‘Oğlumu cezaevinde katlettiler’ 2022-06-08 09:12:42     ŞIRNAK - Rize L Tipi Cezaevi'nde “intihar” ettiği iddia edilen tutsak Segvan Yaman’ın şüpheli ölümü 7 yıldır aydınlatılmadı. Annesi Pijan Paksoy, oğlunun yaşamı boyunca işkenceye maruz kaldığını ifade ederek, Segvan’ın ölümünden devleti sorumlu tuttu.    Cezaevlerinde baskı ve işkence uygulamaları her geçen gün artarken, hasta ve infazı yakılan tutsaklar ise tahliye edilmiyor. Yılın ilk 5 ayında 18 tutsak cezaevinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. İktidarın 2015 yılından bu yana derinleştirdiği baskılar sonucunda yaşamını yitiren tutsakların ölümleri ise aydınlatılmadı.    15 Temmuz 2016 yılında darbe girişiminin yaşandığı gece Rize L Tipi Cezaevi’nde tutulan Segvan Yaman, şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. 2016 yılının Ocak ayında Şırnak’ın Uludere ilçesinde bulunan evine yapılan baskınla gözaltına alınan Segvan, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Segvan, kısa bir süre sonra Rize L Tipi Cezaevi’nde sürgün edildi. 15 Temmuz 2016 gecesi “intihar ettiği” öne sürülen Segvan, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Vücudunda işkence izleri bulunan Segvan’ın ölümü, geçen 7 yıla rağmen aydınlatılmadı.    Annesi Pijan Paksoy ve eşi Lale Yaman, Segvan’ın devlet tarafından katledildiğini belirterek, faillerin açığa çıkarılmasını istedi.    ‘Hiçbir zaman mücadeleden geri durmadı’   Pijan, yaşamı boyunca devlet baskılarıyla karşı karşıya kaldığını ifade ederek, oğlu Segvan’ın da bu baskılardan en büyüğünü yaşadığını dile getirdi. Segvan’ın çocuk yaşlarda siyasi parti çalışmalarına katıldığını söyleyen Pijan, “Çocukluğunda ve gençliğinde mahallenin tüm çocuklarını toplar, onları örgütlerdi. Engel ve yasakları hiçbir zaman tanımazdı. Arkadaşlarını örgütlemek ve bilinçlendirmek için elinden ne gelirse yapardı. Herkes de çok iyi biliyor ki çocukluğundan bu yana kimliğine bağlıydı. Tüm baskı ve zulme rağmen taviz vermedi. Çocukluğundan hayatını kaybedene kadar hiçbir zaman mücadeleden geri durmadı” dedi.    ‘Yaşamı hep direniş içerisinde geçti’   Segvan’ın 2003 yılında Demokratik Halk Partisi’nin (DEHAP) ilçedeki kurucularından biri olduğunu kaydeden Pijan, “Devlet daha sonra evimize baskın yaparak, Segvan’ı gözaltına aldılar. Ona ‘Neden partiyi açtın’ diye sordular. Oğlum daha sonra tutuklandı ve 3 ay Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Hayatı hep işkence ve baskı içerisinde geçti. Sürekli gözaltına alınıp tutuklanırdı. Ama hiçbir zaman çalışmalarını bırakmadı. Cezaevinden çıktığı zamanda çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Yaşamı hep mücadele ve direniş içerisinde geçti” diye belirtti.    ‘Koruculuğu kabul etmediği için yine tutuklandı’   Pijan, oğlunun 7 kez tutuklandığını, birçok kez işkencelere maruz kaldığını, birçok kez de ajanlık ve koruculuk dayatmalarıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Pijan, “Bir gün polisler silah getirerek oğluma korucu olmalarını söylediler. Oğlum koruculuğu kabul etmedi ve onların silahını kırdı. Oğlum koruculuğu kabul etmediği için daha sonra yine tutuklandı”  diye devam etti.    ‘Adalet yerini bulmadı’   Segvan’ın devlet tarafından katledildiğini belirten Pijan şu sözleri kullandı: “Bize 'oğlunuz intihar etti’ dediler. Ama biz buna inanmadık. Çünkü oğlum intihar edecek biri değildi. Baskılara taviz vermeyen bir insan neden intihar etsin? Bundan kaynaklı oğlumu cezaevinde katlettiler. Devletin koruması altıda olan biri nasıl kendini intihar etsin! Biz buna inanmıyoruz. Cenazesini aldığımızda da işkence izleri vardı. Devlet bize yalan söylüyor. Cenazemizi getirdiğimizde de ne tabut verdiler ne de cenazeyi yıkamamıza izin verdiler. Oğlum kardeşinin cenazesini aldığında da ona ‘Kürtçe konuşma, senide öldürürüz’ dediler. Daha sonra cenazesini getirip burada yıkadık. Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen ölümü aydınlatılmadı. Öldürüldükten sonrada adalet yerini bulmadı.”   ‘Polisler eşimi ‘terörist’ ilan etti’   Lale Yaman ise, eşi Segvan’ın cezaevinde intihar ettiğine inanmadığını söyledi. Lale, “Vücudunda intihar izi yoktu. Rize Cezaevi üç kez ifadesini değiştirdi. İlkinde ‘başını demirlerin arasına sıkıştırmış’, ikincisinde ‘gömlekle kendini boğmuş’ ve üçüncüsünde ise ‘iple kendini boğdu’ dediler. Cezaevinde katliam yaptılar ve eşimi öldürdüler. Cenazesini aldığımızda da polisler eşimi ‘terörist’ ilan ettiler” diye konuştu.    ‘Hem tutukluyorlar hem de katlediyorlar’   Cezaevlerinde son zamanlarda yaşanan şüpheli ölümlere değinen Lale, şu ifadeleri kullandı: “Bugüne kadar birçok tutuklu hayatını kaybetti ve hepsinin intihar ettiğini söylediler. Bugün cezaevlerinde çok fazla cenaze çıktı ve hepsi de şüpheli. Eşim için de intihar etti dediler. Bugün yaşamını yitiren hiçbir tutuklunun intihar ettiğine inanmıyoruz. Bizi hem tutukluyorlar hem katlediyorlar. Herkes cezaevlerinde bulunan tutuklulara sahip çıksın.”