Diyanet yine sahnede: İştirak nafakası da hedefte! 2022-02-21 09:04:18   Dilan Babat   ANKARA - 6’ncı Yargı Paketinde iştirak nafakasında da 18 yaş sonrası için sınırlandırmaların yapılacağına dikkat çeken EŞİK üyesi Berrin Sönmez,  Diyanet’in kız çocuklarına 9, erkek çocuklarına ise 12 yaşına kadar nafaka verilmesi üzerine rapor düzenlediğini aktardı.    İktidarın ara ara gündeme getirdiği ancak kadınların tepkileri sonucu geri çekmek zorunda kaldığı nafaka hakkına yönelik saldırı bu kez 6’ncı Yargı Paketi ile gündemde. Söz konusu pakette nafakanın süreye bağlanması beklenilirken, nafakanın sona erdiği tarih itibariyle, kadının gelirden yoksun olması durumunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerinden verilmesi planlanıyor. Pakette kadına yönelik şiddete karşı suçlarda uygulanan cezaların arttırılacağı, kadına yönelik şiddete “iyi hal” indiriminin kaldırılacağı kaydediliyor.  Mahkemede kravattan dolayı uygulanan “iyi hal” indirimi de yapılmayacağı ve kadınları ısrarlı takip de suç kapsamına alınacağı iddia edildi.    Nafaka tartışmaları gündeme geldiğinden beri siyasi partilere çağrı yapan ve bu konuda mücadele eden Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), kadınların Medeni Kanun’da düzenlenen evlilik birliği içerisindeki hakları, boşanma aşamasındaki mal paylaşımı, ölüm halinde miras hakkı gibi tüm hakların, hatta Medeni Kanun’u tümden ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerin yıllardır sürdüğünü belirterek söz konusu bu paketin de bunun en güncel örneği olduğunu belirtiyor.    EŞİK üyesi Berrin Sönmez,  nafaka hakkı ve siyasi partilere dönük ziyaretlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Çocuklara verilen nafakaya da itiraz ediyorlar’   6’ncı Yargı Paketi’nin belirsizlikler taşıdığını ve iktidarın toplumda kafa karışıklığını yaratmayı amaçladığını dile getiren Berrin, nafaka hakkına dönük düzenlemenin 6’ncı Yargı Paketi’nde mi olacağı, 7’nci Yargı Paketi’ne mi ekleneceğini ya da bağımsız bir teklif olarak mı geleceğinden henüz emin olmadıklarını söyledi. Berrin, “Topluma farklı farklı bilgiler empoze ediliyor buda kafa karışıklığı için kullanılıyor. Adı ne olursa olsun Meclis’e getirilecek olan bir hazırlık var.  O hazırlıkların içerisinde nafaka konusu yer alıyor. Sadece yoksulluk nafakası değil, iştirak nafakası da sınırlandırılmak isteniliyor. Topluma sadece yoksulluk nafakası sınırlandırılmak isteniliyormuş gibi anlatılıyor. Nafaka karşıtları kadına yoksulluk nafakası vermeyenler bile şikayet ederken iştirak nafakası veri olarak anneye teslim ettikleri için bunu kadına verilmiş bir nafaka olarak görüyorlar. Çocuklarına verdiği nafakaya da itiraz ediyorlardı” dedi.   Diyanet’in nafaka raporu!   İştirak nafakasında 18 yaşından sonrası için ciddi bir sınırlandırma getireceklerini dile getiren Berrin, Diyanet tarafından kız çocuklarına 9 yaşına kadar erkek çocuklarına ise 12 yaşına kadar nafaka verilmesi üzerine rapor düzenlediğini belirtti. Berrin, “Fuat Oktay’ın toplantısına Diyanet’te katıldığına göre buna göre bir şeyler olabilir diye endişe ediyoruz. Tedbir nafakası tamamen ortadan kaldırılıyor. Hızlı boşanma adı altında tedbir nafakasını da ağızlarını almadan yok edecekler. Hızlı boşanma adı altında kadınlar ve çocuklar için aile konutunun boşanma tamamlanıncaya kadar kullanılma usulü vardı. Bu durumda kadınlar ve çocukların aile konutunu kullanma hakları da ellerinden alınacak” ifadelerini kullandı.    Arabuluculukta ikna ve psikolojik baskı    Pakette tartışılan bir diğer konunun arabuluculuk meselesi olduğuna dikkat çeken Berrin, bunun yargının özelleştirilmesi anlamına geldiğini kaydetti. Mahkemelerin “yükünü azaltmak” adı altında yargı güvencesinin dışında anlaşma yöntemlerini dayattığını vurgulayan Berrin, “ Bu eşitsiz sistemde avantajlı olanın daha güçlü olacağı anlamına geliyor. Toplumsal baskı, ev içindeki baskı ve kadınların ekonomik yönden güçsüz olması nedeniyle arabuluculuk masalarında haklarında ikna yol ve yöntemleri ile belki de psikolojik şiddet uygulanarak haklarından vazgeçmeye zorlanacaklar” diye belirtti.    ‘Kadınlar bu durumda nasıl iş bulabilecekler’   Tüm bu hakların Medeni Kanun’unla bağlantılı olduğunu ifade eden Berrin, sözlerine şöyle devam etti: “Nafaka hakkına yönelik saldırı ile kadınların var olan eşitsiz ortamda iş bulması mümkün olmayacak. Yoksulluk nafakasını evlilikle orantılı sürelerde kesmek hangi mantıkla geliştiriliyor. Yoksulluk nafakasının yasada varoluş gerekçesi yoksulluğun ortadan kaldırılmasına kadar geçen süre olarak belirtiliyor. Peşinen hangi kadının yoksulluğunun ne zaman kalkacağını kimse bilemez. Nafakanın kaldırılması için kadına miras kalması, kadının yeniden evlenmesi, kadının iş bulması gibi koşullar vardır. Peşin olarak ‘şu kadar süre’ dediklerinde kaç kadının hayat koşulları bu sürelere uyabilecek. Bu kesinlikle mantıksız, yasanın gerekçesine aykırı bir düzenleme olacak. Üstelik istihdam alanları çok düşük, ekonomik kriz var, esnaf kepenk indiriyor. Kadınlar bu durumda nasıl iş bulabilecekler. Bu durumu yoksul kadınların sırtına sarıyorlar.”   ‘Kadınlar aile içerisine mahkum etmeye çalışıyorlar’   6’ncı Yargı Paketi ile kadınların istemedikleri hayata mâhkum edileceğine dikkat çeken Berrin, kadınların kendi hayatlarına dair karar almasının engelleneceğine de vurgu yaptı. Berrin, “Kadınların geçimini nasıl sağlayacağına dair bir tedbir almıyorlar. Yoksulluk nafakası düşük miktarlarda bağlanıyor. Bunlar kadınların hayata tutunduğu dallardan biriydi. Kimseye muhtaç olmadan, kendisine bakabileceği, birey olarak hakkını aldığı durumdu. Aile içerisinde ona tahsis edilmeyen gelirin, boşanma sonrası eline doğrudan tahsis edilen bir rakamla toplumda birey olduğunu ve ekonomik haklarının olduğunu biliyordu. Ama ne yazık ki bu düzenleme kadınların özerk ve hukuk öznesi bireyler olmasını engellemeye çalışıyor. Kadınları ailenin içerisine mahkum etmeye çalışıyorlar” şeklinde konuştu.   ‘Ekonomik eşitsizliği artıracak’   Nafakanın önemli ekonomik bir hak olduğunu ve kadın emeğinin değerlendirilmesi, aile birliği içerisinde ücretsiz olan emeğin boşanma sonrasında kadına iade edilmesi anlamına geldiğine işaret eden Berrin, “Kadın ev içerisinde ekonomik bir değer üretiyor. Bir erkek maaş alıyorsa, kadının evdeki emeği ile değerlendirilmesi hane gelirine yansımasını birkaç kat üstüne çıkarılıyor. Ama boşanma sonrası kadının bu emeği yoksulluk nafakası olarak verilirken, şimdi belli sürelerle sınırlandırılması ya da devlet tarafından fonlarla karşılanması kabul edilebilir durum değil. Kadının ev içindeki emeği ile erkeğin geliriyle maksimize ediyor. Yoksulluk nafakası sınırlandırılsa, erkek gelirinin maksimize edilmesi boşanma sonrasında maksimize olmuş gelirinin yanında başka bir hayata geçirilebilecek. Bu ekonomik eşitsizliğini kat be kat arttıran bir durum” ifadelerini kullandı.    ‘Çok büyük yaralar karşımıza çıkacak’   Bu durumun erkeğin konforunu artıracağını kadın ve erkeğin arasındaki ekonomik sorunları daha fazla derinleştireceğine işaret eden Berrin, “ Toplumsal olarak bunun yıkıcı etkilerini görebiliriz. Bunun için durdurmaya çalışıyoruz. Medeni Kanunu da bu nedenle kadınları yoksulluk nafakasını süre sınırlandırmadan bağladı. İktidarın bunu peşinen sınırlandırılması bu maddenin gerekçesine aykırı. İştirak nafakasını da kesmeye niyetliler. Bu durum da çok büyük toplumsal yaralar olarak karşımıza çıkacak” şeklinde konuştu.   ‘Meclis kürsüsünden sesimizi duyurmak istiyoruz’   EŞİK olarak siyasi partilerle yaptıkları görüşmelere ilişkin de bilgi veren Berrin, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kendilerine Meclis kürsüsünde söz vererek seslerinin topluma duyurmaya çalışan ilk parti olduğunu kaydetti. Berrin, “CHP talebimizi kabul etti. HDP’den 21 Ocak’ta  görüşme talebimizi ilettik onlardan daha cevap gelmedi. Bizim beklentimiz, sözümüzü Meclis kürsüsünden topluma duyurmamıza destek olmaları. Çünkü medya kadınların taleplerini görmezden geliyor ve sadece nafaka karşıtı erkekleri konuşturuyor. Tıpkı 2016’da meclis komisyonundaki gibi hep nafaka karşıtlarını dinlediler ve bir tane nafaka mağduru birini dinlemediler. Kadının nafakaya neden ihtiyaç duyduğunu anlamak ve duymak istemediler. Şimdi sorumluluk siyasi partilere düşüyor. Siyasi partiler kadınların taleplerini, seslerini topluma duyurmalı. Pek çok muhalefet partisi tam olarak nafakanın sınırlandırmasının ne anlama geldiğini bilmiyor. Ama biz gidip konuştuğumuz da ve dinlediklerinde ‘bu bizim zannettiğimizden tehlikeymiş’ diyorlar. Bunu söyleyen partilerde bize meclis kürsüsünde söz söyleme fırsatı tanıdı” sözlerini kullandı.