini Garibem zindanların esiriydi. İşkence yapıldı Garibe’me)