‘Mahkeme katili aklamak için katilden daha iyi kurgu oluşturdu’ 2022-07-19 09:06:01     Melike Aydın   MUĞLA - Pınar Gültekin’in failinin yargılandığı davada erkek adaletin faille birlikte kurgu yaptığını ifade eden aktivist ve akademisyen Dilek Bulut, adalet mekanizmasının kriz halindeki erkekliğe toplumsal cinsiyet normları doğrultusunda çareler ürettiğini ifade etti.   Muğla’da 21 Temmuz 2020’de Pınar Gültekin’i katlettiği ortaya çıkan Cemal Metin Avcı’nın yargılandığı davanın 20 Haziran’da görülen karar duruşmasında fail hakkında “haksız tahrik indirimi” ile 23 yıl hapis cezası, ona yardım etmekten yargılanan annesi Ayten Avcı, babası Selim Avcı, boşandığı Eda Karagün ve ortağı Şükrü Gökhan Orhan hakkında beraat kararı verildi. Karara karşı eylemler devam ederken, Karya Kadın Derneği Başkanı ve Menteşe Kadın Platformu üyesi Akademisyen Dilek Bulut, kararı ve yargının tutumunu değerlendirdi.    Fail değil Pınar’ın hayatı sorgulandı   Isparta’da Güleda Cankel’in ve Muğla’da Zeynep Şenpınar’ın katledilişlerinde, karakoldaki şikâyetlerine rağmen İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın uygulanmamasının önemli payı olduğunu belirten Dilek, Pınar Gültekin katliamı davasında çıkan kararda da sözleşmenin feshinin etkili olduğunu ifade etti. Davada Pınar’ın yaşamının sorgulandığına dikkat çeken Dilek, “Mahkeme katili aklamak için katilden daha iyi bir kurgu oluşturdu. Pınar’ın evli erkekle ilişki kurması, tehdit etmesi pek çok konuda toplumsal cinsiyet normlarını göz önüne alan ve bunun üzerinden giden bir duruşma yapıldı. İkinci, üçüncü duruşmada vahşet ayrıntılarıyla ortaya çıktı ve bu aşamada duruşmanın sonlanmasını bekliyorduk” dedi.   ‘Erkek adalet faillerle birlikte kurgu yapıyor’   Failin üç kez ifade değiştirdiğini, hepsinde de ağır tahrik altında olduğunu ispatlamak amacıyla Pınar’ın video ile şantajda bulunduğu iddiasını hatırlatan Dilek, bunun ise ispatlanamadığına işaret etti. Dilek, “Gerekçeli karar bundan sonra kadın cinayetlerinde izlenecek yolu gösteren bir doküman haline geldi. ‘Ağır tahrik altındaydı öldürdü ve delilleri yok etmeye çalıştı.’ Yapılanların hepsi erkek adaletin toplumsal cinsiyet normlarına ne kadar sahip çıktığını ve katillerle beraber kurgu yaptığını gösteriyor. Bunun böyle olmadığını göstermesi için bu gerekçeli kararın mutlaka bozulması gerekiyor. Üniversitede hocayım ve Pınar öğrencilerimizden biri. Kötekli’de biri daha öldürülürse katiller yolu biliyor. Muğla Adliyesi katilleri koruyor. Gerekçeler buluyor, kadınların yaşamlarını sorguluyor” değerlendirmesinde bulundu.   42’nci madde tahrik indirimine engel oluyordu   Dilek, savcılığın kararı istinafa taşıdığına değinirken, dijital medyada yoğun paylaşım yapılsa da katliamların, bir sonraki işlenene kadar unutulduğunu kaydetti. Dilek, “Pınar öldürüldükten sonra sözleşme hukuksuz şekilde feshedildi. Katil de mahkemede bundan mutlu olduğunu söyledi. Çünkü sözleşmenin 42’nci maddesi ‘Tahrik indirimi uygulanamaz’ diyordu. Yürürlükte olsaydı ağırlaştırılmış hapis cezası uygulanması gerekiyordu. Bunun yaşamla, söyledikleriyle ilgisi yok. 27 yaşında kadın katledildi, bunun hesabını Türkiye vicdanı nasıl ödeyecek merak ediyoruz ama biz adaleti aramaktan, İstanbul Sözleşmesi mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.   Fail erkeğin nüfuzlu oluşu davaları etkiliyor   Muğla’da Aslı Baş’ın şüpheli ölümünden baş şüpheli turizmci Ahmet Bayer’in yargılandığı davanın, benzer dosyalara devlet müdahalelerini göstermesi açısından önemli bir örnek olduğunu söyleyen Dilek, “Aile, erkek ne kadar güçlü ise bu davalarda akıl almaz sonuçların çıkmasına neden oluyor. Cemal Metin Avcı ve ailesi tanınan bir aile. Kurulan cümleler hep ‘ama’lı. Ailenin ne kadar etkilediğini bilemiyoruz ama mutlaka bu güç odaklarının davada etkili olduğunu biliyoruz. Erkek güçlüyse bu şekilde sonuçlanıyor” sözlerine dikkat çekti.   ‘Krizdeki erkeklik adalet mekanizmasıyla çözüm üretmeye çalışıyor’   Kadın davalarında erkek güçlü değilse de erkeklik üzerinden benzer sonuçlar kurulabildiğinin altını çizen Dilek, “Sedef Berberoğlu davası var. Eşinden ayrılıyor ve eşi öldürüyor. Ağırlaştırılmış müebbet kararı bozuldu ve ağır tahrik indirimi aldı. Güç ilişkisi erkeklikle çok ilişkili. Erkeklik kriz yaşıyor ve adalet mekanizması da böyle çözmeye çalışıyor. Gardlarını aldılar ve bu tür konuşmalarda savunmayı birlikte yapıyor. Arkasında daha güçlü bir ilişki varsa etkili oluyor. Ailenin söyledikleri de mahkemeyi etkilemek için söylenen şeyler” dedi.   ‘İstanbul Sözleşmesi’nin yerini hiçbir şey tutamaz’   Hükümetin “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilseler de kadına yönelik şiddetle ciddi mücadele edecekleri” sözünü hatırlatan Dilek, şunları söyledi: “Bu kararı ve sözleşmenin 42’nci maddesini de okusunlar. İstanbul Sözleşmesi’nin yerini hiçbir düzenleme tutamaz, mutlaka uygulanmaya geçilmelidir. Bizler kadın örgütleri ve tüm kadınlar olarak davayı takip etmeye ve eylemlere devam etmeye devam edeceğiz.”