Panoroma 2021 | Erkek bekası için çalışan Meclis, 2021'de kadın direnişine çarptı 2021-12-26 09:01:06     Dilan Babat   ANKARA - Kavga ve sataşmanın bol olduğu bir yılı geride bırakan Meclis Kurulu, bu yıl erkek egemen sistemin bekası için mesai harcasa da, kadın vekillerin teşhir ve direnişleri 2021 yılı Meclis gündemini değiştirdi.   TBMM’de, 2021 yılı erkek egemen sistemin bekası için çalışmaların öne çıkarıldığı bir yıl oldu. Toplum faydası gözetilerek denilerek çıkarılan yasaların, koyular kuralların pratikte öyle olmadığı, toplumdan kastın erkek olduğu kadınlar tarafından teşhir edildi.   Kadın haklarının yok sayıldığı Meclis’te bir yılda, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük ağırlaştırılmış tecrit, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, gün geçtikçe ağırlaşan ağır hasta tutsakların durumu, şüpheli ölümler, kadın katliamları ve çocuk istismarları, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle feshedilmesi, 4 ve 5’nci Yargı ve Reform Paketi, 2022 yılı Merkezi Bütçe görüşmeleri, Kürt diline dönük inkar, Halkların Demokratik Partisine(HDP) dönük kapatma davası, Aralarında HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ında olduğu 108 kişinin yargılandığı Kobane Davası, döviz kurundaki değişim ve derinleşen ekonomik kriz konuşulan konular oldu.   2021 yılını geride bırakırken Meclis’te öne çıkan başlıkları sizler için derledik.     HSK seçimleri   2021 yılı Meclis yeni yasama dönemine Hakim ve Savcılar Kurulu’na (HSK) 7 üyenin seçilmesi ile başladı. Sık sık yargının bağımsızlığının tartışıldığı seçimlerde, Meclis Anayasa ve Adalet Üyelerinden Oluşan Karma Komisyonu 7 üyenin seçimiyle toplandı. İlk toplantısını 28 Nisan tarihinde gerçekleştiren komisyon Meclis Başkanlığı’na HSK üyeliğine başvuran 118 adayın başvuru şartlarını taşıyıp taşımadıklarını incelemek üzere bir alt komisyon kurulmasını kararlaştırdı. 28 Nisan ve 7 Mayıs tarihlerinde toplanan alt komisyon, adayların dosyalarını inceleyerek, 118 adaydan 3’ünün adaylık şartlarını taşımadığı gerekçesiyle başvuruları reddetti. İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle feshedilmesi,24 Kasım’da ise HSK seçimleri gerçekleşti. HSK seçimlerinden önce muhalefet partileri tavırlarını net ortaya koyarken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) komisyona sunduğu ek görüşte HSK’nın adı dahil tüm yapısının Anayasa referandumunda değiştirilerek, kurulun tamamen iktidarın hegemonyasına girdiğini kaydetti.   4’üncü Yargı Reform Paketi   Toplumun, çocukların yararını gözetmeyen iktidar ise, çocukların ve kadınların can güvenliğini tehlikeye atacak binlerce pakete imza attı. Kamuoyunda 4’ncü Yargı Paketi olarak bilinen “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Teklifi”  AKP ve MHP oyları ile Meclis’ten geçti. Yargı paketinin getirildiği gün ve geçtiği güne kadar, kadınlar, bulundukları dijital medya mecralarında, sokaklarda, çocuk istismarlarında “somut delil aranması” şartına tepkilerini ortaya koyarken iktidar ise kadın kazanımlarını hedef alan yeni paketler çıkarmayı tercih etti. Çocuk istismarı failleri ise, yargı paketinin kendilerine verdiği güçle, cezaevlerinden çıkma başvurusunda bulundu. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına dikkat çekilirken, HDP ve CHP yargı paketine şerh düştü.    Adalet Nöbeti   Hareketli başlayan mecliste bu yıl dikkat çeken konulardan biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında “propaganda” suçundan verilen ve Yargıtay tarafından onan 2 yıl 6 aylık hapis cezası kararı. Kararın Meclise ulaşmasıyla birlikte Ömer Faruk Gergerlioğlu Meclis’te “Adalet Nöbeti” tuttu. Kararın okunmasıyla birlikte Meclis’te de akşam nöbetini gerçekleştiren Ömer Faruk’a halktan ve milletvekillerinden doğru binlerce destek geldi. Bunun üzerine HDP Ömer Faruk’un hukuksuz bir şekilde vekilliğinin düşürülmesine tepki olarak Genel Kurul’da dövizlerle oturma eylemi gerçekleştirdi. Meclis Ömer Faruk’un “Adalet Nöbetine” şahitlik ederken, 21 Mart sabah saatlerinde Meclis’te kaldığı odadan lavaboya gittiği sırada Meclis’e gelen polisler tarafından Ömer Faruk Meclis’ten çıkarılmış ve iktidarın bu uygulaması büyük tepkilere neden olmuştu.   