Êfrîn’de kadınlar hedefte: Kentte gözlem yapılmalı 2022-04-20 09:10:01   Derya Ren   DİYARBAKIR - Türkiye'nin saldırısından önce kadın kenti olan Efrîn'in demografik yapısının değiştirildiğini ve kadınların hedef alındığını belirten Efrîn Kongreya Star Koordinasyon üyesi Şêrîn Hesen, " Kadınlara yönelik kaçırma, hedef alma, gözaltılar ile kadınların direnişine gölge düşürmek istiyorlar” dedi. Şêrin ayrıca tüm dünyadan insan hakları savunucularını bölgede gözlem yapmaya davet etti.    Türkiye ve ona bağlı cihatçı gruplar 20 Ocak 2018 yılında Efrîn'e saldırmış, başlatılan saldırılarının ardından tüm dünyanın gözleri önünde kentte birçok insanlık suçu işlenmişti. Efrîn İnsan Hakları Örgütü'nün açıkladığı verilere göre saldırıların ardından üç yüz bin kişi yerinden edilirken, 450 bin kişiye yakın yabancı uyruklu kente yerleştirildi. Yine verilere göre kentte 18 Mart 2018 ile 25 Ekim 2021 tarihleri arasında 84 kadın katledildi, kadınlardan 6’sı yaşamına son verdi 71 kadına ise tecavüz edildi. Resmi olmayan verilere göre de kentte yüzlerce kadın çeteler tarafından kaçırıldı.    Efrîn Kongreya Star Koordinasyon üyesi Şêrîn Hesen, Efrîn'de kadınların kaçırılması başta olmak üzere kentte Türkiye ve ona bağlı grupların işlediği insanlık suçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Yürütülen politikaların temel hedefi kadınlar oluyor’   58 günlük direnişin ardından, Efrînlilerin kentten çıkmak zorunda kaldığını hatırlatan Şêrîn, kente yönelik saldırıların farklı amaçlar taşıdığını belirtti. Şêrîn, “Saldırı yaptıkları zaman ‘Efrîn’de teröristler var’ diyorlardı. Öte yandan Türkiye, sınırlarının güvenli olmadığını ve Efrîn’de eşit bir yaşamın olmadığını öne sürüyordu. Yaklaşık 5 yıldır Efrîn’den çıkmak zorunda kaldık. Şuan kentte yürütülen politikalar ahlak ve hukuk dışı. Doğadan tutalım, tarihi yerlere, orada kalmak zorunda kalan vatandaşlara karşı yapılanlar sıradan şeyler değildir. Yürütülen bu politikaların temel hedefi özelde kadınlar oluyor” dedi.   ‘İşgalden önce kadın kentiydi’   Türkiye’nin Efrîn’e yönelik saldırısı öncesi kentte Özerk Yönetim’in olduğunu belirten Şêrîn, “Efrîn kadın kenti olarak ele alınıyordu. Devrimin inşasında kadınların rengi ön plandaydı. Ancak şuan baktığımız zaman kadınlara yönelik kaçırma, hedef alma, gözaltılar ile kadın kenti olan Efrîn’in kimliğini değiştirmek istiyorlar. Bununla beraber kadınların direnişine gölge düşürmek istiyorlar. Çünkü özgür, iradeli, kendi toprağı ve kimliği için savaşan kadını kabul etmek istemiyorlar. Kısacası Efrîn’de yürütülen bu saldırı politikaları özgür kadından intikam anlamı taşıyor. Kentin tarihine baktığımız zaman doğa ile bütünleştiğini ve buna göre yaşam alanları oluşturduğunu görmekteyiz. Efrîn’e yönelik gerçekleştirilen saldırıların ilk haftasında şehit düşen Barîn Kobanê’nin cenazesine saldırı gerçekleştiğini biliyoruz. Bu saldırı ile bize, ‘Eğer siz özgür kadını yaratmaya çalışırsanız, sizi köleleştirmek için her yöntemi deneyeceğiz’ mesajı verilmek istendi” ifadelerini kullandı.   