HDK’den 1 Mayıs deklarasyonu: İttifakı alanlarda zirveleştirelim! 2022-04-19 12:24:10   İSTANBUL - 1 Mayıs deklarasyonunu açıklayan HDK, “8 Mart ve Newroz bilinci ile emekçilerin, işçilerin sınıf mücadelesiyle 1 Mayısta buluşma vaktidir. Haydi gelin, egemenlerin ve faşizmin korkulu rüyası olan bu birleşik ruhu ve toplumsal ittifakı 1 Mayıs alanlarında zirveleştirelim” dedi.    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu, 1 Mayıs deklarasyon metnini yayınladı. “8 Mart ve Newroz bilinciyle 1 Mayıs’a akıyoruz” başlığıyla paylaşılan deklarasyon metninde, ülkenin demokratik mücadeleye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu belirtildi. Deklarasyon metninde, 8 Mart ve Newroz meydanlarında faşizme karşı toplumsal bir iradenin güçlü bir şekilde açığa çıktığı vurgulanarak, başka bir yolun ve demokratik bir Türkiye’nin mümkün olduğu mesajını verildi.   ‘Bizler yaşamı üretenleriz!’   “Bizler emekçileriz, halklarız, yaşamı üretenleriz, hayatın ta kendisiyiz” ifadelerine yer verilen deklarasyonda, “Bizler her türden sömürü çarkı içerisinde nefessiz ve yolsuz bırakılmaya inat kendi toprağından nefes alan, kendi bilinciyle yolunu bulan milyonlarız. Bizler ülkenin gerçek sahipleriyiz kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı sistem siyasetlerinin dışında en dönüştürücü ve en büyük toplumsal demokratik gücüz” denildi.   Savaşların ve ekonomik krizin arttığı bir süreçte 1 Mayıs’ın karşılandığı belirtilen deklarasyon metninde, “Bizler 8 Martlarız, Newrozlarız, 1 Mayıslarız... Evet, gün 1 Mayıs’a döndü. İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı, sermaye saldırılarının halkları, işsizliğin, yoksulluğun, açlığın, hastalıkların, savaşların, ekolojik yıkımın, patriyarkanın, göçün ve mülteciliğin pençesine daha fazla aldığı bir zaman diliminde karşılıyoruz” sözleri kullanıldı.   ‘Savaşlar iktidar savaşlarıdır’   Küresel emperyalist çağın her anının bir zulüm anına, her mekânının da bir zulüm mekanına dönüştüğü belirtilen metinde şunlar kaydedildi: “En son Ukrayna’da görüldüğü gibi, dünyanın dört bir yanında sürdürülen ve kışkırtılan savaşlar, küresel hegemonya mücadelesinin ve kapitalizmin azami kâr hırsının bir sonucu. Oysa bilmekteyiz ki olan ve olacak bütün savaşlar, sermayenin çıkarlarını önceleyen devletlerin iktidar savaşlarıdır. Doğal toplumun özüne yabancı bu savaşlar, sermaye sahiplerini zenginleştirirken dünya halklarını daha fazla yoksullaştırmıştır, yoksullaştıracaktır” ifadelerine yer yer verildi. Bu hegemonya savaşlarında bizlere dayatılan, daha fazla ölüm ve yıkım, daha fazla yerinden göç, daha fazla geleceksizlik, daha fazla açlıktır.”     ‘AKP-MHP iktidarı baş sorumludur!’   Bölgesel ve küresel savaş ikliminden dahi kendi bekası için yararlanmaya çalışan bir “saray rejimiyle” karşı karşıya kalındığı vurgulanan metinde,  şöyle denildi: “Sermaye sınıfının biricik temsilcisi haline gelmiş AKP-MHP iktidarı barınamayan, ısınamayan, geçinemeyen milyonlar gerçekliğinin baş sorumlusudur. Temel bir insani hak olan barınma hakkı için ödediğimiz kiralar, her geçen gün katlanılmaz bir şekilde artıyor. Genç işsizliğin zirve yaptığı günümüzde, iş cinayetlerinde her