Tutsak yakınları EMEP ile görüştü: Talepleriniz taleplerimizdir 2022-01-05 13:09:20     ANKARA - Hasta ve infazı yakılan tutsakların durumuna dikkat çekmek için Ankara’da bir dizi temaslarda bulunan tutsak yakınları EMEP’i ziyaret etti.  Aileler, cezaevlerinde yaşanılan ihlallere dikkat çekerken EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan ise,  “Bu onurlu mücadelenin yanındayız. Talepleriniz, taleplerimizdir” dedi.    Hasta ve infazı yakılan tutsaklara dikkat çekmek için birçok kentten Ankara’ya gelen aileler dün akşam bulundukları illere geri döndü. Aileler adına Diyarbakır’da “adalet nöbeti” tutan aileler temsili olarak kaldı. Ankara’da kalarak yarım kalan ziyaretlerini gerçekleştiren tutsak yakınlarının bugünkü ilk durağı, EMEK Partisi oldu.  Tutsak aileleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İnsan ve Hukuk Komisyonu avukatlarından Ümit Dede ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Başkanı Bünyamin Şeker’den oluşan heyeti EMEP Genel Başkan Yardımcısı  Selma Gürkan karşıladı.    ‘Adalet istiyoruz’   Ziyarette konuşan tutsak Hamdulselam Ada’nın kardeşi Rıhşat Ada, tutsakların hastaneye götürülmelerine rağmen tedavi edilmediklerini kaydetti. Rıhşat, ”20 gardiyan kardeşimi dövdüler, 10 gün hücrede bıraktılar. Görüşe gittiğimizde elini hareket ettiremiyordu. Diğer arkadaşlara selam vermek için gittiğimde gardiyan tarafından durduruldum. Cezaya rağmen selam verdim. Savcının yanına gittik kardeşimi dövmüşler diye, ama savcı ‘ yok öyle bir şey’ dedi. Savcıdan sonra avukat gönderdik, avukat kardeşimle konuştu, o gün işkenceden kaynaklı yerde kalmış. Bu adalet mi? Adalet istiyoruz. Elleri yatağa kelepçelenmiş şekilde uzaktan gördük.  Bu kapıya geldik, boş gitmek istemiyoruz bize destek verin” diye aktardı.    ‘Yan yana durarak haksızlıkların bitmesini istiyoruz’   Samsun Bafra Cezaevi’nde bulunan 13 yıllık tutsak Mehmet Yıldırım’ın annesi, Hazal Yıldırım da oğlunun Diyarbakır Cezaevi’nde hakarete uğradığı için kendisini yaktığını ve ellerinin kullanamaz halde olduğunu belirtti.  Hazal, “3 yıldır kendisini göremiyorum. Anneler olarak barış istiyoruz,  adaletin gelmesi için Diyarbakır’da oturuyoruz.  Çocuklarımızı serbest bıraksınlar.  Cezaları bitmesine rağmen bırakmıyorlar. Buraya gelerek destek arıyoruz, kapımıza gelip destek isteyenlere destek veriyoruz. Sizlerin de bize destek vermesini istiyoruz.  Onurlu bir adalet ve barış istiyoruz. Yan yana durarak bu haksızlıkların bitmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.   ‘Babam ölüm haberimi alabilirsiniz dedi’    Babası  Abdülhalim Kırtay’ın durumunun gün geçtikçe daha kötüye gittiğini ifade eden sanatçı Herdem Mervani, babası ile Eylül ayında gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde babasının “ölüm haberimi duyabilirsiniz” şeklinde konuştuğunu aktardı.  Abdülhalim'in kendisine verilen ilaçla geçici hafıza kaybı yaşadığını ve kendisine ne tür ilaçların verildiğini bilmediklerini vurgulayan Herdem,  sözlerini şöyle sürdürdü:  “Pandemi döneminde bu hastalık işkence olarak geliyor. Ayda bir defa hastaneye götürüyorlar, 17 gün karantina da kalıyor. Bu insanların arkadaşlarından koptuğunda, karantinada kaldığında psikolojileri daha kötü oluyor. Babamın serbest bırakılması gerekiyor. Babamın olduğu cezaevinde bir arkadaşı vefat etti ve bu durum bizi korkutuyor. Bir an önce hasta tutsakların ve infazı yakılan tutsakların bırakılmasını istiyoruz. Babamın cezasının bitmesine birkaç ayı var ancak serbest bırakılmıyor ve infaz yakmalar olduğu için korkuyoruz.  