Kayıp yakınlarının eylemi 683’üncü haftasında 2022-03-12 15:54:25   DİYARBAKIR - Kayıp yakınları ve İHD’nin her hafta gerçekleştirdiği eylemin 683’üncü haftasında 1994 yılında kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu’nun kaybedilme hikayesi paylaşıldı.   Gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetle katledilen kişilerin yakınları, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube yöneticileri ile birlikte "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 683'üncü haftasında bir kez daha Koşuyolu Parkı'ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 2 Mart 1994’te gözaltına alınarak kaybedilen Özgür Gündem gazetesi muhabiri Nazım Babaoğlu hatırlatıldı.   Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) üye ve yöneticileri ile birçok insan hakları savunucusunun katıldığı eylemde, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" pankartı açılıp, kaybedilen veya faili meçhul cinayetle öldürülenlerin fotoğraflarını taşındı.    Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, ülkede 1990’lı yıllarda zorla kaybettirilmeler ve faili meçhulle kendisini gösteren siyasi cinayetlerin halen bir devlet gerçeği olarak gün yüzüne çıkarılmadığını dile getirdi. Abdullah, bu cinayetlerin sistematik bir politika ile işlendiğini söyleyerek, “Bugüne kadar bütün siyasi iktidarlar bu gerçeği görmezden geldi. Yargıdaki cezasızlık politikaları da bu toplumsal gerçeği görmezden geliyor. Buna rağmen kayıp yakınlarının, Cumartesi Annelerinin ve insan hakları savunucularının mücadelesi devam ediyor, annelerin acısı devam ediyor. Devletin o karanlık dönemde yaşananlarla yüzleşmesiyle ancak annelerin acısı dinebilir” diye konuştu.     ‘Kalemlerini yerde bırakmadık’   Sözlerine yıllardır ısrarla verdikleri mücadele nedeniyle kayıp yakınları ve Cumartesi Anneleri’ni selamlayarak başlayan DFG Eşbaşkanı Serdar Altan da, özgür basın çalışanı Nazım Babaoğlu’nun akıbetini sormak için bu haftaki eylemde yer aldıklarını kaydetti. Serdar, “Nazım, hakikati arayan bir gazeteciydi. 28 yıl önce kaybettirildi. Özel savaşın yürütüldüğü yerlerden biri olan Urfa’da katledildi. Bölgede yaşananları, hakikatleri halka ulaştırmaya çalışan biriydi. Nazım’ın çalıştığı yer olan Özgür Gündem gazetesi o dönem tüm tehlikelere rağmen büyük bir sorumluluk almıştı. Nazım da önemli bir haber için gittiği Siverek’te katledildi. O günden bugüne kadar kendisinden bir daha haber alınamadı. Biz arkadaşları ve ailesi olarak her dönem onu aradık. Bu ülkedeki adalet sistemi herkeste olduğu gibi Nazım için de bir sonuç vermedi. Evet, Nazım’ı kaybettiler, Cengiz’i, Hafız’ı, Ape Musa’yı katlettiler ama asla onların mücadelesini, kalemlerini yerde bırakmadık” dedi.     ‘Haberleri birilerini ürküttü’   Nazım Babaoğlu’nun abisi İhsan Babaoğlu ise, kardeşinin o dönem devletin bütün adaletsizliklerini iliklerine kadar yaşamış biri olduğunu söyleyerek, kardeşinin 17’sine geldiğinde yaşanan adaletsizlikleri bütün dünyaya duyurmak için gazetecilik mesleğine başladığını kaydetti. İhsan, “O dönem Özgür Gündem gazetesinde stajyer olarak Urfa’da göreve başlamıştı. Yaptığı birçok haber o günlerde birilerini ürküttü. Çünkü Nazım gerçekleri yazıyordu, hiçbir gazetenin yazmadığını yazıyordu. Böyle haberlerden birini takip etmek için gittiği Siverek’te kaybedildi. O gün bugündür de bulunamadı” ifadelerini kullandı.      ‘Aramaktan vazgeçemeyeceğiz’   Nazım’ın kaybolmasından bugüne geçen 28 yıl boyunca adalet aramaktan asla vazgeçmediklerini söyleyen İhsan, sözlerine şöyle devam etti: “Güpegündüz bir araca bindirilerek kaçırılıyor. Gözaltına alınanların kimlikleri açık olmasına tanıklar ortada olmasına ve bütün bunların yargıya taşınmasına rağmen maalesef dava zaman aşımına uğrayarak sonuçsuz bıraktı. Bu demek değildir ki adalet arayışımız son bulacak. Kim oldukları belli olan ve devletinde çok iyi bildiği kişiler ne yazık ki bulunamamış ve yargılanmamıştır. Bu devletin bir ayıbıdır. Bizler kayıplarımızdan ve faili meçhul cinayetlerimizi aramaktan vazgeçmeyeceğiz.”   ‘İşte tecavüzcü korucular’ haberinin ardından hedef alındı   Nazım Babaoğlu’nun kaybedilmesi sürecini ise İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu (YK) üyesi Fırat Akdeniz anlatarak şu bilgilere yer verdi:   “Nazım Mart 1994 tarihinde, Bucak aşiretine bağlı korucuların evlerini bastıkları bir kadın öğretmen ve kardeşlerine tecavüz etmeleri haberinin ardından Siverek’e gitti. Nazım’ın yaptığı haber gazetede ‘İşte tecavüzcü korucular’ başlığıyla manşet oldu. O günden sonra gazete bürosunun etrafında şüpheli kişiler gezmeye başladı. 12 Mart sabahında Siverek’te gazete dağıtımı yapan Murat Yoğunlu Özgür Gündem gazetesi Urfa bürosunu arayarak ‘Burada çok önemli haber var, gelin’ demesinden sonra Nazım yola koyularak Siverek’e gittive en son yerel bir matbaa civarında görüldü. Daha sonra Murat Yoğunlu'dan öğrenildiğine göre korucular, Murat Yoğunlu'yu dağıtılacak gazetelerle yakalayıp, Sedat Bucak'ın Siverek'in çıkışındaki çiftlik evine götürmüştür. Halk arasında Sedat Bucak’ın bilgisi dahilinde korucuların bu evde gözaltına aldıkları insanlara işkence yapıp sorguladıktan sonra öldürdüğü ve Fırat nehrine ya da kuyulara atarak kaybettirdiği söylentileri yaygındır.   Korucular tarafından kaçırıldı   Korucular, Murat Yoğunlu'ya gazetenin abonelerini, Siverek'teki haber kaynaklarını ve ilişkilerini sorar; Sedat Bucak'ın zorlaması ile onun yanında gazete bürosuna telefon ettirilir. Murat Yoğunlu daha sonra başka bir nedenle girdiği cezaevinde ‘Ben korkudan telefon ettim’ diyerek yaşadıklarını ve Sedat Bucak’ın ‘Bakalım hangi delikanlı gelecek Özgür Gündem’den’ dediğini anlatır. Sedat Bucak'ın çiftlik evinin altındaki hücrelerde gözaltında olan başka kişiler Nazım Babaoğlu'nu görmüş, ona ne sorduklarını, ne yaptıklarını duymuşlardı. O günlerde Urfa'da Hüseyin Taşkaya ve iki kişi daha yine korucular tarafından kaçırılarak kaybedilmişti. Kayıp olan kardeşi Hüseyin Taşkaya’yı ararken Bucak’ların evinde Nazım'ı gören ve günler sonra gazetedeki resminden tanıyan Aziz Taşkaya, kendisi Bucakların evindeyken getirilen Nazım Babaoğlu’nun kim olduğunu sorduğunda ‘Bu genç, gazeteci’ cevabını aldığını ifade eder. Aynı yerde sorgulanıp bırakılan başkaları da gazeteye gelip bildiklerini anlatır. Murat Yoğunlu daha sonra anlattıkları ile bu bilgileri doğrulamış olur.    