Ebru Günay: Newroz 3’üncü yolun inşasının en somut hali oldu 2022-03-31 11:10:03   ANKARA - HDP Sözcüsü Ebru Günay,  Newroz kutlamalarında açığa çıkan mesajın HDP fikriyatının ve 3’üncü yolun inşasının en somut hali olduğunu belirterek“Herkesi bu mesajları doğru okumaya ve gereklerini yapmaya davet ediyoruz” dedi.    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Genel Merkez binasında gündeme dair gelişmeleri değerlendirdi.   Qazi Muhammed ve arkadaşlarının ölüm yıl dönümü   75 yıl önce Qazi Muhammed ve arkadaşlarının Mahabad Cumhuriyeti’nin kurulduğu Çarçıra Meydanı’nda idam edildiğini anımsatan Ebru, “Kürt halkının mücadelesini ve kazanımlarını tehlike olarak gören zihniyet bugün olduğu gibi o gün de baskı zor ve ölümle sonuç alacağını düşündü ama yanıldı. Qazi Muhammed ve arkadaşları hala mücadele eden, direnen Kürtlere ışık tutmaya, yol göstermeye devam ediyor. İdam sehpasındaki vasiyeti birlik ve dayanışmaydı. Bu vasiyet, Kürt halkının başarısının, kazanma rehberi olmaya devam ediyor. Bir kez daha Qazi Muhammed ve arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyorum. Onların bize bıraktığı miras Kürt bilinci ve dayanışma ruhunu Kürtler bulunduğu her yerde yeşertmeye devam edecektir” dedi.   Newroz’da çocuklara dönük düşmanlık   AKP ve MHP iktidarının baskı, şiddet, zulüm ve işkence politikalarında hiçbir evrensel, hukuksal ve ahlaki sınırının kalmadığını her gün yeniden gördüklerini kaydeden Ebru, “Son birkaç haftada yaşananlara baktığımızda bu iktidarın nasıl pervasızlaştığını, hukuktan, ahlaktan uzaklaştığını, insani değerlerden uzaklaştığını görüyoruz. Newroz’dan bu yana Kürt çocuklarına yaşatılanlar AKP ve MHP iktidarının Kürt düşmanlığının fotoğrafıdır. Bakın Bismil’de Newroz kutlamaları sonrasında anneleriyle gözaltına alınan 5 yaşındaki ikiz kardeşlerin soğuğa rağmen yöresel kıyafetleri çıkarıldı, gözaltına alındılar parmak izleri alındı. İşte bu Kürt düşmanın ve Kürtleri daha çocuk yaşta fişlemenin şekli ve en somut halidir. Kürt çocukları AKP ve MHP iktidarıyla birlikte daha 5 yaşında gözaltı merkezleriyle tanışıyor. Daha o yaşta bu iktidarın Kürt çocuklarına vaat ettiği gelecek gözaltı merkezleri işkence ve ölümlerdir. Bırakın çocuklara iyi bir gelecek bırakmayı, özelde Kürt çocukları ve Türkiye’deki bütün çocuklara vadettikleri gelecek gözaltı, işkence ve ölümdür. Bu iktidar döneminde çocukların artık can güvenliği yok” diye belirtti.    ‘Hesap sormak boynumuzun borcu’   Efe Tektekin’e çarpan zırhlı aracı kullanan polisin beraat etmesine değinen Ebru, “Efe Tektekin'in dedesinin katledildiği yerde bir yıl sonra o da zırhlı araçla katledildi. Dedesi TOMA çarpması sonucu katledilmişti. Efe Tektekin de zırhlı araçla katledildi. Katil utanmadan sıkılmadan iktidarın cezasızlık politikalarından aldığı cesaretle duruşma salonunda vicdanım rahat dedi. Failli elini kolunu sallayarak gezmeye ve başka çocukların hayatlarına kastetmeye devam ediyor. Düşünün aynı aileden iki kişi zırhlı çarpması sonucu hayatını kaybediyor bu asla kader değildir. Bu iktidarın Kürt düşmanı güvenlikçi politikaları sonucu işlenen cinayetlerdir. Yine Muhammed ve Furkan kardeşler evlerinde uyurken zırhlı aracın evin içine girmesiyle hayatlarını kaybettiler. Uğur Kaymaz, Cemile Çağırga, Berkin Elvan, Ceylan Önkol iktidarın güvenlikçi savaş politikaları sonucu yaşamını yitiren çocuklardan sadece birkaçı. Elbette bu çocukların katillerinden hesap sormak boynumuzun borcu. Türkiye’deki bütün çocuklara huzurlu ve demokratik bir ülke bırakmak bizim boynumuzun borcudur” ifadelerini kullandı.    