'Efrîn'e dönmekte kararlıyız'   “Barîn Kobanê’nin cenazesine yapılan saldırıların görüntülerinin yayınlanması ile Kürt kadınların iradesini yıkmak istediler” diyen Şêrîn,  sözlerini şöyle sürdürdü: "Evet kadın bedeni üzerine çok ciddi saldırılar var ancak bununla beraber de çok büyük bir direniş de var. Biz Kürt kadınları olarak dağlarımızdan, doğamızdan gücümüzü alıyoruz. Tekrardan Efrîn'e dönmekte ve orada yaşam sürmeye  kararlıyız. Saldırıların temel amacı sadece Efrîn'i ele geçirmek değildi, bununla beraber bölgenin demografik yapısını bozmaktı. Saldırılardan önce orada yaşayan halkın yüzde 98'i Kürt'ü ancak şuan baktığımız zaman yüzde 15'lik bir kesim sadece Kürtlerden oluşuyor. Şuan orada yaşayanların hepsi çevre bölgelerden toplanıp getirilen kişilerden oluşmakta. Ve onları Efrîn'in sahipleri yapmak istiyorlar."   'Korku yaratılmaya çalışılıyor'   Şêrîn, Efrîn'de yaşayan halkların sorunlarına dikkat çekerek "Bize ulaşan kişiler tehlike altında olduklarını dile getiriyorlar. Bununla beraber kente yaşayan çetelerin her an evlerine gelme ihtimalinin de olduğunu söylüyorlar. Gözaltına alınan kadınların hepsinin alınma gerekçesi daha önce Özerk Yönetim ile beraber çalışmaları oluyor. Yapılan gözaltılar ile orada bulunan Kürt halkı üzerinden korku yaratılmaya çalışılıyor" diye ekledi.   ‘Kadınlar çocuklarının gözü önünde saldırı ve işkenceye maruz kalıyor’   Efrîn'de yürütülen saldırı ve talan politikalarına karşı dünya devletlerinin sessiz kalmasını eleştiren Şêrin "Bu sessizlik çetelere ve talancılara destek olmak anlamına gelmektedir" dedi. Şêrîn, "Ne zaman ki onların çıkarlarına ters bir şey olsa o zaman ses çıkarılır. Biz şu an da Efrîn'de yürütülen insanlık dışı politikaları raporlaştırıyoruz ve daha sonra insan hakları örgütlerine gönderiyoruz. Ancak tüm raporlarımıza rağmen insan hakları savunucuları ve Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı devletlerin herhangi bir adım atmadığını görüyoruz. Bu sessizliği kınıyoruz. Efrîn'de kaçırılan kadınların sayısı belli değil. Bu sayı yüzlerce ancak tam net değil. Kentte büyük bir korku yaratılmış. Kaçırılan kadınların çoğunun çocukları ile beraber alındığını biliyoruz. Şu an elimizde olan verilere göre şu an Efrîn'de cezaevinde olan 29 kadın çocukları ile beraber kalıyorlar. Kadınlar çocuklarının gözleri önünde saldırılara ve işkencelere maruz kalmakta. Tabi tutuklu kadın sayısının daha fazla olduğunu biliyoruz" sözlerine yer verdi.    İnsan hakları savunucuları kentte gözlem yapmalı    Kadın örgütleri başta olmak üzere insan hakları savunucuları ve BM'ye çağrıda bulunan Şêrîn, konuşmasını şu sözler ile sonlandırdı: "Efrîn'de saldırılar devam ettiği sürece bizler, kente dönmeyeceğiz. İnsan hakları savunucularının kente gelerek yaşananları görmelerini istiyoruz. Bizler Efrînliler olarak kendi topraklarımıza geçerek özgür bir şekilde yaşamak istiyoruz. Öte yandan biliyoruz ki Efrîn'i eski haline getirecek olan tek sistem Demokratik ulus sistemidir."