Fırat Nehri’nin kenarında cansız beden bulunur   Nazım Babaoğlu’nun yirmi gün kadar Bucakların elinde sağ olarak kaldığı ve bir araçla Urfa’da gezdirilerek sorgulandığını görenler olur. Bu duyumlar üzerine davacı olan baba Kemal Babaoğlu, polisler tarafından gözaltına alınıp tehdit edilir. O da diğer çocuklarını korumak amacıyla ‘Oğlumu kim kaçırdı ben bilmiyorum’ şeklinde bir ifade verir. Böylelikle soruşturma dosyası kapatılmış olur. Nazım Babaoğlu’nun babası ve annesi de bizzat gidip Sedat Bucak ile görüşür. Görüşmeden yaklaşık bir ay sonra Fırat Nehri'nin kenarında kimliği tespit edilemeyen cansız bir beden bulunur. Nazım Babaoğlu olabilir şüphesiyle gidip araştırmak isteyen aileye izin vermeyen emniyet yetkilileri, bulunan cenazeyi kimlik tespiti yapmadan kimsesizler mezarlığına defneder. Aileye zaman zaman gayri resmi şekilde Nazım’la ilgili tanıklıklar ulaşsa da, bu tanıklıkları resmiyete dökmeye kimse yanaşmaz.   17 yıl sonra bir tanık ortaya çıktı   2011 yılında Erzurum Cezaevi’nde kalan A.S. adlı bir tutuklu Urfa Barosu’na yazdığı mektupta: ‘Nazım'ın kaçırıldığı dönemde ben Siverek'teydim, o dönemde ben adli suçlardan dolayı aranıyordum. Dolayısıyla beni de kendi amaçları için kullandılar, Nazım'ı biz kaçırdık, falan yerde gömdük’ şeklinde bilgi paylaştı. Bunun üzerine Urfa Barosu ve İHD Urfa Şubesi’nin girişimleri ile belirtilen yerde savcı gözetiminde yapılan kazıda hayvanlara ait birkaç kemik dışında bir şey çıkmayınca İHD Erzurum'a bir heyet göndererek A.S. ile görüşmek istedi. Fakat Erzurum’da görüştükleri savcı A.S.'nin akli dengesinin yerinde olmadığını ve Trabzon'a gönderildiğini söylemekle yetindi. A.S. mektubunda baskı altında olduğunu, ölüm tehdidi aldığını, kendisine çabuk ulaşılmasını istediğini yazdığı halde heyetin kendisiyle görüşmesine izin verilmedi.   Arayışımız devam edecek   Murat Yoğunlu ise, Babaoğlu ailesinin isteği üzerine 2013 yılında Diyarbakır Savcılığı’na başvuru yaptı. Murat Yoğunlu, can güvenliği sağlanırsa ifade vereceğini söyler ancak Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığınca bugüne kadar Murat Yoğunlu’nun ifadesi alınmamıştır. Nazım’ın çalışma arkadaşları, ailesi ve DEP Urfa İl Başkanı Muhsin Melik’in girişimleri sonuçsuz kalmış; Nazım’ın kaybedilişinden 83 gün sonra ise Urfa şehir merkezinde kontrgerillanın düzenlediği suikast sonucu DEP Urfa İl Başkanı Muhsin Melik katledilmiştir. Nazım Babaoğlu ile ilgili soruşturma dosyası ise 2014 yılında zamanaşımına uğradı. Cumartesi Annesi olan Makbule Babaoğlu, yıllarca aradığı oğlunun kemiklerini bulamadan 11 Ağustos 2017’de yaşamını yitirdi. Bizler insan hakları savunucuları olarak yıllardır kendi kayıplarımızın akıbetini sorma ve faillerinin ortaya çıkarılması için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Adalet ve hakikat arayışımız son kaybımız bulana dek devam edecektir.”    Nazım Babaoğlu’nun kaybedilme hikayesinin paylaşılmasının ardından eylem tüm kayıplar için yapılan oturma eylemiyle son buldu.