İki kentte panel: Tecrit insanlık dışıdır ortadan kaldırılması gerekir 2022-10-05 15:46:34   HABER - MERKEZİ - Siirt ve Mersin'de komploya ilişkin düzenlenen panelde, tecrit koşullarına ve komplonun amaçlarına dikkat çekilerek, “Bir yandan Türkiye Öcalan’ın sesini  kısıyor, bir yandan da uluslararasında Öcalan’ın özgürlüğü için kampanya yürütülüyor. Bu iki güç karşı karşıyadır; Ya Sayın Öcalan’ı özgürleştireceğiz ya da Türkiye İmralı’daki tecridi daha da derinleştirecek” denildi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Siirt İl Örgütü, İmralı F Tipi Kapalı Cezaevi'nde ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük 9 Ekim 1998'de startı verilen uluslararası komplonun yıl dönümüne dair parti binasında panel düzenledi. Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Newroz Uysal, HDP Siirt Milletvekili Mehmet Sıddık Taş ve Barış Annesi Gülistan Teymur’un konuşmacı olarak yer aldığı panele çok sayıda kişi katıldı. Panelin yapıldığı salona, “Tecrit insanlık suçudur” pankartı asıldı.    ‘Adada yeşil alan yok’   Saygı duruşuyla başlanan panelde ilk olarak konuşan Newroz Uysal, İmralı'daki hukuk sistemini değerlendirdi. Newroz, İmralı Cezaevi'nin özel inşa edildiğini belirterek, "11 devlet bu komplonun içerisinde yer aldı. 24 yıldır Sayın Öcalan tutukludur. 10 yıl tek başına burada kaldı. Bursa’dan adaya 3 buçuk saat sürüyor. Adada yeşil alan denilen bir alan yok. Öcalan gitmeden önce burası açık cezaeviydi. Sayın Öcalan, İmralı’ya götürüldüğünde tüm binalar kapatıldı. Tek bir bina bırakıldı. O binada yargılama yapıldı. 2009 yılında 5 tutuklu götürüldü. Bugün Sayın Öcalan'ın yanında 3 kişi tutuklu bulunuyor. Bunların her biri de yan yana değil, ayrı koğuşlarda tutuluyor” sözlerine yer verdi.    ‘Bu işkencedir’   Newroz, İmralı'nın kanuna aykırı bir şekilde inşa edildiğini ifade ederek, Abdullah Öcalan’ın tüm haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Newroz, müvekkilleriyle şimdiye kadar 5 kez görüşebildiğini ifade ederek, Abdullah Öcalan’ın sadece pandemi döneminde telefon hakkından yararlanabildiğini kaydetti. "Son telefon görüşmesinden sonra Sayın Öcalan’dan herhangi bir haber alınamıyor” diyen Newroz, 19 aydır hiçbir şekilde haber alamadıklarını dile getirdi. Newroz, “Durumlarının ne olduğunu bilmiyoruz. Ailelerinin görüş yapmaması için disiplin cezaları gerekçe gösteriliyor. Avukatlara ise 6 ayda bir görüş yasağı veriliyor. Dünyanın hiçbir devletinde böylesi bir sistem yoktur. Dünyada bunun örneği yoktur. Bu işkencedir, insanlık dışıdır ve ortadan kaldırılması gerekir” ifadelerini kullandı.    ‘Öcalan’ın yok etmek istiyorlar’   Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de uymadığına dikkati çeken Newroz, devamında şunları söyledi: "Türkiye kendi hukukuna uymuyor. Dünya bu tecride sessizdir ve bu sessizlik de bilinçlidir. Öcalan’ı yok etmek istiyorlar. Kürtleri kendi siyasetlerine göre yönetmek istiyor. Bunun için tecrit uygulanıyor. Bir yandan Türkiye Öcalan’ın sesini  kısıyor, bir yandan da uluslararasında Öcalan’ın özgürlüğü için kampanya yürütülüyor. Bu iki güç karşı karşıyadır; Ya Sayın Öcalan’ı özgürleştireceğiz ya da Türkiye İmralı’daki tecridi daha da derinleştirecek.”   ‘Tecrit ahlaksızdır’   Türkiye’deki krizlerin temel nedeninin İmralı’daki tecrit olduğunu vurgulayan HDP’li Sıddık Taş ise, "İmralı’daki sistem ne zaman yıkılırsa, Türkiye’de demokratik anlamda gelişmeler olur. Bu tecrit, özel savaş sisteminin bir parçasıdır. Hukukla hiçbir alakası yoktur. Tecrit, haksız ve hukuksuzdur. Mesele Kürtler ve liderleri olunca hiçbir şeyi tanımıyorlar. Bundan kaynaklı Sayın Öcalan’a bu tecrit uygulanıyor. AKP inşasını İmralı sistemi üzerinde yapıyor. Bizler de İmralı sistemini yıkmak için mücadele yürütüyoruz. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların özgürlüğüdür. Bu tecrit hukuksuz ve ahlaksızdır” diye konuştu.    Barış Annesi Gülistan Teymur da, İmralı’daki tecridin tüm cezaevlerine yayıldığına işaret ederek, "Çocuklarımızı serbest bırakın ve İmralı tecridini de kaldırın" dedi.    Panel, soru-cevap bölümüyle son buldu.     Mersin   HDP Mersin İl Örgütü’nde, “Komploya, tecride, zindanlardaki işkence sistemine ve hasta tutukluların ölüme terk edilmesine karşı özgürlüğe yürüyoruz” başlıklı panel düzenlendi. Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), HDP, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çukurova TUAY-DER üye ve yöneticileri ile Barış Anneleri Meclisi üyeleri katıldı.    “Em ber bi azadiyê ve dimeşin” ve “Özgürlüğe yürüyoruz” yazılı pankartın asıldığı panele, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca ve HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtalan konuşmacı olarak katıldı.    ‘İnfaz rejimi’   Avukat Rezan Sarıca, komplonun tarihsel süreci üzerinde durdu. Rezan, “Komplo ile Sayın Öcalan imha edilmek istendi. Bu imha süreci içerisinde Kürt halkının kimlik, statü talebinin tarihe karışması üzerinden de kimi adımlar atmayı planlıyordu. Potansiyel Kürt tarihini tasfiye etmeye yönelik Üçüncü Dünya Savaşı’nın adımlarından bir tanesidir. Bu komplo farklı boyutlarıyla karşımıza çıktı. Daha sonra İmralı Adası’nda bir infaz rejimi başlatıldı. Buna karşı hem Öcalan hem Kürtler için amaçladıkları tasfiye sürecini gerçekleştiremediler ama bu planları bugün aktif bir şekilde karşımızda duruyor” diye belirtti.    ‘Diyalog süreci bitince tecrit derinleşti’   Rezan, devamında şunları ekledi: “Tecrit sistemiyle avukat görüşlerine izin verilmedi, hücre hapishanesine tabi tutuldu. Hiçbir insanın kaldırmayacağı sisteme tabi tutuldu. 2011’den sonra daha farklı bir süreç karışımıza çıkıyordu; avukat görüşleri kesildi ve 8 yıl boyunca tek bir avukat görüşü gerçekleşmedi. 2015’de diyalog süreci bittikten sonra tecrit sistemi daha çok derinleşti. Yüzlerce avukat olarak başvurmadığımız makam kalmadı ama hiçbir şekilde bir bilgiye ulaşamadık. Bu haber alamama hali hukuk içerisinde şöyle tanımlanıyor; mutlak iletişimsizlik hali. Bu hal her türlü riske açık. Kişinin bütün hakları ihlal edilme tehlikesiyle karşı karşıya, en ağır psikolojik uygulamalardan bir tanesi. Her 9 Ekim yaklaştığında, farklı şekilde birçok şey yaptılar. 3 yıl önce Serêkaniyê savaşı başlatıldı. Şengal’in statüsüz bırakılması için KDP ve Bağdat rejimi anlaşma imzaladı. Herhangi bir statü olmadan kimliksizleştirmiş, rejime bağlı halk gerçekliğiyle karşı karşıya bırakıldı bu halk” sözlerine yer verdi.    ‘Demokrasiyi kurmak için seferber olacağız’   HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ise, Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve editörü Nagihan Akarsel'in katledilmesini kınadı. Fatma, tecridin her yönüyle devam ettiğine dikkat çekerek, demokratik çözümün İmralı’dan geçtiğini belirtti. Fatma, “Kürt ve Türk halkı, emekçiler, kadınlar, gençler üzerinde bu baskıcı politika kendisini dayatıyor. Bizim burada ne yapmamız gerekiyor, bunu tartışmak lazım. Bunlar hala devam ediyorsa, demek ki bizim çabamız yeterli değil. 9 Ekim komplosu bitmedi devam ediyor, şimdi de tecrit olarak önümüzde duruyor, en geniş en derin haliyle devam ediyor. O zaman buna müsaade etmemek, buna karşı mücadeleyi büyütmek gerekiyor. Bu da örgütlüğümüzü büyütmekten geçer. Önümüzde bir seçim var. En güçlü demokrasiyi kurmak için seferber olacağız. Demokrasi önündeki tüm engel olan her şey için çaba gösterecek, mücadele edeceğiz. Kürt halkının kolektif hakları için HDP mücadele edecek” dedi.