Devrimin inşasından DAİŞ'le mücadeleye: Direniş ile toprağımızda kaldık 2022-01-25 09:01:03     Nalîn Bêrîvan   KOBANÊ - Kobanê’nin DAİŞ’ten özgürleştirilmesinin tanığı olan Fadile Mehmud Mistefa, DAİŞ’in ilk yenilgisini Kobanê’de son yenilgisini de Baxoz’da aldığını belirterek, Türkiye’nin de bugün yaptığı saldırılarla asla amacına ulaşmayacağını söyledi.   DAİŞ çeteleri 15 Eylül 2014’te Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê Kantonu’na 3 koldan saldırı başlattı. Türkiye sınırlarını kullanan DAİŞ çeteleri Kobanê’nin 360 köyünü ve kentin yüzde 70’ini büyük bir yıkıma uğrattı. Saldırılardan dolayı halk topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Halkın büyük bir bölümü ise kentte kalarak çetelere karşı Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) ve Halk Savunma Birlikleri (YPG) öncülüğünde verilen direnişe katıldı. Kent 134 gün süren tarihi bir direniş sonrasında 26 Ocak 2015’te çetelerden kurtarıldı.   Birbirlerine an be an söz veren savaşçılar   Her sokağında adım adım, anbean direnişin yaşandığı Kobanê’de DAİŞ’e karşı mücadele sürecinde savaşçılar, duvarlara yaptıkları “Berxwedan jiyan e” (Direnmek yaşamaktır), “Kobanê azad e” (Kobanê özgür), “Kobanê kela berxwedanê ye” (Kobanê direniş kalesi) şeklindeki yazılamalarda bile birbirlerine özgürlük sözü verdi. Herkesin inancını dirilten bu sözler Kobanê’nin düşmeyeceği umudunu güçlendirdi. Kobanê’ye saldırılarla en çok Özgürlük Meydanı ele geçirilmek istendi. İşgal saldırılarına karşı en büyük direniş ise Zerzorî ve Miştenur Tepesi’nde gösterildi. Şimdilerde bu direniş alanlarında açılan yeni yerler, Kobanê’de yaşamını yitiren kadınların isimleri ile anılıyor.   Kobanê’nin DAİŞ’ten özgürleştirilmesinin 7’nci yıldönümünde o süreci, Kobanê’nin Çariqlî köyünden Fadile Mehmud Mistefa anlatıyor.   ‘Savaşçıların direnişi Kobanê’de kalmamızı sağladı’   Fadile, direnişin başından beri Kobanê’nin özgürleşeceğine inandığını vurgulayarak sözlerine başlıyor. Saldırı sürecinde köyde olduklarını dile getiren Fadile, anlatımlarına şöyle devam ediyor: “Biz köyümüzdeydik. Çeteler saldırdığında köyümüze çok yakınlardı ve mecburen kent merkezine gittik. Savaş ağırlaşınca biz de aile olarak yerimizi aldık. Kapıya yakın bir yerdeydi evimiz. Eşim savaşçılara yardım ediyordu. Kızım Fatma, Kobanê savaşına katıldı. Ben ve küçük kızım kaldık. Küçük kızım 6-7 yaşlarındaydı. Kuzey Kürdistan’a gitmememizin, Kobanê’de kalmamızın nedeni YPG ve YPJ savaşçılarının direnişiydi. Ben onlar için yemek yapıyordum. Şehitler için törenler yapıyorduk. Elimizden gelen her şeyi yapıyorduk. Hiçbir zaman buradan giderim demedim. Savaş ağırlaştıkça kalma ısrarım daha da arttı.  Savaşçıların direndiğini gördükçe daha bir mutlu oluyorduk ve moral alıyorduk. Kobanê’nin özgürleşmesi için eşsiz bir mücadele yürütüyorlardı.”   ‘Miştenur’daki bayrak zaferin sembolüydü’   Direnişe tanıklığına ilişkin anlatımlarını sürdüren Fadile, Miştenur Tepesi’ne de değiniyor. Arîn Mirkan’ın büyük eylemini gerçekleştirdiği Miştenur’un özgürleştirilmesine dikkat çeken Fadile, “Miştenur özgürleşip bayrağı diktiğimizde bu zaferin sembolüydü. Birçok savaşçı oraya bayrak dikmek istedi ama şehit düştüler. Miştenur’da birçok savaşçının anısı var. ‘Dibistana reş’, kültür-sanat merkezi, Özgürlük Meydanı ve kentin bütün sokakları… Kızım Kobanê özgürleşinceye kadar bizimle görüşmeyeceğini söyledi. Gerçekten de ben ondan haber alıyordum, fakat o özgürlüğe kadar bizi görmek istemiyordu. Kobanê özgürleştiğinde birbirimizi gördük. Yine Kuzey’de halk canlı kalkan oldu ve bu moral veriyordu. Bu da Türk devleti ve çetelerinin yenilmesini getirdi. Kobanê öyle rahat özgürleşmedi” diyor.   ‘Türk devleti 2014’ü yaşatmak istiyor’   Şimdi de Türkiye’nin saldıralar ve tehditlerle bölgenin huzurunu bozmak istediğini dile getiren Fadile, Türkiye’nin, DAİŞ’in intikamını almak istediğinin altını çiziyor. Fadile, Türkiye’nin saldırılarına işaret ederken, şunları söylüyor: “Kobanê özgürleştiğinde halk ve savaşçılar birlikte halaya durdu. Sonra göç etmek zorunda kalanlar geri döndü.  Kobanê özgürleştikten birkaç ay sonra çeteler büyük bir katliam yaptı. Birçok kişi yaşamını yitirdi. Türkiye şimdi de yeniden 2014 sürecini yaşatmak istiyor ve DAİŞ’in öcünü almak istiyor. Sınıra yakın köyler sürekli bombalanıyor. Yurtsever ailelerimiz Türk devletinin savaş uçakları ile hedef alınıyor. Türk devleti aynı şekilde Fırat’ın doğusunu işgal etmek istiyor.  Ancak bu Türk devletinin sadece hayali olacak. Çünkü biz onların yenildiğini gördük, bir kez daha Kürt düşmanları yenilecek.”