Ebru Günay: Kadınlara sözümüz olsun 2021-12-17 09:46:33   ANKARA - Her kesime karşı iktidarın kadın düşmanı politikalarının sürdüğüne dikkat çeken HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Bizler HDP olarak kadınlar için eşit, adaletli ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz ve bunu gerçekleştirmek için elimizden ne gelirse de yapacağız. Bu da buradan kadınlara sözümüz olsun.”   Meclis Genel Kurulu’nda 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin 7’nci maddesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grubu adına Parti Sözcüsü Ebru Günay söz aldı.   Yoğun bir bütçe tartışma süreci geçirdiklerine dikkat çeken Ebru, hazırlanan bu bütçenin halkın bütçesi olmadığını belirtti. Hem komisyon hem de Genel Kurul sürecinde yapılan tüm yolsuzlukları, usulsüzlükleri, haksızlıkları bir bir deşifre edip, anlatmaya çalıştıklarını vurgulayan Ebru, “Bizler HDP olarak bütçe görüşmeleri boyunca sarayın bütçesine karşı halkın bütçesini savunduk. Bütçe görüşmeleri bitiyor olabilir ancak bizler, iktidarın ezilenlere, emekçilere, kadınlara, gençlere, çocuklara, doğaya karşı uyguladığı düşman politikaları; kimlikleri, kültürleri, dilleri tekleştiren ayrımcı politikalarını söylemeye de devam edeceğiz” dedi.   ‘Üniversiteleri şirketlerine dönüştürmeye uğraştılar’   Kamu kurumlarında yapılan alımlarda işleyen torpilin, yandaşın kayrılmasının, kişiye özel ilan gibi uygulamaların pervasızca yapıldığı bir dönem daha olmadığının altını çizen Ebru, “Dilsel, bilişsel ve teknolojik yetkinliklerle donatılarak eşitlik ilkesi temelinde eğitim verilmesi gerekirken, bu iktidar ideolojik saplantılarla ve niteliksiz bir müfredatla üniversiteleri il binalarına çevirmeye çalıştı. Üniversitelerden yaklaşık 7 bin akademisyeni keyfi ve hukuksuz bir şekilde ihraç eden ve barış akademisyenlerinin işe iadelerini, yargılandıkları davalarda beraat etmelerini ve Anayasa Mahkemesi’nin ‘ifade özgürlüğü’ kararı vermesine rağmen OHAL hukuksuzluğuyla engelleyen iktidar, kişiye özel ilanlarla üniversiteleri şirketlerine dönüştürmeye uğraştı. Belediye alımlarına bakıyorsunuz, AKP referanslı kişiler, üniversitelere bakıyorsunuz, eşe, kardeşe, yeğene özel ilanlar açılmış. Üniversite ve eşine özel kadro açan ve şartları eşine göre ayarlayarak puanları yeten 5 kişinin ise başvurusunun iptal edilmesini sağlayan daire başkanları var bu ülkede. Sizin iktidarınızda yaşandı tüm bu usulsüzlükler” diye belirtti.   Ekolojik yıkımlar ve kırımlar   Doğanın talanına işaret eden Ebru, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğa talanı eksenli politikalar yüzünden kentlerimiz yaşanmaz hale gelirken, tarım alanları, enerji ve maden projeleri kullanıma açılmakta, yok edilmekte. Sarayda kararlaştırılan bu kötücül politikalarla ise bütün kamusal varlıklarımız yandaş şirketlere transfer ediliyor. Senelerdir bu kürsüden Hükûmete ekolojik yıkımlara ve kıyımlara son verilmesi çağrısı yapıyoruz; diyoruz ki: ‘Bu doğa talanına son verin’ Diyoruz ki: ‘Yandaş şirketlere doğayı peşkeş çektiğiniz için geleceğimizi her gün daha fazla tehlikeye atıyorsunuz.’ Ve diyoruz ki: ‘Artık bu Mecliste ekoloji temelli bir bütçe konuşulsun.’ Biz diyoruz da kime diyoruz? Maalesef, bu iktidar, dünyada son bir ağaç kalsa, gidip bulup onu kesecek düzeyde ekolojik yıkım yapıyor.   Mardin’deki ekolojik tahribat   Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Mardin Artuklu'da tam 14 taşınmazı satışa çıkardı, muhtemelen oradan da birilerini zenginleştirmeye çalışıyorlar ve yine, Mardin'in Yeşilli ilçesine bağlı Gül ve Tepebaşı Mahallesi 2016 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edildi. AKP'li Yeşilli Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Toplu Konut İdaresi her 2 mahalleyi kentsel dönüşüm alanı olarak belirledi. 