‘Tek imza ile yapılan atamalar liyakatın devam etmesini olanaksız kılıyor’ 2022-02-26 14:54:59   ANKARA - “Bürokrasinin Bugünü ve Yarını”  konusu üzerinden konuşan Akademisyen Sonay Bayramoğlu “Tek başına üst düzey atamalar- hatta bağımsız kurumlara dahi atama- tamamen bir kişinin imzasıyla çıkmaya çalıştı. Bürokrasideki liyakat denilen sistemin devam etmesini olanaksız kılan bir şey” dedi.   Mülkiyeliler Birliği tarafından Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde (ÇSM) “Parlamenter Sistem Tartışmaları” paneli düzenlendi. 3 oturum şeklinde yapılacak panelin birinci oturumunda “Siyaset, bürokrasi, yargı” konuları üzerinde duruldu. İlk oturum, akademisyen Yasemin Özgün'ün kolaylaştırıcılığında akademisyenler Murat Sevinç ve Murat Somer’in sunumlarıyla başladı.   ‘Topluma sorunların çözüleceği ümidi verilmesi gerekiyor’   Panelde konuşan Doç. Dr. Murat Sevinç, 6 muhalefet partisinin “Güçlendirilmiş parlamenter sistemi”ne dalgacı yaklaştığını belirterek, “Bunu ne kadar güçlendireceksiniz. Bu kavramın neden kullanıldığını biliyorum. Kamuoyundan eskiye tedirginliği yaratmamak için tercih edilmiş” derken, Akademisyen Murat Somer, insanlara Türkiye’nin Kürt, Alevi, kadın, sermaye ve emek sorunlarının çözüleceği ümidinin verilmesi gerektiğini söyledi.    Panel’in ikinci oturumunda ise, “Bürokrasinin Bugünü ve Yarını” konuşuldu. Akademisyen Meltem Kayıran moderatörlüğünde başlayan oturumda akademisyen Doç. Dr. Sonay Bayramoğlu, eski CHP Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli ve eski bürokrat Doğan Cansızlar sunum yaptı.   Liyakat-Sadakat tartışması   Akademisyen Doç. Dr. Sonay Bayramoğlu Özuğurlu, ilk olarak söz aldı. Bürokrasinin hangi zeminde tartışıldığının ele alınması gerektiğini söyleyen Sonay, “2018 yılında hükümet sistemi değişikliği uygulamaya girdi. Henüz geçiş sürecini yaşayan bir hükümet sistemini deniyoruz. Ancak 20 yıldır iktidarda olan bir yönetim sürecini de tecrübe ediyoruz. Yeniden bir hükümet değişikliği, olası bir hükümet değişikliğinde bürokrasi nasıl olmalıdır. Özellikle 2018 Cumhurbaşkanı hem partili hem de bürokrasi üzerindeki etkisi yoğunlaştı. Tek başına üst düzey atamalar- hatta bağımsız kurumlara dahi atama- tamamen bir kişinin imzasıyla çıkmaya çalıştı. Bürokrasideki liyakat denilen sistemin devam etmesini olanaksız kılan bir şey. Atanan kişi de liyakat ile sadakat arasında sıkıştırılıyor, sadakat olmadığında zaten atanması mümkün kılmıyor. Liyakat-sadakat çelişkisi bugün tartışılıyor. Günümüzdeki bürokrasi için kaldırılan bir düzen değil. Ülkenin büyüklüğü bir yana, devletin görevlerinde muazzam bir genişleme alanı var” dedi.   Bürokrasideki erime   Geniş bir görev alanına sahip bürokrasilerin sadakatle iş götürmesinin mümkün olmayacağına dikkat çeken Sonay, bu durumun sancılarını çekildiğini ifade etti. Sonay, “Gelen kişiler sadakatle getiriliyor. Liyakatle getirilse dahi sadakat göstermek zorunda kalıyor. Sistemde Cumhurbaşkanlığı etrafında çeşitli gruplar oluşuyor. Herkes Cumhurbaşkanını en iyi temsil eden grupla ilişkileniyor. Bugün başkana en sadık olma yarışması biçiminde devam ediyor. Buda bürokraside herkes cumhurbaşkanının ağzından çıkan söze göre pozisyon alarak devam ediyor. Bürokrasideki erime, erozyon -bürokraside erozyon 2000’li yıllarda başladı. İktidara gelen bürokrasiyi değiştirmeye başlar. Bürokratik oligarşi denilerek, başladı. Askeri bürokrasi denilen bir değişim var. Geçiş ilkelerinde çok riskli bir alandır. Doğu Avrupa ülkelerinde geçiş sürecine baktığımızda aynı şeyleri görüyoruz. İlk hedef üst düzey bürokrasi oluyor ama bu çaycıya inecek kadar devam ediyor. Geçiş süreçlerinde bürokrasi tahrip ediliyor ama kimse bunun yerine ne koyacağını tartışmıyor” diye belirtti.   