TAJÊ soykırım raporunu uluslararası kuruluşlara gönderdi 2022-08-03 19:20:48     HABER MERKEZİ - TAJÊ’nin soykırımın tanınması amacıyla uluslarası kurumlara gönderdiği raporda Êzîdîlere yönelik soykırımda 360 bin kişinin göç ettirildiği, 3 bin 504 kadının kaçırıldığı ve hala 2 bin 941 kişinin DAİŞ’in elinde olduğu bilgisi yer aldı.    Êzîdî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ),  DAİŞ tarafından 3 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilen ve “74’üncü ferman” olarak adlandırılan soykırımın 8. yıldönümü dolayısıyla fermanın sonuçları ile Şengal’e yönelik saldırı ve tehditlere ilişkin bir rapor hazırladı.   TAJÊ’nin hazırladığı rapor, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Papa Francisco, Avrupa Komisyonu, Kadın Hakları Komitesi, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu, Avrupa Konseyi Başkanı, Avrupa Parlamentosu, İsveç ve Finlandiya başbakanları, kadın sendikaları ve birlikleri ile Irak’taki büyükelçilikler dahil 100’den fazla uluslararası kurum ve önde gelen kişiye gönderildi.   ‘Tüm canlılara saygı duymak inancın temelidir’   Êzîdî halkının insanlığın en kadim halklarından biri olduğuna yer verilen raporda, “Kültüründe ve inancında doğal toplumun birçok izi günümüze kadar ulaşmıştır. Êzîdî adetleri daha çok doğada şekillenmiştir. Tüm canlılara saygı duymak Êzîdî kültürünün ve inancının temelidir. İnsanın insanla ve doğadaki tüm canlılarla kurduğu ilişkide özgürlük cevheri ve doğadan kopmamıştır. Oluşan kültür binlerce yıllık değerlerin toplamıdır. Êzîdî halkı günümüze kadar geçimini tarım, hayvancılık ve emeğiyle sağlamıştır. Günümüz toplumunda hala yaşayan mitolojiden görüldüğü üzere kadın hayatın ana unsurudur. İradesiyle, özgün rengiyle kültürünü ve inancını devam ettirmektedir. Êzîdî yaşam felsefesi eşitlik ve değer verme üzerine kuruludur. Toplum, ayrım gözetmeksizin tüm çocuklara sahip çıkar ve korur. Êzîdîliğin geleceği ve devamlılığı olarak görülen çocuklar, her şeyden önce Êzîdî inancının değerleriyle yetiştirilir” denildi.    ‘Dünya Êzîdîleri inancından  çok soykırımlarla tanıyor’   Êzîdî tarihinde yüzlerce katliam ve ferman gerçekleştiğini ancak en çok 74. fermandan söz edildiğine vurgu yapılan raporda şu ifadeler yer aldı: “Çünkü bu en zor ve en sert katliamdı. Dünya, Êzîdî halkını kültürü ve inancından çok fermanlar ve soykırımlarla tanıyor. Êzîdî halkı olarak bu gerçek bizler için çok acıdır. 74. ferman, 2014 yılında DAIŞ çeteleri tarafından gerçekleştirildi. Şüphesiz bu ferman, Êzîdî halkında pek çok acıya, travmaya ve büyük kayıplara neden oldu. On binlerce Êzîdî katledildi, kaçırıldı ve esir alındı. Çocuklar zorla DAIŞ’in çetesi yapıldı. Ayrıca yüz binlerce Şengalli yurttaşlar göç ettirildi. Bugüne kadar yaklaşık 200 bin kadarı Güney Kürdistan’daki kamplarda zor koşullarda yaşıyor.   ‘Binlercesinin akıbeti bilinmiyor’   Söz konusu soykırımda Êzîdîlik inancına göre kutsal olan 6 kubbenin havaya uçurulduğu ve onlarca binanın yıkıldığı belirtilen raporda, “ Şimdi bile binlerce Êzîdî’nin akıbeti bilinmiyor. Şengal bölgesinde en az 87 toplu mezar tespit edildi. Cesetlerin kimliğinin DNA analizi ile tespit edilebilmesi ve halkın şehitlerini kendi inançlarıyla gömebilmesi için sadece birkaç tanesi açıldı. Birçok yerde DAIŞ’in yerleştirdiği mayın ve patlayıcılar temizlenmedi. Çoğu zaman bu mayınlar, Şengallilerin ölümüne neden oldu” denildi.  Raporda fermanın sonuçlarıyla ilgili şu veriler yer aldı:   2014 fermanıyla ilgili elde edilen bazı rakamlar (Tarih: Temmuz 2022):   Kaçırılan kadınlar: 3504   Kaçırılan erkekler: 2869   Hâlâ DAIŞ’in elinde olanlar: 2941   Anne ve babasız kalan çocuklar: 2166   Göç ettirilmiş kişiler: 360 000   › Hala Güney Kürdistan kamplarında olanlar: 200 000   › Irak’tan ayrılanlar: 10 000   Kayıp kişiler / bilgi edinilemeyenler: 220   Toplu mezarlar: 87   › Açılanlar: 33   Kurtarılan kadınlar: 1184   Kurtarılan erkekler: 337   Şengal’e dönen Êzîdîler: 150 000   DAIŞ’in Êzîdî halkına karşı işlediği suçlar, uluslararası insan haklarına göre soykırımdır (9 Aralık 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi, 2.bent). Uluslararası toplumun çeşitli siyasi kurumları tarafından resmen soykırım olarak tanındı. Bunlar arasında Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi ve Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu ve Fransa Parlamentosu da bulunuyor. Suçluların cezalandırılmasıyla ilgili süreç de oldukça yavaş ilerliyor. Soykırım Sözleşmesi’nin 3. ve 4. maddelerinde gerekli olmasına rağmen soykırımın sorumlularının sadece küçük bir kısmı yargılandı ve cezalandırıldı. Adaletin sağlanmaması Êzîdîlerin bugün de yaşamakta olduğu travmayı ve acıyı derinleştirmektedir.   2014 fermanı nedeniyle kadınların yaşadığı acı ve sızı   Tüm katliamlarda ve fermanlarda en çok kadınlar kurban oldu. Kadınları asimile ederek ve katlederek toplumun kimliğini, kültürünü ve inancını yok etmek amaçlanıyor. DAIŞ çetelerinin gerçekleştirdiği 3 Ağustos 2014 tarihli ferman da bu örneklerden biridir. Kadınlar DAIŞ’in eline düştüğünde çoğu zaman tecavüze uğruyor, köle olarak satılıyor ve İslamcı çetelerle zorla evlendiriliyordu. Kadınlara sadece baskı ve zorbalık dayatılmadı, onlardan radikal islamın kurallarına göre hareket etmeleri istendi. Çocukları da DAIŞ ideolojisine göre eğitildi. Çetelerin emirlerine karşı çıkan kadınlar ağır cezalara çarptırıldı ve bazen şehit düşürüldüler. Ayrıca onlarca Êzîdî kadın DAIŞ çetelerinin ellerine düşmemek için damarlarını keserek, kendilerini yamaçlardan atarak yaşamlarına son verdi ve teslim olmayı reddetti.   