'Melek Karaaslan davasında sürecin takipçisi olacağız' 2022-04-09 09:05:09   Hikmet Tunç   VAN - Melek Karaaslan’ı sistematik şiddete maruz bırakan ve katleden faillere verilen hapis cezalarını değerlendiren Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey, “Yargı paketleriyle toplumdaki öfkenin azaltılması amaçlanıyor” diyerek sürecin takipçisi olmayı sürdüreceklerini ekledi.    Kadına yönelik şiddetin artarak sürdüğü Türkiye’de faillere yönelik yargının “cezasızlık” politikaları, “iyi hal” indirimleri ile uzun yıllara yayılan yargılama süreci kadın katliamlarına davetiye çıkarırken, iktidar ise yargı paketleriyle kadını değil, aile birliğini korumaya çalışıyor.    Ağrı’nın Hamur ilçesine bağlı Çağlayan Köyü’nde çocuk yaşta evlendirilen Melek Karaaslan, evlendirildiği erkek ve ailesi tarafından sistematik işkence sonucu 25 Temmuz 2012 tarihinde yaşamını yitirdi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey dava sürecini ve kadına yönelik şiddete ilişkin çıkan yargı paketlerini ajansımıza değerlendirdi.   ’Fiziksel şiddet sonucu akıl sağlığını kaybetti’   Melek’in ölümünün üzerinden on yılı aşkın bir süreçte dava dosyasının iki kez Yargıtay’a gittiğini belirten Müjde, bir kadın cinayeti dosyası için oldukça uzun bir yargılama süreci olduğunu ve bunu eleştirerek söze başlamak gerektiğini vurguladı. Yargılama süresince Melek’e yaşatılanların “acımasızca” olduğuna işaret eden Müjde, “Melek’in çektiği eziyet, gördüğü fiziksel şiddet sonucunda hastalandığı ve akıl sağlığını kaybettiği, yürüyemeyecek hale gelerek yatalak olduğu resmi raporlarla ispatlandı. Melek aradan geçen 14 aylık süre içinde tedavisi için hiçbir şekilde hastaneye götürülmemiş ve hastalığın ilerleyerek yatalak kalmasına neden olunmuştur” dedi.    ‘Ölsün diye tuvalete kapatılmış’   Melek’in14 ay boyunca hastaneye götürülmediğini ve “ölmesi için” tuvalete kapatıldığını kaydeden Müjde, komşuları ağır kokudan şüphelenmesi ve polise haber vermesi ile Melek’in cansız bedenine ulaşıldığını hatırlattı. Müjde, “Melek’in küçücük bedeninde yaralar oluşmuş ve kurtlanmaya başlamış. Enfeksiyonun tüm vücuda yayılması sonucu yaşamını yitirmiş. Tuvalete kapatıldığı süreçte hiçbir gıda takviyesi almamış, aç bırakılmış. Otopside vücudunun kurtlandığı bilgisi yer alıyor. Gerçekten korkunç bir ölüm. Hazırlanan raporun mahkemeye gönderilmesi ardından tüm bu gerçekler ortaya çıktı. Ağır bir ihmal var ortada” sözlerine yer verdi.    ‘Kasten insan öldürme suçudur’   Müjde, ihmali “kişiden yapmasını beklediğimiz yükümlülüklerin bilinçli olarak yapılmaması şeklindedir” diyerek yorumladı. Melek’in yaşamını yitirmesinin “Kasten insan öldürme suçu” olduğunun altını çizen Müjde, “Melek daha önce karda çocuk doğurmak zorunda kalmış, çok ağır hastalıklarla boğuşurken tuvalette yere yatırılarak kelimenin tam anlamıyla yavaş yavaş öldürülmüştür. Bunun oldukça canice bir ölüm olduğunun altını çizmek isterim. Unutulmamalıdır ki meleğin eşi Ferdi ile ailesinin bakım gözetim yükümlülüğü vardır. Ancak bile isteye bu neticeyi önleme yükümlülüklerinden imtina etmişlerdir. Bu tarz bir suçun bir insanın doğrudan hedef alınarak tek kurşunla öldürülmesinden çok daha ağır olduğu kanaatindeyim” diye kaydetti.    