Sanatçılardan saldırılara karşı çağrı 2022-05-11 09:10:12   HABER MERKEZİ - Zap, Metîna ve Avaşîn’e yönelik saldırıların varlık ve yokluk savaşı olduğunu söyleyen sanatçılar, saldırılara karşı ortam tutum alınması çağrısı yaptı.    AKP-KDP işbirliğiyle Federe Kürdistan Bölgesi’nin Zap, Metîna ve Avaşîn alanlarına yönelik saldırılara tepkiler sürüyor. Fırat Haber Ajansı’na (ANF) konuşan sanatçılar, Kürtlerin saldırılara karşı durması gerektiğini belirterek, “Bu savaş, Kürtlerin tüm kazanımlarına karşı büyük bir savaştır. İnanın düşman kazanırsa Kürtlerin kazanımlarından biri bile kalmayacak” uyarısında bulundu.    ‘Varlık yokluk savaşı’   Sanatçı Xelîl Xemgîn, Zap, Metîna ve Avaşîn’de süren savaşın, varlık ve yokluk savaşı olduğunu vurgulayarak, “Nerede olursak olalım, ne olursa olsun bu savaşta kana susamış düşmana karşı yerimizi almalı, birliğimizi güçlendirmeli,  gerillalarımızın yanında durmalıyız. İttifakımızı kuralım ve kendimizi her şeye hazırlayalım. Savaş sadece Medya Savunma Alanları’na değil, tüm Kürt kazanımlarına yöneliktir. Unutmayalım ki; Türk devletinin Misak-ı Milli olarak adlandırdığı plan ile Kerkük'e, Musul'a, Şengal’e hatta Efrîn'e kadar uzandığı vurgulanıyor. Bu amaçları için bir yıl kaldı. Şu anda sürdürülmekte olan savaş tamamen bunun içindir. Bu hedefin önündeki en büyük engel, gerillanın gücü ve Kürt halkının başarılarıdır. Bu hedef, dünyanın nazarında çok nettir ama ne yazık ki birçok Kürt partisi, iç sorunlar nedeniyle bunu göremiyor. Gerilla bu tarafı gördü. Bu savaşta halk olarak yer almalıyız. Bazı siyasiler bunu yapmıyorsa, biz de onlara baskı yapmalıyız. Ortada kalan Kürt partileri ve politikacıları, söze gelince çok şey söylüyor ama iş pratiğe gelince hiçbir şey yapmıyor. Bu partiler neden rol oynamıyor? Bütün bu partiler bilsin ki düşman kazanırsa sizin için hayat olmayacak, hiçbir şeye yaşam olmayacak. Güney Kürdistan için de durum aynıdır” şeklinde konuştu.   ‘Sıradan bir savaş değildir’   Kürt ulusal birliğine işaret eden Xelîl, “Bugün Kürt halkımızın onuru gerillalar tarafından korunmaktadır. Biz de bu savaşta, bu cephede yerimizi almalıyız. Bu da bir çalışmadır. Bu nedenle Kürtler nerede olursa olsun, bu gerçeği, durumumuzu dünyaya anlatmamız gerekiyor. Sesimizi yükseltelim, susmayalım. 2023'e bir yıl kaldı. Türk devleti bu hedefe ulaşmak istiyor. Şu anda yürütülmekte olan savaş çok büyük bir savaş, öyle sıradan bir savaş değil. Bu savaş, Kürtlerin tüm kazanımlarına karşıdır. İnanın düşman kazanırsa Kürtlerin kazanımlarından biri bile kalmayacak” dedi.   ‘Tarihi bir sorumluluğumuz var’   Federe Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan annelere seslenen Beser Şahîn de şu ifadeleri kullandı: “Sevgili anneler, dikkatli bir şekilde Kürt halkının düşmanına izin vermesinler. Çocuklarınızın gerillalara karşı savaşmasına izin vermeyin. Halkımız! Bu aşama çok tehlikeli bir aşamadır. Varlık ve yokluk durumu var, savaş çok kirli ve büyüktür. Kürt halkının kazanımlarına yöneliktir. İnanıyorum ki sevgili halkımız, yıllarca süren kutsal çalışmalarla düşmanın tüm oyunlarını, planlarını boşa çıkardı. Kürt halkının ayağa kalkacağına ve bu oyunu büyük bir uyanıklık ve güçlü duruşla yeneceğine inanıyorum. İster Avrupa'da, ister Türkiye metropollerinde, isterse Kürdistan şehirlerinde olsun, Kürdistan'ın dört parçasının da halkımız üzerinde tarihi bir sorumluluğu var. Bu durumu anlayan insanlarımızın özellikle Avrupa şehirlerinde ayağa kalkacağına, sessiz kalmayacaklarına inanıyorum.”    ‘Bu bir işgaldir’   Türkiye’nin Kürtler arasındaki birliği engellemeyi amaçladığına değinen sanatçı Nasir Rezazî ise “Kürdistan'ın bütün güzel yerleri ve bölgeleri Türk devleti tarafından yerle bir edildi. Güney Kürdistan'da 500'den fazla köy Türk birlikleri tarafından boşaltıldı ve halkı Kürdistan'ın diğer bölgelerine zorla göç etti. Bu bir işgaldir. Biz Kürtler birleşirsek, işgalcilere, düşmana karşı durursak bunu yapamazlar. Onurlu ve emekçi her Kürt’ün görevi bu işgale gerçekten karşı çıkmak, tutum sahibi olmaktır. Kürtler kendi kendilerini savunmalı. Kürtler, yoksulluğun başlarına gelmemesi için bir şeyler yapmalıdır. Sadece Türk devletinin değil, başka bir işgalcinin Kürdistan'a bu şekilde yaklaşmasına izin verecek bir iş yapmamalı. Son olarak her Kürt’ün bunu mahkum etmesi gerektiğini söylüyorum ve ben de bir Kürt sanatçı olarak bunu mahkum ediyorum” sözlerine yer verdi.   ‘Tavrımızı göstermeliyiz’   Kürtlerin saldırılara karşı durması gerektiği çağrısı yapan Nebez Abdullah, “Gün, düşmanlara karşı durma günüdür. Güney'deki tüm sanatçıları, aydınları ve özgürlük yanlılarını, aktivistleri ve tüm vatandaşları gerçekten seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. Bu, her Kürt’ün ulusal görevidir. Kürt halkının tüm kazanımlarını yok etmek istiyorlar. Bu nedenle tüm saldırılara karşı sanatçılar, toplumun tüm sınıfları ve bireyleri olarak sesimizi yükseltmeliyiz, çünkü sessizlik milletimizin başına gelenleri kabullenme anlamına gelir. Güney Kürdistan'daki mevcut saldırılar sadece PKK'ye yönelik değil, hedefi tüm Kürtlerdir. PKK'nin bitmesi, Kürdistan'ın her yerinde Kürtlerin bitmesi demektir. Düşmanın amacı Kürtleri yok etmektir. Başta Güney Kürdistan olmak üzere tüm Kürt bireylerinin düşmana karşı durmaları, memnuniyetsizliklerini göstermeleri ve her ne şekilde olursa olsun alanlara çıkıp halkına hizmet etmeyi ulusal bir görev bilmeli. Türk devleti 1923'te olduğu gibi Kürdistan'ın tamamını ele geçirmek ve Osmanlı rüyasını gerçekleştirmek istiyor. Yurtsever pêşmergelerin gerillalara karşı savaşmaması gerekir” dedi.   ‘Kürt soykırımına hayır’   Sanatçı Fatemeh Îsmaîliyan, “Savaşın herhangi bir ülkede halk için iyi bir ödülü yoktur. Savaşın ödülü yıkım ve cinayettir, çocukların yetim bırakılması, ülkenin yıkımıdır. Savaş, özgürlüğü seven insanların amacı değildir, diktatörlerin amacıdır. Türk rejimi yıllardır Kürtlere saldırıyor. Kürdistan'ın farklı yerlerinde her gün farklı nedenlerle savaşıyor ve kan döküyor. Horasanlı bir Kürt kadın olarak savaşa hayır diyorum. Soykırıma hayır, kan dökülmesine hayır, Kürt soykırımına ve çocuk cinayetlerine hayır” şeklinde konuştu.    ‘Amaç Kürdistan’ı yok etmek’   Sanatçıların savaşa karşı ortam tutum alması gerektiğinin altını çizen Şazad, şunları belirtti: “Gerillanın işgal bahanesi olarak gösterilmesi yalan ve aldatmacadır. Doğru, gerilla ve PKK'nin görevi Kürtleri ve Kürdistan'ı korumaktır, ancak amaçları sadece gerillaları ve PKK'yi yenmek değil, Kürdistan'ı ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni de yenmek, yok etmektir. Kürdistan'ı her türlü gelişmiş silah ve uçakla yerle bir eden Türk devletinin saldırılarına karşı tüm aydınların, sanatçıların ve Kürtlerin tek elden, tek renkten duracaklarını umuyorum. Bazı yerlerde Türk devleti yok ama yok ediyor. Onlar için önemli olan Kürdistan'ı, toprağını, külünü, ağaçlarını, bağlarını, bahçelerini, köylerini yok etmektir. Yüzlerce köyü yıktı ve yağmaladı, petrol ve doğalgazı elinden geldiğince yağmaladı, sonra da yıktı, yaktı ve bir yerlere attı. İnanın ki hükümet yetkilileri, Bölge Başkanı, Bölge Başbakanı, Barzani ailesi bilsin ki gerillaların yenilgisi ve yokluğu, Kürdistan'ın da yokluğu demektir. Vicdan gereklidir. Binlerce şehit verildi. Rica ediyorum, hepimizin renkleri olsun, birbirimizin güzelliklerinde güzelliğimizi bulalım. İşgalci Türk devletinin Güney Kürdistan'a yönelik saldırısına karşı her Kürt’ün el ele vermesini ve karşı koymasını umuyorum. Kürdistan'ın yıkımı hepimizin yıkımıdır. Yaşasın Kürdistan toprağı, yaşasın Kürdistan toprakları, yaşasın birliğimiz!”   ‘Türkiye’nin savaşı yıllardır devam ediyor’   Savaşların talan ve yıkımla sonuçlandığını dile getiren Yelda Abbasî, “Türkiye'nin Kürtlere karşı savaşı yıllardır devam ediyor ve binlerce masum insan kurban oldu. Bir sanatçı olarak arzum, ulusların barışı ve dostluğudur. Savaşa hayır diyorum, her yerde savaşa hayır diyorum. Savaşa hayır! Her yerde bulunan Kürtlerin de gününün geleceğini umuyorum” dedi.