Nöbetteki anneler yaşadıklarını anlattı: Bastonla bile olsa yine gideceğiz 2022-05-31 16:06:13     İSTANBUL - İstanbul’da başlattıkları Adalet Nöbeti’nin 10’uncu haftasında işkence ile gözaltına alınmalarına ilişkin açıklama yapan anneler, “Ne yaparlarsa yapsınlar direneceğiz. Bastonla bile olsa yine gideceğiz. Onların önünde boyun eğmeyeceğiz” dedi.   Hasta ve infazları yakılan tutsaklar için İstanbul’da başlattıkları Adalet Nöbeti’nin 10’uncu haftasında Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi önünde işkence ile gözaltına alınan tutsak yakınları, maruz kaldıkları işkence ve hukuki sürece ilişkin Beyoğlu’nda bulunan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Nöbette işkence edilerek gözaltına alınan tutsak yakınları Tekirdağ 2 No’lu F Tipi’nde tek kişilik hücrede tutulan Erdal Özel'in ablası Kumri Akgül, Silivri 3 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Yakup Akman’ın annesi Fince Akman’ın yanı sıra , ÖHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanları Esra Erin Bilen ve Gürkan İstekli, çok sayıda ÖHD’li avukat, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) yöneticileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi avukat Davut Aslan ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilcisi Ümit Efe katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona ise “İşkence insanlık suçudur” pankartı asıldı.   Toplantıda basın metnini ÖHD üyesi avukat Şehriban Kara okudu.    ‘İhlaller pratik haline geldi’    “Türkiye’de hapsedilme uzun süredir, adaleti ve güvenliği sağlama amacının dışına çıkarak mahpusların yaşamlarını kaybetmeye varacak ihlaller yaşamasına sebep olan bir pratik haline gelmiştir” diyerek sözlerine başlayan Şehriban, bu pratiğin sonuçlarını artık neredeyse her hafta kamuoyuna yansıyan işkence haberleri ve cezaevlerinden çıkan cenazelerle hep birlikte gördüklerini dedi. Tüm bu yaşananların ağır hak ihlalleri karşısında etkin soruşturma süreçlerinin yürütülmemesinden kaynaklandığını dile getiren Şehriban, “Yine Adalet Bakanlığı’nın tüm bu ihlaller karşısında yaşananları inkar eden açıklamaları karşısında hapishanede yakınları bulunan anneler İzmir, Van, Diyarbakır ve İstanbul’da adliye önlerinde adalet nöbeti tutmaya başladılar. Bilindiği üzere Anayasanın 34’üncü maddesine göre herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” ifadelerini kullandı.   Annelere dönük işkence     Şehriban, haklarını kullanmak üzere Çağlayan Adliyesi’nde toplanan annelerin İstanbul’da tutmak istedikleri Adalet Nöbeti’ne hukuka aykırı ilk müdahalenin Mart ayında Kağıthane Kaymakamlığı’ndan geldiğini ve annelerin anayasal hakları hukuka aykırı bir kararla yasaklandığını belirtti. Annelerin bu kararın ardından Adalet Nöbetlerini Bakırköy Adliyesi’ne taşımak istediğini aktaran Şehriban, “Ancak benzer hukuka aykırı yasaklama kararı 28 Mart’ta bu kez Bakırköy Kaymakamlığı’nca alınmıştır. Başta Anayasaya aykırı olan bu yasakların hiçbir hukuki dayanaklarının olmaması ve hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin artarak devam etmesi sebebiyle adalet ısrarıyla nöbetlerine devam etmek isteyen anneler en son 26 Mayıs 2022 Perşembe günü öğlen saat 12.00’de Çağlayan Adliyesi’ne giderek adliye önünde hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek için basın açıklaması yapmak istemişlerdir. Daha adliye meydanına girer girmez kolluk kuvvetlerince etrafları sarılan anneler, bir karara varmak üzere adliye yakınında bir kafeye oturmuşlar ve kafede oturur vaziyette iken kolluk kuvvetlerince işkenceyle gözaltına alınmışlardır” sözleriyle yaşananları anlattı.   