'Pınar Gültekin kararıyla erkeklere katletme cesareti verildi' 2022-06-26 09:05:36   Derya Ren-Safiye Alagaş   DİYARBAKIR - Pınar Gültekin'i katleden fail Cemal Metin Avcı'ya uygulanan “haksız tahrik indirimi” cezasını değerlendiren kadın örgütleri, "Pınar Gültekin kararıyla erkeklere katletme cesareti verildi" dedi.   Muğla’da üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'i katleden fail Cemal Metin Avcı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verirken, bu cezayı “haksız tahrik indirimi” ile 23 yıla düşüren mahkeme, diğer 5 fail hakkında ise beraat kararı verdi.   Verilen karar Türkiye ve bölge kentlerinde büyük tepkiye yol açarken, kadınlar Pınar başta olmak üzere katledilen tüm kadınların hesabını sormadan mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurgulamaya devam ediyor.    Konuya dair Mardin Şahmaran Kadın Platformu üyesi Berivan Güneş ve Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Elif Turan değerlendirmelerde bulundu.   'İktidar da yargı da erkektir' "Yargı gereğini düşünülüp gereği yapılmayan kurumlar haline gelmiş durumdadır" diyen Berivan, cezasızlık politikasının bir sistem sorunu olduğu değerlendirmesinde bulundu. Berivan, "O yüzden iktidarın şu an 'kadın cinayetlerine en ağır cezayı vereceğiz' demesi hiç samimi gelmiyor. Tüm deliller ortadayken Pınar Gültekin cani bir şekilde katledilmişken, katiline 'haksız tahrik indirimi' gibi ödül verilmesi iktidar ve yargısının kadına yönelik şiddetle mücadelede gerçekten etkin bir istek ve samimiyetlerinin olduğunu göstermiyor. Kadın cinayetleri politiktir derken tam da bunu söylüyoruz aslında. İktidar da erkek bir iktidar, yargı da bir erkek yargıdır. Ve kendi iktidarlarını korumaya çalışırken kadına, insan haklarına saldırıyor.  Bunu yargının verdiği kararlarda net bir şekilde görebiliyoruz. 'Canavarca hisle, eziyet çektirerek ve tasarlayarak öldürme’ suçuna haksız tahrik indirimi uygulayıp 23 yıl hapis cezası verildi. Bu caninin 14 yıl sonra çıkmasını sağlamak; yargının, iktidar tarafından kadınlara karşı silahlaştırıldığının alenen beyanıdır" sözlerine yer verdi.    'Kadınlara topyekün savaş açılmış’   Pınar'ı katleden faile "haksız tahrik indirimi" uygulanmasının faillere cesaret, kadınlara ihanet olduğunu vurgulayan Berivan, “Aynı zamanda katile yardım edenlerin tümü serbest bırakılmıştır. Burada erkek yargının tacizi tecavüzü kadın katliamlarını meşrulaştırdığını da net bir şekilde görüyoruz. Biz kadınlar asla ama asla kadın katliamlarını meşrulaştırmasına izin vermeyeceğiz. Şuan kadınların kazanılmış haklarına topyekün bir saldırı var. Bu iktidar kadınların değiştiren dönüştüren gücünü bildiği için kadınlara topyekün bir savaş açmıştır ve bütün kurumları da erilleştirmiştir. İstanbul Sözleşmesi etkin bir şekilde uygulansaydı eğer katil en üst cezadan yargılanacak, ‘haksız tahrik indirimi’ dediğimiz kravat indirimi uygulanmayacaktı. İstanbul Sözleşmesi dört temel saç ayağından oluşur. Önleme, koruma, yargılama ve bütüncül politikalar oluşturmak. Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların yetkililere teslim edilmesi, bu sözleşmenin temel taşlarını oluşturmaktadır” diye kaydetti.    