Tutsak Hülya Anci: Hükmü biten KHK burada hala yürürlükte 2022-01-11 09:01:15     Öznur Değer   ANKARA - Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Hülya Anci ağırlaştırılmış tecrit sisteminin kendilerine yaşam alanı bırakmadığını ve hasta tutsakların tedavi edilmediğini ifade ederek, “İdare ve Gözlem Kurulu’nun hükümlülere uyguladığı puanlama sisteminin içeriği insanlık onuruna, özellikle kadın iradesine karşı saldırı niteliğindedir” dedi.   Ülkeyi sarmalayan şiddet ve baskı atmosferinin en yoğun hissedildiği mekânların başında cezaevleri geliyor. Cezaevlerinde bir ay içinde 7 tutsağın yaşamını yitirmesi yoğunlaşan “şiddet” politikasını gözler önüne sererken, tutsak ailelerinin haftalardır sürdürdüğü  “Adalet Nöbeti” ise bu politikalar karşısında direniş ve mücadele örneğini oluşturuyor. Baskıların yoğun yaşandığı cezaevlerinden biri olan Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan tutsak Hülya Anci, kaleme aldığı mektupta maruz kaldıkları hak ihlallerini anlattı.   ‘Tecrit sistemi bizlere yaşam alanı bırakmıyor’   Yeni yılın faşizmin yıkıldığı demokratik ve barışçıl bir yıla vesile olmasını dileyerek sözlerine başlayan Hülya, pandemi ile birlikte cezaevlerinde hak ihlallerinin yoğunlaştığını ve cezaevlerinin ağırlaştırılmış tecrit mekanları haline geldiğini ifade etti. Küresel salgının toplum üzerinde yarattığı sosyolojik, ekonomik ve psikolojik bunalıma dikkat çeken Hülya, “Cezaevlerinde bulunan tutuklu-hükümlüler toplum dışı sayılarak yaşam standartları dahi gözetilmeden cezaevi içerisinde cezai yaptırıma tabi tutularak hukuk dışı uygulamalar, infaz kanununa aykırı koşullar meşrulaştırılmıştır. Ağırlaştırılmış tecrit sistemiyle bizlere yaşam alanı bırakılmamıştır. Tüm dünyada Türkiye’de her açıdan normalleşme yaşanırken, cezaevinde pandemi gerekçesiyle halen kısıtlamalar, yasaklamalar, tecrit içinde karantinada tutulmalar devam etmektedir. Yaşadığımız mağduriyetleri birçok kurum ile de paylaştık. Buna rağmen çözüm aciliyeti arz eden sorunlarımızı tekrardan belirtmek istiyoruz” diye belirtti.     Hülya, cezaevinde maruz kaldıkları hak ihlallerini şöyle sıraladı:   “*Kayseri Kadın Kapalı Cezaevi ağırlaştırılmış müebbet hükmünün infazı için mevzuata aykırıdır. İnfaz kanununun uygulanabilirliğine karşı koşulsuzdur, kısıtlıdır. Haliyle tekli hücrede kalan Jiyan Ay arkadaşımız tecrit içerisinde tecrit ile karşı karşıyadır. Bulunduğu hücrenin küçüklüğünün yanı sıra banyo ve tuvaleti birdir. Mutfağı bulunmamaktadır. Mutfak ihtiyacını banyoda karşılamaktadır. Havalandırmaya bakan pencerenin önünde sık dokunan tel örgülü mazgal bulunmaktadır. Havalandırma saati günde 4 saat iken 1 buçuk saati çıkarılmaktadır. Hiçbir sosyal etkinliğe çıkarılmamaktadır.   Hasta tutsaklar kendi hallerine bırakılıyor    *Yakın süreçte ağır hasta tutsakların yaşamlarını yitirdiğini biliyoruz. Burada da ağır hasta kategorisinde olan; Muhlise Karagüzel, Rojbin Yakut, Gülazer Akın, Aysel Dodar, Hacer Halil Yusuf, Merve Aydoğan, Dilşad Şengül, Naime Encü isimli hükümlülerin sağlık koşullarına, durumlarına herhangi bir duyarlılık, tedavi kolaylığı söz konusu değildir. Yaşam koşullarında hastane sevklerinde herhangi bir iyileştirilme geliştirilmediği gibi ciddi tıbbi bir müdahale de bulunmamaktadır. Kendi hallerine bırakılan bu hükümlülerinin durumu her geçen gün ağırlaşmaktadır.    *Açık-kapalı görüşler bir buçuk saat olması gerekirken 30 dakikadır. İki yılı aşkın bir süredir ailelerimiz ve bizler görüş yasağının mağdurlarıyken ‘normalleşmede’ yarım saat kısıtlanması, bu mağduriyetin maddi-manevi anlamda daha da derinleştirilmesidir.    *Sosyal ve eğitsel kurslara, aktivitelere ve faaliyetlere hiçbir şekilde çıkarılmamaktayız. Sohbet hakkımız gerekçe gösterilmeden engellenmektedir.   