gün canımızı veriyor, ısınmak ve aydınlanmak için ödediğimiz faturaların altından kalkamıyoruz. Tekelci sermaye yanlısı tarım politikaları nedeniyle ne çiftçi kazanıyor, ne de pazardaki fiyatlar düşüyor. Eğitim ve sağlık politikaları dibe vurdu. Çocuklarımız eğitimden eşit oranda yararlanamıyor. Çocuk işçiliği her geçen gün yaygınlaşıyor. Sermaye yanlısı ve kâr odaklı sağlık politikaları nedeniyle ne sağlık çalışanlarının yüzü gülüyor, ne de bizlerin. Ömrümüz yollarda, balık istifi gibi doldurulduğumuz araçlarda 4253 lira olarak belirlenmiş asgari ücretli işlerimize ulaşabilmek için ödediğimiz ulaşım ücretlerini denkleştirmekle geçiyor. Özcesi diyoruz ki geçinemiyoruz!   Halklar direniyor   İşçiler ve emekçiler, kapitalist sömürü düzeninin dayattığı köleliğe karşı onurlu ve insani bir yaşam için direndi, direniyor: Yemeksepeti çalışanları, kuryeler, inşaat işçileri, çorap işçileri, katı atık toplayıcıları, Migros ve Farplas işçileri ve daha niceleri… Gençler direniyor: Boğaziçi’nde, sokak eylemlerinde, okullarında, iş yerlerinde… Kadınlar, 25 Kasım ve 8 Mart’ta yarattıkları isyan ruhuyla patriyarkal düzene karşı emekleri, bedenleri ve kimliklerinin özgürlüğü için direniyor. Kürt halkı Newroz alanlarında, hapishanelerde, iş yerlerinde, ulusal demokratik talepleri, barış ve özgürlük için direniyor. Aleviler, eşit yurttaşlık hakkı ve ibadet yerlerinin yasal statüye kavuşturulması için, toplumsal inanç savunucuları din bezirganlarına karşı direniyor. Doğa savunucuları sermaye talanı karşısında dağın, denizin, ormanın, börtü-böceğin hakkı için direniyor. Hayatın ve üretimin dışına itilmek istenen emekliler ve yaşlılar tüm bilgi, birikim ve deneyimlerinden aldığı güçle direniyor. AKP-MHP faşist blokunun sermaye lehine yürüttüğü politikalara, yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, sömürüye, insanlık dışı şartlarda yaşamaya mahkum değiliz. İnsanca bir yaşam hepimizin hakkı ve yurttaşların kötüleşen ekonomik koşullarının iyileştirilmesi kaçınılmaz. İvedilikle asgari ücretler iyileşsin, zamlar geri alınsın diyor ve haykırıyoruz: Artık yeter!   Biz kazanacağız!   Diktatörlük heveslilerine karşı tüm ezilenlerin bir araya gelmesine, barış ve özgürlük ilkesi üzerinden yükselen eşit, adil ve demokratik bir ülke mücadelesine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. 8 Mart ve Newroz meydanları, faşizme karşı toplumsal iradenin, yeni bir ulus devletçi restorasyonculuğa karşı da toplumsal bilincin zirvesi oldu. Milyonlar, her iki egemenlikçi güç dışında başka bir yolun ve demokratik bir Türkiye’nin mümkün olduğunu gösterdi. Şimdi sıra, 8 Mart ve Newroz bilincini, umudunu ve iradesini 1 Mayıs alanlarında daha yüksek bir toplumsal ifadeye kavuşturmakta. Şimdi vakit, 8 Mart’tan devraldığımız Kadın özgürlük iradesini ve Newroz’dan yüklendiğimiz Kürt Halkının özgürlük ısrarını 1 Mayıs’ta emekçilerin, işçilerin sınıf mücadelesiyle buluşturma vaktidir. Haydi gelin, egemenlerin ve faşizmin korkulu rüyası olan bu birleşik ruhu ve toplumsal ittifakı 1 Mayıs alanlarında zirveleştirelim, barış, demokrasi ve özgürlük türkülerimizi hep birlikte söyleyelim ve faşizmi yeneceğiz, biz kazanacağız! diyelim.”