Yolsuzlukla içe kapanan bürokrasi   Bürokrasinin ilk etabında siyasal ilkelerin hayata geçirmenin önemli olduğuna vurgu yapan Sonay, şöyle devam etti: “Geçiş sürecinde yer alacak insanlar buna önem verir. Dolayısıyla yasallık ilkesi de esas olarak başkana en sadık, telefon ile talimat verme, hukukilik, yasalar ve yasallara uygunluk ilkesi erozyona uğramıştır. Her dönemde erozyona uğrar ama bu dönemde tamamen ortadan kaldırılmış durumda. Eğitim yoluyla mobilazyon(sınıfsal)  yerine iktidara yakın kurumlara üyelik daha kolay yükseleceğini düşünüyor. İlkokuldan itibaren aileler çocuklarını daha iyi eğitim alsın, çabasındayız. En riskli taraf budur. Çünkü artık eğitimle mobilizasyondan ziyade farklı kurumlara üyelikle mobilizasyon ortaya çıkıyor. Rüşvet ve yolsuzlukla içe kapanan bürokraside her gelen iktidar sürekli tasfiye yapıyor. O da genç insanların tamamen ülkeyi terk etmesine neden oluyor. Bürokrasinin liyakat ve yasallık zemininde çıkarılmasında böyle bir risk var. Bu şekilde siyasal alanda bir yüksel, tarikat ve cemaatlerden gelen yükselme yasallık ölçüsünü devreden çıkmasını getiriyor.”   Denetim mekanizması   Olası hükümet değişikliğinde bürokrasinin yeniden yapılandırmasında liyakat ve yasallık ilkesine hayat verilmesi gerektiği dile getiren Sonay, liyakat ve yasallık ilkesine eklemelerin de düşünülebilinmesi gerektiğini kaydetti.Sonay, “Üst düzey yöneticilerin denetimi nasıl yapılacak? Denetim ilkesini eklemek lazım. Mevcut dünyanın, geldiğimiz aşama, toplumların taleplerini dikkate aldığımız zaman eşitlik ilkesinin, toplumun farklılıklarına göre hizmet etmesinde eşitlik ilkesinin tesis edilmesi gerekir. En azından eşitlik ilkesi belirleyici bir noktadır. Bunun içinde cinsiyet eşitliği de vardır. Kurul atamalarında yarısının kadın olacağı yönünden güçlendirilmiş parlamenter sistemde olduğu yansıdı. Bu önemlidir. Burada yasallık konusunda -‘bugün git, yarın gel’, kırtasiyecilik anlamında da değerlendiriliyor- kamusal çıkarı sisteminin merkezi haline getirilirse önemlidir. Kamu yararı farklı şekilde kullanıldı. Bizim anladığımız bir toplumsal yarar anlamına gelmiyor. Kamu yararının fiilen işler haline gelmesi gerekir. Denetim mekanizması gözden geçirilmelidir. Denetim çok zayıfladı, dikkatli olmak gerekiyor. Geçiş sürecinde bürokrasiye tasfiyede lezzetli bir yemek olarak, bakılıyor. Bu toplumu da zehirleyen bir yemek haline dönüşebilir, yapılan şeyi iyi kurgulamak lazım” şeklinde konuştu.   Neden parlamenter sistem?   Parlamenter sistem tartışmasının bir demokrasi tartışması olduğunu ifade eden eski CHP Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli ise, AKP sürecinde demokrasiden uzaklaşan bir yapı olduğunu belirtti. Rahmi Aşkın, “Demokrasinin temel ayağı seçimdir. Demokrasilerde seçim olmalıdır ama demokrasiden de önemli olan bir şeyde özünün içeriğinin iyi şartlarda olması.  Hukuk ve yargının bağımsızlığı, sansürlenmeyen basın, ifade düşünce özgürlüğü demokrasimizi öz ve içerik olarak zenginleştirmek lazım. Bunu da mevcut sistemle yapılması mümkün değil.  Neden parlamenter sistem diyoruz? Siyasi partilerin yapısı, kültürel zenginlik Türkiye’nin parlamenter sistemin gerekliliği. Başkanlık sistemi de Türkiye için uygun bir sistem değil, parlamenter sistemi geliştirmeliyiz. Demokrasiyi kuracağız ama iyi yönetme ayağının da kurulması gerekiyor” ifadelerinde bulundu.   Panel’in ikinci oturumu soru-cevap bölümü ile sona erdi.