HDP, CHP ve İYİ Parti komisyondan çekildi   Meclis’te bir diğer başlıklardan biri de 9 Mart tarihinde kurulan “Kadına Yönelik Şiddet Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu” oldu. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle 20 Mart gecesi feshedilen ve 1 Temmuz’da ise yürürlükten çıkarılan İstanbul Sözleşmesi’nin öneminin sık sık konuşulduğu komisyonda, AKP ve MHP’li vekiller ise, Sözleşme’nin çok önemli olmadığını vurguladı. Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarları ve yargı paketlerinin tartışıldığı komisyonda, Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) komisyonda, “Bir çözüm üretilmiyor” denilerek geri çekildiğini açıkladı. CHP’nin ardından İYİ Parti’de komisyondan geri çekilirken, HDP ise, komisyonda kaldığı sürece sözleşme’nin önemine dikkat çekti. Muhalefetin önerilerinin dikkate almadığı komisyonda, HDP’li kadın milletvekilleri 30 Haziran’da Meclis’te yaptıkları basın açıklamasıyla komisyondan geri çekildiğini duyurdu.   Irak-Suriye Tezkeresi   Mecliste tartışılan konulardan ve toplumunda sıklıkla dile getirdiği diğer bir konu ise, Suriye-Irak tezkeresi oldu. İktidarlar eliyle kan, gözyaşı ve ölümlerin coğrafyası olarak nitelendiren Ortadoğu’da ve sınırda savaşın artık son bulması gerektiğini ifade eden muhalefete iktidarın yanıtı ise, “Teröristsiniz” oldu. CHP’nin Irak ve Suriye tezkeresine ilk defa “hayır” oyu kullanması ise iktidar ve çevreleri tarafından sıkça dile getirilip hedef haline getirilirken, CHP “hayır” deme sebeplerini ise, “AKP’nin seçim yatırımı” olarak değerlendirdi. Tansiyonun sıkça yükseldiği görüşmelerde, HDP,  “Tezkere savaştır”, “Savaş kadınları vurur”, “Tezkere yoksulluktur”, “Tezkere mafyayı besler”, “Tezkere yıkımdır”, “Tezkere emek sömürüsüdür”, “Tezkere yolsuzluktur” dövizleriyle tezkereyi protesto etti. Tezkerenin Kürt halkına dönükte bir savaş politikası olduğu sıkça dile getirilen konuların başında geldi. Tezkere görüşmelerinde bir diğer dikkat çekici söylemde bulunan ise, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kurul’da tezkere üzerine yaptığı konuşmada, “Bu tezkere Kürdün fermanı olacak bir tezkere, onaya sunuluyor” diyerek tepki gösterdi. Böylelikle 1950’den bugüne kadar Mecliste 79 tezkere onaylanmış oldu.   5’inci Yargı Paketi   İktidarın kadın kazanımlarına dönük saldırıları dur durak bilmezken, iktidar çıkardığı yargı paketleri ile kadın ve çocuklara dönük her alanı güvensizleştirdi. Kamuoyunda 5’inci Yargı Paketi olarak bilenen “icra ve iflas yoluyla çocuk velayeti” 24 Kasım’da AKP ve MHP oyları ile meclisten geçerek Resmi Gazete’de yasalaştı. Çocuk velayetine ilişkin yapılan görüşmelerde muhalefet tepki gösterirken, HDP, 5’inci Yargı Paketi’ne “cinsiyetçi düzenleme” diyerek şerh düştü. Genel Kurul’a geldiğinden itibaren HDP ve CHP’li kadın milletvekilleri bu paketin çocuklara getireceği sorunlardan söz etti. Paketin içerisinde bulunan “bölgelerde sulh komisyonlarının kurulması” maddesini de çokça eleştiren kadınlar, şiddetin arttığı bu dönemlerde böyle komisyonlarının kurulması şiddeti ev içine hapsedeceğini belirtmesine rağmen iktidar, sessizliğini korumaya devam ederek, paketi genel kuruldan geçirdi.   