‘Katliam devam ediyor, Maraş’ın hesabı sorulmalı’ 2021-12-23 19:15:04     İZMİR - Maraş Katliamı’nın 43’üncü yıldönümünde yaşamını yitirenleri anmak için yapılan açıklamada, Kürt ve Alevilere yönelik katliam, tecrit ve asimilasyon politikalarının devam ettiği belirtildi. Açıklamada, insanlığa karşı işlenen bu suçta zaman aşımı olmadığı vurgulanarak, faillerin bulunması istendi.    Maraş Katliamı’nın 43’üncü yıldönümünde katledilenleri anmak ve adalet talep etmek amacıyla İzmir’deki Alevi dernekleri Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. “Maraş Katliamı’nı unutmadık unutmayacağız” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Maraş’ın hesabı sorulacak”, “Faşizme karşı omuz omuza”  ve “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı. 14 Alevi Derneği, cemevi ve Dersim Derneği, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) imzaladığı basın metnini Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Çelik okudu.    ‘Alevilere yönelik katliamlar sistematiktir’   Maraş’ta 19-24 Aralık 1978 de Maraş’ta yüzlerce insanın katledildiği, binlerce insanın yaralandığını ifade eden Nebahat, “Gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet döneminde bize reva görülen şey sistematik katliam, göçertme ve asimilasyon politikaları oldu hep. Maraş’ta yaşanılan da, süreklilik arz eden bu zihniyet ve politikaların sonuçlarından biriydi sadece” dedi.    ‘Aleviler tarihsel olarak mutlak bir kuşatma ve tecrit altında’   Alevilerin Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlılar devrinde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de mutlak bir kuşatma ve tecride de tabi tutulduklarını vurgulayan Nebahat, “Kapitalist hegemonya kendini ulus devlet biçiminde var etmiş, Avrupa merkezli olarak gelişen bu yeni tahakküm biçimi, İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinden bu topraklara taşınmıştır. Tek inanç kimliği, tek mezhep ve tek etnisiteyi esas alan ve ‘Türk-İslam sentezi’ olarak kavramlaştırılan bir zihniyet üzerine inşa edilen Cumhuriyet hiçbir zaman demokratik bir Cumhuriyet olamadı. Gerçekte, bu politikayla Türklük de, İslam da hakikatlerinden koparılarak birer tahakküm aracı durumuna indirgenmişlerdir. Zaten 2. Meşrutiyetle beraber Osmanlıda iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1. Paylaşım savaşı yıllarından başlayarak Anadolu’nun kadim halklarını bu topraklardan adeta silmişti. Bu miras üzerinden vücuda gelen yeni sistemde, tüm diğer farklılıklara olduğu gibi Aleviliğe de yer yoktu. Koçgiri ve Dersim süreçleriyle Ocaklar sistemi üzerine inşa edilmiş olan tarihsel-toplumsal yapı darbelenmiş, Hacı Bektaş Dergâhı da gasp edilerek müze statüsüne indirgenmiş, Alevilik ağır bir asimilasyon sürecine sokulmuştur” sözlerini kullandı.    ‘Aleviler toplu katliamların hedefi oldu’   Kapitalist-emperyalist sistem ve tekçi zihniyetin toplumsal muhalefete, hak ve özgürlük arayışlarına faşizmi yükselterek cevap verdiğini kaydeden Nebahat, “Örgütlediği sivil faşist çeteler eliyle cinayetler ve katliamlar gerçekleştirmiştir. Bu saldırıların direnişle karşılanması ve devrimci demokratik muhalefetin her geçen gün güç kazanması nedeniyle farklı bir konsept devreye konulmuş, demokratik muhalefetin topyekûn tasfiyesi için askeri bir cuntaya zemin hazırlamak istenmiş; suikastlar ve cinayetlerden başka toplu katliamlar gerçekleştirilmiştir. Bu toplu katliamlar özellikle Alevi nüfus yoğunluğunun olduğu Malatya, Çorum, Sivas ve Maraş gibi bölgelerde gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.    ‘Maraş’ın demografik yapısı değiştirilmeye çalışılıyor’   Katliamla Maraş’ın hem Alevisizleştirilmek hem de Kürtsüzleştirilmek istendiğini belirten Nebahat, yurttaşların kutsallarından koparılarak mülteci bir yaşama mahkûm edildiğini dile getirdi. Tüm Alevi yerleşim birimlerinde olduğu gibi Maraş’ta da demografik yapının değiştirilmek istendiğinin Terolar bölgesine Suriyeli mültecilerin yerleştirilmesiyle bir kez daha açığa çıktığına dikkat çeken Nebahat, “İttihatçı-tekçi zihniyet ve tüm versiyonları bu toprakların halklarına tahammül edememekte, tek tip iktidar alanı yaratmaya odaklı politikalarla kesintisiz kıyımlar gerçekleştirip kadim kültürleri yok ederken, dört bir yandan bu topraklarla alakasız toplulukları getirerek sürdüğü halklarımızın yerine iskân etmekte, toplumsal tabanını güçlendirmek istemektedir” dedi.   ‘Tüm eşitlikçi-özgürlükçü mücadelelerle buluşmak zorunludur’   Emperyalist-kapitalist tahakkümün Türkiye’deki yansıması olan tek tipçi zihniyetin iktidar kliklerinin Türkiye’ye ait olmadığını dile getiren Nebahat, “Yolumuzu, toplumsal varlığımızı yok etmeye odaklı bu politikalar karşısında bizi biz kılan öğretimizle, yaşam biçimimizle, tarihsel çizgimiz ve duruşumuzla buluşmaktan başkaca çare yoktur. Terk etmeye zorlandığımız tarihsel yaşam alanlarımızla bağımızı güçlendirmek, oralarda yeniden yaşamı yeşertmek esas olmalıdır. Bütün bunlar için ise tek tipçi zihniyet ve siyaset biçimleriyle aramıza mesafe koymak ve ülkemizde ki tüm eşitlikçi-özgürlükçü mücadelelerle buluşmak bir zorunluluktur. Yolumuzu ve toplumsal varlığımızı sürdürebilmemiz ancak demokratik bir Cumhuriyetle mümkün olabilecektir” diye konuştu.   ‘Katliamın zaman aşımı söz konusu değildir’   Maraş’ta yaşananların bir insanlık suçu olduğunu ve zaman aşımı söz konusu olmadığının altını çizen Nebahat, “Maraş Katliamı ile yüzleşilmeli, planlayıp organize edenler ve katiller tarihte hak ettikleri yere konulmalı, insanlığın vicdanında mahkum edilmelidirler” dedi.   Açıklama, yakılan mumlar ve atılan sloganlarla sona erdi.