Kelepçeyi açmak için tornavida kullanmışlar   Annelerin işkence ile gözaltına alındıktan sonra Songül İlker’in gözaltı aracının merdivenlerine doğru itildiğini ifade eden Şehriban, annelere dönük devam eden işkenceyi şu ifadelerle dile getirdi: “Kafası bu merdivenlere çarpmıştır. Daha sonra merdivenlerden sürüklenerek kaldırılan Songül, arabanın içine fırlatılmış ve burada da kafasını tekrar koltuklara çarpmıştır. Yine Fince Akman üzerine üç kişi oturulmak suretiyle ayrıca darp edilerek işkenceye maruz kalmıştır. Fince’nin eline takılan plastik kelepçe o derece sıkılmıştır ki kolluk açmak için tornavida kullanmak zorunda kalmıştır. Fince Akman bu işlemler esnasında baygınlık geçirmiştir. Kumri Akgül, astım hastası olmasına ve bu durumu bildirmesine rağmen başına bastırılarak gözaltına alınmış, ilaçlarını alabilmesi için su verilmemiştir. Gözaltı aşamasının her anında kolluğun işkenceye varan sözlü ve fiziki eylemleri devam etmiştir.”   ‘Görevlerinden alınmalılar’   Polisin, anayasal haklarını kullanmak isteyen yurttaşlara karşı onlarca kamera önünde bu suçları işlemesinin cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu belirten Şehriban, “Ancak işkencenin mutlak bir yasak olduğunu ve bu suçun zamanaşımına tabi olmadığını buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye’de neredeyse idari pratik haline gelen işkence suçunun işlenmesine derhal son verilmeli, bu suçun işlenmesine iştirak eden görevliler görevlerinden alınmalı ve işlemiş oldukları fiiller nedeniyle haklarında etkili bir soruşturma ve yargılama süreci yürütülmelidir” sözleriyle seslendi.   ‘Bastonla bile olsa yine gideceğim’   Ardından söz alan nöbet eylemcisi Fince Akman yaşadıklarını şu cümlelerle anlattı: “Bizi zorla arabaya bindirdiler, kıpırdayamadım. Tülbentimi ağzıma bağladı, beni boğmaya çalıştı. Bize işkence uyguladılar, düşmemek için elimi arabanın bir ucuna attım, polis elime vurdu. Daha sonra başka bir polis de, ‘Sen vuramıyorsun bırak ben vururum’ dedi. Bir polis diziyle karnımın üzerine bastı, sonra dört polis üstüme toplandı. Polis bana ‘devletin gücünü gördünüz mü’ dedi. Ne yaparlarsa yapsınlar direneceğim. Bastonla bile olsa yine gideceğim. Bize, gülerek, ‘devlet güçlüdür devleti yenemezsiniz’ dediler. Onlar silahlarıyla, tanklarıyla, toplarıyla gelseler yine de bizi yenemezler. Bizim cesaretimiz yeter bize. Onların önünde boyun eğmeyeceğiz.”   Polisler tehdit etti   Polisler tarafından hastanede bir şey söylememeleri için tehdit edildiklerini vurgulayan Fince, “Arabadan iner inmez Çağlayan Adliyesi önünde Adalet Nöbeti tuttuğumuzu bağırarak söyledim. Bizi çeken halkı da polisler tehdit etti” şeklinde anlattı.   ‘Çiçeka Kurdistan deyince beni dövmeye çalıştılar’   Bir diğer nöbet eylemcisi Kumri Akgül de, her hafta nöbetlerinde yaşadıkları darp, işkence ve gözaltıları anlattı. Kumri, elinin kırık olması nedeniyle polislere “kelepçelemeyin” demesine rağmen başını eğdirdiklerini dile getirdi. Kendilerini sık sık susturmaya çalıştıklarını  söyleyen Kumri, gözaltı aracında 26 sivil polisin kendilerine işkence ettiklerini ifade etti. Kumri, “Hepsi 20 yaşın altındaydı. Onlara 'utanmıyor musunuz dedim, bana ‘sus bu ülkeyi terk et’ dediler. ‘Benim bu ülkeyi terk etmeye niyetim yok’ dedim. Su istedim vermediler, çok işkenceye maruz kaldık dört anne olarak” sözlerini kullandı. Polislerin, kızı Jiyan’ın isminin anlamını dahi sorduklarını dile getiren Kumri, “Jiyan çiçeka Kurdistan’dır deyince beni dövmeye çalıştılar” dedi.   