'Kadın katliamlarındaki artışın nedeni cezasızlık'   Berivan, bugün İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshedilmesinin faillere cesaret verdiğinin altını çizerek, “Şu an katiller 'İstanbul Sözleşmesi'nden iyi ki çıkıldı mutluyuz' diye mahkeme salonlarında haykırabiliyorlar. Bu kadına yönelik şiddette geldiğimiz noktayı da gösteriyor. Bu kararlar erkeklerin kadınlara daha çok şiddet uygulamasının önünü açıyor. Yeni yargı paketleriyle iktidar bizler İstanbul sözleşmesinden çekildik ama daha etkili kararlarla kadına yönelik şiddeti bitireceğiz dediler. Ancak açıkladıkları yargı paketlerinde gördük kadına yönelik şiddeti bitirmeye yönelik değil hatta şiddeti artıracak kararların açıklandığını gördük” ifadelerini kullandı.    Berivan, eril bir zihniyet ile mücadele ettiklerine dikkat çekerek, konuşmasını şu cümleler ile sonlandırdı: "Bugün İstanbul Sözleşmesi'nden tek taraflı çekinilmeseydi bu durumlar yaşanmayacaktı. Çünkü İstanbul Sözleşmesi; Kadınları konumlandırırken 'aile' olmayı, evlilik birliği içinde bulunmayı ya da aynı evi paylaşıyor ya da paylaşmış bulunmayı gerektirmiyor. Sözleşmenin getirdiği yükümlülükler öncelikle devlet görevlilerine yönelik. Devlet kendi adına hareket eden görevlilerinin İstanbul Sözleşmesi'nin gereklerini yerine getirmesini sağlamak zorunda. Devletlerin sorumluluğu bununla sınırlı değil. Şiddeti gerçekleştiren ister kadının erkek arkadaşı, ister eşi, ister babası, ister patronu olsun, yani kim olursa olsun şiddetin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, zararın tazmin edilmesi yükümlülüğü de devlete ait. Pınar'ın dahiline verilen bu ceza ile kadın katillerinin eline büyük cesaret verdi. 'Ne de olsa alacağım ceza az,  yatar çıkarım, kadını karalarım kravat indirimi alırım...' gibi gerekçelerle kadın katillerine emsal bir karar tanındı. Kadın cinayetleri her sene gittikçe artmakta bunun en büyük nedeni Pınar Gültekin davasında sanığa verilen 'haksız tahrik indirimi' gibi cezasızlık politikalarıdır."   ‘Pınar Gültekin kararı kara bir lekedir’   Rosa Kadın Derneği olarak Pınar Gültekin davasını yakından takip ettiklerini ifade eden Elif Turan ise, davanın 13 duruşmadan sonra karara bağlandığını hatırlattı. Elif, çıkan kararın vicdanı yaralayan bir yerde durduğunu belirterek, “Biz bu kararı devletin kirli vicdanına bağlıyoruz. Pınar şahsında katledilen tüm kadınların failleri cezasızlık politikası ile ödüllendirilmektedir. Bizler kadın aktivstler ve kadın örgütleri olarak devletin uyguladığı cezasızlık politikası ile yıllardan beridir mücadele ediyoruz ve savaşıyoruz. Pınar’ın katledilmesine ilişkin verilen karar kara bir leke gibi düştü. Faile verilen ceza için indirime gidildi. Öte yandan Pınar’ın katledilmesine yardım eden kişiler beraat kararı aldı. Devletin bu tutumu tüm kadınlara yapılan görmeme, duymama ve hiçleştirme politikasıdır” dedi.   'Yasta değil, isyandayız’   Fail Cemal Metin Avcı’nın İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alan sözlerini anımsatan Elif, “Fail mahkeme salonunda Cumhurbaşkanı’na İstanbul Sözleşmesi’nin feshi için teşekkür etmesi eril zihniyetin, toplum ve devletle bağlantısını ortaya koydu. Ancak bizler kadınlar olarak hiçbir zaman haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bizler kadınlar olarak yasta değil isyandayız. Ve tüm faillerden hesap sorana kadarda alanlarda olacağız” diye konuştu.   Elif, verilen kararın diğer faillere ön açıcı bir nitelikte olduğunun altını çizerek, konuşmasını şu sözler ile sürdürdü: “Verilen ceza elzemdir. Ancak biz Kürt kadınları, demokrat kadınlar olarak nasıl bir cevap olacağız bunu düşünmek gerekiyor. Bizler de kadın örgütleri olarak bu nasıl bir mücadele biçimini esas alacağız bunları düşünmek gerekiyor. Tüm bunlarla beraber Rosa Kadın Derneği olarak böylesi kadın katliamlarının önüne geçmek ve kadın faillerinin cezalandırılması için mücadele edeceğiz.”