Diyarbakır'da katledilen kadınlar için açıklama: Öfkeliyiz 2022-05-20 14:02:20   DİYARBAKIR - Son günlerde yaşanan kadın katliamlarına karşı bir araya gelen kadınlar tepkilerini, yaptıkları açıklama ile gösterdi. Kadınlar, katliamlara karşı mücadelelerini büyüteceklerini duyurdu.    Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı, Şırnak, Elazığ, Van ve Diyarbakır’da katledilen kadınlar için Dağkapı Meydanı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya ağ bileşeni çok sayıda kadın katıldı.   Kadınlar adına açıklamayı Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi avukat Berfin Polat okudu.   'Kadınlar işkenceyle katledildi'   15 Mayıs'ta, Şırnak'ın Silopi ilçesinde Özel Harekat Ocakları Başkanı İbrahim Barkın tarafından katledilen Sakine Kültür'ün katledilmeden önce yaşadıklarını hatırlatan Berfin,  Sakine'nin 4 yıl boyunca sistematik şiddete maruz kaldığını ve daha sonra katledildiğini söyledi. Berfin, Elazığ'da 6 aydır kayıp olan Remziye Apaydın'ın cesedinin toprağın 1,5 metre altında bulunduğunu belirterek,  "Yetkililerce yapılan inceleme sonucunda benzer süreçler yaşayarak, bir çok şiddet türüne maruz kaldıktan sonra katledildiği anlaşılmıştır" dedi.   ‘Kadın katliamlarına tanık oluyoruz’   Berfin, Van'ın İpekyolu ilçesinde Suna Pek'in yıllardır sistematik şiddete maruz kaldığını anımsatarak,  "Suna’nın daha sonra özel güvenlik görevlisi olan Yunus Pek tarafından katledildiği haberi basına yansımıştır. Ve dün Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde E.T. isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu ve ayrı yaşadığı Şule A.T.’yi sadece boşanmak istediği için katletmiştir. Bu ülkede, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri her gün katlanarak artmaktadır. Her gün işkence edilen, dövülen, öldürülen, tecavüz edilen, intihara ve fuhuşa zorlanan, kaybedilen kadınların haberlerini alıyoruz. Ve yine her gün idari ve yargısal süreçlerde ayrımcılığın, adaletsizliğin ve yeni şiddet biçimlerinin tekrar tekrar ortaya çıktığını okuyor, tanık oluyoruz. Soruşturmaların etkin yürütülmediğini, yasaların uygulanmadığını ve cezasızlık politikasının, bu sistemin en kuvvetli 'kadın kırımı' mekanizması olarak erkek-devlet anlayışını palazlandırdığını biz kadınlar görüyoruz" diye konuştu.   ‘Kadınlar üniformalı erkekler tarafından katledildi’   Kadın kırımının farklı boyuta evrildiğini ifade eden Berfin, “Kadın ve Kürt düşmanı politikalar, toplumları kutuplaştırmakla kalmayıp, kentlerimizdeki resmi, gayr-1 resmi, paramiliter yapılar içerisindeki üniformalı, silahlı erkekler tarafından, devletten aldıkları cesaretle, düşmanca ve pervasızca, Kürt kadınlara karşı her türlü şiddeti uygulamaktadır. Yaşanan bu olayları münferit olmadığını ve tek bir failin tutuklanması ile son bulmayacağını, çeteci bir örgütlenme ile sistematik olarak üretildiğini biliyoruz. Bu kirli anlayışın bir devlet politikası olarak üretildiğini, faillerin göstere göstere idari ve yargısal tüm mekanizmalar tarafından korunduklarını, desteklendiklerini, sırtlarının sıvazlandığını biliyoruz. Çıkarılan aflar, yapılan infaz yasası düzenlemeleriyle binlerce şiddet faili erkek serbest bırakılarak, kadına karşı şiddeti önleme konusunda göz boyamaya dönük yasal değişikliklerle toplum manipüle ediliyor" dedi.    ‘Mücadelemizi büyüteceğiz’   “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmesini isteyenler bu cinayetlerin suç vatan- bayrak güzellemesi ile militarizmi ve Kürt-kadın düşmanlığını tırmandıran, hiçbir yasal düzenlemeye ve denetime tabi olmayan paramiliter yapılanmaların oluşmasına ön ayak olanlar bu cinayetlerin suç ortağıdır” diyen Berfin, konuşmasına şu sözlerle son verdi: “Musa Çitil'den, Musa Orhan'a isimleri değişen ama anlayışları aynı; kamu görevlisi olduğu için korunan şiddet faillerini yakından tanıyoruz. Her birine karşı hep beraber karakollarda, adliyelerde, meydanlarda ve sokaklarda gerçeği açığa çıkarma mücadelesi yürüttük. Militarist ve eril anlayışın özel savaş politikaları ile kentlerimizde kadınları hedef almasını kabul etmiyoruz! Tüm bu politikalarla kadınların biat ettirilmeye çalışılmasının karşısında öfkeliyiz ve mücadelemizi kararlılıkla büyüteceğiz.”   Açıklama, "Bijî berxwedana jinan", "Jin jiyan azadî" sloganları ve alkışlarla son buldu.