74. fermandan sonra en çok zarar gören kadınlar ve çocuklardı. Topraklarından göç etmek zorunda kaldılar. Bu durum kadınlar için acı verici oldu çünkü kadınlar genellikle topraklarına çok bağlıdır. Yoksullukla karşı karşıya kaldılar. Kadınların çocuklarına ve ailelerine karşı doğrudan sorumluluğu nedeniyle yoksulluğun en ağır yükü onların omuzlarındadır. Yıllardır çadırlarda günlük hayatlarını zorluklarıyla yaşamaya çalışıyorlar. Şengal’in ilçe, köy ve şehirlerindeki bozulmalar ve altyapı eksiklikleri nedeniyle birçok sağlık ve toplumsal sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Yaşamın temel gereksinimleri olarak; temiz su, elektrik ve çocukların ihtiyaç malzemelerini büyük zorluklarla karşılıyorlar. Kadınların çoğunda ağırlıklı olarak psikolojik hastalıklar görülüyor. Yabancı ülkelere özellikle Güney Kürdistan’daki kamplara göç eden Êzîdî kadınlar, kültürlerinden ve inançlarından uzak her türlü ahlaksız eyleme zorlanıyorlar.   Irak devleti hükümetlerinin fermandan sonraki rolü   Ağustos 2014’te Şengal siyasi yönetimi, güvenlik güçleriyle birlikte bölgeden çekildi. Bundan sonra, başarılı bir yönetim getirmek için yapılan tüm girişimler başarısız oldu ve bir kurum olarak gerçekten çalışmaktan çok boş bir resmi kabuk yarattılar. Kamu hizmetleri ve yapım işleri çok düşük seviyede kaldı. Birçok Êzîdî askeri güçlerin geri çekilmesini bir ihanet olarak görüyor. Bu nedenle özellikle güvenlik ve savunma konusunda devlete olan güvenleri yok olmuştur. Şengal’i kimin yöneteceği konusunda birçok tartışmanın ardından, Güney Kürdistan ve Irak Federal Hükümeti 9 Ekim 2020’de bir anlaşma yaptı: UNAMI’nin (Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu) arabuluculuğuyla ‘Şengal Anlaşması’ yapıldı. Ancak Şengal halklarının büyük bir kısmı bu anlaşmayı kabul etmedi ve direndi. Çünkü bu konuda kendilerine danışılmamıştı ve bu anlaşma Şengal halkının ihtiyaçlarını karşılamıyordu.   Türkiye'nin hava saldırıları    Şengal’in DAIŞ vahşetinden kurtarılmasının ardından en ciddi güvenlik sorunu Türk devletinin hava saldırıları oldu. Bu saldırılar 2017’den beri gerçekleştirilmektedir (bu sayının kronolojisi bu dosyanın sonuna eklenmiştir). Türk hükümeti, PKK üyelerini hedef aldığını söylüyor. Ama gerçekte, bu saldırıların kurbanlarının neredeyse tamamı Şengal’in Êzîdî halkındandı ve çoğu da sivldi.   Bu tür olayların iki acı örneği şu şekilde; 17 Ağustos 2021’de Sikêniyê hastanesine düzenlenen bombalı saldırıda 8 hasta ve sağlık çalışanı yaşamını yitirdi ve Sinunê Halk Meclisi ile yakınındaki kırtasiye dükkanına yönelik SİHA’larla yapılan saldırılar sonucunda Seleh Nasır adındaki 12 yaşındaki bir çocuk ile siyasi aktivist İbrahim Derweş Evdi şehit düştü. Bu olaylarla Türk Devleti, Cenevre Sözleşmesi (Cenevre Sözleşmesi IV, Madde 18: Hastanelerin Korunması) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’ne göre (Madde 8 §2 (b) i, ii, iv) savaş suçları işledi (ancak Roma Statüsü henüz Türk devleti tarafından imzalanmadı).   Fermandan sonra TAJÊ kuruldu   Êzîdî kadınlar, katliamları önlemek ve 3 Ağustos 2014 fermanına ya da soykırıma cevap vermek için kendilerini örgütlediler. 2015 yılında kadınları güçlendiren ve eğiten bir grup kadın olarak çalışmalara başlandı. Kadınlar bir araya geldikten sonra örgütlerini genişlettiler. 