Kadına yönelik şiddetin araştırılması reddedildi   Genel Kurul’da, 2022 Merkezi Bütçe görüşmelerinde kadın milletvekillerinin sıklıkla dile getirdiği noktalardan biride kadına yönelik artan şiddet sorunu oldu. Kadınlar bir yandan bu sorunu Meclis’te dile getirirken, Meclis Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu ise, yaptığı son toplantıda şiddete yönelik çözümü “ehliyet kılıfında” buldu. AKP ve MHP’li milletvekillerinin bu çözümün işe yaramayacağı kadın vekiller tarafından belirtilmesine rağmen, iktidar yine kör, sağır ve dilsizi oynamayı tercih etti. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında HDP’nin verdiği önerge ise yine AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Katledilen kadınların isimlerinin sürekli dile getirildiği ve kadın katliamlarının verilerinin sunulduğu, Batman’da İpek Er’e tecavüz ederek intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’ın karar duruşmasında yargının verdiği kararın tartışıldığı kurulda, CHP’li Milletvekili’nin iktidara, “Kadınların gördüğü şiddet karşısında vekiller olarak ne yapıyoruz?” sorusu ise yanıtsız bırakıldı. Genel Kurul’da kadına yönelik tartışmalar devam ederken, hemen yanında devam eden bütçe komisyon görüşmelerinde ise HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün kadına yönelik şiddete dikkat çekmek istediği sırada Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz tarafından, “Kaba ve yaralayıcı” diyerek sözleri kesildi. Meclis’te kadın vekillere dönük eril zihniyet her anlamıyla yansırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ise, Kadına yönelik şiddete ilişkin verilen önergelere, “katliamlarda artış yaşanmadı” savunmasında bulundu.   İmralı tecridi   Çıkmazda olan ve ekonomik kriz ile cebelleşen ülkenin durumuna karşı HDP’liler Meclis’te sık sık PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük ağırlaştırılmış tecride de dikkat çekti. Türkiye’nin yaşadığı bu sorunların temel kaynağının tecrit olduğunu ifade eden milletvekillerine, AKP ve MHP’li vekiller tarafından tepki ile karşılandı. AKP ve MHP’lilerin bütün görüşmeler boyunca ülkenin çok iyi halde olduğunu vurgulaması ve oluşturdukları “gülük gülistanlık” tabloya karşı yine muhalefet partileri de büyük bir tepki gösterdi. Genel Kurul’da yapılan görüşmelerde kürsüye çıkan HDP’li vekiller, Abdullah Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile görüştürülmediği, sağlığından endişe duyulduğunu ifade etmesine rağmen, yine tek bir cevap ve adım atılmadı. İmralı’da özel bir rejim ve hukuk uygulandığına dikkat çeken milletvekilleri, Kürt sorunun demokratik yollarla çözülmeden Türkiye’nin de yaşanılan bu sorunlardan çıkmayacağı belirtildi.   Bölgede artan uyuşturucu madde sorunu   Genel Kurul’da toplumun yaşadığı onlarca sorun dile getirilirken, bütçe komisyonlarında ise HDP’li vekiller, bölgede artan uyuşturucu madde ve iktidarın gençlere dönük politikalarını da sıkça dile getirdi. Yurtların kapasiteleri, ekonomik krizden kaynaklı evlerin pahalılığının yanı sıra ise bölgelerde polislerin gözetimi altında satılan uyuşturucu madde konularında ise iktidar yine sessizliğini korumayı tercih etti.  HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ’ın, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinde Diyarbakır’da 97 gence ‘maddeye nasıl ulaştınız” sorusunu sorduklarını ve gençlerin emniyet güçlerinin madde satıcılarının birçoğunu tanıdığını ve engel olmadığı bilgisinin paylaşmasına rağmen, tek bir soruşturma ya da cevap verilmedi.   