Kobanê Davası   Kobani Kumpas davasında mahkeme heyetinin hukuksuzluklarına ve kumpaslara yenilerini eklemeyi devam ettiğine dikkat çeken Ebru, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz her duruşmada ve davada ne kadar haklı olduğumuzu ve ne kadar bu davanın kumpas davası olduğunu görüyoruz ve haklı çıkıyoruz. Sadece bir kaç oturuma baktığımızda kumpasın niteliğini anlamak mümkün. Tanık olarak dinlenecek olan Şemsettin Kalay’ın 15 Kasım 2021 tarihinde vefat etmesi nedeniyle dosyada bulunan önceki ifadesi okundu. Gözaltında alınan ifadesi okundu. Tanık ifadelerinin hangi koşullarda alınması gerektiğini uzun uzadıya anlatmayacağım. Ama nerede bakarsak bakalım bu dosyada hukuksuzluk ve usulsüzlük karşımıza çıkıyor. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü etkinliklerine katıldığı için 2 Kasım’da gözaltına alınıp tutuklanan tanığın ifadesi ısrarla 6-8 Ekim olaylarıyla bağlamaya çalışsa da tanık bunun böyle olmadığını ısrarla ve ısrarla beyan etti. Mahkeme heyetinin tüm yönlendirmelerine çarpıtmalarına ve zorlamalarına rağmen hiç bir tanık ve müştekilerin hiç biri arkadaşlarımızdan şikayetçi olmadı. Bu olayların arkadaşlarımızla ilgisinin olmadığını söylediler. Hala arkadaşlarımızın ifadeleri bitmeden tanık ve müştekilerin dinlenmesi başka bir usulsüzlüğe işarettir.    Bahtiyar Çolak’ın attığı her adım şaibelidir   Önceki Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak ‘Atadedeler’ adı verilen suç örgütüne düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. İşte Kobanê Kumpas Davası’nın çeteler tarafından yürütüldüğünün somut göstergesidir bu gözaltı. Böyle bir mahkeme başkanının aldığı kararların adil ve hukuka uygun olduğunu kim söyleyebilir. Elbette kimse söyleyemez. Bahtiyar Çolak’ın imzasının olduğu aldığı her karar, yaptığı her işlem ve katıldığı her duruşma şaibelidir ve iptal edilmelidir. Bir çete üyesi hakim, arkadaşlarımız hakkında defalarca tutuklama kararı verdi. Aslında çetelerin etkisi Kobanê Kumpas Davası’nda hukuksuzluk ve adaletsizliğin somut göstergesi oldu. Kobanê Kumpas Davası’nda savunma yapan her arkadaşlarımız savunmalarıyla yargılamaya devam ediyor. Son olarak sevgili Ahmet Türk’ün de dediği gibi; ‘Bizler 12 Eylül zindanlarını yaşadık, dokunulmazlıklarımız kaldırıldı, baskılarla bizi demokratik siyasetten koparmaya çalıştılar. Bugün de haksız hukuksuz Kobanê davasıyla karşı karşıyayız. Ancak Kürt sorunun demokratik siyasetle çözüleceğine inandığımız için bugüne kadar mücadele ettik ve bundan sonra da mücadele etmeye devam ediyoruz.’ İşte arkadaşlarımızın tavrının özeti burada gizlidir.”   Rusya ve Ukrayna savaşında Türkiye’nin arabuluculuk rolü    Parti olarak her türlü her türlü toplumsal sorunun, çatışma ve çelişkilerin, müzakere ve diyalog  yoluyla çözülebileceğine inandıklarını kaydeden Ebru, “Barışçıl çözümler için mücadele eden bir partiyiz. Gittikçe derinleşen ve insani trajedilerin yaşandığı Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta da tek çıkar yolun müzakere diyalog ve barışçıl çözümler olduğunu ilk günden itibaren savunduk bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Ukrayna ve Rusya arasında yapılan her türlü müzakereyi de yakından takip ediyoruz. Türkiye’nin görüşmelerdeki rolü elbette önemlidir ve önemsiyoruz ancak iktidarın büyük bir uluslararası barış olarak lanse ettiği rolüne ilişkin kaygılarımız endişelerimiz ve şüphelerimiz var. İktidarın hem içeride hem bölgesel sorunlarda savaşçıl politikalarını yakından biliyoruz. İktidarın savaş politikalarının bedelini Türkiye toplumu hala ödüyor. Barışçıl arabuluculuk elbette önemli ama aynı barışçıl çaba Türkiye halkları için de verilmeli” dedi.   ‘Umuyorum ben bu mutabakatı tanımıyorum demez’   Rusya ve Ukrayna heyetlerinin görüşme gerçekleştirdiği Dolmabahçe’de Türkiye halkları için 2015 yılında barışçıl bir kader anının gerçekleştiğini anımsatan Ebru, ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendi çıkarlarıyla çeliştiği için “Dolmabahçe mutabakatını tanımıyorum” diyerek geleceği belirsiz bir çöküşe sürüklediğini vurguladı. Bu durumun Türkiye halklarının son 7 yılda büyük kayıplar ve acılar yaşamasına neden olduğuna işarete eden Ebru, “Kuzey komşularıyla barışçılar çabalar yürütürken güney sınırlarında haklara ölüm ve katliamı reva gördü. Görüşmeler esnasında bile AKP iktidarın Kuzeydoğu Suriye’de Eyn İsa kasabasını bombalamakla meşguldü. AKP’nin barışçıl politikalarından ne denli uzak olduğunu en iyi bizler yani HDP olarak bizler biliriz. Umuyoruz ki Rusya ve Ukrayna arasında bir mutabakat oluşursa Dolmabahçe de Erdoğan kendi çıkarlarına hizmet etmediği gerekçesiyle Erdoğan ev sahibi olarak ben bu mutabakatı tanıyorum demez. Buradan görüşmecilere de bu uyarımızı yapmak istiyoruz” şeklinde konuştu.    ‘Seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği belgelendi’   Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Komitesinin 23 Mart’ta toplantı gerçekleştirdiğini anımsatan Ebru, “Bu toplantıda Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen kabul edilen bir rapor var. Kuşkusuz bu rapor çok önemli Türkiye demokrasisi açısından. Bu raporla kayyımların kabul edilemez olduğu, terör kavramının yargı tarafından geniş bir yelpazede ele alındığından insan hakları ihlallerine neden olduğu belirtildi. Kayyımlarla seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğini hem Avrupa'daki kuruluşlar hem de parti kurullarında bunu biz birçok kez ifade ettik. Bir kez daha AK’nin raporuyla seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği belgelenmiş oldu. Bu duruma ilişkin AKP ve MHP’nin Kürt halkının iradesini gasp etme yaklaşımı bütün kamuoyu tarafından biliniyor. Muhalefetin tutarsız siyaseti bir kez daha rapor görüşülürken, raporun oylanmasında ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.    CHP’nin tutumu   CHP’li belediye başkanının AK görüşmelerinde yaptığı konuşmaya tepki gösteren Ebru, bu durumun “iktidar gölgesindeki siyasetlerinin” göstergesi olduğuna dikkat çekti. Ebru, “Türkiye’nin geleceği tutarlı ve iktidardan bağımsız bir muhalefetle inşa edilir ki o da ancak ve ancak HDP’nin öncülük ettiği 3’üncü yol siyaseti ve HDP fikriyatıyla mümkündür” diye ekledi.    ‘Alanlar çok önemli mesajlar verdi’   15 Mart’ta Beytüşşebap'ta startı verilen ve 21 Mart’ta görkemli bir kutlama ile finali Diyarbakır’da gerçekleştirilen Newroz kutlamalarına değinen Ebru, şöyle devam etti: “Buna dair kapsamlı değerlendirmeler yapıldı ama bir iki noktanın altını çizmek istiyorum. Newroz Türkiye’deki iktidarı ve muhalefeti ile çözümsüzlüğü dayayanlara çözüm yolunu gösterdi. Kürt halkının ulusal demokratik hak talepleri Newroz alanlarında başat talepti. Ama bu Newroz’da milyonlar hayat pahalılığına, emeğin sömürülmesine, kadın katliamlarına, ülke kaynaklarının talan edilmesine, açlığa ve yoksulluğa da isyan ettiler. İstanbul, İzmir, Manisa, Aydın, Ankara, Çanakkale, Denizli, Tekirdağ, Konya gibi birçok batı illerinde Kürt halkı ile Türkiye’nin emek ve demokrasi güçleri tabanda buluştu, taleplerde ortaklaştı, geleceğe dair sözünü ve taleplerini birleştirdi. Bu kutlama aynı zamanda kadınların özgürlük talepleriyle ile gençlerin özgür gelecek taleplerini aynı zamanda birleştiği bir kutlama oldu. Bu kutlamalar ile HDP fikriyatının ve 3’üncü yolun inşasının en somut yolu olarak görüyoruz. 8 Mart ve Newroz coşkusuyla Kürt halkının emek ve demokrasi güçleri ile Kürt halkının taleplerinin birleştiği 1 Mayıs’a giderken bütün alanlarda direnişi ve mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. Alanlar çok önemli mesajlar verdi ve herkesin bu mesajları doğru okumaya ve gereklerini yapmaya davet ediyoruz.”