Kayıp yakınları: Zaman aşımıyla suçların üzeri örtülüyor 2022-01-08 13:35:13   DİYARBAKIR - Kayıp yakınları, eylemlerinin 674’üncü haftasında Cemil Kırbayır dosyasının zaman aşımına bırakılıp takipsizlik kararı verilmesini “suçların örtülmesi” şeklinde değerlendirdi.   İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, fail meçhul cinayetlerde katledilen ve gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 674’üncü haftasında da Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Bu haftaki eyleme Rosa Kadın Derneği ve Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) de katıldı.   ‘Zaman aşımı ile suçlar örtülüyor’   Eylemde ilk olarak konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, kayıplarını arayan ailelere sürekli hukuki, idari ve siyasal engellerin çıkarıldığını ve adalet taleplerine cevap olunamadığını kaydetti. Abdullah, 80 darbesinde resmi gözaltı yapılması sonrasında işkence ile katledilen Cemil Kırbayır dosyasını hatırlattı. Abdullah, “Cemil Kırbayır dosyasında savcılık zaman aşımından takipsizlik kararı verdi. İnsanlığa karşı yapılan suçlar zaman aşımı ile örtülüyor. Hukuk devleti olduğunu söyleyen devlet evrensel hukukun yükümlülüğünü yerine getirmiyor. Sadece üstünü kapatmakla yetiniyor. Bu ve buna benzer suçlar şimdilik kapatılmak için bahaneleri olabilir. Fakat annelerin, barış savunucularının, kayıp yakınlarının mücadelesi faillerin yargılanmasını sağlayacaktır” dedi.   ‘Herkesin ve her kesimin yanındayız’   Ülkede herkesin adalet arayışına girdiğini ifade eden Abdullah, “Barolarda annelerin, ailelerin hasta tutsaklar için nöbeti devam ediyor. Bu konuda ATK’nin görevlerini yerine getirmesi gerekir. Ayrıca ailelerin yanında olduğumuzu da belirtmek istiyoruz. Yine Şenyaşar ailesi bir yıla yakındır adalet bekliyor. Gülistan Doku’nun ailesi adalet talebiyle nöbete geçmiş durumda. Bizler de İHD olarak herkesin ve her kesimin yanındayız” sözlerine yer verdi.     Ardından İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Ferhat Berkpınar 1988 yılında kaybettirilen İsa Soysal’ın hikâyesini paylaştı. Ferhat hikayede şu ifadelere yer verdi:   “İsa Soysal evli ve üç çocuk babasıydı. 1988 sonbaharında Silopi'ye bağlı Bozalan köyünün Karox (Karuğ) mezrasındaki evine gelen sivil giyimli kişiler tarafından zorla götürülür ve o tarihten bu yana bir daha kendisinden haber alınamaz. İsa Soysal, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Daha önce hiç gözaltına alınmamıştı. Eve gelen kimliği bilinmeyen sivil iki kişi, ‘Seninle işimiz var, Diyarbakır'a gideceğiz’ diyerek İsa Soysal’ı köyden götürürler. O günden itibaren İsa Soysal’dan bir daha haber alamayan ailesi, 10 gün kadar bekliyor. Ardından Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı’na giderek ‘İsa’nın kayıp olduğunu, orada olup olmadığını’ sorar. Ancak olumsuz cevap alır. Ailesi ve yakınları, polis, hastane, hapishanelerden İsa Soysal’ı sorarlar. Gelen ihbarlar üzerine Soysal ailesi, Irak’taki hastane ve hapishanelerde de İsa’yı arar ancak bir sonuç elde edemezler.   Aile ve diğer bütün köy halkının üzerindeki baskı takip eden yıllarda da devam eder. 1994 yılının başında ise Karox (Karuğ) köyü askerler tarafından boşaltılır. İsa Soysal’ın yakınları döneme hâkim olan korku atmosferi nedeniyle 2009 yılına kadar resmi bir şikâyette bulunamazlar.   Kazılarda kemik ve giysi parçalarına ulaşıldı   2008 yılında gazeteci Faruk Arslan’ın kaleme aldığı ‘Karakutu: Ergenekon’un Karanlık İsmi Tuncay Güney’ isimli bir kitap yayımlanır. Kitapta, Tuncay Güney’in, 1990’lı yıllarda JİTEM tarafından öldürülen birçok kişinin Silopi Botaş Askeri Tesislerine gömülmüş olduğu beyanı yer alıyordu. Bunun üzerine dönemin Şırnak Baro Başkanı Avukat Nuşirevan Elçi, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak bahsi geçen yerlerde kazı yapılmasını talep eder. Kazıların yapılacağı yönünde çıkan haberlerde 54 kişinin öldürüldüğü ya da zorla kaybedildiği iddiası üzerine 57 kişi tarafından soruşturmaya dahil olma talebiyle başvuru yapılır. İsa Soysal’ın kardeşi Musa Soysal da başvurucular arasında yer alanlardan biriydi. 2009 yılının Mart ayında Botaş Askeri Tesislerinde (eski adıyla Sinan Lokantasında) yapılan kazılarda kemik ve giysi parçalarına ulaşıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda kemik ve kumaş parçalarının DNA incelemesine cevap vermediği belirtilir.”   Eylem, gözaltında kaybedilen İsa Soysal ve diğer tüm kayıp ve faili meçhuller için 1 dakikalık oturma eylemiyle sonlandırıldı.