Kürtçeye tahammülsüzlük   Görüşmelerde en fazla gündeme gelen konulardan biri de Kürt sorunu ve Kürt dili oldu. HDP tarafından Kürt kültürüne ve diline yönelik uygulanan politikalar eleştirildi. İçişleri Bakanlığı bütçesinde konuşan Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü’nün aralarında Leyla Güven’inde olduğu kadınlara “Kürtçe halay çekme” yasağının Kürtçe dile getirmesine ilişkin MHP ve AKP’liler tarafından tepki ile karşılanarak, mikrofonu kesildi. Bu duruma tepki gösteren HDP’lilere karşı AKP ve MHP’nin “Kürt-Türk kardeştir” sözlerinin sarf edilmesi ve HDP Urfa Milletvekili, Nusrettin Maçin’in Tıbbi Kaynaklar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçe görüşmelerinde sarf ettiği, “Geleceği biz inşa edeceğiz. Yeni Türkiye inşasında halkların kardeşliği ve birliğini biz sağlayacağız. Türkiye’de demokrasi ve barış Kürdistan’a özgürlük şiarıyla iktidara geleceğiz” sözlerinden kaynaklı, 3 bileşime katılmama cezası verilmesi ise tansiyonun yükselmesine neden oldu.   Adalet Bakanı Garibe Gezer’e kulaklarını tıkadı   Meclis’te bir diğer önemli konu ise Adalet Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü 11 Aralık’ta Kandıra Cezaevi’nde tecavüze ve sistematik işkenceye uğrayan Garibe Gezer’in yaşamını yitirmesi damgasını vurdu.  HDP milletvekilleri hasta tutsak Aysel Tuğluk ve Garibe Gezer’in fotoğraflarıyla Bakan Abdülhamit Gül’ü protesto etti. HDP, “Cezaevinde olan her ölümden iktidar sorumludur” dedi. HDP, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine, İmralı’da uygulanan tecride, AİHM kararlarının uygulanmamasına dair çokça soru sormasına rağmen yanıt alamadı. Bakan Abdülhamit Gül tüm gün Garibe’ye dönük sorulara kulaklarını tıkamakla yetindi. CHP milletvekilleri de Aysel Tuğluk, Emine Şenyaşar ve cezaevlerindeki ihlallere dikkat çekerek, “Zulmün temelindesiniz” dedi.   İçişleri Bakanından muhalefete tehdit   En gergin görüşmeler ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katıldığı İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde oldu. Genel Kurul’un başladığı ilk dakikadan itibaren Süleyman Soylu, önce CHP’yi ardından HDP’yi hedef aldı. Milletvekillerine sık sık parmak sallayarak tehdit eden Süleyman Soylu,  HDP ve CHP’ye, “akşamı bekleyin” sözleriyle tehdit etti. Süleyman Soylu’nun konuşması sırasında, HDP dövizlerle Süleyman Soylu’yu protesto etti. Süleyman Soylu’nun suçlularla çekilen fotoğrafları ve kayyımdan hediye alması, Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağına binerken ki fotoğrafları yer aldı. Bunun yanı sıra “Suçişleri Bakanı”, “Mafya iltisaklı Bakan”, “Pudra Şekeri Bakanı” dövizleri açıldı.   Dokunulmazlık fezlekeleri   Genel Kurul’da yapılan görüşmelerin yanı sıra ise, HDP’li vekiller hakkında fezlekeler hazırlanarak, Meclis Başkanlığı’na sunuldu. 23 Kasım’da aralarında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’inde olduğu 13 HDP’li milletvekili hakkında 16 dokunulmazlık fezlekesi de sunuldu.   Merkezi bütçe genel kuruldan geçti   17 Ekim’de sonlanan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2020 Yılı Kesin Hesap Bütçe Kanun Teklifi, AKP ve MHP oylarıyla tek kalem değiştirilmeden kabul edildi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 26 Ekim’de başlayan görüşmeler, 32 günde milletvekilleri toplam 374 saat 23 dakika görüşme gerçekleştirdi. Bütçe görüşmelerinde kadın milletvekilleri toplam 12 saat 80 dakika söz aldı. Bunun partiler arasında dağılımında ise en fazla 352,5 dakikayla HDP’li kadın milletvekilleri oldu.    ‘Meclis mutabakat yeri olmaktan çıktı’   İktidarın Meclis’e Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planının açıklandıktan sonra yargı paketleri ve torba yasalarının getirdiğini belirten Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm,  bu paketlerin topluma “reform” olarak sunmaya çalışıldığını kaydetti. Züleyha, “Ancak getirdikleri bir takım göstermelik düzenlemeler hali hazırda sebep oldukları yıkımı durdurmak şöyle dursun yeni aksaklıklara, adaletsizliklere, ayrımcılıklara yol açıyor. Çünkü meclis bir mutabakat yeri olmaktan çıktı. Yapılan hiçbir düzenlemede konunun muhatabı olan