Bu durumun gündemde olmasının yanı sıra çözüm de istiyoruz.”   ‘Bu acı Kürtlerin değil Türkiye’nin acısı’   Ardından söz alan bir diğer tutsak yakını Hakkı Boltan, Diyarbakır’da tutsak yakınları olarak ‘Adalet Nöbeti’ tuttuklarını hatırlatarak, “Oturmamızın çok anlamı olduğu kadar; kamuoyunda bir sessizliğinin olduğunu da gördük. Bir kamuoyu oluşsun çabasına girdik, salt Diyarbakır’da olmayacağını hissederek, Ankara’da daha somut bir sonuç alacağını düşündük.  Siyasi partilere çağrı yaptık, randevu verenler oldu.  Güçlü bir ses olmasını istedik. Bu acının Kürtlerin değil Türkiye’nin acısı olduğunu, dün her taraftan gelen annelerle gösterdik. Bu oluşan potansiyel ve sesle iktidarın baskısına karşı güçlü bir ses olmak istiyoruz” şeklinde konuştu.   ‘Sadece basın açıklamaları ile durduramayız’   Med Tutuklu Hükümleri Aileleri ile Hukuk ve Yardımlaşma Derneği (MED TUHAD FED) Eşbaşkanı Ahmet Doğan ise, “Bu ailelerimiz binlerce tutuklu ailelerinden birkaçı. Çok daha vahim durumda olan hastalar var. Şu an cezaevleri ölüm hücrelerine dönüşmüş durumda. Özel bir politika ile hastalar ölüme terk ediliyor. Gözlem kurullarının 30 yıl ceza yatmış tutuklunun gözlem kurulunun keyfi muamelelerinden kaynaklı cezalarının uzatılmasına dikkat çekmek istedik. Cezaevlerinde kimi sosyal aktiviteler var bunlar hepsi pandemiden kaynaklı askıya alınmış durumda. Diyarbakır’da ailesi olan tutuklu, uzak şehirlere sürgün ediliyor. Buradaki amaç  maneviyatı, ilişkiyi bitirmek. Bu konuya dair daha duyarlı yaklaşılmasını istiyoruz.  Sadece basın açıklamaları ile durdurabileceğimiz bir durum değil” diye konuştu.    ‘Siyasi hesaplaşmanın bir parçası’   Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin karşılaştığı ihlalleri basından ve cezaevinden gelen haberlerden izlediklerini ve CHP, HDP’nin düzenlediği raporlardan takip ettiklerinin ifade eden EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan ise, “Yüz yüze anlattığınız yaşanılan gerçeklikler daha sıcaktan hissetmemize neden oldu. Siyasi hükümetin dışarıda uyguladığı baskı rejimi, düşmanca tutumu aynı zamanda yargılama sürecine de yansımakta.  Yargılamaların önemli bir kısmının hukuki olmadığını biliyoruz. Bir siyasi hesaplaşma olduğunu ve tutuklu ve hükümlülerin hukuksuz cezalara çarptırıldığını biliyoruz. Yargı sürecinin böylesine hukuk dışı işleyişinin yanında cezaevindeki uygulamalar siyasi hesaplaşmanın bir parçası” ifadelerini kullandı.   ‘Onurlu bir mücadelenin yanındayız’   Yaşadığı ağır sağlık sorunlarından kaynaklı tek başına yaşamını idame ettiremeyen ancak Adli Tıp Kurumu’nun (ATK)  “cezaevinde kalabilir” raporuyla cezalandırdığı siyasetçi Aysel Tuğluk’un durumuna dikkat çeken Selma, bugün Aysel Tuğluk’a ne yaşatılıyorsa, cezaevlerinde bulunan tutsaklara da aynı şeylerin yaşatıldığını belirtti. Selma, “Türkiye çapında verdiğimiz demokrasi mücadelesi adaletli bir yargı mücadelesi. Talebimiz şudur;  hasta siyasi tutsaklar başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır. Onların suçlu olduğunu düşünmüyoruz. Sizlerin talepleriniz bizim taleplerimiz.  Biz mücadelenin sınırlarını meclisle sınırlı görmüyoruz. Bu insanlık mücadelesini onurlu bir mücadeledir ve onurlu bir mücadelenin yanındayız” diye belirtti.