2021 yılının Ocak ayında, ilçede gerçekleştirilecek proje kapsamında belirlenen binaların yıkımına başlandı ancak hazırlanan proje ilçenin tarihi ve mimari dokusuna aykırı olduğu gerekçesiyle kabul edilmedi ve yeniden başlayan proje süreci tamamlanmadan ilçede belirlenen evlerin çoğu yıkıldı.   Yurttaşlar polislerce evlerinden çıkarıldı   Evlerini boşaltmak istemeyen yurttaşlar yıkım kararlarına tepki gösterirken evleri boşaltılmak istendi; elektrikleri ve suları kesildi; yurttaşlar polislerce evlerinden çıkarıldı, darp edildi ve gözaltına alındı. Bunun üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verdiğim soru önergesine Bakanlığın tarafıma iletmiş olduğu cevapta ‘Bölgede uygulanacak proje hazır değil, söz konusu projede planlama çalışması devam etmektedir’ sözleriyle açıklandı. Ancak devamında ise, evlerin tahliye işleminin zorla yapıldığı görüntülere yansımasına rağmen halkla, dayanışma bilinciyle anlaşarak tahliye işlemlerinin gerçekleştirildiği, anlaşılamayan 5 parsel için de cebrî istimlak süreci başlatıldığı ve konuda da mahkeme süreçlerinin bekletildiği iddia edildi.   Belediye ve Bakanlık halkı kandırmanın derdine düştü   Aslında bu cevaptan da anlaşılacağı üzere, proje henüz yapılmadı ve ortada bir planlama yok. Yine de belediye ve Bakanlık halkı kandırmanın derdine düştü ama biz, göz göre göre halkı mağdur etmenize izin vermeyeceğiz. Biz, halka rağmen gerçekleştirdiğiniz bu talan düzenine devam etmenize izin vermeyeceğiz ve buradan, tekrardan şunu söylemek istiyorum: Yarattığınız bu işgal düzenine, bu yıkım politikalarına karşı direnen halkların mücadelesi kazanacaktır.   Süryani kadınlar   Kadın Meclisi olarak ‘Kadın Yoksulluğuna Hayır Kampanya'mız kapsamında birçok ilde olduğu gibi Mardin'de de emeği sömürülen, yok sayılan kadınları ziyaret ettik. Ziyaret ettiğimiz kadınlar arasında Süryani kadınlar da vardı. Süryani kadınlar hem inançlarından hem de kadın kimliklerinden dolayı ağır bedeller ödemeye devam ediyorlar. Dün Süryani kadınların maruz bırakıldığı insanlık suçları, bugün hala devam ettiği gibi dışlanma ve cinsiyetçi yaklaşımları da devam ediyor. Çoğu kadın yaşadığı dışlanma ve güvenlik sorunlarından kaynaklı yaşam alanlarını terk ederek yurt dışına gitmek zorunda bırakıldı.   Kadına yönelik düşman politikalar her yerde   Yıl neredeyse 2022 olmuş ama hâlen okullarda can güvenliği olmayan Süryani çocuklar hem öğretmenler hem de öğrenciler tarafından ‘Cennete gitmeyeceksiniz, dine dönün’ şeklindeki baskılara maruz bırakılıyor. Ayrımcı yaklaşım ve tacizlerden dolayı okulu terk etmek zorunda kalan genç Süryani kadınların ise eğitim hakkı engellenirken bu saldırıyı önlemeye dönük ise politikalar geliştirilmiyor. Kadına yönelik düşman politikalar her yönde, her yerde devam ediyor.   Eşit, adaletli ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz   Peki, Süryani kadınlar bizlerden ne istiyor? Çocuklar okula giderken her an başlarına bir şey gelir kaygısı yaşamamayı istiyorlar. İnançlarını güven içerisinde yaşamayı istiyorlar. Evlerini, yaşam alanlarını baskı ve korkulardan dolayı terk etmemeyi istiyorlar. Genç kadınlar eğitim hayatlarına korkusuz bir şekilde devam etmeyi istiyor. Kendilerine yönelik dışlanma, ötekileştirme politikalarının son bulmasını istiyorlar. Bizler HDP olarak kadınlar için eşit, adaletli ve sömürüsüz bir dünya istiyoruz ve bunu gerçekleştirmek için elimizden ne gelirse de yapacağız. Bu da buradan kadınlara sözümüz olsun.”