İHD: Bugün yaşananlar soykırımın laneti! 2022-04-24 13:11:46     İSTANBUL/ANKARA - İHD Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Ermeni Soykırımı’nın yıldönümünde “Tanı, Af Dile, Tazmin et” başlığıyla gerçekleştirdiği açıklamada “Soykırımın her şeyden önce devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz” diyerek yüzleşme çağrısında bulundu.    İnsan Hakları Derneği (İHD) Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, 24 Nisan 1915 Soykırımın yıldönümüne ilişkin “Tanı, Af Dile, Tazmin Et” şiarıyla İstanbul ve Ankara'da basın açıklaması gerçekleştirdi.   İstanbul   İHD İstanbul Şube binasında “Soykırım”, “İnkara son” pankartının açıldığı açıklamaya İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, komisyon üyeleri Gülistan Yarkın, Özge Akyüz ve Meral Çıldır, 24 Nisan Anma Platformu üyesi Yıldız Önen, avukat Jiyan Kaya ve çok sayıda kişi katıldı.    ‘Yargı soykırımı anmak suç değil diyor devlet engelliyor’   Açıklamada konuşan İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, Erivan’da ki soykırım anıtında soykırımı tanıyan kişiler listesinde İHD İstanbul Şubesi’nin de adının olduğunu ve bundan dolayı gurur duyduklarını söyledi. 2005 yılında 2008 yılına kadar hiç engellenmediklerini hatta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın arşivlerin açılması yönünde söylemlerde bulunduğunu hatırlatan Eren “2018 yılında soykırım kavramını kullanmazsanız açıklama yapabilirsiniz dediler bizde bunu kabul etmedik. Arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bu süreçte savcılık bunun düşünce özgürlüğü kapsamında olduğuna karar verdi. Daha sonra Diyarbakır Barosu soykırımın tanınması için basın açıklaması yapmak istedi ve ona da dava açıldı. Baro hakkında da suç yoktur diyerek beraat kararı verildi. Devlete soruyoruz sizin yargınız soykırımı tanı demek suç değildir diyor o zaman niye engelliyorsunuz.  Şiddet uygulamıyoruz barışçıl şekilde bu konuyu konuşalım diyoruz. Biz durduğumuz yerdeyiz değişen devlet. Biz size ayak uydurmak zorunda değiliz. 24 Nisan 1915’in soykırım olduğunu düşünüyoruz. Tanınmasını, af dilenmesini ve zararların tazmin edilmesini istiyoruz” diye konuştu.   ‘Yaşananlar soykırımın laneti’   1915 soykırımından bu yana bu toprakların gün yüzü görmediğini belirten komisyon üyesi Meral Çıldır da yeni soykırımların, kanla bastırılan direnişlerin, darbelerin, cezaevlerinde yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin, hukukun ve demokrasinin ayaklar altına alınmasının, ekonomik çöküntülerin nedeninin soykırımın laneti olduğunu söyledi. Meral, “Birinci Dünya Savaşı’nın öncesinde, İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin verilerine göre Osmanlı İmparatorluğu’nda yaklaşık 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Kent, kasaba, mahalle, köy olarak batıdan doğuya, kuzeyden güneye, Küçük Asya’nın her yerinde tam 2 bin 925 Ermeni yerleşimi bulunuyordu. Buralarda yaşayan Ermeni cemaatlerinin bin 996 okulu, 173 bin erkek ve kız öğrencisi, 2 bin 538 kilise ve manastırı vardı. 1915’te başlayan soykırım ve sonrasında, bu yerleşim yerlerinden geriye hiçbiri kalmadı. 60 bin civarında olduğu tahmin edilen bugünkü Ermeni nüfusu büyük çoğunlukla üç büyük şehre dağılmış olarak yaşıyor. Devlet Ermenileri imha etmekle kalmadı, izlerini de sildi. Kiliseler sadece doğa koşullarının tahribine bırakılmakla kalmadı, topa tutularak, dinamitlenerek yıkıldı. Anadolu’daki okulların hiçbiri artık yok” dedi.    ‘Sadece insanlar değil her şey katledildi’   Soykırımda sadece insanların kitleler halinde katledilmediğini vurgulayan Meral, toplumsal doku olan okulların, kiliselerin, mezarlıkların, manastırların ve işyerlerinin de yok edildiğini ifade etti. “Soykırım yalnızca tüyler ürperten katliamlardan, nehirlerden ölülerin akmasından, vadilerin parçalanmış insan bedenleriyle dolmasından ibaret değil” diyen Meral, “Soykırım, ölümün tercih edildiği, ölümün kurtuluş olduğu, insanın insanlıktan çıkarıldığı korkunç bir sürgünden, hastalık ve tecavüzden, kuşaktan kuşağa aktarılan derin bir yaradan bağışlanamaz bir zulümden ibaret de değil. Soykırım aynı zamanda soygun, talan, yağma, muazzam bir hırsızlık. Hırsızlık, değeri hesaplanamayacak boyutlardaki taşınmaz mallarıyla, işlikler, bağlar, bahçeler, tarlalar, konaklar, evler, hastaneler, manastır ve kilise arazileriyle de sınırlı değil. Hırsızlık, katledilen Ermenilerin bankalardaki hesaplarına, değerli eşya kasalarına el konulmasını da içeriyordu. Soygunun bu boyutunun tutarı 1915 yılının parasıyla 22 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Ermeni Soykırımı 107 yıldır inkâr ediliyor. İnkârın, insanlığa karşı işlenmiş bu akla hayale sığmaz suçun gizlenmesinde bu büyük hırsızlığın da payı var” diye ekledi.    ‘İnkar en yaygın insan hakları ihlalidir’   İnsan hakları savunucuları olarak soykırımın politika, diplomasi ve uluslararası ilişkilere indirgenemeyecek kadar önemli bir konu olduğuna dikkat çeken Meral, “Soykırımın her şeyden önce devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz.  İnkâr en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir. İnkâr, böyle bir telafi ve adaletin yerine gelmesi sürecinin de önünde engeldir. Bu yüzden, soykırımın 107. yıldönümü olan 24 Nisan 2022 günü, İnsan Hakları Derneği Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak bir kez daha ‘Soykırımı tanı! af dile! tazmin et’ diyoruz” dedi.   ‘Garo Paylan’a gelebilecek en küçük zarardan iktidar sorumludur’   Ardından Garo Paylan’ın Mecliste Ermeni Soykırımının araştırılması yönündeki talebinden sonra hedef haline getirilmesine ilişkin konuşan Eren, “Garo Ermenilerin acılarından söz eden bir talepte bulunmuştur. Bakanlığı’nın verdiği cevap inkarın devamıdır. Biz zamanlar aynı anlayış arşivleri açalım diyordu. Garo Paylan’da arşivlerin açalım gerçekler ortaya çıksın istedi. Ama iktidar rotasını değiştirdiği için bugün eskiden suç görmediği şeyi bugün suç görüyor. Garo Paylan’ın sonuna kadar yanındayız. Garo Paylan’a gelebilecek en küçük zarardan iktidar sorumludur” şeklinde konuştu.    Yüzleşme çağrısı   24 Nisan Anma Platformu üyesi Yıldız Önen ise Valiliğin her yıl yaptıkları açıklamayı “uygun” görmediğini söyleyerek yasakladığını ifade etti. 2010-2012-2015 yıllarında kitlesel anma etkinlikleri düzenlediklerini anımsatan Yıldız,   İstanbul valisine ve hükümete “ne değişti?” diye sordu.  Bu yıl ki anmanın ‘Bazı yaralar zamanla değişmez, asıl olan yüzleşmektir’ şiarıyla gerçekleştirildiğini belirten Yıldız, “ Yüzleşme planlarımızı defalarca tekrarladık. Yüzleşme çabalarının bir ifadesi, bir sessiz oturma eyleminin bile yasaklandığı bir ülkede 1915 yılında olanları unutmak ve yaşananların telafi edilebileceğini düşünmek çok zor” dedi.   Ankara   İHD Ankara Şube Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon tarafından da Ermeni Soykırımı’nın 107’nci yıldönümü dolayısıyla İHD Ankara Şube binası önünde basın açıklaması yapılmak istendi. Açıklamaya polis, “kamu güvenliği” gerekçesiyle engel oldu. Açıklamaya katılanlara yönelik provokatif söylemlerde bulunan polisleri kitle, alkışlarla protesto etti. Polisin engellemesinin ardından İHD’de yapılan basın toplantısına, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri de katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona “24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı Tanı, Özür Dile Tanzim Et” yazılı pankart asıldı. Ortak açıklama metnini İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Fatin Kanat okudu.   Açıklamanın ardından Avrupa Demokratik Güç Birliği’nden (ADGB) gelen mesaj okundu. Mesajda, Ermeni Soykırımı’na dikkat çekilerek, şunlara değinildi: “Yüzleşmenin olmadığı ve inkarın sürdüğü 107 yıl Ermeniler için soykırımın 1915’te bitmediğinin bir göstergesi oldu. İnkarcı, imhacı, asimilasyoncu ve sömürgeci Türk devleti Ermenileri, kendi ırkçı devlet anlayışını yaratmak için soykırımdan geçirdi. Tarihsizleştirmeye ve yurtsuzlaştırmaya çalıştı. Faşist Türk devleti tekçi devlet politikası ile Türk ve İslam dışı tüm unsurları kendi bekası için tehlike olarak gördü ve görmekte. 107 yıllık inkarın ve sömürgeci zihniyetin devamı olan şimdiki Türk devleti aklı aynı saiklerle Kürt halkına, Kürdistan’a saldırılar düzenliyor. Faşizmini işgal ve katliamlarla yaygınlaştırmaya çalışıyor. Ancak Musa Dağ’ında direnen Ermeniler gibi, faşizmin bu inkarcı ve sömürgeci saldırılarına karşı direniş de faşizm yıkılana değin dağlarda, kırlarda, şehirlerde sürecek.”   Açıklama alkışlar eşliğinde son buldu.