İşkenceyi görmeyen mahkeme faile ‘iyi hal’ uyguladı   Müjde, Türk Ceza Kanunu’nun fail Ferdi’yi “Kasten insan öldürme” ve “Eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek, Ferdi’nin anne ve babasının ise yardım etmeleri sebebiyle buna göre en üst halden cezalandırılmaları gerektiğini ancak mahkemenin buna rağmen “iyi hal indirimi” uyguladığına dikkat çekti. Müjde, “Maalesef ki kanunumuzda bu suçtan dolayı açıkça indirim sebebi düzenlenmiş ve hakimler tarafından sanki zorunluymuşçasına ceza indirimi yapılmaktadır. Oysaki burada Melek’in yavaş yavaş aylarca işkence çekerek öldürülmesi neticesi göz önünde bulundurulup ceza indirimi yapılmamalıdır” dedi.    ‘Yargı paketleriyle toplumdaki öfkenin azaltılması amaçlanıyor’   Kadına yönelik şiddet ve katliamların çıkarılan acil yargı paketleriyle önlenemeyeceğini vurgulayan Müjde, devletin kadına yönelik şiddeti önleyici politikalarını da “samimi” bulmadığını söyledi. Müjde, “Kadınlar katlediliyorlar ve oluşan siyasal atmosferde ‘ailenin kutsallığı bozulmasın’ denilerek kadınlar bilinçli olarak korunmamakta ve güçlendirilmemektedir. Mevcut yasalar aslında çok ağır hapis cezaları ile hukuki yaptırımlar barındırmakta. Ancak yasa uygulayıcılar da iktidar yanlısı oldukları veya ailenin kutsallığına inandıkları için, kadınlar lehine yasaları uygulamamaktadırlar. Panik halinde yapılan yasa düzenlemeleri ile toplumdaki öfkenin azaltılması amaçlanıyor. Hâlbuki gerçekte bugün deneyimlediğimiz şey, aileci, aileyi koruyan, koruyabilen düzenlemeler rejim değil, boşanmak, kaçmak isteyen kadını durduran, onu şiddet gördüğü eve geri gönderen ve gericiliği besleyen bir düzen.  Nihayetinde toplumun maddi örgütlenme şekli doğrudan aileyi, kadınla erkeğin, ebeveynle çocuğun ilişkisini belirlemektedir” ifadelerini kullandı.    Müjde, Melek Karaaslan davasının hukuki sürecini Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak sonuna kadar sürdüreceklerini kaydetti.   Ne olmuştu?   Hamur ilçesinde 2012 yılında evli olduğu erkek ve erkeğin ailesi tarafından şiddet gören ve 4 metrekare bir alana kapatılan Melek Karaaslan’ı katletmişti. Fail Ferdi Karaaslan’a verilen 16 yıl 4 ay, kayınpederi Kutbettin ile kayınvalidesi Naciye Karaaslan’a verilen 6 yıl 3’er aylık hapis cezaları, Önce Çocuk ve Kadın Derneği Başkanı Müjde Tozbey Erden’in itirazıyla Yargıtay 1’nci Ceza Dairesi'nce az bulunarak bozuldu. Ağrı 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanan tutuklu Ferdi Karaaslan’ın cezası 16 yıl 8 aya, tutuksuz Naciye-Kutbettin Karaaslan’ın cezaları ise 12 yıl 6’şar aya çıkarıldı. Melek’in babası ise beraat etti.   Dosya iki kez bozulmasına rağmen ‘iyi hal’ indirimi uygulandı.   Melek’in ve faillerin avukatları bir kez daha itiraz ederek davayı temyiz etti. Yargıtay’da tekrar incelenen dosya ile ilgili ikinci kez yeniden yargılama kararı verilerek dosya tekrar Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Yapılan yeniden yargılamada Melek’in eşi Ferdi Karaaslan’a 19 yıl 2 ay, kayınpederi Kutbettin ile kayınvalidesi Naciye Karaaslan’a 15’er yıl hapis cezası verildi.