Pirler ve Analar Meclisi’nden AKP-KDP saldırısına karşı birlik çağrısı 2022-04-30 13:33:45     İSTANBUL - AKP-KDP saldırısına karşı birlik çağrısı yapan Pirler ve Analar Meclisi, “Kürt halkına kırım politikaları uygulanıyor. Kürdistan’da yaşanan savaşın önüne analar geçmeli. Zulüm ancak toplumsal birlik ruhu ile yok edilebilir” dedi.   Pirler ve Analar Meclisi, AKP ve KDP’nin 17 Nisan’da Federe Kürdistan’ın Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine yönelik başlattığı ve hala sürdürdüğü saldırılara ilişkin Sultangazi’de bulunan Alevi Kültür Dernekleri Cemevi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Çok sayıda kişinin bir araya geldiği cemevine, “Kamil İnsanın dili barış, direnci barışmak üzeredir. Barışa Çerağ olalım. Zulmü durduralım” pankartı asıldı.   ‘Adalet için birlik olalım’   Basın toplantısı öncesinde söz alan Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut, adaletin tecelli etmesi için birlik olma çağrısında bulundu. Birlik olunduğu takdirde barışın da yakın olacağına dikkat çeken Mehmet, “İnsanlar yaşam savaşı veriyor, yarının ne olacağı korkusu ile yaşıyor. 2 binlik yıllık bir zihniyeti bu güne uyarlamaya çalışıyorlar. Hukukun olduğu yerde hukuksuzluk nasıl oluyor. Böyle bir sistemi tanımıyorum. Bu iradeyi tanımıyorum. Biz bu topraklarda ağır bedeller ödedik. Bunun başı var sonu yok mu? Kendi aramızda bunu tartışmamız lazım. Son zamandaki gelişmeler insanını midesini bulandırıyor.  Bir cevap vermemiz lazım artık” sözlerini kullandı.    ‘Kürdistan’daki savaşın önüne analar geçmeli’   Daha sonra söz alan Ağucan Ocağı Piri İbrahim Erdoğan da, “Bizim yolumuz savaşa karşı barışı, zalime karşı mazlumu koruma ve desteklemeyi emrediyor. Osmanlı ve öncesindeki devlet sistemine baktığımızda Alevilere yönelik insanlık dışı katliamlar var. Ancak Alevileri bölemediler, yolundan edemediler. Ben buradan analara sesleniyorum; Alevi pirleri, anaları, savaşan her iki gücün arasına girebilir” sözleriyle seslendi. Barış meşalesinin taşındığı takdirde milyonların da peşinden geleceğini söyleyen İbrahim, “Kürdistan’da yaşanan savaşın önüne analar geçmeli. Alevilere ve kurumlara sesleniyorum, gelin barış gücü oluşturalım ve bu savaşı durduralım. Dünya halklarına ve inançlarına örnek olalım” çağrısını yaptı.   Birlik çağrısı   Alevilerin yolunun çok ince bir yol olduğunu ifade eden Kureyşan Ocağı anası Elif Akyol ise, “Yolumuz, kıldan ince, kılıçtan keskindir. Kürdü, Sünnisi, Alevisi diye ayrım yapmadan kardeşiz diyorum. Kardeşlik olmadan barış olmaz” dedi. Baba Mansur Ocağı’ndan Hüseyin Esen de, ne bir canlının ne de bitkinin iktidar hırsı uğruna kurban edilmesini kabul etmediklerinin altını çizdi. Zulüm ve zalimin karşısında barışı dillendirdiklerini söyleyen Hüseyin, “Birçok yol önderimiz tarihte zalimlerce katledildi. Ancak hiçbir zaman yolumuzdan vazgeçmedik. Bu gün dünyanın birçok yerinde egemenler halklara tecavüz ediyor. Bugünün Çağdaş Dehakları, iktidarları için çocuklarımızın canını alıyor. Yolumuz Nehaklara karşı durmayı emrediyor. Türkiye’de iktidarın ne yaptığı biliniyor. Kendisinden olmayanı ‘terörist’ ilan ediyor” şeklinde konuştu. Kürtlerin, Alevilerin, Arapların ve diğer halkların yaşam hakkının elinden alındığını belirten Hüseyin, tüm bunlara karşı birlik çağrısı yaptı.   ‘Barış inancımızın hakikat dilidir’   Konuşmaların ardından basın metnini okuyan Alevi aktivist Selda Güneş, zulme karşı barış dili ile hareket ettiklerini, barış dilini de direnç dili olarak gördüklerini kaydetti. Selda, “Barış dili inancımızın sırrı hakikat dilidir. Cümle varlığın ise avazı” dedi. “Muktedirlerin” dünyayı nefislerine kurban ettiğine dikkat çeken Selda, “Bu katliamlar nedeniyle toplumun canına ateş düştü. Nefisleri için doğa talan ediliyor. İnsanlar savaşlar uğruna yurtlarında barınamaz duruma düşürülüyor. Modern köle tüccarları, simsarlar, organ mafyaları, uyuşturucu baronları, silah tüccarları, demografik yıkımlara sebep oluyor. Nükleer saldırı tehditleri ile tüm yaşamlar tehdit ediliyor. Dünyada yaşamı bütünüyle yok edecek tehditler savruluyor. Diktatörlerin elinde bir tetiklik nefse çekilmiş yaşamlarımız. Kapılarımız işaretleniyor. Çocuklarımız zorunlu din dersleri, asimilasyon politikalarına maruz bırakılıyor. Cemevlerimiz ibadethane olarak kabul edilmiyor” sözlerini kullandı.   ‘Kürt halkına kırım politikaları uygulanıyor!’   Adaletin mumla arandığının altını çizen Selda, “Adalet, inancımızın temel düsturudur. Tek sözümüz adalettir. İnancımız Adaleti emreder devlete. Devlet Demokrasi ve adalet ile küçülmelidir. Fakat adaletsiz bir oburlukla kendi iktidarı dışında farklı düşünen her varlığı mahkum eden, ‘terörist’ gören bir zulümkarlığa tanığız her gün. On binlerce insan düşüncesinden dolayı zindana konulmuş. Hasta tutsaklar hepimizin gözleri önünde her gün zindanlarda işkence altında tabutlar ile çıkabiliyor ancak. Aysel kızımızda binlercesi gibi zulüm altında” ifadelerini kullandı. Gezi davasında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını da kınayan Selda, bu cezanın toplumsal muhalefetin ve gençlerin ruhunu cezalandırmak için verildiğini ifade etti. Selda, “Yoksulluğu, adaletsizliği gizlemek için savaş politikalarına yöneliyor Nehaklar. Gençlerimiz ölüme gönderiliyor. Halkların barış dileği görülmüyor. Kürt halkına kırım politikaları uygulanıyor” şeklinde konuştu.   ‘Zulmü ancak toplumsal birlik ruhu yok edebilir’   Irak ve Suriye’de Saddam rejiminin devamı niteliğinde olan katliamcı ruhla kırım politikalarının devam ettirildiğini dile getiren Selda, “4 Mayıs Dersim Tertelesi günlerinde bu kırımı görmüş toplumun evlatları olarak bu zihni iyi tanıyoruz. Pir Seyit Rıza’nın nasihatini de asla unutmayarak, barış ruhu ile karşısında direniyoruz” dedi. Zulmün ancak toplumsal birlik ruhu yok edilebileceğinin mesajını veren Güneş, “Kurumlarımızın, toplumumuzun da bu konuda duyarlılığı şarttır. Bu savaş bitmedikçe yoksulluk, adaletsizlik, zulüm bitmeyecektir. Canlarımızı inancımızın rahmet duygusu ile birliğe çağırıyor, zulme karşı ortak dirence ‘Çerağ’ olmalarını umut ediyoruz” çağrısını yaptı.