dernekler, kuruluşlar, örgütler, akademik veya bilimsel alanlarda çalışanların görüşleri alınmıyor, tarafsız ve özgür tartışmaların yapılabileceği bir zemin inşa edilmiyor. Halkın asıl ihtiyaçları yok sayılıyor. Evrensel hukuk normlarına uymayan, demokrasilerin kurguladığı hukuk düzeninin çok çok gerisinde kalınan bir tavır var. Bir düzenlemenin sebep olacağı yıkımlar bizler tarafından ortaya konulmasına rağmen oylanıp geçiliyor. Komisyonlar ve genel kurul iktidar vekillerinin sarayın noterliğini yaptıkları alanlara dönüştü. Yargıya dair bir bütün olarak gerçekten bağımsız ve tarafsız, adil yargılanma hakkının olduğu, halkın adalet kurumlarının her birine güven duyduğu ve hak arama olanaklarının geniş ve anlamlı olduğu bir sistem bu iktidar gerçekliğinde oldukça zor” dedi.    ‘Kadınlara yalnızca iki sığınak ayrıldı’   Meclis’in çoğunluğunun erkeklerin işgal ettiği ve erkek politikalarının egemen olduğu bir alan olduğunu dile getiren Züleyha, HDP’li kadın milletvekilleri olarak, meclisteki erkek tablosuna karşı tavırlarını net bir biçimde sergilediklerini ifade etti. 2022 Merkezi Bütçe görüşmelerine de değinen Züleyha, “Bizler en çok da kadınları etkileyen ağır yoksulluğun giderilmesini, bütçe politikalarının kadınlar ve erkekler arasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan adaletsizliğin gözetilerek yapılması gerektiğini, kadınlar lehine kalemlerin arttırılması gerektiğini savunduk. 1 buçuk trilyonun üzerindeki bütçeden Aile Bakanlığına sadece yüzde 3,77 oranında pay ayrıldı, bu payın büyük çoğunluğu da personel giderine ayrıldı. Koskoca bütçeden kadınlara yalnızca iki sığınak verildi. Kadınların güçlenmesi, özgürlüğü, eşit yaşama koşullarının sağlanması için bir bütçe kalemi yok.Bütçede çocuklara, gençlere, kadınlara ve derin yoksulluk içine itilen halka hiçbir pay ayrılmadı. Tek adam iktidarı nereye varacağı belli olmayan politikalarının sonucu; Bir yandan halk ekmek kuyruklarına girerken bir yandan da dolar zengini sermayedarlar zenginliklerine zenginlik katıyor. Biz tüm bunlara karşı  ‘Saraya, savaşa, ranta, talana değil halka bütçe’, ‘erkek bütçe istemiyoruz’, ‘kadın yoksulluğuna hayır’  dedik,   İstanbul Sözleşmesi vurgusu yaptık. Bunları yüksek sesle söyleyince saraydan emir alanlar sözümüzü kesmek, kısmak istedi” ifadelerinde bulundu.   ‘Mecliste erkek dilini ifşa ediyoruz’   “Maalesef toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtlığından, kadının güçlenmesine olan karşıtlıktan doğan politik tutumun her yere nasıl sirayet ettiğini biatçılığın bir sonucu olarak görmekteyiz. İktidarın besin kaynaklarından biri olan  ‘erkeklik’ kurulan dilde, söylemlerde, yapılan politikalarda ve diğer tüm yaşama alanlarında karşımıza çıkıyor” diyen Züleyha, “Meclis sıralarında sadece sözümüz kesilmiyor erkekler tarafından tehdit ediliyoruz, hakaretlere maruz kalıyoruz, siyaset yapmamız engellenmek isteniyor. Bizler her şeye rağmen  patriyarkanın her yere kök salmış  ayrıştırıcı, cinsiyetçi, sömürücü, şoven pratiklerine karşı sözümüzü kuruyoruz. İktidarın kadın düşmanı siyasetini deşifre ediyor, yüzlerine vuruyoruz. Kadınların sözünü taleplerini meclise taşıyoruz. Meclis ile sokağın, yaşam alanlarının bağını kuruyoruz. Kadın özgürlük mücadelesinden, feminist mücadeleden aldığımız güçle Mecliste erkek egemen yapıyı, egemen erkek dili deşifre ediyoruz. İstemeseler de değiştirmek zorunda kaldıkları durumlar oluyor. Nafaka hakkının gaspı ya da çocuk tecavüzlerine af gibi getirmek istedikleri bazı düzenlemeleri geri çekmek zorunda kalıyorlar. Cinsiyetçi sözlerin bazılarını kullanamıyorlar. Hatta İktidar kadın vekillerine, bize cevap versinler diye daha fazla söz hakkı vermek zorunda kalıyor. İktidar bu nedenle özellikle kadın vekillerden daha fazla rahatsız oluyor” şeklinde konuştu.