MATUHAY-DER: Cezaevlerinde işkencenin önüne geçilmeli! 2021-12-17 15:58:01   İSTANBUL - "Hasta Tutsaklara Özgürlük!" şiarıyla Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünden seslenen MATUHAY-DER üyeleri, “İktidarın cezaevlerinde uyguladığı işkence ve kötü muamelenin önüne geçilmeli ve keyfi yasaklar durdurulmalı” çağrısında bulundu.   Marmara Tutuklu Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER), "Hasta Tutsaklara Özgürlük!" şiarıyla İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol, HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşsözcüsü Dilber Demir, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, MATUHAY-DER üyeleri katıldı. “Hasta tutsaklara özgürlük cezaevleri cenaze evleri olmasın” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık “Hasta tutsaklara özgürlük”, “Bijî berxedana zindanan”, “Tecrit insanlık suçudur” sloganları atıldı.   ‘Tutsaklarımıza düşman hukuku uygulamaktan vazgeçin!’   Açıklamada ilk olarak konuşan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol, hasta tutsakların durumuna dikkat çekti. İlknur, “Temel hak ve özgürlüklere uygun davranılmamasının sonucunda ortaya çıkan görüntü fecaattir. Tutsakların tedavilerini görmeleri gerekir, hastalıklarından dolayı ölmeleri kabul edilemez. Binlerce tutsak ne tedavi ediliyor ne de serbest bırakılıyor. Bu işkence durumu ortadan kaldırılmalı ve tutsaklar hukuksal alt yapısı oluşturularak serbest bırakılmalı” diye konuştu. Tutsakların tedavi olma haklarının ellerinden alınmaması çağrısında bulunan İlknur, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) verdiği kararlardan geri adım atması ve tıbba uygun kararlar vermesi gerektiğine dikkat çekti. İlknur ayrıca, “Hasta tutsaklarımıza düşman hukuku uygulamaktan vazgeçin. Sürecin acilen işletilmesini, aileleri ve kamuoyunun rahatlatılmasını bekliyoruz” sözleriyle seslendi.   ‘ATK faşizan yaklaşımından vazgeçmeli!’   Cezaevlerinin cenaze evlerine çevrildiğini işaret eden HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm de, tutsakların cezaevinde ölüme götürüldüğü bir süreçten geçildiğinin altını çizdi. Züleyha, “Hasta tutsaklar intikam aracı olarak kullanılıyor. Cezaevlerinde yapılan kıyımın, tecridin hepsi topluma yönelik yapılıyor. Eğer özgürlük, adalet, barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm isterseniz devlet cezaevine atarım diye tehdit ediyor. Cezaevinde yaşanan her ölüme hep birlikte hayır dememiz gerekiyor. ATK faşizan yaklaşımından vazgeçmeli, yargı iktidarın kararına göre değil sağlık hakkını gözeterek karar vermeli. Bir gün yargı işlediğinde yaptıkları kıyımların hesabını verecekler. Hem cezaevindekiler, hem de bizler hak ihlalleri son bulana kadar da söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.   ‘Bir haftada dört ölüm yaşandı’   Kitle adına açıklamayı okuyan MATUHAY-DER Eşbaşkanı Esin Çelik cezaevlerinde yaşanan tecridin, baskıların, işkencenin, çıplak aramaların, kelepçeli muayenelerin ve hasta tutsakların tedavi edilmemeleri sonucunda ölümlerin ortaya çıktığını belirtti. Cezaevlerinde bir haftada dört ölümün yaşandığını kaydeden Esin, “Tek kişilik hücreler, süngerli odalar, yemeklerin azlığı, disiplin cezalarının keyfi bir biçimde uygulanması, mektupların tutsaklara ulaştırılmaması, hasta tutsakların tedavi süreçlerinin aksatılması, kelepçeli muayene dayatılması, ilaçların verilmemesi, kitap ve yayınların verilmemesi ve toplatılması, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte cezaevinde kalan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, ziyaretçilere yönelik onur kırıcı muameleler ve ziyaret hakkının engellenmesi, çıplak arama uygulamaları, havalandırma boşluklarının tel örgülerle çevrilmesi vaka-i adiyeden sayılıyor artık” ifadelerini kullandı.   ‘Sağlık hakkı yaşam hakkının tamamlayıcısıdır’   Her gün yaşanan hak ihlallerinin kamuoyunda geniş yankı uyandırdığının altını çizen Esin, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Anayasasının bireylerin fiziksel, ruhsal, sosyal iyilik halinin sağlanması haklarını içerdiğini de sözlerine ekledi. “Sağlık hakkı yaşam hakkının tamamlayıcısıdır” diyen Esin, cezaevlerindeki tutsakların yasal statülerine bakılmaksızın, tıbba erişim hakkına sahip olduğunu vurguladı. Esin konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göre bir tutsağın ihtiyaç duyduğu tıbbi yardıma ulaşımını engelleyen eksiklikler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin ihlaline sebep olmaktadır. Tedavinin sağlanmaması ve cezaevi koşulları ile uyumsuz hale gelmiş kişilerin alıkonulmaya devam etmesini ise işkence ve kötü muamale yasağını düzenleyen 3. maddesinin ihlaline sebep olmaktadır.”   Duyarlılık çağrısı   İktidarın cezaevlerinde uyguladığı işkence ve kötü muamelenin önüne geçilmesi ve keyfi yasakların durdurulması için kamuoyuna çağrı yapan Esin, “Hasta tutsakların sağlığa erişim hakkının insan onuruna yakışır bir hale getirilmesi ve ağır hasta tutsakların durumuna ilişkin çözüm sağlanması amacıyla bir an önce girişimlerde bulunmaya davet ediyor ve bu sorunların sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Ayrıca Sivil Toplum Kuruluşları (STK), ilgili kuruluşlar ve halkımıza cezaevinde yaşanan zulme duyarlılık, yakınları cezaevinde yaşamını yitirmesin diye Van ve Amed Barosu’nda adalet nöbeti tutan hasta tutsak yakınlarının yanında olma çağrısında bulunuyoruz” dedi.