Hukukçu kadınlar buluştu: Sözü aşıp eyleme geçme zamanı 2022-01-17 17:04:40     ANKARA - “Yaşam hakkı, medeni haklar ve ayrımcılık” başlıklı sempozyumda iktidarın hazırladığı 6’ncı Yargı Paketi’nin içeriği ve kadınları bekleyen tehlikeler konuşuldu. Sempozyumun ardından kadınlar “yaşam nöbeti” talebinde bulunarak, "Sözü aşıp eyleme geçme zamanı" çağrısında bulundu.    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kadın Hakları Hukuk Komisyonu (TÜBAKKOM), “Kadınların yaşam hakkı, medeni haklar ve ayrımcılık” başlığıyla TBB’de sempozyum gerçekleştirdi. Sempozyumun “Kadınların yaşam hakkı, devletin pozitif yükümlülükleri ve cezasızlık” başlıklı ilk oturumundan sonra ikinci oturumda, “Ayrımcı şiddete karşı Türk Medeni Kanunun önemi” konuşuldu. Moderatörlüğünü Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kadınlar Birliği Genel Başkanı Avukat Sema Kendirici Uğurma’nın yaptığı oturumda, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Sözcüsü Avukat Hülya Gülbahar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuk Anabildim Dalı Prof. Dr. Kadriye Bakırcı,  Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Özge Yücel konuşmacı olarak katıldı.   'Geleceğimiz karartılıyor'   İlk olarak konuşan Avukat Sema Kendirici Uğurma, bir arada olmanın sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Sema, “Öldürülen kadınları savunanlar öldürülmeye başlandı. Acilen ne söyleyecekse söyleyeceğiz. Nerede eyleme başlayacaksak başlayacağız. Bu mücadeleyi daha örgütlü, geniş kapsamlı getireceğiz. Meclise gelen her torba kadınlar için bir hak kaybının anlamına geliyor. Yaşam hakkının kutsallığı karşısında, hava su kadar ihtiyacımız olan yasal haklarımız noktasında birlikte tartışacağız. Paketlerle, torbalarla, yasal düzenlemelerle Meclis’i alet ederek elimizden haklarımızı almaya, kadın, çocuk tanımaksızın geleceklerini karartmaya dayalı bütün belirtiler ortada” dedi.   6’ncı Yargı Paketi’nin tehlikesi   Ardından Avukat Hülya Gülbahar, sempozyuma online olarak katıldı. Medeni Kanun’da bulunan nafaka konusunda kadın örgütlerinin tepkilerinin yetersiz kaldığını ifade eden Hülya, 6’ncı Yargı Paketi’ne dikkat çekti. Hülya, “Yolun sonuna geldik gibi görünüyor. 5’inci Yargı Paketi’nde büyük bir tehlike vardı. Kadınların boşandığı eşlerden göreceği şiddeti görmeksizin düzenledi ve o paket geçti. İkinci bir acı sonuç ise, en küçük bir terslik noktasında kadınların ellerindeki çocukların velayeti erkeklere verilecek.  6’ncı Yargı Paketi’nde ise yeni tehlikeler söz konusu. Yoksulluk nafakasının sınırlandırılması ve devlete bağlanması, aile arabuluculuğu meselesi. Şu anda bu saldırıların sözden eyleme dönüştüğü süreci yaşıyoruz. Sırayla haklarımız gidiyor. Boşanma komisyonu dediğimiz de Meclis’te kurulan ve AKP'nin yoğunluklu olduğu komisyonun hazırladığı Meclis’ten geçirilen bir rapordan söz ediyoruz. 6284 sayılı yasa, Medeni yasa gibi kazanılmış yasaların yarısını alacak olan bir komisyondan söz ediyoruz” ifadelerinde bulundu.   ‘Arabuluculuğu kesinlikle kabul etmemiz gerekiyor’   Komisyonun kadın hareketinin öngördüğü şeyleri hayata geçirdiğine vurgu yapan Hülya, şöyle devam etti: “İktidarda kaldıkları sürece parça parça boşanma komisyonunda oluşturdukları raporu hayata geçirecekler. Kapıyı aralayıp bir adım sokuyorlar. İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı ama arabuluculuk kanunu hala yürürlükte. Çok tartışmalı aile arabuluculuk konusu Türkiye’ye getirilmek isteniyor. İllerde sulh komisyonlarının oluşturulması isteniyor. Kadına karşı şiddetin sadece fiziksel şiddete indirgenmesi gündemde. Aile arabuluculuğu sadece fiziksel, ekonomik şiddeti şiddet olarak görmeyip, arabuluculuğu araya koyacaklar.  Kim sağlayacak güvenliği? Kadınlar koruma kararına rağmen öldürülüyor? Arabuluculukta can güvenliği nasıl sağlanacak? Bu soruların sorulması gerekiyor. Kadınların yaşamlarını kaybettiği için bu arabuluculuğu kabul etmememiz gerekiyor. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması ve bu koşullar olana kadar hepimizin mücadele etmesi gerekiyor. Türkiye’nin cinsiyetçi yargı ikliminde kadınları şiddet dolu evliliklere mahkum etmek isteniyor. Nafakanın süreye tabi tutulması da kadınlara verilen desteklerin fonlara bağlanmasına da tepki göstermemiz lazım.”   ‘Kadınların özgür olmaması hedefleniyor’   Ardından konuşan Doç. Dr. Özge Yücel, eşitliğe karşı açılan bir savaş olduğunu kaydederek, adaletin adım adım silinmeye çalışıldığını belirtti. Özge, “Topyekun tüm medeni haklarımıza dönük bir saldırı var hepsi birbiriyle ilişkili.  Algı operasyonu yürütülüyor ve kamu bütçesinde nafakanın karşılanması üzerinde duruyorlar. Kadınlar ve çocuklara verilen nafakayla herkesin bir derdi var. Kadınlar olarak sadaka istemiyoruz. Nafaka tutarları o kadar düşük ki sadaka olarak değerlendirilmesi çok mümkün.  Kadınların özgür olmamasını hedefliyorlar ve bunun için her tür girişime başvuruyorlar. Yoksulluk bir insan hakları sorundur, biz süreyi hakime bırakalım demek kadınların yoksullaşmasını göz ardı etmek demektir. Yoksul, işsiz, eğitimsiz, üzerinde baskı yaratılan kadınlardır. Nafaka hakkına yönelik tehditleri, kadınların haklarını tehdit ettiğini görüyoruz. Çözüm; nafakaya duyulan ihtiyacın ortadan kaldırılması gerekiyor. Kalıcı barınma yerlerine ihtiyacımız var.  Bizim bunları talep etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.   ‘Kadınların hiçbir alanı güvenli değil’   Son olarak, Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, sempozyuma online katıldı. Ana muhalefet partisinin nafakanın devlet tarafından ödenmesi fikrini ortaya attığına ve bu fikrin hükümet tarafından dile getirilmeye başlandığına değinen Kadriye, “Bir kadının mülk edinme hakkını da ihlal etme durumu var. Kadınların hiçbir alanı güvenli değil. Nafakanın kaldırılması erkekler lehinedir. Boşanmaların ve çok sayıda evliliklerin yapılmasının önü açılacaktır. Devletin, nafaka hakkının bir hak olduğu bilincini oluşturması gerekiyor. Nafaka hakkını güvence altına almak zorunda” dedi.   Avukatların önerileri   Konuşmaların ardından barolardan katılan kadın avukatlar söz aldı. Belirlenecek sonuç bildirgesine dair fikirlerini sunan avukatlar, baroların kadın hakları merkezlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Adana Barosu’ndan bir avukat, Türkiye’de 450 elektronik kelepçenin olması eleştirerek, bir kadının yaşam hakkını korumak için bir başka birinden kelepçenin çıkarılması zorunda kalındığını dile getirdi.   ‘Yaşam nöbeti’ talebi   Söz alan Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Ceren Kalay Eken de, Medeni Kanun’un 17 Şubat’ta kabul edildiğini hatırlatarak, Tüm yolları denedikten sonra 17 Şubat’ta da “yaşam nöbeti” tutulması talebinde bulundu.   Garibe Gezer vurgusu   Diyarbakır Barosu’ndan söz alan bir avukat ise, “Kürt bir kadınım bugün burada buluşmamızın sebebi kadına yönelik şiddet ama bizim sıkıştırdığımız yer ev içi şiddet ve ısrarlı takip.  Kadınlar Kürt oldukları için, göçmen oldukları için bir sürü ayrımcılığa maruz kalıyor. TÜBBAKOM, çok eksik kaldı. Garibe Gezer cezaevinde devlet görevlileri tarafından cinsel saldırıya maruz kaldığını söyledi. Devlet üzerine düşeni yapmadı, kurumlar topyekun bir durum sergileyemediği için intihar etti. Biz kolektif bir tutum belirleyemedik. Bizim kadınlar olarak belirli yönleriyle siyaset üstü, ortak dertlerimiz var. Hangi görüşte olursak olalım penceremizin genişlemesi lazım. Garibe Gezer’i konuşmamız lazım, sınırları geçen ölen kadınları görmemiz ve konuşmamız lazım.  Çokluğu, ayrımcılığı, kadına yönelik her türlü şiddeti ve mücadele kararlılığını göstermek ve yaşam nöbetleri, tıpkı adalet nöbetleri gibi her baronun yapması önemlidir. Tüm bunlar için, buradan çıkacak kararla Türkiye’deki bütün baro kadın hakları merkezi adına Meclis’te her siyasi partiden randevu isteyelim ve çözüm önerilerimizi sunalım ve bizlere hayır diyecek mecalleri kalmasın” ifadelerini kullandı.    Toplumdaki kadınlara ulaşılması talebi   Ankara Barosu’ndan İlayda Doğa Karaman da, 6’ncı yargı paketinde üç başlığın yer aldığını hatırlatarak, toplumdaki kadınlara ulaşılması ve sivil toplum örgütleriyle görüşmelerin yapılması gerektiğini belirtti. Söz alan diğer avukatlar da artık sözü aşıp eyleme geçmek gerektiğine işaret etti.    Sempozyum konuşmacılara verilen plaketlerin ardından sona erdi. Sempozyum kapsamında hazırlanacak sonuç bildirgesi önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacak.