Duvarların ardına taşan özlemin dile gelişi: Werzeba 2022-01-06 09:25:26   Derya Ren   DİYARBAKIR - 4 kez tutuklanan ve defalarca gözaltına alınan Leyla Saraç, “Werzeba” isimli şiir kitabında ülkeye, mücadeleye, annesine ve yoldaşlarına duyduğu özlemi dile getirdiğini ifade etti. Leyla, “Dört duvarların beni esir almasına izin vermedim. Duygularımı düşüncelerimi ifade ettiğim şiirler ve öyküler yazdım” dedi.   Türkiye’de Kürt sorununun çözümsüzlüğünün dayattığı baskı, şiddet ve tutuklamaları Kürt kadınları iki kat daha fazla yaşarken, Leyla Saraç da bu baskı politikalarından etkilenen binlerce Kürt kadından biri. Farklı tarihlerde 4 kez tutuklanan Leyla, son olarak 2016 yılında tutuklandı ve 5 yıl tutuklu kaldı. Geçtiğimiz ay cezasının bitmesiyle beraber tahliye olan Leyla, cezaevinde olduğu süreçte “Werzeba” adlı şiir kitabını yazdı.   Şiir kitabına ve cezaevinde geçirdiği sürece ilişkin konuşan Leyla, baskının en yoğun yaşandığı kentlerden, Şırnak’ın İdil ilçesine dünyaya geldiğini ve henüz çocukken Siirt’e taşınmak zorunda kaldıklarını aktardı.   ‘Kendi özümden kopmadım’   Leyla, eğitim hayatı için 5 yıl boyunca Van’da bir yurtta kaldığını, bu süre zarfında kentte gazetecilik yapan abisi ile sık sık görüştüğünü belirterek, “Ben bir gün çocukların Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) çekilen bir fotoğrafı abime gösterdim ve oraya gitmek istediğimi söyledim. Ancak o süreçte ben okula gittiğim için buna pek fırsat olmadı. Ancak daha sonra Adana’ya taşınmak zorunda kaldık. Oraya taşındıktan sonra ben MKM’de yer almaya başladım. Dil ve kültür alanında kendimi geliştirmeye başladım. Gelişimin yanında sürekli farklı şehirlerde yaşamak beni sorgulamaya götürdü. Kişi kendisini tanımadığı zaman metropol yaşamı içerisinde yok olup gidebiliyor. Ama ben MKM’nin içerisinde yer alarak kendi özümden kopmadım” dedi.   ‘Zindan duvarlarına meydan okudum’   Siirt’te 2002 yılında cezaevlerinde tutulan tutsaklarla ilgili yaptığı bir basın açıklamasından kaynaklı tutuklandığını kaydeden Leyla, “Ben tutuklandığım zaman kendime bir söz verdim asla sisteme teslim olmayacaktım. Dört duvarların beni esir almasına müsaade etmedim. İlk cezaevine girdiğimde şiir ya da öykü yazma gibi bir girişimim olmadı. Çünkü çok kısa bir süre içeride kaldım. Ancak 2007 yılında 3’üncü kez cezaevine girdiğim zaman şiir ve öyküler yazdım. Zamanımı nasıl geçiririm diye düşündüm. Ben cezaevini bir ceza çekme yeri olarak görmedim, kendimi geliştirme yönlü baktım. Kendimi dil üzerinden geliştirmeye çalıştım ve zindanların duvarlarına meydan okudum” ifadelerini kullandı.    ‘Direnmeye devam ediyorlar’   “Cezaevine giren bir kişi için mücadele farklı bir yöntem ile başlar” diyen Leyla, kişinin kendisi için yeni mücadele alanı yaratmaya çalıştığını söyledi. Ancak sistemin kişiyi esir alarak, kendi gerçekliğinden koparmaya çalıştığının altını çizen Leyla, “Lakin şunu görüyoruz; birçok arkadaşın 30 yıldan fazla bir zamandır cezaevlerinde direndiğidir. Ve bu direnme asla pes etmeye götürmüyor, bu çok önemlidir.  Birçok arkadaşımız cezalarının bitmesine kısa bir süre kala yaşadığı hastalıktan kaynaklı yaşamını yitiriyor. Bu onların sisteme teslim olmayışlarının bir göstergesidir. Yıllardır cezaevinde kalan arkadaşlar kendi kimliğine, düşüncesine ve iradesine sahip çıkmak için şu anda direnmeye devam ediyorlar” sözlerine yer verdi.    ‘Özlemlerim dile geliyor’   İnsanlar dışarıdayken farklı alanlarda duygularını dile getirebildiğini ancak bu durumun cezaevlerinde farklılaştığını dile getiren Leyla, “Cezaevinde kendi duygularını, düşüncelerini dile getirmek adına şiir, roman, öykü, resim gibi şeylerle uğraşıyorsun. Benim en büyük aktivitem yazmak oldu. Ben yaşadığım acıları, coşkuyu, heyecanı şiirlerle dile getiriyordum. Benim kaleme aldığım şiirlerde anneye, arkadaşlara, ülkeye olan özlemlerimin dile getirilmesidir. Ne zaman elime kalemi alsam Kürt halkının yaşadığı acılar, yaşamını yitiren arkadaşlarıma olan özlemlerim dile geliyor” dedi.   ‘Farklılıkları görebiliyorsun’   Cezaevlerinde büyük baskıların her zaman olduğunu ancak bu süreçte bu baskıların daha da arttığına dikkat çeken Leyla, kimi cezaevinde tutsakların zılgıt çekmesine dair soruşturmaların açıldığını hatırlattı. Ancak tutsakların bu duruma karşı direndiklerini sözlerine ekleyen Leyla, toplumun cezaevlerinde tutulan tutsakların dışarıdan habersizmiş gibi yaklaşmasına şu sözler ile tepki gösterdi: “Evet dört duvar arasında olabiliriz. Ancak dışarıda yaşanan farklılıklarında farkında oluyorsun. Teknolojik aletlerin gelişimi ile insanlarda yaşanan farklılıkları görebiliyorsun. Cezaevlerinde kalan tutsaklar ile dışarıda devam eden yaşam birbirinden koparılamıyor. Ben cezaevinden çıktığım zaman nasıl bir durumla karşılaşacağımı az çok tahmin edebiliyordum.”   ‘Werzeba ismini koydum’   En son 2016 yılında tutuklandığı zaman şiirlerini bir kitapta birleştirmeye karar verdiğini belirten Leyla, “Şiirlerimde annemi, arkadaşlarımı, mücadele etmeyi konu aldım. Kitabımın ismin mevsim rüzgarları anlamı taşıyan ‘Werzeba’ ismini koydum. Yazdığım şiirlerde en çok sevdiğim şiir ‘Ez û tû’ dur. Bu şiiri çocukluk arkadaşım Hediye Kurhan (Tekoşîn) için yazdım. Bu şiir kitabını anneme ve onun gibi acılarıyla mücadele eden kadınlara adıyorum” şeklinde konuştu.