Türkçe dayatılıyor    *Kürtçe kitap ve mektuplarımız ‘tercüman yokluğu’ nedeniyle bizlere verilmemekte, göndermiş olduğumuz mektuplar aylarca cezaevinde bekletilmektedir. Tercüman yokluğu öne sürülerek bizlere Türkçe dayatılmaktadır.    *Kitaplarımız kota ile verilmektedir. 10 kitap dışında yanımıza kitap alamamaktayız. Bizlere dergi, bulmaca ve Türkiye’de basılan yasal olan birçok gazete, dergi ‘yasak’ denilerek verilmemektedir.    *Karantina koğuşumuzun bir tane olması nedeniyle acil durumlarda dahil hastane sevklerimize gidememekteyiz. 8 kişilik karantina koğuşunda 18-20 kişi kalmak zorunluluğuyla mağdur edilmekteyiz.    *Kadın Açık Cezaevi olmasına rağmen denetimden yararlandırılmıyoruz.   Askerlerden ırkçı, tehdit ve hakaretler   *Şehir Hastanesi başta olmak üzere Kampüs Kliniğinde dahi muayene, tedavi dayatılmaktadır. Acil vakalarda bile kelepçeli muayene ile karşılaşıyoruz. Yanı sıra askerin ırkçı, tehdit ve hakaretlerine maruz bırakılıyoruz.    ‘İyileştirme programı’ adı altında insan-kadın hakları ve iradesi gasp edilmektedir   *İdare ve Gözlem Kurulu’nun hükümlülere uyguladığı puanlama sisteminin içeriği insanlık onuruna, özellikle kadın iradesine karşı saldırı niteliğindedir. Düşüncesi nedeniyle cezalandırılan tutsaklar olarak ‘potansiyel tehlike’ muamelesi görmekteyiz. ‘İyileştirme programı’ adı altında insan-kadın hakları ve iradesi gasp edilmektedir.    *İnfaz Kanununda yapılan değişiklerde lehe olan uygulamaların hiçbiri bizlere uygulanmamaktadır. Anayasal statüde bulunan T.C. devletinde tutuklu-hükümlü olan bizlere karşı söz konusu haklarımızda yasa, anayasa, hukuk işlevsizleştirilmiştir. Öyle ki Adalet Bakanlığının, Sağlık Bakanlığının, Cezaevi idaresinin ayrımcı, ötekileştirici, adil olmayan uygulama ve politikalarıyla karşı karşıya kalıyoruz.   *Adalet Bakanlığı kadın hükümlü-tutuklulara hijyen malzemelerinin (bulaşık ve çamaşır deterjanı, sıvı-katı sabun, şampuan, çamaşır suyu vb.) ihtiyacı giderecek miktarda ve ücretsiz verileceğini belirtmiştir. Fakat burada kısıtlı verilmekte, pedler kalitesiz, şampuan ve çamaşır suyu verilmemekte.    *İdarenin temin etmesi gereken sandalye, masa vb. ihtiyaçlarımız karşılanmamakta, bu konuda kantinden almamız istenmektedir.   *Kantindeki ürünler yetersizdir, birkaç markaya mecbur bırakılmaktayız bu ürünler de oldukça pahalı veya yan ürünlerdir.    Hükmü biten KHK burada hala yürürlükte   *OHAL KHK’larında ‘yazılı kıyafet’ yasağı ve 3 kişilik fotoğraf çekimi zorunluluğu bulunmaktadır. Hükmünü bitiren birçok KHK burada hala yürürlüktedir.    *Açık Cezaevi tarafından verilen iaşeler yeterli protein ve vitaminleri sağlayan düzeyde olmayıp yetersiz verilmektedir. Ayrıca yemekler hijyenik yapılmamaktadır. İçinde farklı maddeler (tırnak, bulaşık teli, taş, sert cisimler) ile karşılaşmaktayız. Yemekler lapa ve günlerce makarna verilmekte, farklı yemek çeşitleri neredeyse yok gibi. Sebze-meyve, süt ürünleri az verilmektedir.   *Özellikle son 6 yıl içerisinde siyasi tutsaklara yönelik baskı politikasıyla yasal dayanağı olmayan disiplin cezaları, hücre cezaları verilmiş, keyfi nedenle üst üste davalar açılmış, infazlarımız yakılmıştır. Attığımız her adım suç görülüp cezalandırma politikasıyla adeta yaşam hakkımıza yönelik gerçekleşmektedir. İnfaz yakma, hukuksuz cezalandırma ile tahliyemiz engellenmektedir.”    ‘Ağırlaştırılmış tecrit sistemini güncel olarak yaşamaktayız’    Hülya, belirtilen tüm maddelerin insan hakları başta olmak üzere siyasi, sosyal, kültürel, sağlık, iletişim, görüş vb. haklarının ihlal edildiğinin ve tanınmadığının göstergesi olduğunu vurgulayarak, “Hak, hukukun işlevsizleştirilmesiyle derinleşen ağırlaştırılmış tecrit sistemini güncel olarak yaşamaktayız. Bu koşullar kalıcılaştırılmak istenmektedir” dedi.