2016 yılında bir kongre ile Êzîdî Kadın Özgürlük Hareketi’ni (TAJÊ) kurdular. TAJÊ, Önder Apo’nun Demokratik Konfederalizm paradigması ve kadın özgürlüğü ideolojisine ilişkin fikir ve felsefesi temelinde faaliyet göstermektedir. Cinsiyet eşitliği, tüm halklar arasında demokrasi ve doğanın korunmasını esas almaktadır. TAJÊ, en çok da DAIŞ tarafından esir alınan Êzîdî kadınların kurtarılmasına önem veriyor. QSD, Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Bakanlığı, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Êzîdxan  ve Şengal’deki Êzîdî Kadın Yardım Ağı’nın iş birliğiyle bugüne kadar 1500’e yakın Êzîdî kadın DAIŞ çetelerinden kurtarılarak ailelerine teslim edildi. TAJÊ aynı şekilde cinsiyetçi tutumlara karşı mücadele ediyor. Kadını kimliksiz, fikirsiz ve iradesiz gören aile, toplum ve iş yerlerinde kadına yönelik gelişen şiddete karşı duruyor. Bunun  için Kürt, Arap, Asuri, Suryani, Keldani gibi halklardan kadınlarla ilişki geliştiriyor. Ayrıca TAJÊ yaşamsal işlerin yürütülmesi için kendi içinde Eğitim, Ekonomi, Kültür ve Sanat, Sağlık ve Uzlaşı gibi komiteler kuruyor.   Ek: Türk devletinin 2017-2021 yılları arasında Şengal’e yönelik saldırıları   2017: 24 Mart’ta Amud ve Kers bölgesinde saldırılar gerçekleştirdi. YBŞ savaşçısı Genco Siba Şêx Xidir Kers’teki saldırılarda şehit düştü.   2018: 15 Ağustos’ta Şilo Vadisi’nde SİHA’larla bir saldırı gerçekleşti. Êzîdî halkının önde gelenlerinden ‘Mam’ Zeki Şengali (İsmail Özden) ve şoförü Mahir Güney şehit düştü.   2019: Bu yılda 3 saldırı gerçekleşti. 19 Kasım’da SİHA’lar Xanêsor’a saldırdı, saldırıda yaralanan YBŞ savaşçısı Aziz Salih 20’sinde şehit düştü. 13 Aralık’ta Kuzey ve Doğu Suriye’den (Rojava) gelen 3 işçi şehit düşürüldü.   2020: Bu yılda 4 saldırı gerçekleşti. 15 Temmuz’da YBŞ Komutanı Nezar Bapir ve kardeşi Eymen Bapir ile 2 YBŞ savaşçısı Ali Hisên Xıdır ve eamid Xelil Qasim şehit düştü. 14 Haziran’da bir savaş uçağı saldırısında 2 YBŞ savaşçısı yaralandı. 9 Kasım’da bir YBŞ savaşçısı SİHA saldırısıyla şehit düştü.   2021: Bu yıl toplamda 7 saldırı gerçekleşti ve 11 kişi şehit düştü. 16 Ağustos’ta Şengal merkezde YBŞ komutanı Seid Hesen ve yeğeni YBŞ savaşçısı İsa Xwedêda şehit düştü. 17 Ağustos’ta Sikêniyê hastanesine savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırıda 3’ü sağlık görevlisi olmak üzere 8 kişi şehit düştü. 7 Aralık’ta Şengal Demokratik Özerk Meclisi Yürütme Kurulu Eş Başkanı Merwan Bedel, 2 çocuğuyla birlikte otomobilindeyken hedef alınarak şehit düşürüldü. Saldırıda Merwan Bedel’in çocukları yaralandı. 11 Aralık’ta Xanêsor Halk Meclisi bir savaş uçağı saldırısının hedefi oldu. Bina yıkıldı, maddi hasar oluştu.   2022: 21 Ocak’ta YBŞ komutanlarından Silêman Şemo Yusuf ve YBŞ savaşçısı Naci Heci Sebro SİHA saldırısıyla şehit düşürüldü. 1 Şubat’ı 2 Şubat’a bağlayan gecede Şengal’de yer alan 21 yer bombalandı. 3 Arap sivil işçi şehit düştü, 1 kişi yaralandı. 15 Haziran’da Sinûnê Halk Meclisi ve bir kırtasiye dükkanı hedef alındı. Salih Nasır adlı 12 yaşındaki bir çocuk şehit düştü. İbrahim Derwêş Evdi isimli bir Êzîdî yurttaş yaralandı ve 8 gün sonra şehit düştü. Bu saldırıda 7 sivil de yaralandı.”