Maxmûr’dan ambargo, abluka ve saldırılara tepki: Direneceğiz 2022-01-22 09:11:05   Qeder Kar   MEXMÛR - Bağdat, Ankara ve Hewlêr hükümetlerinin Maxmûr Kampı’na  artan saldırıları ve kampın etrafının tellerle örülmeye çalışılmasına tepki gösteren İştar Meclisi Koordinasyonu’ndan Nuran Sezgin,  halkın buna karşı direneceğini belirtti. Nuran BM’nin sessizliğinin de kabul edilemez olduğunu söyledi.   Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Maxmûr Kampı’na yönelik Türkiye, Irak Merkezi Hükümeti ve Kürdistan Federe Bölgesi Hükümeti’nin saldırıları devam ediyor.  17 Temmuz 2019 yılında Türkiye’nin Hewlêr Konsololuğu’nda görevli Osman Köse’nin öldürülmesinden sonra Kürdistan Federe Hükümeti  kampa ambargo uygulamaya başladı. 27 Aralık 2021 yılında da Irak Merkezi Hükümeti,  kampın etrafına tel örme girişiminde bulundu. Kamp resmi olarak Birleşmiş Milletler’in (BM) koruması altında olsa da 2017 yılından bu yana Türkiye 6 kez hava saldırısında bulundu. Saldırılar sonucunda 12 kişi yaşamını yitirdi.    Ambargo, saldırı ve kampın etrafının tellerle örülmesi girişime karşı halk ilk günden bu yana direnişini sürdürüyor. Maxmûr’a yönelik, ambargo, abluka ve saldırılara ilişkin İştar Meclisi Koordinasyonu’ndan Nuran Sezgin JINNEWS’e konuştu.    Saldırılardan dolayı göç ettiler   Bugüne kadar kampın etrafının tellerle örülmesinin gündemde olmadığını belirten Nuran, “Bütün dünyanın bildiği gibi Şehit Rüstem Cudî Kampı bir mülteci kampıdır. 90’yı yıllarda halk baskılardan dolayı mülteci oldu ve Başûr’a geçti.  Kamp halkı ilk günden bugüne kadar büyük bedeller verdi.  Canlarını verdiler ancak mücadeleden vazgeçmediler. Ambargo, saldırı, kaçırma ve öldürme politikalarına rağmen büyük bir direniş var ve halk hiçbir zaman baş eğmedi” diye konuştu.    Kamp ablukada   Irak ordusunun tutumuna ilişkin değerlendirme yapan Nuran, kampın etrafının tellerle çevrilmek istendiğini söyledi. Nuran şöyle devam etti: “Irak Merkezi Hükümeti 27 Aralık 20121’de hukuksuz bir şekilde kampın etrafını tellerle örmek istedi. Yaklaşık 2 aydır yetkililerle görüşmeler yapılıyordu ancak bu konu hiçbir şekilde gündeme gelmemişti. Böyle bir şey beklemiyorduk. Merkezi hükümet biliyor ki Şehit Rüstem Cudî Kampı bir mülteci kampıdır. Kampa yönelik bu uygulama asla kabul edilemez.  Yaşadığımız tüm zorluklara rağmen biz asla ihaneti kabul etmiyoruz. Merkezi hükümet bu halkın gerçekliğini iyi bilmeliydi.  Baskı ve zulümden kaynaklı buraya geldiğini bilmeliydi.”   ‘Buradakiler siyasi mülteciler’   Kampa yönelik uzun zamandır özel politikaların devrede olduğunu söyleyen Nuran, “Buradaki mülteciler sıradan insanlar değil, siyasi mültecilerdir. Bu mücadele ve direnişle kazanıldı.  Ancak Türkiye ve KDP’nin dayatması ile Merkezi hükümet  kampın etrafını tellerle kapatmak istedi. Buradaki mülteciler yıllarca zulme karşı çıkmışlar ve ambargoya rağmen yaşam mücadelesi verdiler. Merkezi hükümetin kampa yönelik bu politikaları kabul etmemesi gerekirdi” şeklinde konuştu.     Direnişin etkisi   Nuran, kamp halkının Irak Hükümeti’ne karşı tutumuna ilişkin de şunları dile getirdi: “Maxmûrlular kampın etrafının sarılmasına ilişkin büyük bir tepki gösterdi. Direnişleriyle tellerin örülmesini engelledi.  Direniş karşısında Irak askerleri geri adım attı. Zulme karşı direniş olduğunda ihanet yeniliyor. Bu yüzden böyle birlik olup tek ses olmalıyız.”   ‘9 Ekim bilinçli seçildi’   9 Ekim 2020’de  KDP ve Irak hükümeti arasında Şengal’e karşı bir anlaşma imzalandığını ve kirli planların devreye konulduğunu belirten Nuran devamla “Şengal’e karşı kirli bir anlaşma imzalandı ve o günün seçilmesi de sıradan değildi.  9 Ekim’de  Önder Apo’ya karşı uluslararası bir komplo başlatıldı. Bu gün özellikle seçildi. Ancak Şengal bu antlaşmaya karşı durdu ve kabul etmedi, bir irade gösterdi. Şimdi de aynı yöntemle kampa da yaklaşıyorlar ve kampı ablukaya almaş istiyorlar” dedi.    ‘BM sessiz’   Kampın BM korumasında olduğunu ifade eden Nuran, şöyle dedi: “Kampa karşı ambargo uygulandı ve tellerle kapatılmak istendi. Kamp BM koruması altında ancak BM sorumluluğunu yerine getirmedi. Kampa yönelik saldırılara karşı bu güne kadar da sessiz. BM’nin bu sessizliği kabul edilemez.”   Federe Kürdistan Bölgesi’nin bu duruma sessiz kalmasının kendilerini incittiğini dile getiren Nuran, “Güney hep saldırıların hedefinde ve ajanlık merkezi olmuş. Güneyliler işgale karşı sessiz. Maxmûrlular hep onların topraklarını savundu. Ancak Maxmûr’a yönelik saldırılara onlar sessiz kalıyor. Eğer birlik olmazsak, direnişçilerimize sahip çıkmazsak ve topraklarımızı savunmazsak kazanamayız. Zafer için halk savaşı önemli” ifadeleriyle sözlerini sonlandırdı.