Şırnak'ta 'özel savaş konsepti' devrede 2022-09-09 09:06:59     Sema Çağlak   ŞIRNAK - Şırnak’ta kadın katliamlarının arttığını belirten TJA aktivisti Güler Tunç, kente yönelik özel savaş politikalarının devreye konularak, kadınların hedef alındığını, çeteler, korucular ve uzman çavuşlar tarafından fuhuşun geliştirildiğini söyledi. Güler, kentte uyuşturucu ve fuhuşa karşı savaşan siyasete dönük bir saldırı olduğunu belirtti.    Şırnak ve ilçelerinde uzun bir süredir kadın katliamları gündemde. Yerel seçimler sonrası Şırnak’ta özel bir politika devreye konuldu. Şırnak’ta son 2 yıl içerisinde 5’i çocuk 16 kadın katledildi. En son da Şırnak’ın Uludere ilçesinde Firdevs Babat, İdil ilçesinde de Leyla Karaaslan ve 3 kızı katledildi. Yaşanan kadın katliamlarına yönelik tepkiler sürerken, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Güler Tunç konuya dair değerlendirmelerde bulundu.    ‘Şırnak’a yönelik özel savaş konsepti geliştirildi’   Şırnak’ta özel ve psikolojik savaş yürütüldüğünü belirten Güler, şöyle devam etti: “2014 yılında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından ‘Çöktürme planının’ devreye sokulmaya başlanması ile birlikte Kürt kadınlarına yönelik de  özel bir politika yürütülmeye başlandı. O günden bu yana AKP iktidarı, Kürt kadınlarına karşı farklı farklı saldırılar yürütüyor. Şırnak’ta öz yönetim direnişlerinin yaşandığı 2015-2016 yıllarında sistematik bir saldırı ile kadınlar hedef alındı. Bir yandan uyuşturucu, fuhuş ile gençleri düşürüyorlar, diğer yandan da kadın katliamlarını en üst düzeyde gerçekleştirerek bunu normal bir hale getiriyorlar.  Bunun için özel savaş politikalarını temelden bilince çıkarmamız gerekiyor. Yani iktidar ne istiyor ve bu isteğini nasıl gerçekleştiriyor? Neyi başaramadı ki bu açıdan saldırıyor? Şırnak halkının tarihine baktığımızda 90’lı yıllardan bugüne kadar devlet saldırı ve zulmünü sürdürüyor. Kürt halkı faili meçhul cinayetlerle kaybedildi, Newrozlarda katledildi, işkencelerden geçirildi, yakıldı. Ancak buna rağmen de  devlet bu saldırılarından sonuç alamadı. Şırnak boyun eğmedi. O dönemde de devletin bu politikalarına kadınlar baş kaldırdı. Berivan ve Bişeng Anık gibi onlarca kadın mücadeleye öncülük etti. Öz yönetim direnişleri sürecinde de yine direnişe kadınlar öncülük etti. Sêvê, Pakize, Aysel, Fatma, Berjin, Feride gibi bu süreçte de kadınlar direndi, öncülük etti.”   'Kadınları katledenler devlete bağlı güçlerden'    “İktidar yenilgi yaşadığı bu süreçte özel yol ve yöntemler geliştirdi” diyen Güler, “Şimdi kadınları ahlaki olarak hedef alıyorlar. Çete, korucu ve uzman çavuşlar eliyle fuhuşu geliştirdiler. Bu olayları normalleştirip, üzerini örtüyorlar. Bölgede her açıdan görülmemiş bir saldırı var. Bir yandan doğaya saldırı var. Diğer yandan genç kadınlar hedef alınıyor, Botan’daki siyasete karşı saldırı gerçekleştiriyorlar. Eğer bir hafta içerisinde 5 kadın katlediliyorsa bu kabul edilecek bir şey değil. Yine son 4 ay içerisinde Bervian Altun, Sakine Kültür, Firdevs Babat ve İdil’deki katliam buna somut örneklerdir. Kadınları katledenlerin çoğu devlete bağlı olan güçlerden. Kuşkusuz bu bir tesadüf değil” değerlendirmesi yaptı.    ‘İktidar Botan’a saldırıyı kendisi için başarı olarak görüyor’   Şırnak'a yönelik gerçekleştirilen saldırıları, iktidarın kendisi için bir başarı ve kazanım olarak ele aldığını söyleyen Güler, “Bu açıdan bölgeye gönderdiği güçleri özel olarak seçiyor. Sevgi, aşk adı altında Kürt kadınlarını düşürmeyi hedefliyor. Bu özel savaş politikalarına İpek Er’in katledilmesi bir örnektir. Çünkü fiziki saldırılarla bir sonuç alamadılar, bu yüzden de psikolojik ve ahlaki açıdan bir saldırıyı devreye soktular. Bu bölgede görev yapan uzman çavuşlar, okullarında ya da işlerinde başarılı oldukları için uzman çavuş olmuş değiller. Onlar devlet tarafından özel olarak eğitilip bölgeye gönderiliyorlar. Bu bölgeyi onlara tanıtmışlar ve bu şekilde farklı bir yöntemle Kürt kadınlarına yaklaşıyorlar.  Yine korucular da aynı şekilde. Kimliklerine ve topraklarına ihanet eden korucular bugün bu özel savaş politikalarının bir parçası olarak hareket ediyorlar. Firdevs Babat’ı katleden kişinin devlet ile ilişkisi vardı. Devlet desteğini alıyorlar arkalarına. Yine İdil’de katliam gerçekleştiren de Hizbullah ve HÜDA-PAR’lı idi. Bu güçlerin köküne baktığımızda da nereden çıktıklarını görüyoruz” diye konuştu.    ‘Failler eğitiliyor’   Bölgede gerçekleşen olayların birbirinden kopuk olmadığını dile getiren Güler, hepsinin birbiri ile bağlantılı olduğu dile getirdi. Güler, devamında şöyle dedi: “Kadın katillerinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile fotoğrafları çıkıyor. Artık bu olaylara yabancı değiliz. Zaten katiller onların eliyle eğitiliyor ve bir aşamaya getiriliyor. Deniz Poyraz’ın katili gibi. Katliam gerçekleştirenler cezasızlıkla yargılanacaklarını biliyorlar ve bundan cesaret alıyorlar. Kadınların güvenliği yok. Yine bölgede gerçekleşen olaylar birbirinden kopuk değil. Olayların çoğunun üzeri örtülüyor. Firdevs Babat’ın katledilmesi ile üzeri örtülen bir tecavüz olayı da ortaya çıktı. Devlet kendi içinde olayların üzerini örtüyor, kapatıyor. Aileleri de korkutarak kendi politikalarının bir parçası yapıyor. Devlet olayların üzerini örtüyor, cezasız bırakıyor, kendilerini aşiret olarak adlandıranlar da kadınları cezalandırıyor ve  olayların üzerini örterek kendi aralarında çözüyorlar.  Bu şekilde kadınlar ve çocuklar hem devlet hem de aile, toplum tarafından saldırıya maruz kalıyor. Devletin  cezasızlık politikasını katiller kendileri için bir koruma silahı olarak görüyorlar ve öyle hareket ediyorlar.”   ‘Özel savaş politikalarına karşı özsavunma gerekli’   Devletin bölgedeki saldırılarına karşı güçlü bir duruş ile kendini koruma, savunma yol ve yöntemlerin bulunması gerektiği üzerinde duran Güler son olarak şu şekilde konuştu: “Halkımız her açıdan duyarlı olmalı. Bu politikaların kaynağına ilişkin bilgilenmeli buna göre de öz savunma yöntemlerini geliştirmeli. Devlet öyle politikalarla gençleri o hale getiriyor ki, intihara sürükleniyorlar. Bu yüzden hem halk hem de aileler duyarlı olmalı. Bizler de TJA olarak bu politikalara karşı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yılardır  bu politikalara karşı farklı eylemler yapılıyor.  Ancak bu politikalara karşı mücadele TJA ile sınırlı kalmamalı. Bölgedeki ve Türkiye’deki kadınlar bu kadın katliamlarına karşı  birlik olmalı ve seslerini yükseltmeli.”   2 yıl içerisinde katledilen kadınlar:   *Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinin Mehri köyünde, Şimon Diril 8 Ocak 2020 yılında kimliği bilinmeyen kişiler tarafından kaçırıldı. Cenazesi 70 gün sonra Hêzîl çayı kenarında bulundu.    *Şırnak’ın Cizre ilçesinin Konak Mahalesi’nde Canan Nergiz, 17 Mayıs 2020 tarihinde katledilmiş olarak bulundu.    *Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Takya  köyünde Betül Uçar, 3 Mart 2021 tarihinde evlerinin bahçesinde asılmış olarak bulundu.    *Şırnak’ın Cizre ilçesinin Dağkapı Mahallesi’nde Gurbet Üren, 6 Mayıs 2021 tarihinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.    *Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Zengilokê köyünde Kezban Akkoyun, 2021 yılı Eylül ayında  şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.    *Şırnak’ın Cizre ilçesinde Aralık 2021’de Hêlin Katlanç, evinde yaşamını yitirmiş halde bulundu.    *Silopi İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan Özlem Çakır 4 Ocak 2022’de ilçe merkezindeki bir otelde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.    *Şırnak’a bağlı Avgamasya köyünde Asiye Akıl, 8 Ocak 2022’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.    *Şırnak’ın İdil ilçesinde 3 Şubat 2022’de Kader Yağbasan şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.    *Şırnak’ın Uludere ilçesinde 21 Nisan 2022’de Mihriban Şengil, evli olduğu Metin Şengil tarafından katledildi.    *Şırnak’ın Silopi ilçesinde 14 Mayıs 2022’de Sakine Kültür, Şırnak Özel Harekat Ocakları Başkanı İbrahim Barkın tarafından işkence ile katledildi. Tutuklanan failin birçok dosyasının olduğu ve şimdiye kadar cezalandırılmadığı ortaya çıktı.     *Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Şenoba Beldesi’nde Fidrevs Babat, 21 Ağustos 2022’de katledilmiş olarak Hêzil çayında bulundu. Firdevs’in Ahmet Babat tarafından korucu kardeşi Ramazan Babat’ın silahı ile katledildiği ortaya çıktı.    * Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de Hasan Kaaraslan evli olduğu Leyla Karaaslan ve kızları Derya, Melek ve Şerife'yi 24 Ağustos 2022’de katletti.