Hakaret, küfür, işkence, darp…   Hangi hastaneye götürüldüklerinin kendilerine söylenmediğini aktaran Kumri, altı saat arabanın içinde bekletildiklerini kaydetti. Kumri ayrıca, “Astımım var dediğimde polisler bana ‘Çağlayan’da nefesin vardı burada mı yok’ dedi. Anneyi döve döve bayılttılar, zorla bir kek aldık Fince anneye ‘Bize, hem işgalci diyorsunuz hem de yemek mi istiyorsunuz’ dediler” şeklinde konuştu. Doktor muayenesi esnasında polislerin zorla odaya girmeye çalıştığını belirten Kumri, karakolda iki saat bekletildiklerini, telefonlarının verilmediğini, avukatlarını aramalarına da izin vermediklerini dile getirdi. Kumri devamında şunları paylaştı: “Çok hakaret ettiler bize. Hastaneden getirilirken de işkenceye maruz kaldık. Avukatlar gelmeyinceye kadar telefonlarımızı vermediler. Bunu kabul etmiyoruz, ne gerekirse yapacağız. Onlara, ‘haftaya da Çağlayan’dayım’ dedim.”   ‘TİHV olarak takipçisi olacağız’   Daha sonra söz alan TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe ise, en haklı ve meşru mücadelenin annelerin mücadelesi olduğunun altını çizdi. Ümit, “Annelerin sokağa çıkmalarını, adalet arayışlarını kendi elleriyle ikame etmeye çalışmalarını anlamak gerekiyor. Duvarların arkasında çocuklarına yapılanları avukatları ve onardan başkaları görmemektedir. İşkence bir suç fiilidir, mutlak yasaktır. Aynı zamanda düşünce ifade özgürlüğüne işkence ile gidilmesi de suçtur. Bütün bunların yapılması düşmanca bir tutumdur” sözlerini kullandı. Annelerin yanında olduklarını belirten Ümit, “Hapishanelerdeki keyfi işkencelerden vazgeçilmesinin, bu uygulamalardan vazgeçilmesinin tarafındayız” dedi. Ümit ayrıca TİHV olarak annelerin maruz kaldıkları işkencenin de takipçisi olacaklarını vurguladı.   ‘Mücadelelerinin yanında olacağız’   Cezaevlerinden art arda cenazeler çıktığını ve bunların doğal ölümler olmadığını belirten MATUHAY-DER Eşbaşkanı Esin Çelik, annelerin bu ihlallerin sona ermesi için hep çabaladıklarını fakat asla bir muhatap bulamadıklarını aktardı. Adalet Nöbeti’nde muhatap olmak yerine sürekli işkencelerle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Esin, muhatap bulana kadar annelerin nöbete devam edeceğini, neye maruz kalırlarsa kalsınlar asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Esin, “Biz de haklı oldukları bu mücadelede yanlarında olacaklarını belirtiyoruz” diye belirtti.   ‘Bir adım geri atmayacağız’   Son olarak konuşan HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy da, olay günü gözaltı aracında bir annenin düşürüldüğünü, bu muamelenin annelerin fiziksel varlığına bile tahammül edemeyen bir iktidar tarafından yapıldığına dikkat çekti. “Bu bir faşizmdir” diyen Oya, “Bu muameleyi annelere müstehak görenler bu dönemin biteceğini de bilsinler. Bu ülkede faşizme karşı direniş bu ülke topraklarında asıldır. Ne anneler yalnızdır ne de cezaevlerindeki mahpuslar.  Bizim de mücadelemiz faşizme karşı hakikat mücadelesidir, bir adım bile geri adım atmayacağız” dedi.   Yeniden söz alan Esra, hukuki olarak süreci takip edeceklerini ve peşini bırakmayacaklarının altını çizdi.